KÖLN KARNAVALI

Köln’de 11. ayın 11. günü saat 11.11’de başlar bu karnaval, sokaklarda geçitler düzenlenir, karnaval severler farklı, renkli karnaval giysileri giyerlerDSC00722-a DSC00728-aGenelde çok resmi olan Almanlar, sanki o resmiliklerini üstlerinden atıp bambaşka kişiler oluyor, neşeleri Köln sokaklarını dolduruyor. Hep birlikte karnaval şarkıları söyleyip restoranlara, diskolara, barlara gidiyorlar. Köln karnavalı hristiyan geleneklerine dayanıyor, karnavala noelde ara veriliyor. Şubat ayının karnavalın en güzel, en renkli günleri olduğu söyleniyor, bu günlere çılgın günler deniyor. Almanya’da karnaval ve festival zamanlarına 5. mevsim deniyormuş. Köln karnavalı paskalya yortusundan aşağı yukarı kırk  gün  tam olarak kırk iki gün önce başlayıp, hristiyan aleminde et ve et ürünlerinin tüketilmediği kırk gün süren ve paskalya yortusunda sona eren oruç döneminin başlangıcıymış. Karnavalın bitmesiyle oruç dönemi başlıyormuş Paskalya bu yıl nisanın ortasına geldiği için karnaval 2020’de 18 Şubat’ta başlayacakmış. Bir perşembe günü başlayıp çarşamba günü bitiyormuş Köln Karnavalı.

DSC00663-aİlk gün kadınlar günüymüş. Hele çarşambadan önceki pazartesi herkes karnaval için aldığı giysileri giyip maskeleri takıp eğlenmeye gidiyormuş. Köln’e ait Kölsch birasını içip şarkılar söylüyorlarmış.-mış,-miş’le anlatıyorum; ama ben bunları gördüm ve yaşadım. Köln’de anlatılanlara göre Carne Vale; ete veda anlamındaymış. Aynı zamanda da kış mevsiminin gönderilmesi, baharın müjdecisiymiş.

Şimdi Köln karnavalı da nereden aklına geldi diyeceksiniz; yıllar önce 2008 yılında Köln’e gittik ve Köln karnavalını izledik, aradan yıllar geçmiş bu kadar zaman sonra yazmak da neyin nesi diyebilirsiniz. Evet çok zaman geçti; ama  yazmak zamanı şimdiymiş. Şimdi yazıyorsam demek ki zamanı diye düşünüyorum. Bir yazar aklımdakileri zamanı gelince yazarım diyordu, ben de düşündüklerini nasıl karıştırmıyor diye düşünüyordum. Demek ki karıştırılmıyormuş. Önemli olan o zamana yolculuk yapmakmış. Kuzenim, eşi ve çocukları Köln’de yaşıyorlardı, yıllar önce Köln’e gitmiştim, sonra da tekrar oraya gitmek çok cazip gelmedi bana. Bir yere gidip orada yaşamadıkça orayla ilgili herhangi bir şey yazmak ve söylemek çok doğru değil. Hiç beğenmediğimiz bir yerde yaşadıkça orayı sevebiliriz, tam tersi de olabilir çok sevdiğimiz bir yerde yaşamak da o yeri sevmememize neden olabilir. Onun için bir yerle veya bir kişiyle ilgili önyargılı olmamalıyız. Önce o yerde yaşamalı veya hakkında konuşacağımız  kişiyi iyi tanımalıyız. Tüm bunların ışığında kuzenim şubat ayındaki karnavaldan bahsetti ve görmemiz gerektiğini söyledi. Üstelik bizlere de karnaval için kıyafetler hazırlamıştı. Şubat ayının başlarıydı. Pazartesi gecesi, bir alış-veriş merkezine gidip eğlenecektik.

DSC00666-a

Pazartesi Gecesi Gittiğimiz Alış- Veriş Merkezi Merdivenleri

DSC00660-a

Köln/Alış- Veriş Merkezi’ne Gelen Kişiler

DSC00659-a

Köln/Alış-Veriş Merkezinde

 

DSC00665-a

DSC00670-a

DSC00681-a

DSC00680-a

DSC00669-a

Köln/Alış-Veriş Merkezi

Galeria gibi bir alış-veriş merkezini kapatmışlardı, herkes sanki faşingdeymiş gibi değişik makyajlar yapmış, rengarenk giysiler giymişti. Her zamanki gibi değillerdi, resmiyeti bir kenara bırakmış bira içip şarkı söylüyor ve müthiş eğleniyorlardı. Toplu halde eğlenen her yaştan Almanı görmek bizleri şaşırttı. Alış-veriş mağazasının her katında farklı müzikler çalıyordu.Herkes çılgınca eğleniyordu. Merdivenlerden farklı giysili kişiler iniyordu; cadılar, periler, papazlar, korsanlar, soytarılar,palyaçolar…Hepsine bakıyorduk, daha doğrusu gözlerimizi alamıyorduk.

