CATEDRAL DE BARSELONA ve PARK GÜELL

Sabah Barselona’da gemiden indik, öğleye kadar bir otobüs bizi Barselona’da bazı yerlere götürüp gezdirecekti. barselona 052katedral aBarselona’nın önemli dini yapılarından biri olan Barselona Katedraline gittik önce.

barselona 018-a

Barselona Katedrali

Gotik mimari tarzda yapılmış bir katedraldi. Her zaman olduğu gibi- eskiden yapılmış bir yapıt varsa onun üzerine mutlaka yeni bir yapıt yapılırmış- bir Roma tapınağı ile bir mağribi camiinin temelleri üzerinde yükselmişti Catedral de Barcelona. Ayrıca kemerli bir avlusu da vardı katedralin. Böyle kemerli avlulara da Arkadlı avlu deniyormuş. Barselona katedralinin  inşası 1298 yılında II. Jaume tarafından başlatılmışsa da  inşaat hemen bitirilememiş, ancak 20.Yüzyılın başında ana sivri kulenin inşası yapılarak tamamlanmış. Katedralin asıl adı Catedral de la Santa Cruz ve  Santa Eulalia’ ymış. Katedral 4. yy.da Romalılar tarafından şehir yapılan St Eulalia’ya adanmıştır. Eulalia’nın bir öyküsü var. Bu öyküye göre Eulalia, şehir meydanında çırılçıplak bırakılmış ve bahar ayında hiç olmayan bir şey olmuş,kar yağmış ve Eulalia’nın çıplak bedenini örtmüş. Bunun üstüne kızgın Romalılar Eulalia’yı içerisinde bıçakların olduğu bir varile koymuş ve varili gezdirmişler. Peki Romalılar neden kızgındılar   ve neden Eulalia’yı böyle bir varile koymuşlardı. internetten Saint Eulalia’yı araştırdım, bulması zor oldu ama wikipedia’nın yazdığına göre Saint Eulalia Barselona’nın ortak aziziymiş, imparator Diocletian’ın hükümdarlığında Hıristiyanların zulmü sırasında  on üç yaşında Barselona’da şehit olmuş  Romalı Hıristiyan bir bakireymiş. Ve   Wikipedia’da söylendiğine göre hikayesi benzer olan Mérida’daki Saint Eulalia ile aynı kişi olup olmadığı konusunda bazı anlaşmazlıklar varmış. Neyse iki Eulalia’nın aynı kişi olup olmadığı kesin olmasa da kesin olan bir şey var ki Saint Eulalia on üç işkence yapıldığı, bu işkenceleri yazmayı benim içim kaldırmıyor. Bu on üç işkencenin anımsanması için de on üç adet kaz Barselona Katedrali’nin bahçesinde geziniyor, acaba kazların orada neden bulunduklarına dair bilgileri var mı?

barselona 029-catedralden sagrada familia

Barselona Katedrali’nden Görünüm

Hiç sanmıyorum, yeşillikler içinde havuzlu, kemerli bir avluda dolanıp duruyorlar. Üstelik Sagrada Familia’nın görüntüsü de dahil.

barselona 033barselona katedralinde kazlar a

Barselona Katedrali-Kazlar

barselona 044katedralin içi

Barselona Katedrali

Katedralin içi gotik ortaçağ ve rönesans tarzıdır. Saint Eulalia’nın mezarı da katedralin içindeymiş. Çok değişik oymalı ve süslü duvara kalkan koro

katedraldeki kalkan koltuklar a

Koro Sıralar

barselona 061katedraldeki kalkan koltuklar a

Koro Sıraları

sıraları oldukça ilgimizi çekti. Katedrale yakın Pond del Bisbe köprüsünün iki binayı birbirine bağladığını görmek bizi çok mutlandırdı. Hemen fotoğraflarını çektik. Bize bu minik köprü çok ilginç geldi.Bu küçük, şirin köprüye piskopos köprüsü de deniyormuş.

barselona 023-a

Pond del Bisbe Köprüsü-İki binayı birbirine bağlıyor

barselona 124Park güell levhası a

Katedrali dolaştıktan sonra otobüslere bindik ve Carmel Tepesine doğru yola koyulduk, yolda Carmel’in ve Park Güell’in levhasına rastladık.Carmel ve Park Güell levhası yukarıya çıkmamız gerektiğini işaret ediyordu. Otobüsü kullanan kişi zaten nereye gideceğimizi biliyordu.

barselona 126-a park quell Yukarılara doğru çıkmaya başladı. Park Güell’i yaptırmayı zamanın paralı ve ünlü iş adamı Eusebi Güell arkadaşı olan Antonio Gaudi’den  Carmel tepesi yamaçlarına zengin ailelerin yaşaması için 40 lüks bina yapılmasını, binaların yapılacağı yerin de yeşillikler içinde olmasını istemiş. Güell’in istediği bahçe-şehir projesiymiş. Bu projeyi İngiltere’de görmüş, Barselona’da da böyle bir bahçe -şehir projesinin iyi olacağını düşünmüş. Güell iş adamı olduğuna ve zenginlere yönelik evler yaptırmaya kalktığına göre bu işten iyi para kazanmayı düşünüyor olmalıydı. Ama istediğine ulaşamamış anlaşılan. Katalan Modernizminin önemli bir sanatçısı olan Gaudi 1910 yılında başlamış Park Güell’i oluşturmaya; ancak Park Güell, mali sıkıntılar yüzünden bitirilememiş.İş adamı Güell maddi olarak sıkıntıya düşünce proje 1914 yılında  sona erdirilmiş. Bu bahçe şehir için on beş hektarlık engebeli Barselona’nın tepelerinde olan ormanlık bir alan seçilmiş. Buradan tüm şehir görülebiliyor.

barselona 136-a park quell

Arkada Gaudi’nin Evi ve Taşlar 

barselona 141-a gaudi müzesi

Gaudi’nin Müze Evi

Bu gün müze olarak kullanılan Antonio Gaudinin evi ile zenginler için yapılan

barselona 170 park güell a

Park Güell-Bitirilen tek ev

tek beyaz renkli ev ancak bitirilebilmiş.  Antonio Gaudi uzun süre yaşamış kendisine yaptırdığı şimdilerde müze olan evinde.

