MDİNA(MEDİNA) KENTİ

Mdina(Medina)daki cam atölyelerini gezdikten sonra bir tepe üzerine kurulmuş olan Mdina kentine geldik. Mdina kenti bir taraftan surlarla diğer yandan da hendeklerle çevrilmiş bir kent. Mdina ilk olarak M.Ö. 700’de Fenikeliler tarafından kurulmuş ve adı Maleth’miş. Milattan önceki uygarlıklar bana hep efsaneymiş gibi geliyor. Fenikeliler sanki bir masal dünyasının kişileriymiş gibi. Fenikelilerden sonra Malta’ya Romalılar gelmiş ve şehrin adını Melite olarak değiştirmişler. Mdina adı ise tahmin edeceğiniz gibi Araplardan kalmış. Eskiden Mdina kenti büyük bir kentmiş ve Ortaçağ’dan, Saint John Şövalyeleri adaya gelene kadar(1530) kent Malta’nın başkentiymiş. Mdina kenti, 18. yüzyılda yeniden kurulmuş, tam bir ortaçağ kenti olarak. Mdina kentini gezip dolaşmak çok hoş! Medina’ya ağaçlık bir yoldan geldik.malta-valetta-mdina 141-a

DSC05442-a

İki katlı otobüsümüzü Mdina kentine girmeden önce yolun kenarına park ettik ve

malta-valetta-mdina 156-a

Medina Şehrinin Giriş Kapısı

eski bir hendeğin üstündeki köprüden yürüdük, köprünün üzerindeki dar bir kapıdan kente girdik.

malta-valetta-mdina 233-a

Medina Kenti Önündeki Ağaçlar, Faytonlar ve Turistler 

Bu kentte 300’e yakın kişinin yaşadığı söyleniyor. Bu kişiler genelde soylular olduğundan bu kente ‘Soylu Şehir’ (Cita Notabile) de deniyormuş. Burada oturan kişilerin arabaları dışında hiçbir aracın kente girmesine izin verilmiyormuş. Az kişi oturduğu ve çok sakin olduğu için ‘Sessiz Kent’ de deniyormuş Medina’ya. Geceleri sokaklarda kimseler olmazmış.

malta-valetta-mdina 223-a

Medina Kentine Girmekte Olan Bir Fayton ve Faytoncu

 

DSC05443-a

Müşteri Bekleyen Bir Fayton

Mdina’yı ya yürüyerek ya da faytonlarla gezebilirsiniz. Maltalılar faytonlara ‘karrozin’ diyorlarmış. Biz kenti yürüyerek dolaşmayı tercih ettik.

DSC05433-a

DSC05436-a

Medina

Çok sessiz bir kentti; daracık sokakları, kireç taşından yapılmış Romanesk, Barok tarzı evleri insana Ortaçağ’da yaşıyormuş hissini veriyor. İyi ki Ortaçağ’da yaşamamışım diyorum kendime, zira Ortaçağ’da burada yaşamak hiç hoş olmasa gerek. Bu zamanda

DSC05435-a

Medina

malta-valetta-mdina 179-a malta şövalyesi

Mdina’daki  Malta Şövalyesi

malta-valetta-mdina 211-a

Medina

malta-valetta-mdina 168-a

Mdina’nın Dar Sokakları

Mdina’yı dolaşmak gerçekten çok güzel; insan kendini o daracık sokaklarda geçmişte yaşıyor gibi hissediyor. Yaşıyor gibi hissetmek güzel; Ortaçağ’da olmak ve burada yaşamak güzel değil! Ben böyle hissediyorum, bunu paylaşmak istemem de normal olmalı.

