KARAVAN GEZİLERİ: KARAVANLA YUNANİSTAN ve İTALYA

        

Ayvalık'ın Sokakları

Ayvalık’ın Sokakları

Karavanımızla Türkiye’nin pek çok bölgesini, kentini, kasabasını, köyünü, ören yerini, müzelerini dolaştık. Gittiğimiz her yerde karavan kampı yoktu, biz karavanımızla nerede istiyorsak orada rahatlıkla kaldık. Ülkemizde hiçbir yerde hiç

Afrodisias Antik Kenti Karaca-Aydın

Afrodisias Antik Kenti
Karaca-Aydın

kimse tarafından rahatsız edilmedik. Halkımızın konukseverliğini doya doya yaşadık. Nişanlara, düğünlere davet edildik, değişik kentlerde, kasabalarda, köylerde büyük bir sevecenlikle karşılandık. Her akşam değişik bir yerde uyumak, her sabah farklı bir ortamda uyanmak, yeni arkadaşlar edinmek, dostluklar kurmak sıradışı bir güzellikti!

Afrodisias Müzesi

Afrodisias Müzesi

2000 yılında Yunanistan’a bir gezi yapmayı düşündük. İnsan bir şeyi düşünmeye görsün bir anda konuyla ilgili araştırma yapmaya, düşündüklerini hayata geçirmeye başlıyor. Yunanistan’a gitme fikri hem çok cazipti, hem de tedirgin ediciydi. Orada nasıl karşılanırız? Başımıza ters bir durum gelir mi? diye çok düşündük açıkçası.

Bu düşüncelerimizi karavan komşumuz Ahmet (Şimşir) Bey’e ve eşi Pepa’ya açtık. Ahmet Bey ve Pepa her yıl birkaç kez Yunanistan’a gidiyorlardı. Onlar, bize Yunanistan’la ilgili geniş bilgi, kampinglerin yerini gösteren haritalar verdiler. Yunanistan’a rahatlıkla gitmemizi, tedirgin olmamamızı söylediler. Onlarla uzun sohbetlerimiz bizi rahatlattı, Yunanistan’a gitme düşüncemizi pekiştirdi.

Yunanistan-Alexandropoli

Yunanistan-Alexandropoli

Biz hazırlıklarımızı yaparken Ahmet Beylerin de Yunanistan’a gideceklerini öğrendik, tesadüfe bakın ki Yunanistan’a aynı tarihte birlikte gittik. Daha önce sözleşsek aynı tarihi tutturamayabilirdik.

Ahmet Beyler, uzun yıllar karavan komşuluğu yaptıkları Hüsniye-Ahmet Karahan çiftiyle birlikte yola çıkmışlardı. Biz de (eşim Mithat, oğlumuz Deniz ve ben) onlarla aynı anda İpsala Gümrük Kapısı’ndan Yunanistan’a girdik. İki karavan önce Alexandrapolis-Dedeağaç’a arkadan Gümülcine ve İskeçe’ye uğradık. Ahmet Beyler, Thassos Adası’na gideceklerdi, biz de Thassos’a gitmeye karar verdik. Adada bir iki gün kalır Halkidiki Yarımadası’na devam ederiz diye düşündük.

Yunanistan-Keramoti

Yunanistan-Keramoti

Thassos Adası’na giden gemiye binmek için şirin bir kıyı kasabası olan Keramoti’ye geldik. Keramoti’den kalkan arabalı vapurla kırk dakika süren bir yolculuktan sonra Thassos’a vardık. Thassos’u çok beğendik ve adada bir hafta kaldık. Thassos’tan Kavala’ya, Kavala’dan Asprovolta’ya, oradan Halkidiki Yarımadası’na, Selanik’e ve Olimpos’a uzandık.

Keramoti'de gemiye binmek için sıra bekleyen karavanlarımız

Keramoti’de gemiye binmek için sıra bekleyen karavanlarımız

Yunanistan’a daha önce niye gitmediğimize de hayıflandık. Bizim canımızı sıkan tek şey vizeydi, diğer AB ülkelerine vizesiz giriş yapabildiğimiz halde Yunanistan’a vizesiz girmemizin olanağı yoktu. Bu durum tatsızdı!

Yunanistan'da Bir Kamping

Yunanistan’da Bir Kamping

Yunanistan’ın pek çok yerini karavanımızla gide kala dolaştık, güzel dostluklar kurduk, özellikle kampinglerini çok beğendik! Ülkemizde de Yunanistan’daki kampinglerin benzerlerinin olmasını diledik. Yöneticilerimizin bu kampingleri görüp örnek alması gerekiyor. Çadırıyla veya karavanıyla tatile çıkan yöneticilerimiz var mı acaba? Onlar genellikle beş yıldızlı daha da ötesi yedi yıldızlı otelleri tercih ediyorlar. Doğayı sevmek, korumak ve doğa severleri daha iyi anlayabilmek için -yönetici olsun olmasın- herkesin milyon yıldızlı kampinglerde tatil yapması gerektiğini düşünüyorum.

Yunanistan gezimizden büyük bir keyif aldık, en önemlisi boşuna tedirgin olduğumuzu anladık, ön yargılarımızı kırdık. Ege’nin iki yakasında yaşayan toplumların pek çok ortak yönü ve benzerlikleri olduğunu keşfettik.

İtalya

İtalya

2001’in yazında daha uzun bir gezi yapmaya karar verdik. Bu sefer Yunanistan’dan İtalya’ya geçecek çizmeyi bir baştan bir başa dolaşacaktık. Bu geziyi; eşim, ben ve arkadaşlarımız Mualla Varlıoğlu İnce-Yavuz İnce’yle gerçekleştirdik. Bir ay sürecek gezimizle ilgili plânlar yaptık. Karavan komşumuz Ahmet Bey İtalya’daki kampingler hakkında bilgi veren dört yüz sayfalık bir kitap verdi bize. Yol boyunca bu kitap bizim kılavuzumuz oldu.

Bir ay boyunca Yunanistan ve İtalya’da değişik kentlere, kasabalara, köylere gittik, gittiğimiz her yerin müzelerini, ören yerlerini, sanat evlerini dolaştık. Öyle böyle değil, kendimizi daha çok müze, ören yeri görelim diye paraladık, doğru düzgün dinlenemedik. Dinlenmeyi İstanbul’a bıraktık. Çok çok yorucu; ama yorucu olduğu kadar da güzel, hoş bir gezi oldu! Yürümekten bacaklarımız, fotoğraf çekmekten bellerimiz ağrısa da, müzelerdeki yazıları okumaktan gözlerimiz kan çanağına dönse de değişik ülkeler, kentler, kasabalar, köyler görmek ve buralarda yaşayan insanları, kültürleri tanımak heyecan verici ve ilginçti! Bir ay boyunca dört kişinin bir karavanda yaşaması, sürekli değişen ortamlarda farklı insanlarla bir arada olması, türlü sorunlarla baş etmesi de pek kolay değildi! Ancak güzelliklere emek harcanmadan ulaşılamayacağını bildiğimizden her türlü sorunu el birliğiyle çözebildik ve gezimizi başarıyla tamamladık.

Bu gezileri gün be gün anlatmak değil amacım, belleğim beni nereye, kime, nasıl götürürse, hangi anılar beni çağırırsa oraya gideceğim ve yaşadıklarımızı sizlerle paylaşacağım. Kendimi anılar denizine bırakıyorum… Bu denizde birlikte yüzmeye ne dersiniz? Evet mi? Haydi o zaman!