DSC04764-park güell-şeker ev 1

Şeker Ev-1

barselona 169-yukarıdan şeker ev 2 ye bakış

Şeker Ev-2

Bir de hani masal evler  ya da şeker evler dediğim yönetim binaları olarak kullanılan evler bitirilmiş.

barselona 158park güell a

Park Güell’de trencadi işçilikli dünyanın en uzun bankı

Par

barselona 161apark güell a

Trencadi İşçilikli Bank

Gaudi’nin halkın oturması için düzenlediği oturma alanları çok hoştu, bu oturma alanları kırık seramik parçaları ile  yer yer kaplanmıştı ve çok güzel görünüyordu. Dünyanın trencadi işçilikli denilen en uzun bankıydı bu. Bu bank 110 metre uzunluğundaymış. Bize göre bank dediğin bir iki metre olur, öyle olmalı ki rahatlıkla denize atılabilsin(!) Katalan modernizminde kullanılan özellikle Gaudi’nin kullandığı özel bir seramik tekniği, Trencadi olarak adlandırılıyor yani kırık, işe yaramaz denilen seramiklerin kullanılarak yapılan işçilik gerektiren bir çalışma. Bu çalışmayı Gaudi adına Gaudi’nin arkadaşı olan mimar Josep Maria Jugol yapmış. İyi ki de yapmış. Park Güell’e büyük bir güzellik veriyor bu sıradışı, uzun, kırık seramiklerle süslenen bank.

barselona 231park güell a Park Güell’e arka kapıdan girmiştik.İki tarafı ağaçlıklı yolda yürürken çok güzel bir parkta olduğumuzun farkındaydık, önce Gaudi’nin müzesini gördük, zamanımız az olduğundan  müzeyi gezemedik.

barselona 179-a Parkın orta yerine geldiğimizde başı olmayan bir adam karşıladı bizi. Yüzü yoktu ama şapkası, bastonu vardı. barselona 178-aİspanya’da canlı heykeller çok fazla, bu da kafası olmayan bir adamdı ve misafirlerin ilgisini çekerek kazanç sağlıyordu.

barselona 155park güell meydanı a

Park Güell Meydanı

Aşağıya bakınca Gaudi’nin yaptığı masalsı evleri görüyordunuz. Ben bu evlere şeker evler 1 ve 2 adını verdim. Öylesine güzeldiler ki… Bu ev benim olsa ne güzel olurdu, gibi bir düşünce beni sarıverdi. barselona 218-a P.Q.Evlerin önündeki tretuvar kırık taşlardan oluşmuştu ve göze çok güzel görünüyordu.

barselona 220park güell'deöğrenciler-a

Park Güell’de öğrenciler ve öğretmenleri

Minik öğrenciler yerlere rahatça oturmuşlardı, öğretmenleri onlara bulundukları alanı ve bu alanı oluşturan Mimar Gaudi’yi tanıtıyor olmalıydılar. Olmalıydılar diyorum, çünkü öğretmen ve öğrenciler bizlerle hiç ilgilenmiyorlar. Biz onlarla ne kadar ilgiliysek onlar bizlere karşı o kadar ilgisizlerdi. Çocukların İspanya’da sınıflara bağlı kalmadığını pek iyi anladık. Onları rahatsız etmemek için yanlarında pek kalmadık, ama bir iki fotoğraf çekmek istedik ve öğretmenlerinin bundan hiç hoşlanmadığını gördük. Neyse pek istemesek de onlardan ayrıldık,Gaudi’nin deve tabanlarından etkilenerek yaptığı bahçe duvarının demirlerini de pek beğendik. barselona 188-a P.Q.

220px-Antoni_Gaudi_1878

Mimar Antonio Gaudi

Park Güell’den etkilenmemek olanaksız, daha önce desöyledim Barselona demek Gaudi demek.

Konukseverlik Salonu(Sala Hospitalia) Park Güell Meydanı’nın altında bahçe-şehirin pazar yeri olarak inşaa edilmiş.  Trencadi işçilikli tavan süslemeleri ve akustiğinin iyi olması dikkati çekiyor.

barselona 189

Park Güell -Konukseverlik Salonu

Gaudi yüz tane sütunu olan bu salonu Yunanistan Delfi Antik Kenti’ndeki Apollo Tapınağı’ndan etkilenerek tasarlamış.

barselona 208park güell a

Konukseverlik Salonu 

barselona 193park güell a

Konukseverlik Salonu- 100 Dorik Sütun ve Trencadi Tavan Süslemeleri

barselona 197su semenderi a

Barselona ile Özdeşleşmiş Olan Su Semenderi

Bizler ParkGüell’e çıkış kapısından girdik, giriş kapısından da çıkacağız, ana giriş kapısında,Masal Evleri’ne ya da Şeker 1 Şeker 2’ye inenmerdivenlerin ortasında duran, çeşme işlevi gören ve gelenleri selamlayan trencadi işçilikli su semenderi figürünü çıkarken gördük, çok beğendik.

Bu su semenderi Barselonanın en önemli sembollerinden biri hediyelik eşya satan yerlerde trencadi işçilikli pek çok obje vardı.

barselona 067-a

Trencadi İşçilikli Hediyelikler

barselona 068trencadi işçilikli hediyelikler a

Trencadi İşçilikli Hediyelikler

Viyadük kısmındaki baca benzeri yapılarsa etraftaki toprağın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş.DSC04772-park güell abarselona 229-abarselona 181park güell aEusebi Güell’in istediği evler bitirilememiş; ama Gaudi emeğiyle, çalışıp çabalamasıyla parkı bitirmiş. Barselona Belediyesi 1918 yılında Park Güell’i satın almış ve1918-1984 yılları arasında halka açık park olarak kullanmış burayı. Barselona’nın en fazla turist çeken yeri haline gelmiş Park Güell.

Reklamlar

MİMAR ANTONİO GAUDİ ve BESTECİ FREDERİC MOMPOU SERGİSİ REZAN HAS MÜZESİNDE

Bir kente bir mimarın damgasını vurduğunu görmek çok şaşırtıcı, bir ressam, bir heykeltıraşın bir kente damgasını vurması alışıldık bir şey; ama bir mimarın bir kentle anılması pek de rastlanan bir şey değil. Şimdi şöyle dediğinizi duyar gibiyim; Sinan pek çok eseriyle tanınır. Evet Selimiye Camii, Süleymaniye Camii ve daha nicesi. Mimar Sinan eserleriyle anılır, bir şehirle değil.