DSC05439-a

Medina’da Bir Meydan

malta-valetta-mdina 206

DSC05440-a

Mdina’daki Kafelerden Biri

malta-valetta-mdina 190-a

Mdina Surları’ndan Görünen Manzara

malta-valetta-mdina 194-a

Medina Surları’ndan Görünen Malta Manzarası ve Deniz

Surlardan ve oturduğunuz kafeden görülen manzara harika! Tüm Malta ayaklarımız altında ve deniz… O daracık, labirent gibi eski lambaların asılı olduğu sokaklardan bir anda bir meydana çıkıyor ve tarihi bir sarayla veya bir kiliseyle, bir müzeyle karşılaşıyor insan. Unesco Medina’yı Dünya Mirası Listesi’ne almış bile.

malta-valetta-mdina 171-a

Saint Paul Katedrali-Mdina

malta-valetta-mdina 216-a

Medina-Katedral Müzesi

Medina’da öyle büyük alışveriş merkezleri yok; ama pek çok müzesi var. Bunlar; Cathedral Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Zindan Müzesi…Kentin kendisi tarih kokuyor, sanki kente girince tarihin içine girmiş gibi oluyorsunuz. Şayet yakınlarınıza bir armağan almak isterseniz Valetta Glass’tan alabilirsiniz. Kimi zaman Medina kimi zaman da Mdina yazıyorum. Bana göre ikisi de doğru – sanırım biliyorsunuzdur- Arapça’da pek ünlü harf yok, Malta da aynı Arapça’da yazıldığı gibi almış kelimeleri, onun için Medina’yı Mdina şeklinde yazıyorlar. malta-valetta-mdina 184Ben bizde olduğu gibi her heceye bir ünlü getirerek yazıyorum. Arap alfabesi Türkçeye pek uymuyor, ünlü harfleri üç tane olduğu için. Merhaba da öyle yazılmış, yani bir ünlü harfi eksik.

malta-valetta-mdina 182-a

malta-valetta-mdina 146-a

Rabat

malta-valetta-mdina 151-a

Rabat

malta-valetta-mdina 149-a

Rabat

malta-valetta-mdina 235-a

Rabat

DSC05447-a Rabat

Rabat’tan Valletta’ya Dönerken

Medina Kenti ile Rabat birbirine çok yakın. Medina Malta’nın ilk başkenti ve tarihi bir kent. Onun çevresindeki köy ise Rabat. Köy dediğime bakmayın, onun da evleri çok hoş! Yolları gayet güzel…

DSC05334 malta limanı ve gemimiz aida bella

Valletta Limanı ve Aida Bella

Medina’dan döndük, Valletta’yı gezmek için otobüsten indik, yürüdük… Akşamüzeri de gemimizin bulunduğu limana geri döndük. Hava kararmadan önce yola çıkacağız, yarın Tunus’un Guiletta Limanı’nda olacağız, gemide akşam Tunus ile ilgili bir tanıtım programı var, büyük olasılıkla bir tur satın alacağız.

 

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay/ Detlef Bringmann

MDİNA- CAM OBJELER

Üstü açık, iki katlı otobüsle Mdina(Medina)ya gidiyoruz. Uzaktan bir tepede kurulmuş olan Mdina kentini görüyoruz. Malta’nın en yüksek tepelerinden birinde kurulmuş kent. Mdina’nın anlamı şehir demekmiş.

DSC05416-a

Uzaktan Görünen Mdina Kenti

Biz uzaktan Mdina’yı gördük, ama önce Mdina Glass’a uğradık.

malta-valetta-mdina 104-a.jpg

Mdina Glass Atölyesi

Mdına Glass bir cam atölyesi, 1968 yılında kurulmuş, o gün bugün yıl boyunca gelen turistlere Malta’dan bir hatıra olarak cam ürünlerini satıyor. Her geçen gün cam işçiliği büyüyor.

malta-valetta-mdina 106-a

Valletta ile ilgili cam objeler

malta-valetta-mdina 110-a.jpg

Cam Atölyesi ve Ustalar

Cam atölyesinde ustaları zevkle izledik, ustalar cam işini gerçekten iyi biliyorlardı, ellerinde maşalar, kızgın mı kızgın ocakların içersinden sıvı halindeki camı çıkarıp nasıl istiyorlarsa öyle şekillendiriyorlardı.