Papaz giysisi giymiş bir kişi elinde bir tepsi ile bira dağıtıyordu, varil giymiş bir adam ortalıkta dolaşıyordu. Normalde o kişileri bu giysilerle görmek olanaksızdı. Bira veren kişiler Türkiye’den Almanya’ya gelmiş Kürt vatandaşlarımızdı, onlarla hemen dost olduk, Türkçe konuştuk, bizler bira istedikçe kuyruğa girmeye gerek kalmadan hemen veriyorlardı. O gece çok eğlendik, ertesi gün Köln’e yakın bir yer olanDSC00716-a

DSC00727-a

Köln

Frechen’de yol kenarında duran yüzlerce kişiye karıştık.

DSC00707

Köln

DSC00703-a

Köln

Her yer değişik kılıklara girmiş insanlarla doluydu.

DSC00743-a

Köln

DSC00740-a

DSC00742-a

Köln

DSC00741-a

Köln

DSC00724-a

Köln

DSC00726-a

Köln

Ve önümüzden çok büyük araçlar geçiyordu; bunlar büyük kamyonlar, kamyonetler, traktörlerdi. Bütün araçlar süslenmiş, üzerindeki kişiler iyi giyinmişlerdi.

DSC00732-a

Köln

DSC00734-a

Köln

DSC00733-a

Önümüzden Geçen Atlılar

DSC00714-a

Köln/Flüt Çalarak Geçit Törenine Katılanlar

DSC00735-a

Köln/Bir At Arabası

DSC00737-a

DSC00704-a

DSC00723-aYolun kenarında geçit törenini seyreden halktan bazı kişiler yine değişik kıyafetler içindeydi. Bazıları şemsiyeleriyle gelmişti, bu kişiler şemsiyelerini ters çevirerek bu büyük araçlardan atılan tonlarca oyuncağı, şekeri, çikolatayı, makyaj malzemelerini tutmaya çalışıyorlardı. Bu bize çok eğlenceli bir oyun gibi geldi. Biz de atılan şekerlemelerden, çikolatalardan, oyuncaklardan yakaladık. 1990’larda Köln’e yakın bir yerde oturan arkadaşlarımızla Alaçatı’daydık, arkadaşlarımızdan biri oğlunun prens seçildiğini, bunun Almanya’da çok önemli olduğunu anlatıyordu. O zaman onun anlattıklarını masal dinler gibi dinliyorduk. Çok haklıymış, insan gözüyle görünce gerçekten önemli olduğunu daha iyi anlıyor. Bizler oradakilere Köln Karnavalı çalışmaları ne zaman başlıyor?, diye sorduk. Aldığımız yanıt; karnaval biter bitmez çalışmalar başlıyor, oldu. Her yıl, Almanya Karnavalı’nın yeni prensi seçiliyormuş.

DSC00739-a

Köln

Bu prens herkese tonlarca hediye atıyordu, kenarlardaki yüz binlerce kişiye. Yolun kenarındaki kişiler de maskalerini takmış ve ilginç giysiler giymişlerdi. Araçlardan atılanları kapıyorlardı. Bizler de kaptığımız hediyeleri alarak akşamüstü eve dindük. Sonraki günler nereye gittiysek karnaval severler bizleri orada karşıladı. Sadece Köln’de değil Almanya’nın pek çok kentinde, kasabasında ve Hollanda’nın Maastriçh kentinde de değişik kıyafetlerle eğlenen insanlara rastladık.,

DSC00763-a

Maastricht/Hollanda

DSC00780-a

Maastricht

DSC00776-a

Maastricht

DSC00762-a

Maastricht/ Hollanda

DSC00813-a

Maastricht/Hollanda

DSC00808-a

Maastricht’te Bir Sokak

Hollanda’nın Maastricht kentinde de insanlar ilginç ve renkli elbiselerini giymiş, kalabalık gruplar halinde eğleniyorlardı, Hele çekiç kıyafeti giymiş insanlar bana çok ilginç geldi.

DSC00772-a

Maastricht

DSC00773-a

Maastricht

DSC00769-a

Maastricht

DSC00771-a

Maastricht

DSC00775-a

Maastricht’te Karnaval Zamanı

DSC00760-a

Maastricht

DSC00755-a

Maastricht’te Bir Grup

Kimi insanlar  beş ya da on kişilik gruplar halindeydi ya da bir veya iki kişiydiler, değişik mizansenler yapanlar da vardı. Sokaklarda o kıyafetlerle dolaşmak kimseye garip gelmiyordu.