Barselona kenti ile Gaudi’yi birbirinden ayırmak  ise olanaksız.

DSC01586-a

DSC01574rezan has müzesi

Rezan Has Müzesi

DSCH1577 aa-rhm

Rezan Has Müzesi

Barselona kentini görmeden önce Antonio Gaudi’nin bir sergisini görmüştüm, İstanbul Rezan Has Müzesi’nde. Rezan Has Müzesi de ilginç bir müzeydi.Haliç kıyısında eski Tekel Fabrikasına ait bir yerdeydi. DSC01585-aDaha sonra burada HAS üniversitesi açılmış ve KADİR HAS ‘ın eşi Rezan HAS adına 2007 yılında bir müze  kurulmuş. 2007 yılından beri burada özgün sergiler açılıyor ve kültürel etkinlikler düzenleniyormuş.

Bizler MTF dersanesinden ayrılan ve emekli olan öğretmenler Haliç- Belediye Tesislerinde -her ay okuduğumuz- bir kitabı konuşmuş ve tartışmıştık. Kitap toplantımız bitince Rezan Has Müzesi’ndeki sergiyi gezelim diye düşündük. DSC01576-aİyi ki gezmişiz, serginin dışında  serginin sergilendiği müze çok ilginçti. 11. yüzyıla tarihlenen Seferikos Su Sarnıcı ile 17. yüzyıla ait olduğu sanılan bir Osmanlı yapı kalıntısı müzenin içindeydi. Biz sergiyi mi gezsek yoksa müzedeki yapı kalıntılarına mı baksak diye düşünürken birinin orada oturduğunu gördük daha sonra oturduğunu gördüğümüz kişinin Kadir Has’ın mumdan yapılma bir heykeli olduğunu anladık.

DSC01581

Kadir Has’ın Mumdan Yapılmış Heykeli

Heykel öylesine gerçeğine benziyordu ki bizler onu ilk bakışta gerçek zannetmiştik. Sonra onun mumdan yapılmış bir heykel olduğunu anlayınca kendimize pek güldük.

DSC01587su kristali a

Bir Su Kristali

Bir yandan ilginç müze alanını dolaşırken diğer yandan da Katalan Mimar

DSC01593park guell-a

Park Güell

Antoni Gaudi(1852-1926)nin ve Katalan besteci Frederic Mompou (1893-1987)nun Kadir Has Üniversitesi’nin düzenlediği “Işığın Sesi” isimli sergiyi gezip fotoğraf çektim iki yıl sonra Barselona’ya gidip Gaudi’nin kentini göreceğimi, yıllar sonra da bloğumda bunu yazıp sizlerle paylaşacağımı bilmeden. Serginin adı: yukarıda yazdığım ve ilk fotoğrafta görüldüğü gibi Gaudi ve Mompou/ Işığın Sesi’ydi. DSC0161gaudi sözü aSergi, Gaudi’nin Barselona’daki eserlerinin fotoğraflarından onun ve DSC01604-mompou sözü-aDSC01610dali sözü a

DSC01602gaudi evi -a

Casa Mila -Antoni Gaudi’nin Evlerinden Biri

DSC01574rezan has müzesi

Rezan Has Müzesi

Frederic Mompou’nun sözlerinden oluşuyordu.

DSC01631-a-a

DSC01595-park güell

Park Güell(1900-1914)    Fot: Marc Llimargas

DSC01612a-sagrada familia

Sagrada Familia

DSC01615Sagrada FamiliaDSC01606-casa batilo(1904-1906)

Antoni Gaudi’nin eserleri oldukça ilginç. Onun eserlerinin fotoğraflarını Marc Llimargas çekmiş.

Biri mimar diğeri besteci olan iki farklı sanatçıyı bir sergide bir araya getirmişler bu da disiplinler arası sanat sergisi diye adlandırılıyor.

Bu iki sanatçının ortak yanı Katalan olmaları, Katalan sanatından evrensel sanata ulaşmaları.

ŞİİR-ŞAİR PABLO NERUDA

KEDİ GÜZELLEMESİ

İnsanoğlu ya balık olmak ister ya da kuş

Yılan “Ah keşke kanatlarım olsaydı”der

Köpekse aslında yolunu şaşırmış bir aslandır

Mühendisin en büyük düşü şair olmaksa sinek

Sabah akşam bülbül olmayı dener.

Ama kedi varsa yoksa,

Kedi olmaktan başka yoktur derdi

Ve her kedi kedidir

Bıyıktan kuyruğa.

Hissiyattan fare yakalamaya kadar

Sarı gözleri kedinin

Bir tek yarık bırakmıştır

Gecenin jetonunu atmak için       Pablo Neruda/Çeviren: Ragıp Duran

SAMSUNG

Zeytin Adlı Kedimiz

ŞİİR-ŞAİR ALTAY ÖKTEM-1

EMANET CEKET

portmantoya asılı eski bir ceketin iç cebine sırnaşan buruşuk mendilin ortasında yara gibi duran kuru balgamın tanrısı: deli gibi inanıyorum sana!

masallara karıştı babam

ceket emanet duruyor artık omzumda

mendil de sanırım epey yampiri

tanrım, bir gececik olsun ateşler içinde yan

sabahlara kadar sayıkla beni

 

bak bambaşka çocuklara öptürürüm elimi

 

eski bir cadillac gibi hurdalığa park ederdi

farları yanmasa da aydınlanırdı vadim

bir tek bana gösterirdi patlak tekerini

ey eski ceketlerin makul tanrısı

mendilin uzayan mesaisi, yeşilin tonu

kurumuş bir balgamın özündeki zerafet

hangi ayet tersinden anlatabilir sizi

 

vakitsiz ölen kızlar

okşanmamış memelerini de götürür yanlarında

yazık değil mi baba?

ceket emanet duruyor artık omzumda

onlar emanet sana.           Altay Öktem

çiçek-kölnIMG_20190708_171319

VALENCİA

Gemimiz Valencia’ya girdi, hava kapalıydı, gemiden inince yağmur yağdığını fark , ettik, yağmurda şehri dolaşmak zor olacaktı. valencia 046-aÇıkışta bir otobüs vardı, ama biz ona binmedik.Biraz yürüyünce aslında üstü açık olan ama yağmurluk giymiş bir otobüse bindik, otobüsün yağmurluğu bizi de ıslanmaktan koruyacaktı, adam başı 14 euro verdik, şehri otobüsle dolaşmak için.

valencia 049-a

valencia 050-a

Valencia

valencia 053-a

Valencia

valencia 052-a

Valencia

Valencia M.Ö. 138 yılında Romalılar tarafından kurulmuş. Valencia güç, kuvvet anlamına geliyormuş.