malta-valetta-mdina 114-a

Cam Eserler

DSC05403-a mdina glass

Cam Eserler

DSC05407cam kadehler a

Kadehler

malta-valetta-mdina 107

Sergilenen Cam Eserler

malta-valetta-mdina 134-amalta-valetta-mdina 115-aÜstelik Van Gogh, Monet, Renoir gibi dünyaca ünlü ressamların tabloları kimi zaman kapılara kimi zaman tuval olarak yeniden yapılıyor, böylece insanlar, tanınmış ressamların eserlerine cam sayesinde sahip oluyorlar. İnsan bu cam atölyesine girince nereye bakacağını bilemiyor.

malta-valetta-mdina 128-a

Deniz Kabukları

malta-valetta-mdina 130-a

Kolyeler

malta-valetta-mdina 131-a - Copy

Deniz Kabuklularından Yengeçler

DSC05419-a

Malta- Mdina Glass’ta Çalışan Bir Genç Hanım Çalışırken

DSC05418-a

Gümüş Takılar

Ayrıca deniz kabukları, gümüş takılar ve denizden çıkarılan taşlardan yapılmış kolyeler de vardı. Ve fiyatlara baktığınızda hiç de ucuz değillerdi.

malta-valetta-mdina 116-a

Cam Kaplar

malta-valetta-mdina 117

Cam Tabaklardan Biri

DSC05398-a

Cam Objeler

DSC05394cam kapı-2a.jpg

Cam Kapılar ve Objeler

Küçük cam objeler bile 15-20 avroysa kim bilir kapılar kaç avrodur. Hele avro her geçen gün artıyorsa cam objeleri almak hayal oluyor.

malta-valetta-mdina 133-a

Malta’da Bir Seramik Atölyesi

Cam ve seramik atölyelerini gezdikten sonra Mdina’nın yolunu tuttuk. Eskiden Mdina Kenti Malta’nın başkentiymiş.

MALTA ADASI- VALLETTA

Sicilya’dan akşam üzeri ayrıldık, sabahleyin Malta Adası’ndaydık. Malta Adası Sicilya Adası’nın güneydoğusunda, uzaklığı 167 deniz mili. Malta Adası’nı  ilk olarak bir arkadaşımdan duymuştum, oraya İngilizcesini ilerletmek için gidecekti. Malta’nın resmi dili Maltaca ve İngilizceymiş. Malta’daki dil okulları oldukça iyiymiş arkadaşımın dediğine göre. Malta takım adaları; Malta, Gozo, Comina, Comminetto ve Filfla’ymış. Üçüncü büyük ada olan Comina’da yalnız lüks bir tatil köyü bulunmaktaymış. Yani Malta ve Gozo’da yaşam var, diğer adalarda yaşam yokmuş. Bunlar boş adalarmış.

malta-valetta-mdina 236-a

Valletta

Buraları dalış meraklıları için oldukça ilginç yerler olmalı. Malta Adası Akdeniz’de bulunan en küçük adalardan biri. Tüm adaların yüz ölçümü 316 kilometre kareymiş. Malta’nın baş kenti Valetta. Biz de gemimizle Valetta’nın limanına yanaştık.

malta-valetta-mdina 092-a

Malta Haritası

malta-valetta-mdina 252-a

Malta-Valletta

malta-valetta-mdina 295-a

Malta-Valletta

Akdeniz ve Avrupa’nın dışında Malta’yı bilen oldukça azmış. Malta’nın baş kenti Valletta’da gemiden inince alışveriş  dükkanının yanında iki şövalye ile karşılaştık. Bu çok hoşumuza gitti, iki kırmızı başlıklı altın rengi zırhlar giymiş şövalyelerin fotoğrafını çektik.

