NADİDE BİR BÜK-3/BYBASSOS ADASI

Deniz üstündeki yürüyüşümü bitirip Kızkumu’nun başlangıç noktasına döndüm, karavanımız park yerinde uslu uslu bizi bekliyordu. Burada bir kafe var, Kızkumu’nda yürüyenlerin dinlenip bir şeyler yiyip içtiği… Park yerinde karavanımızdan başka en az yirmi cip park etmişti. Cip safarilerle Bozburun Yarımada’sını gezen turistler deniz okunda yürüdükten sonra kafede ve plajda Kızkumu’nun keyfini çıkarıyorlar. Ciplerin arasından geçip deniz kenarında durdum, çevreme baktım.

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Orhaniye-Bybassos Adası ve Üzerindeki Kale Kalıntısı

Tam karşımda duran minik ada ve üzerindeki kale kalıntısıyla göz göze geldik. Davetkâr bakışları vardı, sanki ‘şimdi sıra bizde, bize gelin’ diyordu o bakışlar.

Bybassosluların, Kale Adası’na Turgut Şelalesi’nden kemerler ve su altına döşedikleri borular aracılığıyla su getirdiği söyleniyor. Biz bunu görmediğimiz için ne kadar doğru bilemiyorum. Bazı turizm broşürlerinde ve kitapçıklarında yazdığına göre Bybassoslular, adaya su getirmek için bileşik kaplar kuralından yararlanmışlar. Yine pek çok kaynakta adadaki kalenin Bybassoslulara ait olduğu yazıyor ve halk da öyle olduğunu söylüyor; ancak 2005-2011 yılları arasında Marburg Üniversitesiyle Ege Üniversitesinden Alman ve Türk uzmanlar tarafından gerçekleştirilen Bybassos Yüzey Araştırmaları sonucunda adadaki kalenin M.S. 13.-15. yüzyıllara ait olduğu, hem batı hem Arap dünyasının etkilerini gösterdiği, şövalyeler tarafından inşa edilmiş olduğu belirlenmiş. Kim bilir, belki de bu kale 13. yüzyıldan yüzlerce yıl önce (M.Ö. 3. yy) yapılmış olan Bybassos Kalesi’nin yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir.

Ülkemizde ve yabancı ülkelerde çok rastlanan bir durum bu. Pek çok eser daha önce yaşamış uygarlıkların yaptıkları eserlerin kalıntıları üzerine inşa edilmiş. Örneğin Topkapı Sarayı, Bizans Akropolü’nün; Sultanahmet Camii ise Bizanslıların Büyük Sarayı’nın bulunduğu yere yapılmış. Yine Büyük Saray’ın toprak altında kalmış kalıntılarının üzerine mahalleler kurulmuş İstanbul’un fethinden sonra. Bu küçük ada da hem Bybassosluların hem de şövalyelerin kalesini koynunda saklıyor olamaz mı?

Bybassos’ta 2005-2011 yılları arasında yüzey araştırması yapan uzmanlar adadaki kalenin küçük olmasına rağmen çok kaliteli bir mimari eser olduğunu ve detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtmişler. Bunların yanı sıra, kale surlarının dışındaki sahilin çevresi de araştırılmış, liman olarak tespit edilen taş yığınları ve yığın şeklindeki bir teras ölçülüp fotoğraflanmış. Yüzey keramik buluntuların arasında, yapılara ait birçok çatı kiremiti ve sırlı geç Bizans keramikleri, surların dışında ise bir orta Bizans ve bir geç Roma sikkesi de bulunmuş.