Yedinci yüzyılda Araplar Valencia’ya yerleşmiş. Ve uzun süre (beş yüz yıl) müslümanların yaşadığı bir yer olmuş burası. Aragon kralı 12. yüzyılda Valencia’yı yüzyıllar sonra hristiyanlaştırmış ve Valencia Krallığı kurulmuş.

20 yy.da Valencia İspanya’nın en önemli kentlerinden biri haline gelmiş. Nüfus kalabalıklığı yönünden İspanyanın üçüncü kentiymiş. Burada kullanılan dilin İspanyolca olduğunu düşünürüz, birden buranın Katalan Bölgesi olduğunu anımsarız o zaman Valencia’da mutlaka Katalanca konuşuluyor deriz, ama yine yanılıyoruzdur.   Valencia’da konuşulan dil Valenciaca’ymış. Valenciacaya Katalancanın güney aksanı dense de  Valencialılar  bunu kabul etmiyor, Valenciacanın farklı bir dil olduğunu söylüyorlarmış,  gerçi resmi dili İspanyolca olsa da ikinci resmi dilleri  olarak Valenciacayı kullanıyorlar.

.Otobüsle gezerken kentte tarihi binaların ve modern binaların bir arada olduğunu, Valencia’da Old Town denilen Eski Kent’te tarihi binalara dokunulmadığını gördük; bu eski kentte oteller, kafeler ve gece kulüpleri bulunuyormuş. Ayrıca otobüsle ıslanmadan kenti dolaşırken şemsiyeleriyle yağmur altında yürüyenleri gördük arkalarında tarihi binalar bizim gibi onları izliyordu…

DSC04557-a

Valencia

valencia 067-a

Valencia

valencia 159-a

Valencia

valencia 069-a

Valencia

DSC04511-a valencia

Valencia

valencia 073a

Valencia

C

DSC04561--a valencia

Valencia

valencia 061 a

Valencia

Modern yapılardan ve Old Town’daki eski yapılardan da çok etkilendik. Modern mimarinin en güzel örnekleri sayılan modern binalar  Bilim ve Sanat Kenti’ni oluşturuyor. City of Arts and Sciences denilen bu kent çok büyük ,fütüristik yapılardan oluşmuş. Bu bilim ve sanat kenti 1996 yılında Valencialı mimar Santiago Calatrava tarafından planlanmış. Neler yok ki bilim ve sanat kentinde Palau De Les Arts Reina Sofia denilen opera binası, Hemisferic( IMAX Sinema Salonu), Pek çok değişik etkinliğin yapıldığı AGORA, Umbracle(Botanik Park) ve Oceanografic(Akvaryum)

Geleceğe yönelik binaları hayranlıkla izledik. Yağmur durmayınca Avrupa’nın en büyük akvaryumu olan Oceanografic’e girelim dedik ve girdik. Çok büyük bir akvaryumdu, akvaryumda 500 farklı türden 45.000 deniz canlısı bulunmaktaymış. Bizler akvaryumların geri planlarını hiç düşünmeyiz. Bu kadar canlı nasıl doyar, ne yer, bu kadar büyük akvaryum nasıl temizlenir. Tüm bunlar hiç aklımıza gelmez.

DSC04530-a

Valencia

valencia 092aBir balık adamın akvaryumu temizlediğini görünce aslında büyük bir fabrikada bulunuyormuşuz duygusuna kapıldım.

DSC04519-a

Avrupa’nın en büyük akvaryumu Oceanografic’deki Sübye ve üstte  ve altta değişik balıklar

valencia 091-a

valencia 144a-ay balığı

Oceanografic’teki Ay Balığı

Akvaryumda gördüğüm bir balık çok ilgimi çekti, daha önce o balığı görmemiştim, bu balığın adı ‘Ay balığı’ imiş. Ondan başka çok sevimli hareketler yapan fokbalığı vardı herkesin gönlünü kazandı ve izleyenler sevgi gösterilerinde bulundu.

valencia 108-a

Valencia’daki Akvaryumdaki Oyunbaz Fokbalığı.

valencia 138-a

Valencia Akvaryumu

valencia 106-a

Akvaryumdaki Bir Deniz Atı

Daha sonra Yunus Balıkları’nın ve eğitmenlerinin gösteri yaptığı Yunus Parkı’na gittik, gösterileri güzeldi; ancak Yunusların o gösteriyi yapabilmeleri için ne büyük acılar çektiğini hepimiz biliyoruz. İnsanların dostu olan Yunusların, saatte 40 kilometre yüzebildikleri, 300 metreye daldıkları, günde 130 kilometre yol yapabildikleri biliniyor, özgür olan Yunuslar ne kadar büyük olursa olsun bir havuzda ne kadar mutlu olabilirler. Biz doğada Avşa Adası civarında Yunuslara çok rastladık, hele bir keresinde Ekinlik Adası’nın arkasında bizlere çok özel şovlar yaptılar izlendiklerinin farkında olmadan, kaç kişi onları doğal ortamında oyun oynarken görebilir ki… Onların havalara fırlayıp suya büyük bir gürültüyle atlamaları olağanüstüydü. Öylesine özgür ve mutluydular ki…

valencia 128

Yunus Parkı’ndaki Gösteri

Biz Valencia’da Yunus Parkı’na gittik; ama sizler gitmeyin! Çünkü Yunus Parkları’nda Yunusları ölü balıklarla besliyorlarmış. Hareket etmeye alışık olan Yunuslar, az hareket ediyorlarmış. Hem zihinsel hem de bedensel olarak az hareket eden Yunuslar çok sıkıntılı ve sinirli olabiliyor, sonuçta intihar edebiliyor, birbirlerine zarar verebiliyorlarmış. Yaptıkları hareketler dişi Yunusların bebeklerini kaybetmelerine neden oluyormuş. İnsanlar terapi için çocuklarını Yunus Parklarına götürüyorlarmış; bebeğini kaybetmiş veya dişisinden ayrı kalmış, özgürlüğü elinden alınmış bir Yunus sizin çocuğunuza nasıl yardımcı olabilir? Yunusların her zaman gülümsedikleri söylenir, evet öldükleri zaman da gülümsüyorlar ne yazık ki!