DSC05318-a Malta-Valetta

Valletta’da gemiden inince iki askerle karşılaştık

Limana çıkınca Valletta kentinin bizlere hoş geldin diyen tabelasıyla karşılaştık. Bu tabelada bizim her gün kullandığımız bir sözcük de bulunuyordu. Hemen aklımıza Halikarnas Balıkçısı geldi. Günaydın, hoşça kal, iyi günler için ‘merhaba’ sözcüğünü kullanırmış Cevat Şakir Kabaağaçlı. Bizler de merhabayı görünce gülümsedik ister istemez. Bu merhaba sözcüğünün Araplardan günümüze kadar geldiğini anladık. 800’lü yılların sonunda Araplar Malta’yı ele geçirip iki yüz yıl burada egemenliklerini sürdürmüşler. Dilleri ve kültürleri de Malta’yı etkilemiş bizleri etkilediği gibi.

malta-valetta-mdina 275-a

Malta’nın Tepeden Görünüşü

malta-valetta-mdina 009-aMerhaba sözcüğü ve bazı yer adları Araplardan kalmış Malta’ya. Malta’da ‘hoş geldin’ anlamında kullanılıyor. Bize de Araplardan geçmiş, ancak bizler bu sözcüğü ‘selam’ anlamında kullanıyor ve  merhaba sözcüğünü Türkçe sayıyoruz. Sözcüklerden konu açılmışken Malta sözcüğünün türemesi ile ilgili iki teori bulunuyor. Birincisi Malta’nın Yunanca Melita sözcüğünden geldiği ve anlamının bal tatlısı olduğu, akla yakın görünüyor zira adada pek çok bal arısı bulunmaktaymış.

malta-valetta-mdina 303-a

Malta-Valletta

İkinci teori ise Fenike dilinde cennet manasına gelen Maleth sözcüğünden Malta sözcüğünün geliyor olması.

malta-valetta-mdina 244 -a

Malta-Valletta

Bu da doğru gibi; çünkü Malta  pırıl pırıl denizi, rengarenk kayıkları, yedi bin yıllık tarihiyle, bir çok kültürü bünyesinde barındırmasıyla, uyumlu insanlarıyla ve muhteşem manzaralarıyla gerçekten cennetten bir köşe.

malta-valetta-mdina 017-a

Aida Bella Valletta’da

Malta’nın baş kenti, gemimiz Aida Bella’nın limanına yanaştığı Valletta’ydı. Valetta adını  Osmanlı İmparatorluğunun adayı kuşatmasını önleyen Malta Şövalyeleri tarikatının büyük ustası Jean de Valette’dan almış. Valetta kenti 1980 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası’ olarak ilan edilmiş.

malta-valetta-mdina 053-a

Malta-Valletta

DSC05327-a

Malta-Valetta

Malta’ya kiliseler cenneti de denebilir, burada yüzlerce kilise bulunmaktaymış. Şubat ayı olmasına, havada bulutlar cirit atmasına rağmen tam gezilecek havaydı, yaz sıcağında olsa sadece denize girmeyi düşünürdük, kışın Malta’nın havası oldukça yumuşaktı, bu da gezip dolaşmayı ilginç hale getiriyordu.

DSC05314-a Malta-Valletta

Malta- Valetta Limanı

DSC05320-a

Valletta Limanı

DSC05324-a

Malta-Valletta Limanı

malta-valetta-mdina 005-a

Malta-Valetta Limanı

malta-valetta-mdina 023-aa

Valletta

malta-valetta-mdina 274-a

Valletta

malta-valetta-mdina 262-aValletta tarihi bir kentti, kente değişik bir sarı taş hakimdi. Malta-Valletta deyince aklıma hemen sarı bir kent, tarihi binalar ve mavi mi mavi bir deniz geliyor. Malta küçük bir ülke olduğundan gelenler kentin yedi bin yıllık geçmişi olduğunu öğrenince şaşırıyorlarmış.Biz de şaşırmadık desem yalan olur. Gemiden indikten sonra iki katlı bir gezi otobüsüne bindik, Valletta’yı gezmek için.

