KÖPRÜLÜ KANYON (Gezici Doğa Evim 9)

Torosları aşıp Beşkonak’a yakın bir yere indik. Kış, Toros yollarında büyük hasar yapmıştı. Yollar daracıktı, bazı yerlerde asfaltın yarısı gitmiş, dağdan inen taşlar yolları kapamıştı. Karavanlarımız bu yolların çilesine dayanamayıp zaman zaman arıza yapıyordu, biz bu arızaları hiç sorun yapmıyorduk, hemen bir sanayi bulup arızalanan karavanı tamircilere teslim edip kampımızı kuruyor, bulunduğumuz yerin tadını çıkarıyorduk. Neresi olursa olsun fark etmiyordu; bir yol kenarı, sanayi sitesinin yan tarafı, bir ağacın altı, bir derenin yanı başı… Müthiş maceralı, manzaralı bir karavan rallisi oldu, adrenalinimiz tavan yaptı. Gezinin başında yaşadığımız kazanın şokunu tüm gezi boyunca da duyumsadık.

Akdeniz

Akdeniz

Dağları, tepeleri aştık, sonunda Akdeniz’i bulduk, Akdeniz’in mavisi hepimizin yüzünde mavi mavi gülücükler oluşturdu. Hemen bir orman kampına attık kapağı, geceyi kampta geçirecektik. Çok yorgunduk, tek isteğimiz duş yapıp uyumaktı. Orman kampının bulunduğu yer bir doğa harikasıydı; ama doğru dürüst yönetilmediğinden kampta bir düzen yoktu. Çadırlar, karavanlar dip dibe, burun burunaydı. Orada hem aşırı sıcaktan hem de karavan ve çadırların iç içe olmasından boğulduk, nefes alamadık, uyuyamadık, sabahı zor ettik. Sabahın köründe yola koyulduk, çok fazla yol yapmamıştık ki Beşkonak ve Köprülü Kanyon levhalarını gördük. Karavanlarımızı park edip bir toplantı yaptık, toplantının sonunda Köprülü Kanyon’a gitme kararı aldık.

My captured pictureBeşkonak-Köprülü Kanyon yolu görülmeye değer güzellikteydi. Hele Köprülü Kanyon’a varınca aklımız başımızdan gitti.

Köprülü Kanyon

Köprülü Kanyon

Ne kadar güzel bir yerdi, ne kadar güzel! Bu güzellik karşısında yol boyunca çektiğimiz sıkıntılar, kazalar, arabaların arızaları, kampların düzensizliği, bakımsızlığı, kalabalığı, tüm olumsuzluklar silindi. Doğa… doğa olağanüstüydü!

Karavanlarımız

Karavanlarımız

Karavanlarımıza uygun bir yer bulup kampımızı kurduk.

My captured picture

Beşkonak-Köprülüçay

Sonra yürüyüş yaptık, çıkabileceğimiz en yüksek yere çıkıp Köprülü Kanyon’u görebildiğimizce seyrettik. Manzara muhteşemdi, tüm tepeler ağaçlarla donanmıştı, her yer göz alabildiğine yeşildi. Yeşilin her tonu gözlerimizi, içimizi yıkadı, dinlendirdi. Bu güzelliklerin filmini çekmemek olmazdı.My captured picture

My captured picture

Yeşilliklerin içinden büyük büyük kayalar çıkıyor, kayaların içinden fışkıran sular, gürül gürül akıyordu. Güldür güldür akan buzzzz gibi suların serinliği o sıcakta bize kadar ulaşıyordu.

Ertesi gün Köprüçay’da rafting yapmaya karar verdik. Rafting yapmadan önce çayla tanışalım deyip tepelerden su kenarına indik. Raftingin başladığı yerde suyun oluşturduğu küçük bir gölet vardı.

My captured picture

Köprüçay Göleti

Göletin çevresi ağaçlarla bezenmiş, ağaçlar gökyüzüne başlarını uzatıp göletin üstünü örtmüştü.

My captured picture

Gölete Girmek Çok Güzel!

Havuzumsu göletin suyu öyle parlak öyle parlaktı ki ilk bakışta gözümüzü aldı, kendimizi bir an önce suya atmak için adeta yarıştık.

My captured picture

Soğuk Su Keyfi…

Kaynağın içine girmemizle çığlık çığlığa dışarı çıkmamız bir oldu. Su nasıl soğuk, nasıl soğuktu! Buzzz, buzzzzz, buzzzzzzzzzz!

Yeşillikler içinde, parlağın ötesinde, güzel mi güzel bu su; kendinden emin, bizlerle dalga geçer gibi göz kırpıyordu bize. Onun pırıl pırıl göz kırpışlarına uzun süre dayanamayıp kendimizi tekrar o parlak, buzzz gibi sulara bıraktık. Suya girdiğimiz anda bütün tenimiz uyuşuyor, soğuğa alışamadan kendimizi dışarı atıyor, dışarıda fazla kalmadan yine suya dalıyorduk.

Antik çağlarda adı Eurymedon olan Toros dağlarından doğup deriiin ve dar kanyonlardan geçerek uzun bir yol kat edip Akdeniz’e dökülen soğuk mu soğuk Köprüçay’ın göletine girmek harikaydı!

Geceleyin Köprüçay bir başka güzeldi… Etraf öyle sessizdi ki sadece doğanın sesini duyuyorduk. Karavanlarımızda sıcağı hiç hissetmeden püfür püfür esen yelin tatlı serinliğinde rahat bir uyku çektik.