SAZOVA BİLİM,SANAT ve KÜLTÜR PARKI-MASAL ŞATOSU- GÖLET- KORSAN GEMİSİ

Eskişehir’de pekçok müze gezdikten, şehirde dolaştıktan sonra Sazova Bilim, Sanat ve Kültür Parkı’na gittik. Bu park 2008 yılında tamamlanmadan açılmış.

SAZOVA PARKI

GÖLET
UZAY EVİ

Bazı yerler kapalı olsa da (Sabancı uzay evi, deney merkezi vb.) açık olanları gezmek bile saatlerimizi aldı. 400,000 m2lik bir alanda neler neler vardı. Özellikle 25.000 m2lik bir gölet, bu gölette bulunan bir korsan gemisi ve masal şatosu. Masal şatosuna gitmek için, gayet güzel olan buharlı tren istasyonuna gittik, trenin gelmesini bekledik, müşteriler genellikle çocuklardı.

Sazova Bilim, Kültür, Sanat Parkı- Su Çarkı
Su Çarkı
Tren İstasyonu

Tren istasyonu da çok güzeldi. Keyifle küçük buharlı treni bekledik. Yemyeşil olan Sazova parkında trenle seyahat etmek çok hoştu, 10-15 dakikada masal şatosuna ulaştık.

MASAL ŞATOSUNUN ARKA TARAFI

Önce şatonun arkasını gördük sonra bilet gişesine gidip biletlerimizi aldık.

Masal Şatosu

Şato bana Rapunzel’in şatosunu anımsattı ilk bakışta. Sanki şato oraya Disneyland’dan getirilmişti. Bizde genellikle şatolar yoktur. Onun için Disneyland’dan getirilmiştir dedim. Şatoyu gezdikçe, çocukken okuduğum masal kahramanlarını gördükçe şatoya ısındım hele şatonun kulelerini ve Sazova’nın manzarasını gördüğümüz alana gelince kuleler bana çok tanıdık geldi.

Şahmeran, Ulu kule

Kız Kulesi
HEZARFEN ve GALATA KULESİ

İyi ki alt kattan yukarıya çıkarken kulelerle ilgili resimler ve hangi kuleler örnek alınmışsa onlarla ilgili bilgiler vardı.Oldukça yerli bir şato olmuş bu şato. Gerçi küçük ünlü uyumuna uymasa da, bizim şatomuz diyoruz.

Türkiye’deki bazı kuleler ve camiler örnek alınıp şatonun kuleleri yapılmış. Bu da şatoyu yerlileştirmiş.

MASAL ŞATOSU

Geçmişte olmasa da şimdi bizim de bir şatomuz hem de masal şatomuz var.Bu yerli şatoda 8 büyük kule, 18 küçük kule varmış. Bu kulelerden bazıları İstanbul’daki Galata kulesi, Kız kulesi, Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki Adalet kulesi, Mardin-Ulu kule, Diyarbakır-Çan kulesi, Antalya-Yivli minare, Sindrella kulesi vs.

Ben şatoya bayıldım. Masal şatosu olması da farklı bir ayrıcalık katmış buraya. Seyir terasından, Sazova parkı harika görünüyordu.

SAZOVA PARKI
SAZOVA PARKI
MASAL ŞATOSUNDAN SAZOVA PARKI’NA BAKIŞ
MASAL ŞATOSU GİRİŞİ VE SAZOVA PARKI

Her yer yemyeşil, tertemiz, güzel ağaçlar parkta mutluydular. Amfi tiyatro bile görülüyordu.