SAMSUNG

Bybassos Adası ve Karşısında Aşağı Keçi Bükünde Martı Marina

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Orhaniye- Martı Marina

PENTAX Image

Kızkumu Teknelerin Geziye Çıktığı Yer

Bu minik adanın ve kalesinin çağrısına daha fazla dayanamayıp bir tekne kiraladık Keçibükü’ndeki motellerin önünden. Önce adanın etrafını turladık, adanın Martı Marina’ya bakan yüzü kayalık ve dikçeydi, buradan adaya çıkmak zor olacaktı. Adanın arkasından dolaştık ve karaya kolayca çıkacağımız kumsal olmasa da çakıl taşlı bir yer bulduk, tekneyi yanaştırıp adaya ayak bastık. Biz adaya çıkınca çalılıklar arasında bulunan bazı canlıların tepelere doğru koşuşturduklarını gördük. Bunlar bizden korkup kaçan farklı renklerde bir sürü tavşandı. Gri, beyaz, siyah, kahverengi, alacalı, toprak rengi onlarca tavşan bizden kaçıyordu. Deniz kıyısında bir iki hayıt ağacı vardı, ağaçlara yakın düzlükte yiyecek artıkları ve su dolu kaplar bulunuyordu. Buraya birileri tavşanlar için su ve yiyecek getiriyordu anlaşılan. Biz orada dolaşırken tavşanlardan ses seda çıkmıyor, hiçbiri ortalıkta görünmüyordu. Hava çok sıcaktı, bulunduğumuz yerden Kızkumu’nu ve üzerinde yürüyen yüzlerce kişiyi görebiliyorduk.

Kaleye doğru tırmanmaya başladık, oldukça küçük bir ada ve adanın üzerindeki kale de küçüktü. Kaleden ziyade bir gözetleme kulesine benziyordu. Tepeye çıkınca olağanüstü bir manzarayla karşılaştık, bu bizi şaşırtmadı, nasıl bir doğa harikası içinde bulunduğumuzun farkındaydık.

SAMSUNG

Orhaniye-Kızkumu

PENTAX ImageKarşımızda Kızkumu, arkasında çam ağaçlarıyla kaplı, yüksek tepelerle çevrili yemyeşil bir vadi, bu vadi Orhaniyelilerin büyük çoğunluğunun yaşadığı Merkez Mahallesi’ni barındırıyor, Köy halkının çoğu Türkmen. Türkmenlerin dışında genellikle turizmle Orhaniye’yi keşfeden, Orhaniye’nin güzelliğinden etkilenen Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelip köye yerleşenlerle dünyanın dört bir yanından gelen ve Orhaniye’de yaşamını sürdüren yabancılar var. Orhaniye’ye yerleşenler köyün sosyal yapısını olumlu yönde etkilemişler.

Türkiye’nin ve dünyanın değişik yerlerinden gelenlerin bir kısmı burada ev sahibi olmuş, bazıları ise kiracı…

Orhaniye-kızkumu 046-a

Orhaniye-Kızkumu

Orhaniye Koyu, çam ormanlarıyla kaplı, tepeleri orman olduğundan deniz burada öylesine sakin ve usludur ki… Yazları hava sıcak olmasına sıcaktır; ama çam ormanları sayesinde Orhaniye’de bu sıcaklık insanı hiç rahatsız etmez, kışlar -tabii buna kış denirse- yağışlı geçse de genellikle ılıktır. Yani Orhaniye’nin sıcağı da yağmuru da güzeldir! Neredeyse tüm yıl denizden faydalanabilir insanlar: yüzebilir, balık tutabilir, kürek çekebilir, yelken yapabilirler… Bunun için de bu koy yaz-kış yerli yabancı tekneleri konuk ediyor. Gerek Martı Marina’da gerekse Kızkumu’ndaki bükte konuşlanan teknelerde yaşayanlar hiç de az değil!

SAMSUNG

Bybassos Adası’ndan Denizin Görünüşü

Kale Adası’ndaki kale kalıntısından etrafı büyük bir zevkle seyrettik, hava çok sıcaktı, deniz Keçibükü tarafında masmavi, adanın kıyıya çıktığımız tarafındaysa yemyeşil parlıyordu.

SAMSUNG

Bybassos Adası’nın Karşısı ve Tekneler

Karşı kıyı tepelere kadar çam ağaçlarıyla örtülüydü, ağaçların rengi suya vurmuş denizi yeşile boyamıştı. Tekneler yeşillikler altında denizin üzerinde kurulmuşlardı.Kendimizi bir an önce yeşilliğin içine bırakmak için patikadan aşağı indik. Hayıt ağaçlarının yanından denize girdik, karşı kıyıya kadar yüzdük, kayalıklara dokunduk ve adamıza geri döndük. Hayıtların gölgesinde dinlenirken küçük bir zodyak bot yanaştı yakınımıza, yaşlı bir adam botun ipini hayıt ağaçlarından birine bağladı, tekneden indi, elinde büyük bir torba ve plastik su kabı vardı. Bize selam verdi, Fransız olduğunu, tavşanlara yiyecek ve su getirdiğini, tavşanların ürkmemesi için sessiz olmamızı ve mümkünse pek fazla hareket etmememizi söyledi. Getirdiği yiyecekleri ve suyu düzlükte bulunan kaplara boşalttı, torbayı ve plastik kabı alarak botunun yanına geldi.