DSC00774-karnaval için yapılan tuvaletler-amsterdam a

Maastricht’te Karnaval İçin Kurulan Tuvalet

DSC00784-a

Maastricht/ İki Tuvalet ve Bir Adam

Üstelik karnavala katılan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak için sokaklara tuvalet bile kurmuşlardı. Tabii bu tuvaletlerde erkekler ihtiyaçlarını görüyorlardı. Peki kadınlar ne yapıyordu, onlar da kapalı yerlerdeki tuvaletlere gidiyorlardı sanırım. Ya da öyle düşünmek istiyorum, sadece erkeklere özgü bir karnaval olmadığına göre kadınların da gittikleri kapalı tuvaletler olmalı.

DSC00809-a

Maastricht /Hollanda’da Karnaval Giysileriyle Bir Aile

Almanya’da ve Hollanda’da sokaklar, metrolar, tramvaylar sabahtan başlayarak   rengarenk kostümlerini giymiş, makyajlarını yapmış  ve maskelerini takmış  dolaşan insanlarla dolu…  Ortaçağ’da Katolik Kilisesi karnavala karşı çıkmış. Halk da değişik kıyafetler ve ilginç maskelerle karnavala karşı olan Katolik Kilisesini alaya alıyormuş. Almanya’ya başka ülkelerden azımsanmayacak kadar çok turist geliyor. Bu da ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Halk buna boşuna 5. mevsim demiyor sanırım. Bizler de Köln’e bu karnaval için gitmedik mi? Asıl karnaval 11. ayın, 11.günü, saat 11.11’de başlıyor. Peki bu on bir neyin nesi, on bir Almanca elf demek, elf de Fransızca eşitlik(egalite), özgürlük(liberte), kardeşlik(fraternite) sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. Yani bu karnaval eşitlik, özgürlük, kardeşlik anlamına geliyor, ne kadar ihtiyacımız var bunlara… Bu karnaval sadece eşitlik, özgürlük, kardeşlik için yapılmıyor bence. Oteller, restoranlar, barlar dışarıdan gelen misafirler ve çılgınca eğlenen Alman halkı sayesinde cirolarını ikiye, üçe belki de beş’e katlıyorlar 

DSC00738-a

Peki Almanlar giydikleri kostümleri kendileri mi yapıyorlaç? Hiç sanmıyorum, Köln’de  o kostümleri satan ve kiralayan pek  çok dükkan varmış. Köln’de yaşayanlar öyle söylediler, bizler de bu dükkanlardan bir ikisini gördük. Köln Karnavalı’nda bu giysilerin yüzde doksanı, kalan yüzde on ise Cadılar Bayramı’nda satılıyormuş. Bu giysileri hazırlayanlar hayal güçlerini çok çalıştırıp tasarımlarını çiziyorlar ve sonra da giysileri dikiyorlar. Eee bu da ekonomiyi canlandırır tabii ki…

DSC00718-a

Köln/Frechen

DSC00725-a

Köln//Büyük Araçlardan Görevli Kişiler Tonlarca Çikolata, Şekerleme ve Oyuncak Atıyorlar

Ayrıca araçlardan atılan tonlarca şekerleme çikolata ile, makyaj malzemeleri ve oyuncakları yapanlar da yaptıklarının karşılığını alıyorlardır. Bir karnaval deyip geçmeyelim, ne kadar çok kişiye iş imkanı sağlıyor ve pek çok insan para kazanıyor tüm bunlardan.

Bir gece diskoya gittik; kırmızı, yeşil, mavi peruklar takmış, değişik giysiler giymiş insanlar çılgınca eğleniyorlardı. Aklıma, perukları görünce, geldi peruklar peynir ekmek gibi satılıyordu, biz bile üç (kırmızı, siyah, sarı) renkli iki peruk aldık.  Gelelim diskoya, disko deyince  aklınıza büyük bir yer gelmesin. Çok  kalabalık bir yerdi, herkes sıkış tıkış olduğu yerde sağa sola ya da öne arkaya sallanıp duruyordu, papaz giysisi giymiş olan DJ de genellikle onların bildiği şarkıları çalıyor, onlar da hep birlikte söylüyorlardı. Onların tüm şarkıları bilmeleri ve  söylemeleri bizleri etkiledi. Bu insanların mutlaka resmi bir işleri vardı, bir haftalığına resmiyetten kurtulup istedikleri gibi yaşıyorlardı. Belki bir gece belki de bir hafta sürecek yeni aşklara yelken açıyorlardı. Bunu nereden mi anladım hem şarkı söyleyip hem de öpüşüyorlardı. Belki de  bir hafta sonra birbirlerini görmeyecekler ya da görmezden geleceklerdi.

Fotoğraflar: Sevil- Mithat Okay