MASAL ŞATOSU KULESİ
MASAL ŞATOSU SEYİR TERASI VE BİR KULE

Biz de bir masalın içinde yaşıyormuş gibi hissettik kendimizi, kulelere ve manzaraya bakmaktan kendimizi alamadık bir türlü.Hepsi öylesine güzeldi ki…Çocuklar kim bilir nasıl keyif alıyorlardır ben büyük olarak bu kadar keyif aldıysam.İnsan ister istemez çocuk oluyor kaç yaşında olursanız olun. Her yanda bir tanıdıkla karşılaşıyorsunuz, masallar artık sizin bir parçanız olmuş. Önce o masalları büyükleriniz size anlattı, okumayı öğrendikten sonra hepsini okudunuz, çocuğunuza ve başka çocuklara anlattınız ya da okudunuz. Şimdi de o masalların kahramanlarıyla karşı karşıyasınız.Masal kahramanlarıyla öylesine içli dışlı olmuşsunuz ki… Masal evini ister rehber eşliğinde isterseniz kendiniz gezebilirsiniz. Ben hâlâ Masal Şatosu’na Masal evi diyorum. Bu kadar geç bir şatosu olunca insanın alışması da hemencecik olmuyor.

ŞATONUN GİRİŞİNDEKİ KALIN MASAL KİTAPLARI
MASAL ŞATOSU MAKETİ
MASAL ŞATOSUNDAKİ MASAL KİTAPLARI
Masal kitaplarından oluşmuş elinde kalem olan bir masal kahramanı

Neyse şatonun giriş bölümünde bir danışma sizi karşılıyor. Büyük masal kitapları ve masal kahramanlarını görebiliyorsunuz. Hediyelik eşya dükkanı ve bir kafe bulunuyor burada. Hediyelik eşya satan yerde hediyelik masal karakterleri ve onların eşyaları bulunuyor.Şatonun maketini büyük kitapların yanında görüp fotoğrafını çektik.

ÇOCUKLARIN YAPTIĞI SERAMİKLER
ÇOCUKLARIN YAPTIĞI SERAMİKLER

Ayrıca Çocuk kulübü de bu katta, çocuk kulübünde çocukların yaptığı seramik eserler vardı. Bizler de seramikle ilgili olduğumuz için fotoğraflamadan oradan ayrılamadık.Çocuk kulübünde, çocuklar yazarlarla buluşup söyleşiyorlarmış. Bundan başka birçok etkinlik de çocuk kulübünde yapılıyormuş; drama atölyeleri, yaratıcı okuma,yazma,düşünme çalışmaları, felsefe çalışması, müzik dinletileri, dans gösterileri vb.

Giriş bölümünde Rapunzel ve cadı vardı, Rapunzel . saçlarını uzatmış, gerçi yan tarafta merdivenleri var ama…Şatonun bana Rapunzeli anımsattığını söylemiştim,işte Rapunzel karşımdaydı.Üç boyutlu atların çektiği, külkedisinin arabasını gördük, külkedisi de arabaya binmek için bekliyordu hem güzel olan hem de l2’den sonra kabağa dönüşecek olan araba ve kabaklar hepsi bir yerdeydi.. Sonra yukarıya merdivenlerden çıkmak istedik, merdivenlere yürürken masalları derleyen masal derleyicilerini gördük. ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ adıyla masal derleyicilerinin isim ve resimleri bizleri karşıladı. Kimlerdi bu masal derleyicileri. Ahmet Edip Uysal, Tahir Alangu, Pertev Naili Boratav, Saim Sakaoğlu, Muhsine Yavuz, Naki Tezel, Oğuz Tansel, Ziya Gökalp, Eflatun Cem Güney’dir. Onlar da masal şatosu sayesinde ölümsüzlüğü yakalamışlardı. Çoğu bu dünyadan ayrılmış kişilerdi.

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ MASAL DERLEYİCİLERİ
IŞIKLI PANO

Ayrıca yuvarlak, ışıklı bir panoda masalların adları yazıyordu.. .Bir de fotoğraf çektirmek isteyen minikler için masal kahramanlarının giysileri hazırlanmıştı.Burada her şey masala bağlanıyor; hint,arap, avrupa masalları . Tüm masallar ışıklı olarak canlandırılmışlardı. Çocuklar büyük bir sevinçle gidip bir iki dakika da olsa masal kahramanlarından biri oluyorlardı. Ama büründükleri giysilerle çektirdikleri fotoğrafları ömürleri boyunca saklayacaklar ve masal şatosunu ölene kadar unutmayacaklardı. İyi ki merdivenlerden çıkıyoruz üst kata, renkli merdivenlerin her birinde bir masal kahramanının adı yazıyordu. İkinci katta bir kafe var, bu kafe büyük elmalarla süslenmiş, tam masal evine uygun. Kafenin karşısında yukarıya çıkan rengarenk merdivenlerin iki yanında

‘.