malta-valetta-mdina 074

DSC05352-a Valetta

Otobüsle Mosta’ya Giderken

İki katlı otobüsümüzün üst katında yolculuk yapıyorduk, bir yandan Valetta’nın güzelliklerini seyrederken bir yandan da yol alıyorduk. İlkönce Mosta’ya gidecektik, sanırım yarım saat kadar sonra Mosta’daydık. Burada büyük bir Katedrale girdik. Bu katedrale ikinci dünya savaşında bir bomba atılmış, bomba patlamamış ve ne Almanlar ne İtalyanlar ne de başka bir ülke bu bombayı biz attık dememiş. Günümüzde bomba kilisenin içinde sergileniyor.

DSC05355-a

Mosta Katedrali(Mosta Dome)

DSC05367-a Medina-malta

Kilisenin İçi

DSC05372-a 2.dünya savaşında düşen bomba

İkinci Dünya Savaşı’nda Kiliseye Düşen Bomba Sergileniyor

Mosta Katedrali’nin Tavanı çok ilgimizi çekti, Napoli’de Plebiscito Meydanı’ndaki San Francesco di Paola Bazilikası’nın tavanıyla çok benzeşiyordu.

DSC05368-a

Kilisenin Tavanı

malta-valetta-mdina 081-a

Kilisenin Tavanı Detay

Mosta kasabasındaki evler de hep cumbalıydı. Burada da Arap etkisi hissediliyordu.

malta-valetta-mdina 091-a

Mosta Kasabasındaki Evler

Akşamüstü Barakka Bahçesi’ne çıktık, tepeden Valletta’yı seyretmek çok hoştu, burası büyük ve özel ağaçların bulunduğu çok güzel bir bahçeydi. Pek çok ünlünün heykeli bulunmaktaydı. Einstein, Churchill vb.

malta-valetta-mdina 259-a

Valletta

malta-valetta-mdina 260-a

Barakka Bahçesi-Valletta

malta-valetta-mdina 265-a

Barakka Bahçesi- Valletta

malta-valetta-mdina 268-a

Valletta-Barakka Bahçesi

malta-valetta-mdina 271-a

Barakka’dan Valletta’ya Bakış

malta-valetta-mdina 263-a

Valetta’ya Barakka Bahçesi’nden Bakış

malta-valetta-mdina 255-a

Valetta

Valetta’daki otobüsleri görünce bir anda nostalji yaşadık, otobüsler oldukça eskiydi ve

malta-valetta-mdina 238

Valletta

malta-valetta-mdina 018-a

Valletta’da Otobüsler

Valletta’ya çok yakışıyordu. Ne yazık ki bu otobüsler kalkacakmış, belki de şu anda çalışmıyor olabilirler.

IMG_20191207_213554kupa üzerinde Malta

Hediyelik Kupaların Üzerindeki Malta’nın Otobüsü

Ama onlar hediyelik eşya dükkanlarında, kupaların üzerinde çoktan yerlerini almışlar. Malta’nın otobüsleri ve rengarenk boyanmış ahşap kayıklarını çok beğendik. Malta Adası’nın başkenti Valetta çok güzel bir kent, ben bir daha Malta’ya gidersem, Valetta’yı görmek isterim; ancak insanların yaşamadığı görmediğim adalara da gitmek isterim. Valetta’da deniz bu kadar güzelse kimsenin yaşamadığı adalarda kim bilir ne kadar güzel ve temizdir.

