AFRODİSİAS ANTİK KENTİ

Afrodisias Antik Kenti’ni  gördünüz mü? diye sorduğum kişilerin yüzde yetmişi böyle bir kente değil gitmek adını bile duymadıklarını söylüyorlar. Efes Antik Kenti’ni duymayan, bilmeyen, gitmeyen yok gibi… Afrodisias’ı neden bilmiyoruz öyleyse… Demek ki reklamı az yapılıyor, ne yazık ki günümüzde her şey reklam aracı olabiliyor. Afrodias’ı bizler de geç tanıdık, ve geç gittik, yani Efes’e gittiğimiz zaman Afrodisias’ın adını bile duymamıştık, bizim gibi milyonlarca kişi de duymamıştı bu adı sanırım. Yıllar önce Nazilli’de oturan arkadaşlarımız Hamit’le İmren’e gitmiştik karavanımızla, Nazilli dışındaki yerlerde kar yağıyordu; ama Nazilli’de hava ılıktı, orada anorakları çıkardık. Yemyeşil bir yerdi Nazilli, yıllar önce Bedri Rahmi’nin Canım Anadolu adlı kitabında Nazilli ile ilgili bir yazısını okumuştum, o zamandan beri Nazilli’yi görmek istiyordum. Sonunda Nazilli’yi gördüm ve Bedri Rahmi’ye hak verdim. Nazilli’yi çok beğendik. Afrodisyas 211-aHele Nisan ayında Nazilli’deyseniz, dağ taş portakal çiçeği kokar. Biz hem kışın hem de baharda Nazilli’ye gittik. Nazilli pazarına uğramadan geçmedik, zira yazlık kentlere ve büyük şehirlere göre çok ucuzdu.  Arkadaşlarımız İmren ve Hamit, Afrodisias Antik Kenti’nin yakın olduğunu ertesi gün gidebileceğimizi ve Karacasu’da olan Afrodias’tan sonra Karaca’nın çok meşhur olan pidesini yiyebileceğimizi söylediler. NAfrodisyas 243-aErtesi gün soluğu Afrodias’ta aldık, Afrodisias’tan çok etkilendim. Bu kadar güzel antik bir kent olabilirdi. Tüm arkadaşlarımıza Afrodisias’a gitmelerini söyledim, bazılarıyla birlikte gittik, uzun zamandır Afrodisias’ı yazmak istiyordum, şimdi evde kapalı kalınca Afrodisias’ı yazma  vakti geldi diye düşündüm. Afrodisyas’a giderseniz Karacasu’da pide yemeği unutmayın, gerçekten çok nefis…

araguler

ARA GÜLER

2182639_c6a7e365acf97c0494d945f3a6515109_640x640

ARA GÜLER PİCASSO İLE

Bu antik kentin bulunma öyküsü de çok ilginç! Tanınmış fotoğraf sanatçımız Ara Güler, 1958 yılında  Aydın’ın Geyre beldesindeki bir barajın açılışı için Geyre’ye gazeteci olarak gelir ve İstanbul’a dönerken yolunu kaybeder, iyi ki Ara Güler yolunu kaybetmiş de yolu Geyre köyüne düşmüş, bu köydeki kişilerin tarihle iç içe yaşadıklarını görmüş; mimari parçalar, Roma sütunları ve lahitler varmış Geyre’de… Lahitler, üzüm  şırasını süzmek için  kullanılıyormuş köylüler tarafından. Bu durumlar bize hiç yabancı değil, nerede bir tarihi yer, eser varsa yöre halkı evinin, duvarının, kümesinin yapımında tarihi taşları kullanıyor. Ara Güler tarihi eserlerle dolu olan bu köyü görünce çok şaşırır, pek çok fotoğraf çeker, İstanbul’da burasını araştırır, ‘ne bulur?’  Tabii ki hiçbir şey bulamaz. Kendisi burayı tesadüfen bulmuştur, başkaları burayı nereden bilsin? Kimse burayı bilmemektedir.

aZNHO-UVhU6BkIiIunlPjw

Ara Güler’in Çektiği Bir Fotoğraf – 1958/ ntv.com.

