GÖRME ENGELLİ RESSAM EŞREF ARMAĞAN

Eşref Armağan

Eşref Armağan

Eşref Armağan'ın resmi

Eşref Armağan’ın resmi

Eşref Armağan'ın resmi

Eşref Armağan’ın resmi

 

            Yaşamak… Nedir yaşamak? Yemek, içmek, uyumaktan mı ibarettir? Gördüklerimizi, duyduklarımızı, hissettiklerimizi nasıl algılarız? Ne kadarını algılarız? Algıladıklarımızdan kaçta kaçını dışa vurabiliriz? Onları başkalarına nasıl iletebiliriz?

Konuşarak, yazarak, resim-heykel-karikatür yaparak, fotoğraf-film çekerek diğer insanlara düşüncelerimizi anlatabiliriz. Toplumumuzda düşüncelerini bu araçlarla dışa vuranlar çoğunlukta mı? Çoğunluk konuşur. Bu konuşmalar ne kadar doyurucudur? İnsanlar birbirlerini olumlu yönde etkileyip üretici hale getirebilirler mi?

Siz, siz! Hangi yolu kullanıyorsunuz? Yazıyor musunuz?

Hayır mı? Neden yazmıyorsunuz? Yeteneğiniz yok, öyle mi?

Peki, siz resim yapar mısınız?

Öyle şeylerle işiniz olmaz mı?

Fotoğraf ya da film çeker misiniz? Evet mi?

Çalışan beş duyu organımız var, onların algıladıklarının beyinde işlem görmesi gerekir başkalarına iletilebilmesi için. Beyin o işlemi yapmazsa görülenlerden, işitilenlerden, tadılanlardan, hissedilenlerden kuru birkaç sözcükten başka bir şey kalmaz geriye.

Kimi zaman -aslında genellikle demek daha doğru olur- bizi çok etkileyen bir kitap, kişi, film, oyun, yapıtla ilgili bir iki cümle etmekten bile kaçınırız. Beş duyu organından biri eksik olan kişiler ne yapıyorlar acaba? Duymuyorlarsa konuşamayacak, müzik dinleyemeyecek, dans edemeyecek, şarkı söyleyemeyecekler mi?

Duyma sorunu olmayan herkesin konuştuğunu, şarkı söylediğini, müzik dinleyip dans ettiğini mi düşünüyorsunuz? İşitebildiği halde bunlardan hiçbirini yapmayan dünya kadar insan var.

Görmeyen kişiler, kendilerini bir karanlığa mı hapsetmişlerdir? Görmedikleri için kitap okuyamaz, televizyon seyredemez, bilgisayar kullanamazlar mı?

Gören kişiler çok okurlar mı? Ya da bilgisayar kullanırlar mı?

Görme sorunu olmayan milyonlarca kişi kitap okumaktan hoşlanmamakta, onların yaşamlarında kitap yer almamaktadır toplumumuzda veya başka toplumlarda. Televizyonsa toplumun büyük çoğunluğunun yaşamının her saatini ele geçirmiş durumdadır.

Toplumda görebilen insanların çoğunluğu böyleyse görme engellilere ne diyebiliriz ki? Aslında onlar yapmak istediklerini yapabiliyorlar.

Kitap okuyabiliyor, bilgisayar kullanabiliyor, fotoğraf çekebiliyor, resim-heykel yapabiliyor, yabancı dil öğrenebiliyor, öğretebiliyor ve daha pek çok etkinliğe katılabiliyorlar. Onlar okudukları kitapları, yazarlarıyla tartışıp beyin fırtınası yaratıyorlar. Okudukları, dinledikleri kitapları öylesine derinden duyumsayıp algılıyorlar ki… O kitaplarla ilgili gözlemlerine, eleştirilerine, ilgilerine, dikkatlerine, en küçük ayrıntıları yakalamalarına, okudukları kitabı taa içlerinde yaşamalarına, zekâlarına hayran kalıyor insan. İçlerindeki coşku, öğrenme isteği, düşünce güçleri onları dinleyenleri de coşturuyor. Ve görme sorunu olmadığı halde okumayan; beynini, yüreğini karanlıklara zincirleyenlere “Uyanın, uyanın artık, kurtarın kendinizi bu karanlığın zincirlerinden„ diye bağırmak istiyorsunuz. Zaman zaman da bağırıyorsunuz.

