BALIKÇI ve OĞLU

KİTABIN ADI: BALIKÇI ve OĞLU

KİTABIN YAZARI:ZÜLFÜ LİVANELİ

KİTABIN YAYINEVİ:İNKILÂP

KİTABIN YAYIMLANDIĞI YIL: 2021

Kitabın ismini gördüğüm zaman bana Ernest Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz kitabını anımsattı. Sanırım, yazara da anımsatmış olacak kitap Hemingway’e ithaf edilmiş.

Ben genellikle tablet veya kindledan kitap okuyorum, komşum Sabiha Hanım yeni çıkan kitaplardan bayağı almış,Zülfü Livaneli’ nin Balıkçı ve Oğlu kitabını kendi okuduktan sonra bana getirmiş, kitabı elinizde tutmak, kokusunu duymak çok başka bir şey. Kitabı hemen okudum, Sabiha Hanım’ın kitabı bana getirmesini de çok iyi anladım. Kitap bizim denizlerimizi, insanımızı anlatıyor.

Güney denizlerimizi, Ege ve Akdeniz’i… Dışardan gelen zehirli balıkları, ülkelerindeki zulumden kaçan Avrupa’ya gıdip oralarda insanca yaşamak isteyen, ama oralara varmadan denizde ölen mültecileri ,denizlerimizi kirleten çiftlikleri – bu çiftlikler balık çiftlikleri- …Mültecileri tekneyle kaçıranlar da bizim insanlarımız…

Biz bunları bire bir yaşıyoruz, gerçi liman polisi ve sahil güvenlik elemanları tüm tekneleri takip ediyor mülteciler kaçmasın diye…Onların sıkı denetimine rağmen mülteciler Yunan adalarına geçebiliyorlarsa bu çok çok kötü. Onları ülkelerinden koparan başka ülkelerde yaşamaya mahkum eden nedir? İnsanı yurdundan uzaklaştıran nedir? Kim ülkesinden ayrılmak ister?

Balon Balığı

Balon balıklarına ve Aslan balıklarına gelince gerçekten denizlerimizde bu balıkların görülmesi kötü bir şey! Kimisi dışarıya giden ve dışarıdan gelen bazı teknelerle geldiğini söylüyor.

Kimisi de Süveyş Kanalı’nın açılması ve Hint okyanusundaki balık çeşitlerinin Akdeniz’e geldiğini ve Ege’ye çıktığını anlatıyor. Kitapta da tüm bunlardan bahsediliyor, ne yazık ki, bunların istilacı balıklar olduğu ve denizlerimizdeki balık türlerini bitireceğinden söz ediliyor.

Aslan balıkları


Bizim de Balon balığıyla ilgili bir anımız var. Datça-Aktur’da karavancı dostumuz Ergün Beylere gitmiştik. Mithat’la Ergün Bey balığa çıktılar, hep oltalarına Balon balıkları gelmiş, çoğunu denize göndermişler, teknede beş-altı tane Balon balığı kalmış. Biz kendi sahilimize gelince ölmüş Balon balıklarını deniz kenarından uzağa fırlattı Mithat, onu gören karavanda yaşayan Orhan Hoca: Ne yapıyorsun diye sordu Mithat’a.Mithat da Balon balıkları oltaya geldi, onları mümkün olduğu kadar uzağa fırlatıyorum. Kimsenin ayağına batmasın diye yanıtladı. Orhan Bey, ben onları yerim, Japonya’da tabağı 300 dolarmış, dedi. Mithat: Zehirli bir balık olduğu söyleniyor, ben şahsen yemem, dedi.

Orhan Bey, biz onun nasıl temizleneceğini biliyoruz, balıkları denizden çıkarırsan yeriz, dedi. Mithat, balıkları denizden çıkardı, Orhan Hoca’ya verdi. Ertesi gün korkarak karavana gittik, İkisi de öğretmen olan Orhan Hoca ve eşi Raziye Hanım, bizleri gülerek karşıladılar, bütün gece uyumamıştık acaba ne oldu diye. Neyse ki bir şey olmamış, Orhan Hoca kendisi nasıl temizlemesi gerektiğini bildiği halde, İstanbul’da yaşayan oğlunu  da aramış, oğlu ona balıkları nasıl temizlemesi gerektiğini bir daha anlatmış. O da balıkları iyice temizledikten sonra pişirmiş ve eşiyle yemişler. Balıkları yedikten sonra Orhan Hoca yıllarca yaşadı. Sonra onu kanser ne yazık ki aramızdan aldı. Şimdi düşününce insan böyle bir şeyi nasıl yapar diye düşünmeden edemiyor. Ne olursa olsun sizler sakın bu balığı yemeğe kalkmayın! 

Başka bir olay da kardeşim Semra’nın başına geldi, torununu deniz kenarına götürmıüş balık tutsun diye torun balık tutuyor, kardeşim de balığı oltadan alırken balık onu sokuyor, elleri kan içinde kalıyor. 1l2’ye telefon ettik, ambulans geldi, ama hiçbir şey yapamadılar, hastaneye götürdüler, orada serum ve ilaç verip göndermişler, günlerce parmağındaki acı geçmedi. Sanırım çocuğun tuttuğu Balon balığıymış, anında kardeşimin parmağını sokmuştu.

Bozburun

Yine kitapta anlatılan Balık Çiftlikleri, denizleri çok kirletiyor. Bozburun ve civarı balık çiftlikleriyle doluymuş o pırıl pırıl mavi sular balık çiftlikleriyle kirlenince balık çiftliklerini Bozburunlular kaldırmışlar.Şimdi denizler yine şıkır şıkır, pırıl pırıl… O mavi sularda yüzmek harika bir şey!

Yunan Adaları’nın Bodrum’a, Marmaris’e yakın olması ne yazık ki mülteci sorununu kitapların ve yaşamımızın baş köşesine oturttu. İnsanlar özgürce yaşayacakları bir ülkeye gitmek icin binlerce dolar veriyorlar, kötü bir tekneye fazla kişi bindirip Yunan adası’na geldik diye ıssız bir adada indirilenler veya denizde çıkan fırtına sırasında ölüp karaya vuranlar vs. Bunları yaptıran hep para ne yazık ki… İşte Zülfü Livaneli’nin kitabı hep bunlardan bahsediyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s