6O1GUA2yiUaQ0jMvgtZW_g

Geyreli Küçük Bir Kız-Köylüler ve Afrodisyas/ Ara Güler/ ntv.com.tr

Yz3uGN03lkesXylsYJIImg

Ara Güler’inFotoğraflarından Biri/ ntv.com.tr

Ara Güler çektiği fotoğrafları pek çok  kuruluşa gönderir; ama kimsenin ilgisini çekmez bu kent. Sanırım buna daha çok şaşırmıştır Ara Güler, ama pes etmez, yurt içinde aradığı ilgiyi bulamayan Güler çektiği fotoğrafları yurt dışına gönderir. Ve Ara Güler’in beklediği ilgi yurt dışından gelir. Fotoğraflar istenileni yapmış, büyük bir ses getirmiştir. Amerika’dan gelen arkeologlar Geyre’de araştırma yaparlar ve buranın Roma İmparatorluğuna ait tarihi M.Ö. 500’lü yıllara dayandığını ve adını aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’ten aldığını anlarlar . İtalya’da Afrodit’e Venüs diyorlar.

IMG_20200405_135138

Sandro Boticelli’nin Yaptığı Afrodit(Venüs)  Heykeli’nin Yüzü

Boticelli onu resmetmiş. Afrodisias Antik Kenti’nde tapınaklar, tiyatro toplanma yeri, stadyum ve  hamamlar bulunuyor. İnsanlık Hristiyanlığı kabul ettikten sonra buraya kiliseler yapılmış, Afrodisyas önemini yitirmemiş. Afrosidias Antik Kenti Temmuz 2017’de Polonya’nın Krakow Kenti’nde Unesco’nun 41. Dünya Miras Komitesi’nde Yunan ve Roma dönemine ait mimari özellikleri en iyi yansıttığından dolayı Dünya Mirası Listesi’ne alınmış.

Bir de buraya gönlünü kaptırmış ve Afrodias’a 30 yılını vermiş Kenan Tevfik Erim adlı bir arkeolog var.  1929 yılında İstanbul’da doğan Kenan Erim New York Üniversitesi’nde Klasik Arkeoloji okumuş ve bu bölümden mezun olmuş, Princeton Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora yapmış..Afrodisias’a ilk kez 1959 yılında gelmiş ve ondan sonra bir daha buradan ayrılamamış,

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 223

Arkeolog Kenan Erim

Kenan Erim, Afrodisias’a yaptığı yolculuğu şöyle anlatıyor: “1959 yılının temmuzunda Nazilli’den yola çıktığımda, bu denli önemli bir seyahat olduğunu bile tahmin edemezdim. Karacasu’dan sonra çok kötü bir toprak yolla Geyre’ye ulaşmadan önce, Afrodit Tapınağı’nın sütunlarını gördüm. Köy tamamen Afrodisias’ı kaplamış ancak muhteşemliğini gizleyememişti İlçenin tek otelindeki odamda, günlüğüme şunları yazdığımı hatırlıyorum: Hayatımda yeni bir dönem başlıyor…”.

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 222

Kenan Erim’in heykeli

Evet, Kenan Erim’in dediği gibi yaşamında yeni bir dönem başlamış ve Aphrodisias’tan bir daha ayrılamamış. Burada kazı başkanlığına ve New York Üniversitesi’nde Klasik Çağ Profesörlüğüne devam etmiş, 1990 yılında vefat eden Kenan Erim  Afrodisias’a gömülmüş. Türkiye’de Antik Kente gömülen ilk kişiymiş. Ona neden evlenmediği sorulunca ben Afrodias’la evliyim, Aphrodisias benim sevgilim, dermiş.

Afrodisyas 224-a

Afrodisyas’ta Kazı Zamanı

1961 yılında şahsi girişimlerde bulunarak burada araştırmalara ve kazıya başlamış. Arkeolojik bir kazıya başlamak ve bunu yıllarca devam ettirmek kazının ve kazıyı yapanların paraca desteklenmesine bağlı.

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 218

Arkeolog Kenan Erim’in Giysilerinden Biri

Kazı için gereken maddi desteği sağlayan Amerika’ymış, yine kendi çabalarıyla İzmir, İstanbul, Paris, Londra ve New York’ta “Geyre Vakfı- Aphrodisias Sevenler Dernekleri’ni kurdurtmuş. Bugün Kenan Erim ve ekibinin kazılardan çıkardıklarıAfrodisyas 117-a Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 120-aAfrodisyas 121-aAfrodisyas 123-aAfrodisyas 134-aAfrodisyas 141-a