Fotoğraflar: Mithat Okay, Detlef Bringmann

 

ŞİİR-ŞAİR SUNAY AKIN

REÇEL

Gülemedim ki hiç
hasta yatağının başucunda
haberi bu yüzden
yoktur annemin
sol yanağımdaki
gamzeden

Komodinin üstündeki
ilaçların sayısı arttıkça
kutularından yaptığım
gökdelenin uzamasına
sevinirdim

Ve bilmezdim
annemin yaşantısındaki
renkliliğin yalnızca
raflarda dizili
kavonozların içindeki
reçeller olduğunu.        Sunay Akın / Antik Acılar

CARTAGENA

Malaga Gibraltar’da yaşadığımız kötü olay bizi çok etkiledi, kafamıza takmamaya çalıştık, konusunu etmedik zira sürekli o konuyu konuşursak gezimizi etkileyebilir diye düşündük, gemimiz bütün gece yol aldı, biz sabahın erken saatinde Cartagena’ya girdik. Adından da anlaşıldığı gibi Kartacalılar tarafından kurulmuş kente quart hadas adı verilmiş. Quart hadas yeni şehir demekmiş.cartegena 002-aBurası küçük bir sanayi kenti, sabah kente girdiğimizde bacalardan çıkan dumanları da gördük. cartegena 009-aCartagena denizle iç içe, doğal limanı olan bir kent . Kartacalılardan sonra kent Romalılar tarafından fethedilmiş, Romalılar kente Yeni Kartaca( Carthago Nova) adını vermişler. cartegena 015-a subCartagena’da -rıhtımda- bir denizaltı sergileniyor. Bu denizaltı İsaac Peral tarafından 1888 yılında dünyada tasarlanan ilk denizaltıymış. Denizaltı’yı gördükten sonra cartegena 020-aCartagena’nın içine doğru giderken rastladık bu ağaca, ne yazık ki bu ağaç da üzerine yazılar kazınmasından kurtulamamıştı. Hemen ülkemizdeki buna benzer ağaçları anımsadık.  

cartegena 021cartagena 068-acartagena 064-acartegena 045cartegena 085-a arka tarafCartagena’nın denize yakın caddelerini dolaştıktan sonra arka taraflarını da gezdik, oralarda şehrin gerçek öyküsünü daha iyi hissedebiliyor insan. Halk araçlarını gelişi güzel park etmiş,arka tarafları dolaştıktan sonra cartegena 097acartegena 090acartegena 094acartegena 098a kale

Ücretli asansörle Castillo de la Concepcion’a çıktık. Bu asansöre panoromik asansör de deniyor.Asansörle yukarı çıkarken aşağıda araçlar küçüçük görünüyordu,hele dönüşlü yollara ve Cartagena manzarasına doyamadık, zaten kalenin olduğu yer Cartagena’yı rahatlıkla seyredeceğimiz bir yerdi. IMGP8455-a-cartegena 115aTavus kuşları özgürce dolaşıyorlardı, kimisi yüksekçe bir yerdeydi, kimileri ağaçlar altında dolanıyorlardı.

 

IMGP8468-aOldukça geniş bir meydana çıktık. Meydanın kenarına geldik ve tüm Cartagena’nın ayaklarımızın altına serildiğini gördük. IMGP8466-aOrada şehre bakan toplar vardı. cartegena 121-aAyrıca öğretmenler öğrencilerini getirmişlerdi, bu çok hoşumuza gitti. cartegena 128-a aidabella ve marinaCartagena limanında onlarca yelkenli ve motorlu tekne aheste aheste salınıyordu. cartegena 123-a aidabellaBizi buraya getiren Aidabella’da limandaydı.

IMGP8459cartegena 139aAntik zamanlardan kalan Roma tiyatrosu ve kenti Cartagena’ya olağanüstü bir güzellik veriyordu, onlar aşağılardan bize bakıyor ve sanki bizleri selamlıyorlardı. cartegena 138a roma tiyatrosu-evlerGünümüz evleri ve antik kentin sütunları iç içeydi.

IMGP8457-aBurada konser verilen başka bir anfi-tiyatro vardı. Onun yeni yapıldığı meydandaydı. Bizler yine de antik Roma Tiyatrosunu çok beğendik, asansörle çıktığımız tepeyi yürüyerek indik, hem Roma Tiyatrosu’nun hem de kentin içinden geçip aşağıya indik. IMGP8477-a evin camlarıYola çıkmıştık ki bir binanın camlarına yansımış bulutlara çarptı gözümüz, “Nasıl oluyor böyle bir şey derken” binanın gerçek bina olmadığını, pencerelerde cam olmadığını farkettik,IMGP8478 -a-evin sadece ön yüzü var cama yansımış dediğimiz bulutlar gerçekti, hepsi gökyüzündeydi. Sonra biz binanın yalnızca duvar ve camsız pencerelerden oluştuğunu anladık, üstelik biz yukarıdan bu duvarları görmüştük. IMGP8431-aCartagena’yı dolaşırken bir binanın ön yüzünün korumaya alındığı dikkatimizi çekmişti. Demek tarihi binaların yüzlerini böyle koruyorlardı.

cartegena 149a c.sokaklarıcartegena 152aCartagena’nın Sokaklarında eski evler arasında dolaşmak bizleri mutlandırdı. Gemimizin kalkış saati yaklaşıyordu, aklımız Cartagena’nın gidemediğimiz müzelerinde kalarak Aidabella’nın yolunu tuttuk.cartegena 035-a bronz heykelBronz adam heykelinin önünden geçerken ona bir selam verdik ve denizdeki balina kuyruğunu da dikkatlice inceledik, tabii suya girmeden . Sabahleyin Bronz Adam heykeli daha çok dikkatimizi çekmişti. Bu heykellerden başka heykeller de vardı; ama her ne kadar onların yanına oturup fotoğraf çektirdiysek de bunlar her zaman görebileceğimiz cinstendi. Şimdilerde bizim sahil kasabalarımıza da bunlara benzer heykeller yapıyorlar. Örneğin kitap okuyan yaşlı bir adam ve el işi yapan yaşlı bir kadın; ayrıca genç kadın, genç adam, adamın sırtında bir çocuk vb. cartegena 006Sahil yolunu takip ederek gemimizi bulduk. Hemen pizza yapılan restorana çıktık, gemide yemekler o kadar lezzetliydi ki Cartagena’da herhangi bir şey yemeği düşünmedik… Deniz ürünlü pizzaları yemeye doyamadık, pizza hamurunu incecik yapıyorlar, üstüne öylesine bol malzeme koyuyorlardı ki…cartegena 014-acartagena'dan ayrılış-a.jpgcartagena- 007-acartagena 010- acartagena 002.JPGYemeğimizi yedikten sonra güverteye çıktık, Cartagena’dan ayrılma zamanı gelmişti, limandan ayrılırken her zamanki müzik çalıyordu, bir an hüzünlensek de bu hüzün çok sürmedi. Ertesi sabah Valencia’da olacaktık, bakalım Valencia bizi nasıl karşılayacaktı.