Yiyeceğin kokusunu alan ve etrafta kimseleri göremeyen tavşanlar bir anda meydanı doldurdu, iki dakika sürmedi yığınla tavşanın ortaya çıkması. Onların her hareketini  Orhaniyeli Fransızla keyifle seyrettik çıt çıkarmadan, hareket etmeden. Kendilerini güvende hisseden tavşanlar, büyük bir şölendeymişler gibi önce yemeklerini yediler, sonra da neşeyle düzlükte ve engebeli arazide koşturup oynaştılar, hiçbir şeyden korkmadan özgürce dolaştılar, birbirlerini kovaladılar, koklaştılar. Onları uzun bir süre seyreden Fransız, mutlu bir yüzle botuna bindi, kürek çekerek kıyıdan uzaklaştı, tavşanları rahatsız etmeyeceğine emin olduktan sonra botun motorunu çalıştırdı, Kızkumu Plajı’na doğru gitti. Tavşanlar bir müddet daha oynaştıktan sonra başka bir teknenin gürültüsüyle bir anda dağıldılar, her biri bir çalının, taşın ardında kayboldu. Artık ne tavşanlardan ne de yiyeceklerden eser vardı.

Ayaklarımız denizin içinde, bedenimiz hayıt ağacının gölgesinde güneşten rahatsız olmadan izledik tavşanları, fotoğraflarını çektik. Hayıt ilginç bir bitki, bu yörede sıkça rastlanıyor, daha önce gördüğümüz hayıtlar pek ağaç gibi değildi! Ama Kale Adası’ndaki hayıtlar belli ki çok eskilerden günümüze gelmişlerdi, belki de Bybassoslular dikmiştir bu hayıtları; kökleri derinlerde, gövdeleri kalın, dalları sık ve gür, geniş bir alanı gölgelendiren hayıtlar. 2500 yıl önce şifa için kullanılmaya başlanmış hayıt, Hipokrat hayıtın yaraları iyileştirici özelliğinden söz ettiğinden beri. Homeros ise İlyada destanında namus simgesi olarak bahsetmiş hayıttan. İnsan ‘Ya, bu hayıt da neymiş!’ demeden edemiyor.

IMG_20180610_130143hayıt ağacı

Hayıt Ağacı

Buralarda çalıdan biraz büyükçe olan hayıt bitkisine çok rastlıyoruz, ilk defa bu adada rastladık büyük bir ağaç haline gelmiş hayıtlara. Hayıtların dallarından sepet yapılıyor.

IMG_20180610_130156hayıt çiçeği

Hayıt Çiçeği

Aslında ben hayıtın morlu beyazlı çiçeğini çok beğeniyorum.

Hayıt ağacını araştırdım. Hayıt erkeklerin cinsel gücünü azaltıyor, kadınlarda ise hormon dengesini sağlayan hipofiz bezini düzenleyerek hormon dengesizliğinden kaynaklanan kadın hastalıklarını iyileştiriyormuş. Kadın dostu olan hayıta ‘kadın otu’ da deniyormuş. Erkeklerde cinsel gücü öldürdüğünden olsa gerek Avrupa’da rahipler karabiber yerine hayıtın tohumunun tozunu kullanmışlar yüzyıllarca. Hayıt; rahip biberi, namus ağacı adlarıyla da anılıyormuş. Kimi yerde yapraklarından dolayı ‘beşparmak ağacı’ da deniyormuş hayıta. Hayıtların gölgesi iyiydi; ama artık demir almak zamanı geldi. Tekneye bindik demiri çektik, yeşillikler mavilikler içinde motorun tıkırtısını dinleyerek begonviller arasında gizlenmiş,

PENTAX Image

Kızkumu’nda Begonvil Restoran, Kafe

sahil kafelerinden birinin önünde indik birer kahve içmek için. Kahve keyfinden sonra tekneyi sahibine teslim edip karavanımıza döndük. Kızkumu’nun otoparkından çıktık,

SAMSUNG

Orhaniye’deki Parktan Bük’e Bakış

Orhaniye Vadisi’ne doğru ilerledik, Merkez Mahallesi’ne girmeyip deniz kenarındaki parkın önünde durduk. Bu gece burada kalabilirdik, ne de olsa evimiz altımızdaydı, nerede dursak orası bizimdi. Akşam olmak üzereydi, geceyi burada geçirip ertesi gün Orhaniye’yi daha yakından tanıyabilirdik. Karavanımızı manzarayı en iyi şekilde seyredebileceğimiz bir yere park ettik, artık Orhaniyeliydik.