Afrodisyas 145-a

Afrodisyas Müzesi ve Eserler

Afrodisyas 157-aAphrodisias Müzesi’nde sergileniyor. Ayrıca Geyre Vakfı  Afrodisias Müzesi’ne ek bir salon yaptırmış ve Sebasteion restorasyonunu da parasal olarak destekliyormuş; şayet Afrodisyas 135-aAfrodisyas 201Afrodisyas 133-aAfrodisyas 144-a

 

Afrodisyas 185-a

Afrodisyas Müzesi’nden Dışarıya Bakış

Afrodias müzesini gezerseniz burada kazılardan çıkanların özellikle heykellerin ne kadar harika olduklarını, ne kadar ek salon yapılsa da bu müzenin yeterli olmadığını görürsünüz. Neyse ki Geyre Vakfı  çalışmalarına devam ediyor, Geyre müzesini bu  vakıf yenileyecek ve büyütecekmiş. Umarım bir an önce yapılır bu çalışmalar. Afrodisias’tan çıkarılanlar Aydın ve Geyre müzelerinde sergilenmekteymiş. Ben bu müzelere gitmedim; ancak en kısa zamanda- korona geçince- gitmeyi düşünüyorum.

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 122-aNeyse ekşi sözlük’ün yazdığına göre Kenan Erim Afrodisias’ta kazı yaptırırken etraftaki köylerden işçiler getirip bunları kullanırmış. Bir gün civar köylerden gelen işçiler bir lahitin içinde buldukları kemikleri birbirine atarlarken sanırım bir yandan da şaka yapıp “al lan dedeyin kemikleri” demişler. Bunu duyan Kenan Erim ‘acaba doğru olabilir mi?’ diye bu durumu araştırmış  ve yapılan inceleme sonunda lahitte bulunan kemiklerin sahiplerinin o yörede yaşayanların ataları olduğu ortaya çıkmış. Şaka olarak söylenen bir cümle, hakikate dönüşmüş Kenan Erim sayesinde.

Yine ekşi sözlük’te yazdığına ve Ara Güler’in söylediğine göre dünyanın en bilgili, en kültürlü insanlarından biriymiş; bir o kadar da kurnaz ve kıskanç biriymiş Kenan Erim. Ara Güler’in Afrodias’ı bulmasını hiçbir zaman hazmedememiş. Bana göre bu çok saçma bir şey, Ara Güler iyi ki Afrodisias’ı bulmuş; bulmasaydı, Kenan Erim’in buradan haberi olmazdı. Kenan Erim’in Afrodisyas’a aşkı da yalan olurdu. Ve keşfedilmeyi bekleyen pek çok yer gibi kimse burayı bilmezdi. 1958 yılında Ara Güler burayı keşfediyor, Kenan Erim gibi bir arkeoloğu buluyor. Kenan Erim 1959’da ilk defa buraya geliyor, bir daha buradan ayrılamıyor. 2017 yılında Unesco tarafından Afrodisyas Dünya Mirası Listesi’ne alınıyor. Bu antik kent için uğraş vermiş insanların ikisi de bugün artık yoklar. Şayet bunu bilselerdi kim bilir ne kadar mutlu olurlardı…

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 205

Afrodias’ın Antik İnsanı ile Bugünün Çocuğu Yan yana

Afrodisyas 127-a

Müzenin Giriş Kapısı ve Tarihi Eserden Anlayan Bir Kedj

Afrodisyas 263-a

Afrodisyas Antik Kenti

Afrodisyas 268-a

Afrodisyas Antik Kenti

Afrodisyas 257ab

Afrodisyas’a sadece buradaki stadyumu görmek için bile gidilir. Dünyada bu stadyum benzeri kalan dört stadyum varmış. Daha önce bu kadar büyük bir stadyum görmemiştim. Stadyum gözümüze öyle böyle değil, çok büyük göründü, oturma sıraları da çok fazla kişi alabilirdi. Ben fotoğrafını çekerken iki tarafı ayrı ayrı çektim. Stadyumda otururken gladyatörlerle vahşi hayvanların mücadelelerini hayal ettim, nedense buranın gladyatör ve vahşi hayvanlar için yapıldığını düşündüm. Sonra stadyumla ilgili bilgi veren afişi okuyunca buranın; koşu, uzun atlama, güreş, disk ve cirit atma gibi sporların  ve yarışmalarının yapılması için M.S. 1. yüzyılda yapıldığını okudum. M.S. 400  yılında stadyumun doğu tarafı gladyatör ve vahşi hayvanlar için bir arenaya dönüştürülmüş. Bense ilk yapılırken bu amaçla yapıldığını düşünmüştüm. Bu stadyum; camlı afişte yazdığına göre 270 metre uzunluğunda 50 metre enindeymiş ve 30.000 kişinin oturabileceği sıralar varmış. Kadınlar, erkekler, Afrodisiaslılar, başka şehirlerden gelenler, değişik meslek grupları için düzenlenmiş oturma alanları bulunmaktaymış.