 

Fotoğraflar: Mithat Okay, Detlef Bringmann, Sevil Okay

İLHAN KOMAN’IN GOOGLE’DA DOODLE OLMASI

17 Haziran’da saat 15.30 gibi bloğuma baktım, ilk bakışta haftalık ya da aylık bölümü açmışım diye düşündüm. Zira 17 Haziran her günkünden daha fazla ziyaretçi almıştı. Ve wordpress’ten iki ileti vardı, iki iletide de istatistikleriniz patlıyor, bloğunuz çok trafik alıyor, diye yazıyordu. Hangi yazılar tıklanmış diye bakınca r005-037-abTürk Da Vincisi İlhan Koman, İlhan Koman ve Gemi Evi Hulda, İlhan Koman Akdeniz Heykeli adlı yazılarımın yüzlerce kez tıklanmış olduğunu gördüm. Benim yazılarım yüzlerce tıklanmışsa demek ki milyonlarca kişi İlhan Koman’la ilgili yazıları okudu.

r005-026

İlhan Koman’ın Hulda Adlı Teknesi

İlhan Koman acaba bugün mü doğmuştu? diye kendime sorarken internete girdim ve İlhan Koman’ın Google’da Doodle olduğunu gördüm.

r001-082-ba

İlhan Koman’ın Eserleri

r003-004-b

r001-089-ab

İlhan Koman Eserleri

İnternete giren pek çok kişi Google İlhan Koman adlı birini doodle yapmış, ‘bu adam kim?’ diye merak etmiş ve internetlerine sarılmış. İnternette yok yok… Her şeyi sorup yanıtını alabiliyorsunuz. Öyle ki artık ansiklopedilerin bile kütüphanelerce bir değeri kalmadı, bunun için de kütüphaneler ansiklopedileri yerimiz yok diye almıyor, sadece roman tarzı kitapları alıyor. Belki her yerde böyle değildir. Ne acıdır ki toplumumuz kütüphaneye gitmeye tam alışıyordu ki internet girdi yaşamımıza, kütüphaneler bir türlü bizlerde yerini bulamadı.

r001-087-bBilgisayar ve internetin faydaları da çok, şayet google 98. doğum gününde İlhan Koman’ı doodle yapmasaydı, kim veya kaç kişi tanıyacaktı onu.Sadece bir günde milyonlarca kişi İlhan Koman’ı tanıdı, eserlerinin fotoğraflarını gördü. İlhan Koman’ı araştıran kişilerin çoğu genç diye düşünüyorum, bu da beni çok sevindiriyor. Artık gençler de Google sayesinde İlhan Koman’ı tanıyor.

MALAGA TURİZM KENTİ

Malaga tam bir tatil beldesi görünümünde. Akdeniz sahilinde kurulmuş olan bir sahil kenti. Uzun kumsalları olan kent zaten Costa del Sol bulunuyor.Costa del Sol güneş sahilleri anlamına geliyormuş.

DSC04220-a malaga

Malaga-İspanya 

Yılın neredeyse üç yüz günü güneşliymiş Malaga. Bu da onu turizm yönünden cazip hale getiriyor.

DSC04211-a malaga

Malaga-İspanya Deniz-Kumsal ve Güneş

Avrupa’nın Akdeniz’e açılan kapısı ve sıcak bir iklimi var. Sadece turizm yönünden cazip değil sanat yönünden de oldukça ilgi çekici.

640xauto

Pablo Picasso                     Fotoğraf: Mynet/ İnternet

Dünyaca tanınan ünlü ressam, kübizmin babası Pablo Picasso burada 1881 yılında doğmuş ve burada onun bir müzesi var.Malaga’da doğan Picasso’nun burada bir müzesi olması size, bize, herkese çok doğal geliyor. Ama burada bir Picasso müzesi oluşması öyle kolay olmamış. 1953 yılında 72 yaşındaki Pablo Picasso, doğduğu kent Malaga’da adına bir müze açılmasını arzu etmiş ve gerekli yerlerle görüşmüş. Malaga’da Picasso adına bir müze açılması gündeme gelmiş ve ciddi bir biçimde tartışılmış; ama bir sonuca ulaşılamamış, bir daha da böyle bir şey sanatçı yaşarken konu edilmemiş. Picasso müzesi açılamamış. Picasso 1973 yılında yaşama veda etmiş. Bu durum bana hiç yabancı gelmedi, bizde de Edirne’de İlhan Koman’ın doğduğu evin müze olmasını dilemiştim. Oğlu, yeğeni, kız kardeşi çok uğraşmışlar; ama hâlâ İlhan Koman’ın Edirne’deki evinin müze olduğunu duymadım. Neyse kendi sorunumuzu bir yana bırakıp Picasso’ya dönersek ölümünden 20 yıl sonra Pablo Picasso’nun büyük oğlu Paulo Ruiz Picasso ve eşi Christine Ruiz Picasso Malaga’da iki Picasso sergisi düzenlemişler. İki yıl arayla düzenlenen bu sergiler yoğun ilgi görünce Picasso müzesi açma fikri gündeme gelmiş.

gettyimages-2646763-2048x2048

MALAGA, SPAIN: Christine Ruiz Picasso poses 25 October 2003 during a press conference about the Inauguration of the Picasso Museum next Monday 27 October in Malaga. AFP Photo Cristina Quicler. (Photo credit should read CRISTINA QUICLER/AFP/Getty Images)