Faydalanılan Kaynak:İnternet-Vikipedi

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay- Detlef Bringmann

SİCİLYA ADASI-CATANİA KENTİ

Taormina’yı öğleye kadar gezdik,  gemimiz Aida Bella Catania kentindeydi. Catania’ya geri döndük. Taormina’dan sonra Catania bize sıradan bir kent gibi göründü; ama kentin içine girince Catania’da çok güzel eski binalar olduğunu gördük. Herhangi bir yer hakkında, orada gezmeden dolaşmadan, önyargılı bir şekilde konuşmamalıyız. Kentteki binalara, heykellere bakarak dolaştık, başı boş dolaşmak pek hoşumuza gitti. Yağmur kimi zaman yağıyor, kimi zaman duruyordu.

sicilya-catania 026-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 009-a

Catania_Sicilya Adası

sicilya-catania 007-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 027-a

Catania- Sicilya Adası

Catania Sicilya Adası’ndaydı. Sicilya Adası’nın yüzölçümü 25.426 kilometre kareydi. Yani çok büyük bir adaydı, sen de adaların yüzölçümüne taktın diyebilirsiniz, evet gerçekten adaların yüzölçümüne takmış bulunuyorum. Çünkü Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada(İmroz) nın yüzölçümü 279 kilometre kare. 25.426 kilometre kare nerede 279 kilometre kare nerede? Tüm bunlardan anlaşıldığına göre Sicilya, Akdeniz’in en büyük adasıymış. Gemimiz Catania’ya yanaşınca kentin kıyı manzarasına takılmadan edemedik, manzara oldukça güzeldi, pek çok minik ada bizlere hoş geldin, diyordu.

Sicilya deyince aklımıza ilk olarak ‘mafya’ geliyor. Ne de olsa mafyanın doğum yeri burası. Peki nasıl doğmuş mafya kavramı; mafyanın doğuşu meğer bir başkaldırıymış, 19.yüzyılda önce Sicilya’ya Araplar gelmiş, arkadan da Fransızlar ve İspanyollar Sicilya’ya hakim olmuş. Sicilyalılarsa- halk ve kimi liderler- kendi topraklarını korumak için mafyayı oluşturmuş. Kuruluş amacı doğru olsa da daha sonra yönetimin boşluğundan yararlananlar toprak sahiplerinden ve halktan, onları korumak için haraç almaya başlamış. Günümüzde mafya halen yaşamaktadır ne yazık ki…

Bugün Sicilya İtalya’ya bağlı ve özerktir. Tarih boyunca da Romanlar, Yunanlar, Araplar ve  Aragonlar değişik zamanlarda Sicilya’yı  yönetmişler. Sicilya hepsinin kültüründen etkilenmişse de;  en çok Yunan ve Arap kültürlerinden etkilenmiş.

Catania Sicilya’nın ikinci büyük kentiymiş Vikipedi’de yazdığına göre.

sicilya-catania 010-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 017

Catania Caddeleri

sicilya-catania 019-a

Catania-Duomo Meydanı

sicilya-catania yaduomo meydanı012-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania duomo meydanı011-a

Catania- Fil Heykeli-Duomo Meydanı

 

Catania’yı dolaşırken gördüğümüz saraylar, kiliseler, restoranlar, meydanlar bizleri çok etkiledi. İtalya’yı gördüm demek için Sicilya’yı görmek gerekliymiş. Gerçi biz sadece Catania ve Taormina’yı gördük, ama Sicilya ile ilgili bir fikir edindik. Ben herhangi bir ülkeye veya kente gittiğimde her yeri görmek isterdim ve kendimi aşırı yorardım, artık gittiğim kentin ne kadarını görebiliyorsam o kadarını görüyorum. Ve kendimi aşırı yormuyorum; çünkü bir kentin veya bir ülkenin her yerini görmek olanaksız.