Orhaniye geceleri, oldukça sakin, Bodrum’daki çılgın eğlence hayatı yok burada. Ertesi sabah teknelerin motorlarının sesiyle uyandık, günlerden cumartesiydi, parkın karşısındaki alana pazar kurulmuştu.

DSC03375Orhaniye-pazarag

Orhaniye Pazarı-Orhaniyeli Bir Kadın

DSC03372kadınlar-gözleme ag

Orhaniyeli Kadınlar ve Gözlemeler

Orhaniyeli kadınlar yaptıkları gözlemeleri, peyniri, zeytini, salçayı, ekmeği; yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri pazara getirmiş satıyorlardı. O nefis gözlemelerle, deniz kenarındaki parkta, Kızkumu’nu, Kale Adası’nı, ‘bük’ü, çam ormanlarıyla kaplı tepeleri seyrederek kahvaltı yapmak harikaydı!

Görüntü052

Orhaniyelilerin Topladığı Zeytinler

Orhaniye’de zeytin, yer fıstığı, portakal, mandalina, limon, greyfurt, avokado, incir ve her türlü sebze yetişiyor. Herkes kendi zeytin ve zeytinyağını yapıyor. Hemen hemen her evde büyük ve küçük baş hayvan besleniyor, kümes hayvanları yetiştiriliyor. Bu hayvanlardan elde edilen ürünler de gerek Marmaris gerekse Orhaniye pazarında satışa sunuluyor.

Orhaniye pazarında farklı diller konuşan değişik ülkelerden gelmiş insanlar çoğunlukta, halkla öylesine yakınlar ki, onlar artık Orhaniyeli olmuşlar, gülerek pazarcılarla şakalaşıyor, Orhaniyelilerin yetiştirdikleri ürünleri alıyorlar. Mutlular…

Bir orman köyü olan Orhaniye’de yer fıstığı yetiştiriliyor ve yaygın bir şekilde arıcılık yapılıyor. DSC03367orhaniye bal mumu aBal ve baldan elde edilen ürünler Orhaniye’nin en büyük geçim kaynaklarından.

DSC03377-orhaniye bal ve kültür şenliği a

1. Orhaniye Bal ve Kültür Şenliği

Üç yıl üst üste Orhaniye’de ‘Bal Festivali’ yapıldı. Bu festivalde Orhaniye’de üretilen bal ürünleri sergilenip satıldı. Bunların yanı sıra da çeşitli sanatsal ve kültürel etkinlikler yapıldı. Şimdilerde Osmaniye’deki Marmaris Bal Evi’nde Bal Festivali yapılıyor.

DSC03390bal ve kültür şenliği ga

1.Orhaniye Bal ve Kültür Şenliği’nda Orhaniye İlköğretim Öğrencileri

DSC03419bal ve kültür şenliği ag

Yeni Türkü Grubu- 1.Orhaniye Bal ve Kültür Şenliği’nde

Orhaniye İlköğretim okulu öğrencileri de Bal Festivali’ndeki etkinliklere katılırlar. Veliler de özellikle anneler yaptıkları güzel yiyeceklerle kermes düzenleyip okullarına gelir sağlarlar.

Orhaniye’de eğitime çok önem veriliyor, okuma-yazma oranı yüksek, Orhaniye halkı çocuklarının okumasını istiyor. Her geçen yıl ortaokulu bitiren liseye, üniversiteye gidenler çoğalmakta.

DSC04537 turgut ve orhaniye çocukları a

23 Nisan Etkinliklerinde Orhaniye İlköğretim Okulu Öğrencileri

Orhaniye-Kızkumu çiçeğiyle, böceğiyle, arısıyla, çamlarıyla, deniziyle, adasıyla tam bir doğa harikası, doğayı korumak da burada yaşayanlarla, tatile gelenlere kalıyor. Şayet yolunuz Orhaniye’ye düşerse bir gün, ona sakın zarar vermeyin, çöplerinizi sağa sola saçmayın, gözünüzü dört açıp onun tüm güzelliklerini görmeye çalışın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s