Afrodisyas 250-a

Afrodisias Stadyumu’nun Sol Tarafı

Afrodisyas 255-a

Afrodisias Stadyumu’nun Sağ Tarafı

Afrodisyas 276-a

Afrodisyas 283-a

Afrodisyas 281-a

Hadrian Hamamı

Afrodisyas 284-a

Hadrian Hamamı

Afrodisyas 290-a

Afrodisyas 291-a

Afrodisyas 292-aEn son tiyatronun bulunduğu alana geldik. Bir grup genç vardı, bir oyun sergileyeceklerini düşündüm, ne yazık ki öyle bir şey yapmadılar, ben de müzik dinleyip hayali bir tragedya izledim. Sanki antik çağda yaşıyormuş gibi hissettim kendimi. Tiyatro’nun sıralarına oturup da kendini zaman yolculuğunda bulmayan kişi yoktur.

My captured picture

Afrodisias Antik Tiyatrosu

Kazı çalışmalarına başlandığı zaman Geyre köyü hayaller kurduğum antik tiyatronun üzerine kurulmuş meğer sonraki yıllarda yeni bir köy inşa edilmiş ve kazı çalışmaları yeniden başlamış. Nasıl İstanbul’da Bizanslılara ait Büyük Sarayın üzerine evler yapılmışsa burada da tiyatronun üzerine bir köy kurulmuş. 1960’larda köy bir iki kilometre uzağa taşınmış, 1966’da tiyatronun olduğu yerde kazılar yeniden başlamış ve burada pek çok heykel bulunmuş, en önemlisi de tiyatro ortaya çıkmış.

İspanya’nın Mayorka adasında Drach Mağaraları var, bu mağaranın içindeki gölü Fransız Mağara Bilimcisi E.A. Martel adında biri bulmuş ve gölün adı Martel olmuş, yabancı ülkeler keşif yapanlara gereken değeri veriyorlar, örneğin, biz de doğa harikası bir yere gidiyoruz, burası bir mağara ya da antik bir kent veya bir kanyon olabilir. Büyük bir merakla burayı kim bulmuş diye sorduğumuzda bir keçi ya da koyun çobanı burayı bulmuş yanıtını alıyoruz. Peki kim bu keçi veya koyun çobanı o kişinin bir adı yok mu?  Bizler neden o kişilerin adlarını bilmiyoruz? Oralar bulunmasa bizler oralara gidemeyecek, o güzellikleri göremeyecektik. O zaman böyle yerleri bulan kişiler çok önemli olmalı. Neyse ki Afrodisyas’ı bulan Ara Güler’i tanıyoruz, ama ona gereken değer verilmiş mi? Sanmıyorum…

 

Faydalanılan Kaynaklar:

Vikipedi

Ekşi Sözlük

Aphrodisias.org

5 thoughts on “AFRODİSİAS ANTİK KENTİ

  1. Ne güzel anlatmışsınız bu büyülü kenti!
    Geçtiğimiz iki sene gittim Afrodisias’a. Geçen sene ikinci sefer gittiğimde ilkinden daha farklı gördüm. Olumlu yönde tabii. Bazı bölümlerde çalıan yerli, yabancı arkeologlar vardı ve yeni bölümler açılmıştı. Hele akşam üzeri gittiğinizde, ışık kentin kalıntıları üzerinde eğildiğinde muhteşem bir görüntü oluyor.
    En çok huzurlandığım yer ise Kenan Erim Hoca’nın mezarının da olduğu Anıt Kapısı önü. Çimlerde yatıp, başını arşa kaldırdığında, parlak mavinin içinde şaheser kapının kalıntısı başlı başına bir görsel şölen.
    Kaleminize sağlık!
    Sağlıkla kalın!

    Liked by 1 kişi

    • Afrodisyas’i gidip de etkilenmeyen yok. Ben de iki kere gittim, ama en az beş defa daha giderim. İnsan her gidişinde farklı etkileniyor gerçekten. Siz bana diyorsunuz ama siz de çok güzel anlatmışsınız. Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s