Neyse Catania’da dolaşırken bir yandan da sohbet ediyorduk, Mithat televizyonda Catania’yı izlediğini, sandviç arası dondurmanın burada çok ünlü olduğunun anlatıldığını söyledi. Ben izlememiştim, ama sandviç arası dondurmanın nasıl olduğunu çok merak ettim. Hemen bir pastane arayışına girdik ve pastaneyi bulduk. Sandviç arası dondurma istedik, satıcı bir sandviçinin kaldığını sadece bir tane verebileceğini söyledi. Tamam dedik.

sicilya-catania 029 dondurma a

Catania’da Sandviç Arası Dondurma

Sandviç arasındaki dondurmamızı aldık, sandviç desek de tipi sandviçe benziyordu; ama tatlıydı ve arasına İtalya’nın ünlü, güzel dondurması konmuştu. İyi ki bir tane kalmıştı,  sandviç arası dondurma öyle çoktu ki bir kişinin bitirmesine olanak yoktu. İkimiz de dondurmayı ve tatlı sandviçi yedik, çok hoşumuza gitti.

sicilya-catania 025-Via Garibaldi-a

Catania’da Bir Dükkan

sicilya-catania 031-a

Catania ‘da Satılmak İçin Bekleyen Sebzeler

sicilya-catania 018-a

Catania’da Heykeller

Dolaşırken Arap kültürünün devam ettiğini bir dükkanın adından ve bir köşede satılan sebzelerden anladık. Bir caddede gördüğümüz heykellerse bize antik Yunan kültürünü anımsattı.  

sicilya-catania 004-a

Catania Limanı

Akşamüstü olunca gemimiz Aida Bella’ya dönerken sabah gördüğümüz manzara yine karşımızdaydı. Bulutlar gökyüzünü kaplamıştı. Bugün hava yağmurluydu, kimi zaman yağmur yağdı kimi zaman güneş açtı.

sicilya-catania 051a

Gemiden Limana Bakış

sicilya-catania 052aidabella arkası-a

Aida Bella Catania Limanında

sicilya-catania 055a

Catania Limanı’nda Yelkenliler

sicilya-catania 050-a

Gemiden Bakış-Catania Limanı

 

sicilya-catania 037-a

Catania Limanı ve Kent

sicilya-catania 041-a

Aida Bella’dan Dalgalı Bir Koya Bakış

Aida Bella’dan bakınca her yer çok güzel görünüyordu. Limanda yelkenli tekneler ve gemiler vardı.

sicilya-catania 062a

Catania’dan Ayrılırken

Akşam olmuş, güneş batmak üzereydi, artık Catania Limanı’ndan ayrılma zamanı gelmişti. Her zamanki  ayrılma müziğini duyunca içimizi bir keder kapladı, yine bir limandan ayrılıyorduk, yarın Malta Adası’nda olacaktık. Malta’nın başkenti Valetta’ya merhaba diyecektik.

Faydalanılan kaynak: İnternet, Vikipedi

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay 

MARSİLYA’DA GÜZEL BİR GÜN

Barselona’dan sonraki durağımız Fransa’nın Marsilya limanıydı. Günlerdir İspanya’nın kentlerinde dolaşıp duruyorduk, sadece şehir değil ülke de değiştirecektik. Gemimiz Aida Bella ile Marsilya’ya geldik, gece yol almıştık sabah gemiden ayrılırken Marsilya’ya yürüyerek gidelim diye konuştuk, kuzenim Mine ‘Ben yürümeyeceğim, otobüsle Marsilya’nın içine gideceğim oradan da trenle tepedeki kiliseye çıkacağım, sizler yürüyebilirsiniz.’ dedi. Ben, Mithat ve Detlef tamam deyip yürümeye başladık. Gerçi Marsilya’ya yürürken pek yürüme yolu yoktu; oldukça zorlandık, liman tarafları pek iç açıcı değildi. Yürümeseydik buraları göremeyecek veya dikkat etmeyecektik.

marsilya 002 liman tarafları a

Limana Yakın Evler

marsilya 004liman tarafındaki yollar a

Limandan Marsilya’nın İçine Giden Yollar

marsilya 006 liman tarafları a

Marsilya Liman Tarafı

Yolumuzun üzerinde büyük iş yerleri vardı, ama yürüme yolu olmadığından otobüsle şehrin merkezine gitmediğimize zaman zaman pişman olmadık değil.