Picasso’nun gelini Christine Ruiz Picasso ile Picasso’nun torunu Bernard Ruiz Picasso müzenin kurulması için çalışmaya başlamışlar. Picasso sağken müzeyi hayata geçirememiş; ama gelini bunu başarabilmiş. Ben Christine Ruiz Picasso’yu çok takdir ettim, onun isteklerine uyularak Picasso müzesi için Endülüs binası tarzında olan Buenavista Sarayı uygun görülmüş. Gemi Malaga’da bir gün kaldığı için ne yazık ki Picasso Müzesi’ne gidemedik; ama Malaga’da Picasso Müzesi’nin olduğunu bilmek beni çok mutlu etti. Otobüsle Gibraltar’a giderken de Picasso’nun doğduğu evi gordük.Picasso’nun doğduğu ev 2009 yılında ‘Museo Casa Natal’ olarak açılmıştır. Picasso bu evde doğmuş ve kısa bir süre burada yaşamış. Müzenin yanı sıra Pablo Ruiz Picasso Vakfı(Fundacion Picasso) da Picasso’nun doğduğu evdedir.Bu  vakıf Picasso’nun çalışmalarını tanıtmak amacıyla kurulmuş.

casa-picasso

Picasso’nun Doğduğu Ev-            foto: Gezi-yorum.net

8-0

Picasso’nun Doğduğu Ev          Foto: Wilfried Wiegand

1137_banderas_antonioPicasso’dan başka yine dünyaca ünlü bir isim olan Antonio Banderas da 1960 yılında Malaga’da doğmuş. Çocukluğu Franco’nun baskıcı rejiminde geçmiş. Çocukken futbolcu olmak isteyen Banderas önemli bir sakatlık geçirince futbolcu olmaktan vazgeçmiş ve oyuncu olmaya karar vermiş. 10 yaşında sahneye çıkmaya başlamış. Ve dünyaca ünlü bir futbolcu değil de oyuncu olmuş.

159238.350x197

Antonio Banderas-Picasso Rolünde

Ben Banderas’ın pek çok filmini gördüm; ancak beni televizyonda izlediğim Picasso Belgeseli çok etkiledi. Banderas sanki Picasso olmuş, iki Malagalıyı bir belgeselde tek kişi olarak izlemek olağanüstüydü.

Malaga’da Picasso Müzesi’ne ve evine gidemedim;ama İstanbul’da Sabancı Müzesi’nde Picasso Sergisi’ne gittim. Pera Müzesi’nde 2014 yılında gerçekleştirilen “Picasso doğduğu evden gravürler ve seramikler” sergisini de gezip fotoğraf çektim. Yakın zamana kadar o fotoğraflar bilgisayarımda duruyordu, bilgisayarıma virüs girince Picasso sergisinin ve başka sergilerin fotoğrafları yok olmuş, ya da ben bulamıyorum. Sergideki bazı fotoğrafları internetten indireceğim sanırım. 20.yüzyılın en tanınmış ressamı ve heykeltraşı olan Picasso’nun tam adı öyle uzun ki… O adı yazmadan geçemeyeceğim. 1881 yılında Malaga’da doğan 1973 yılında Fransa’da ölen kübizmin temelini atıp geliştiren İspanyol ressamın adı şöyle…
Pablo Diego Jose Francisco de Paula Juan Nepomuceno Maria de los Remedios Cipriano de la Santisima Trinidad Ruiz y Picasso, ressam “Pablo Picasso” adıyla dünyaca ünlenmiştir.
4f39a2f061fa759d00ebef6d23391a49

Pablo Picasso’nun Resimlerinden Biri

AĞLAYAN KADIN KANVAS TABLOpablopicasso-1

Pablo Picasso’nun Ağlayan Kadın Resmi

 

Pablo Picasso ile anlatacaklarımız bitmez biz yine Malaga’ya dönelim. Çok güzel plajları olan bir kent Malaga. Malagueta, Palo ve Pedregalejo bu plajlardan en önemlileri.

DSC04219a- malaga

Malaga’nın Önemli Plajlarından Biri

Malaga’nın öyle geniş kumsalları var ki bu kumsallar turistlere çok çekici geliyor. Malaga’nın tepelerinden birinde Gibralfaro Kalesi bulunmakta, bu kaleye çıkarken biraz yorulabilirsiniz ancak neredeyse tüm Malaga’yı rahatlıkla seyredebilirsiniz.

DSC04252-a malaga ve aidabella

Malaga ve Gemimiz Aidabella

DSC04280-A MALAGA

 Gibralfaro Kalesi’ne Çıkan Merdivenler

DSC04310-A MALAGA

 Gibralfaro Kalesi

DSC04270-a malaga

Kaleden Malagueta Arenası’nın Görünüşü

DSC04299-A MALAGA

Gibralfaro Kalesi

DSC04313-a malaga

Kaleden Malaga’ya Bakış

DSC04244 -a malaga

Malaga-İspanya

Zamanım olsaydı, mutlaka Picasso’nun doğduğu eve ve Buenavista Sarayı’ndaki müzeye giderdim. Her zaman söylediğim gibi bir kentte bir gün kalmak yetmiyor, ancak kentin havasını soluyabiliyor ve kenti dolaşabiliyorsunuz. Malaga’da da faytonla şehri gezebiliyorsunuz, ama onlar da işin kolayını bulmuşlar 30 euroya biraz dolaştırıyorlar sizi. Bu da Malaga’yı gezmek isteyenlere pek hoş gelmiyor.

 

Fotoğraflar: Mine Bringmann-Detlef Bringmann

Faydalanılan Kaynak: Vikipedi    

CEBELİTARIK(GİBRALTAR)

Gemide bir gün önce Seetag/Denizgünü’nü büyük bir keyifle geçirdik. Havuza, jakuziye girip güneşlendik. Denizde olmaktan çok mutluyduk.