PİNOKYO ve RENKLİ MERDİVENLER

Pinokyo ile onun yapımcısı Gepetto Baba bize hoş geldiniz, der gibi bakıyor,sadece pinokyo ve Gepetto Baba yoktu, onlarca küçük oyuncak iplerle sarkıtılmıştı, Pinokyo’nun ve diğer oyuncakların yapıldığı el aletleri de Pinokyo’nun yanında sergileniyordu, Pinokyo’dan önce yine masal kahramanlarını gördük bu katta ,bu masal sanırım Alis Harikalar Diyarında’ydı,Üst kata çıkmak yasak, üst katta zaman zaman konser dinletileri yapılıyor ve tiyatro oyunları oynanıyormuş.. Küçük çocuğumuz olsa kesin rehberli tura katılırdık, şayet bir daha Eskişehir’e gidersem- kesinlikle gideceğim- masal şatosunda rehberle gezeceğim, hem de üçüne de katılacağım. Bu turların saatleri ve adları var.

MASAL ŞATOSU’NDA GEZİYE KATILACAK ÇOCUKLARLA VELİLERİ

Gizemli yolculuk: 6-11 yaş arasındaki çocuklara hitap ediyor.Gizemli Yolculuk Gezisi tiyatro oyuncuları eşliğinde etkileşimli(interaktif) olarak çocukların da oyuna dahil edildiği, projeksiyonla oluşturulan ve gösterilen, kendilerini masalın bir parçası olarak buldukları anlatımla yapılıyormuş.çocukla birlikte ancak bir yetişkin bu tura katılabiliyor. Tur 25 kişilik ve hem çocuk hem yetişkin için tüm turlara bilet almak gerekiyor. Masal içinde Masal da ise Dede Korkut ve Keloğlan’ın hareketli robotları; kimi zaman anlatıcı kimi zaman Keloğlan-Dede Korkut tarafından anlatılan öyküleri varmış. Bu düşsel şatoda her şey çocuklar için onların hayal güçlerini geliştirip onları yaşama hazırlamak, özgürlükçü, barışçı, dayanışma ruhu olan ve paylaşıma açık bireyler yetiştirmek.Bir de Bir Varmış Bir Yokmuş Turu var Bu turda Midas’ın Altın Dokunuş öyküsünün anlatımı ve Nasreddin Hoca’nın robotu bulunmaktaymış. Bu turların amacı Türk kültürünü, masallarını,fıkralarını,hikayelerini masal şatosunu gezenlere tanıtmakmış.

Masal şatosundan ayrıldık, mevsim yaz olduğundan gölette rüzgar sörfü çalışanlar vardı, genç bir kız sörfün yelkenini düşürdü, sudan kalkamadığı için sörfü kıyıya kadar çekmeye uğraştı, biz de sörfle uğraştığımız için uzun süre onu izledik.Arkadan korsan gemisini gezdik, korsan gemisi de görülmeye değerdi.

KORSAN GEMİSİ

Gemi 1620 yılında Amerika’ya gidip yerleşmeye çalışan insanların yaptığı ”myflower” adlı geminin benzeriymiş. Neredeyse geminin aynısı yapılmış. Gemide o zamanın insanlarının heykelleri bulunuyor, onları insan zannediyorsunuz, ayrıca kaptan köşkü, zindan ve mutfak görülmeye değer. Korsan gemisinde 1600’lü yılları yaşadıktan sonra acıktığımızı anladık, karnımızı doyurmak için eskişehir’in meşhur çi boreğini yedik, nefisti. Eskişehir’e gelip çi börek yemeden gitmek olmaz diye düşündük.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s