Bazıları derin uykularından başlarını kaldırıp:

-Ne oluyor sana, ne karışıyorsun? Bozma rahatımızı! diye söyleniyor.

Kimisi:

-Sahi, doğru söylüyorsun, ben de bir şeyler yapmalıyım, diyor.

Onlar kendileri ve toplumları için ne yaparlar veya yapmazlar, bunu bilemeyeceğim. Ancak görme engelli ressam Eşref Armağan’ın bakmaya doyamadığım, bir renk ve düşünce cümbüşü olan resimler yaptığını biliyorum.

Doğuştan görme engelli olan Eşref Armağan hiçbir eğitim almamış. Kendi çabasıyla yazmayı öğrenmiş. Altı yaşında resim yapmaya başlamış. Resim ya! Resim! Yazı değil resim!

Eşref Armağan’ın yaptığı resimlerde; düşüncesinin derinliğini, ufkunun genişliğini, hayal gücünün sonsuzluğunu görüyorsunuz. O, mitolojiden uzay çağına, su altından dağlara, nehirlere, ormanlardan düşlere, camilerden ren geyiklerine, notalardan müziğe, müzikten dansa, siyahtan beyaza, kırmızıdan yeşile, böcekten çiçeğe, korkudan aşka, sevgiden tutkuya, kederden mizaha, insandan canavara, melekten şeytana, düşten gerçeğe, soyuttan somuta… yani yaşama, insana dair ne varsa tuvaline yansıtmış.

Eşref Armağan ne güneşin doğuşunu ne de batışını görmüş. Denizin mavisini, laciverdini; dağların kahvesini, bozunu, karlısını, dumanlısını; göğün açığını, bulutlusunu; arının, kelebeğin, çiçeğin, böceğin çeşitli renklisini de görmemiş. Görmemiş de bunların tümünü hatta fazlasını çizmiş ve hepsini doğadaki renkleriyle boyamış. Resimlerindeki kompozisyon bütünlüğü, renk uyumu, perspektif müthiş!

Yunusu nerede gördü de çizdi. Sadece yunusu çizmekle kalmamış resmine mizah da katmış. Bir yunus kemençe çalıyor, üç yunus onun karşısında yan yana dizilmiş horon tepiyor su altında. Nasıl oluyor bu? Olağanüstü bir durum!

Eşref Armağan bizlerden daha çok yabancı bilim adamlarını şaşkınlığa düşürmüş. Amerika’da beyni incelemeye alınmış. Ve de İtalya’da…

Eşref Armağan görmediği varlıkları, yerleri, olayları, özellikle de renkleri nasıl biliyor? Ve onları tuvale yansıtabiliyor!

Görmeden mi? Kim görmüyor? Eşref Armağan mı, yoksa bizler mi?

Bizler gören körleriz! Gördüklerimizi dışa vuramayan, donmuş, kalıplaşmış kişiler! Kim bilir, belki önce içimize düşürmemiz gerekir gördüklerimizi. Görülenler içselleşmeyince dışarıya da çıkamıyorlar anlaşılan.

Eşref Armağan o renkleri, canlıları, nesneleri nasıl gördü beyniyle? Gözler görüp beyne bir takım dalgalar göndermese de beyinde tüm evren var gibi görünüyor Eşref Armağan’ın resimlerine baktığımızda. Beyin görüyor demek ki! Tüm dünyanın sandığı gibi görme engellilerin dünyası kapkara değil!

Doğa, doğadaki renkler beynin bir bölümünde saklı duruyor da onu kullanmak için gayret gösterenlere gizini açıyor mu uçsuz bucaksız insan beyni?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s