Malaga-aidabella DSC04199-a

Malaga’da Aidabella

malaga-gibralta 001-a

Malaga Haritası

Şubat’ın ikinci günü gemimiz sabah erkenden Malaga’ya girdi. Biz tur satın almıştık, Gibraltar’a gidecektik. Sabah erken saatte Malaga’yı dolaştık, Cebelitarık’tan dönüşte dolaşmaya devam ederiz diye düşündük.

malaga-gibralta 002-a

Geziye Götürecek Otobüsler

Otobüse bindik, aşağı yukarı bir buçuk saat gittik, 100 kilometreden fazlaydı Malaga ile Gibraltar arası, yolda deniz kenarında pek çok yazlık ev gördük, bu evler Avrupalılar tarafından özellikle Almanlar tarafından alınmış. Mayorka’da olduğu gibi burada da Almanlar çoğunlukta. Buraları kendi arka bahçeleri gibi görüyorlar, bir buçuk saatte uçakla buraya geliyorlar, kendi ülkelerine göre burası oldukça sıcak, deniz kenarı. Malaga’nın çok uzun sahil bandı var. Malaga’dan Cebelitarık’a giderken genellikle denizi görüyorsunuz. Neyse neredeyse  Cebelitarık’a geldik, derken, rehberimiz Juan herkes pasaportlarını çıkarsın deyince beni bir tedirginlik aldı, pasaportlara ne gerek var? Acaba Cebelitarık başka bir ülkeye mi ait? diye düşündüm. Bizim pasaportlarımız için İngiltere dışında herhangi bir Avrupa ülkesinden vize almamıza gerek yoktu. Pasaport istediklerine göre Cebelitarık İngiltere’ye ait olabilir miydi? Otobüse bindiğimizde iki kişilik yer olmadığı için eşimle ayrı yerlerde oturuyorduk. Ben bir Alman hanımın yanında oturuyordum, o da iki sıra arkamda başka bir kişinin yanında oturuyordu. Zaten otobüste ikimizden başka farklı ülkeden kimse yoktu, herkes Almandı. Neyse otobüse bir kadın polis bindi, pasaportlarımıza baktı, hiçbir şey demedi.

malaga-gibralta 010-a

Otobüse Binen Polis

Ben bir oh çektim, ama erken zamanda oh çekmişim, kadın polis indi, arkadan bir erkek polis otobüse bindi ve bize otobüsten inmemiz gerektiğini, vizesiz İngiltere topraklarına giremeyeceğimizi söyledi. Otobüsün sürücüsü bayan ve rehberimiz bu duruma çok üzüldü ve arabadan inip görevlilerle konuştular bizlerin de Cebelitarık’a girmemiz için. Görevliler bunu kesinlikle kabul etmedi, inmemiz gerektiğini söylediler. Hiç aklımıza gelmemişti, İspanya’daki Cebelitarık’ın  İngiltere’nin toprakları olacağı. Bunu bilmiyorduk. Düşünebiliyor musunuz tam olarak 7 kilometre kare bile olmayan Akdeniz’in girişinde yer alan ve İber Yarımadası’nın güneyinde bulunan Cebelitarık başka bir ülkeye ait, ve o ülkede  bizim yeşil pasaportlara bile vize uygulanıyor. İstemeden otobüsten indik, sanki onlarca kişiyi öldürmüşüz gibi hissettik kendimizi. Çok üzüldük çoook… Hem kendi adımıza hem de ülkemiz adına… Bir anda bir hiç olduğumuz kafamıza vuruldu. Çok büyük hakarete uğradık. Bunu anlatmak beni ne kadar üzüyor, anlatamam. Ama bizim oranın İngilizlere ait olduğunu bilmemiz gerekiyordu. Bunu bilseydik oraya gitmeye kalkışmazdık ve o kadar euro vermezdik.

malaga-gibraltar sınırı 013-a

İspanya’dan İngiltere’ye Geçiş-Sınır Kapısı

Rehberimiz bizi saat 14.30’da otobüsten indiğimiz yerden alacaklarını söyledi. Ama biz orada beş dakika bile geçirmek istemiyorduk, hemen La linea’nın otogarına gittik, Malaga’ya dönmek istediğimizi söyledik. Aldığımız yanıt olumsuzdu, günde iki otobüs varmış Malaga’ya sabahki yarım saat önce kalkmış, öğleden sonraki de 16.00’da kalkacakmış. Taksi tutmayı düşündük, çok pahalı olacağı için bu düşünceden vazgeçtik. Bizim otobüsümüz bizi 14.30’da alacaktı.Çok üzgün ve kızgın olsak da burada iyi zaman geçirmeliydik. Cebelitarık’ın yanında La Linea de la Concepcion’u kim tanır ki?

malaga-gibraltar kayası 012- a

Cebelitarık Kayası

malaga-gibraltar-linea 015a

La Linea Kentinin Evleri Arasından Gibraltar Kayası Görünüyor

Cebelitarık’ın yüksek tepesinin, yani 400 metreyi geçen kayasının, bulunduğumuz yerin ara sokaklarını, bazı evlerde yıkanmış ve asılı olan çamaşırları, özellikle kadın külotlarının fotoğrafını çekti Mithat.

malaga-gibraltar-la linea-çamaşırlar 026a

La Linea’nın Evleri ve Çamaşırlar

Bazı kadınlar sanki o gün sadece külotlarını yıkamış ve asmışlardı.Evet Malaga’ya sadece günde iki otobüs kalkan, halkının pek çoğu İngiliz bölgesi olan Gibraltar’da çalışan, halkının İspanyolca yanında İngilizce de konuştuğu küçük bir kentti Linea.

malaga-gibraltar kayası-la linea 035-a

Gibraltar Kayası’na La Linea’dan Bakış

Cebelitarık için İngilizler ve İspanyollar yıllarca süren savaşlar yapmışlar, en sonunda halka sormak gelmiş akıllarına, referandum yapmışlar ve halk İngilizlerin olmasına karar vermiş Cebelitarık’ın. Böylelikle İngilizler deniz aşırı olan bu toprakların idarecisi olmuş. Artık hayat boyu unutmam Gibraltar’ın İngilizlerin idaresi altında olduğunu.

malaga-gibraltar-la linea 025a

La Linea’nın Evleri

La Linea’yı ister istemez tanıdık, şayet Cebelitarık’a girebilseydik, La Linea’nın lafını bile etmezdik, Cebelitarık’ın gölgesinde kalmış küçük bir yerleşim yeri Linea. Otobüsümüz bizi 14.30’da aldı, Malaga’ya geri döndük. Yolda kuzenime ve eşine bu durumdan bahsetmemeye karar verdik. O gün kuzenimin doğum günüydü, bu tatsız olayın geceye ve geziye damgasını vurmasını istemedik; ama biz bu olayı hiç bir zaman unutmadık ve unutmayacağız…