DSC04825-marsilya a

Marsilya’da Yüksek Bir Bina

Kentin içine girdikçe denizi ve tepedeki Notre Dame de la Garde’yi gördük.

marsilya 198 evler ve tepede notra dame a la garte a

Marsilya’da Deniz ve Tepede Notre Dame de la Garde Kilisesi

marsilya 192devasa saksılar, deniz ve yelkenliler a

Devasa Saksılar Deniz ve Yelkenliler

Çok büyük saksılar vardı, zeytin ağaçları  bu saksılara dikilmişti. Daha önce bu kadar büyük saksılar görmemiştim.

DSC04938marsilya zeytin ağaçlarını saksıda gördünüz mü a

Devasa Bir Saksı

marsilya 191 saksılar a

Zeytin Ağaçları Dikili İnsan Boyunda Saksılar

Marsilya’da yürürken kentle daha yakınlaştığımızı duyumsadık. Bunu birbirimizle paylaştık ve fotoğraf makinelerimizle kenti fotoğrafladık.

DSC04838marsilya a

Marsilya

marsilya 020

Marsilya’da Bir Ağaç ve Bir Kuş

marsilya 187

Marsilya

Paris’e gidenler kimsenin Fransızcanın dışında bir dil konuşmadığını ve yabancılara yardımcı olmadıklarını söylerler, bize Marsilya’da bir hanım İngilizce konuşarak yardım etmek istedi. Biz yardıma ihtiyacımız olmadığını söyleyerek teşekkür ettik. Bu duruma şaşırmadık desem yalan olur.

DSC04836marsilya a

Marsilya

DSC04846marsilya a

Segway veya gingerlarla Marsilya’yı dolaşanlar

marsilya 185-a.jpg

Segway ile Marsilya’yı Dolaşanlar

Gemide ister bisiklet ister Segway ister otobüsle yapılan turlara katılabiliyordunuz. Biz genelde şehri kendimiz keşfetmeyi, yürümeyi tercih ettik. Biz şehri yürüyerek dolaşırken gemiden segwaylerle kenti dolaşmaya çıkanlarla karşılaştık, onları görmek bizleri sevindirdi. Segway veya ginger;  pek çok kentte görülen iki tekerlekli ve kendi kendini dengeleyen bir ulaşım aracı, bu ulaşım aracı vikipedide yazdığına göre elektrik motoruyla çalışıp 20 km/s hız yapıyormuş. Alet;Dean Kamen tarafından icad edilmiş, 2001 yılının sonunda tanıtılmış. Biz segway kullananları: hep şehirleri gezerken gördük. Artık bizde de bu araca rastlıyoruz, genelde ulaşım aracı olarak kullanılıyor.

marsilya 044m.sokakları a

Marsilya’nın Dar Sokakları

marsilya 075 deniz a

Marsilya’da Deniz ve Yelkenliler

marsilya 078 metro a

Marsilya’da Metro Girişi

marsilya 177 deniz a

Marsilya’da Deniz ve Tekneler

marsilya 091adalet sarayı a

Marsilya Adalet Sarayı

marsilya 173-a

Marsilya

Bütün Marsilya’yı yürüyerek dolaştık, tepedeki Notre Dame de la Garde’ye çıkacağız herkes yürüyerek çıkmanın zor olduğunu

marsilya 175-a

Marsilya-Notre Dame’a Çıkan Tren

ya trene ya da 60 numaralı otobüse binilmesi gerektiğini söylese de biz yine de yürüyeceğiz-öyle zor bir yürüyüş yolu da değil- desek de kiliseye vardığımızda bunu konuşsak daha iyi olacak sanırım. Tren dediysem bildiğimiz trenlerden değil, bizim yazlık kentlerde olan bir lokomotifin çektiği oyuncak gibi bir şey… Onunla şehri dolaşmak ve yukarı çıkmak- kiliseye- eğlenceli olsa gerek.

DSC04889marsilya a

Kiliseye çıkan merdivenler

marsilya 027merdivenleri çıkarken a

Kiliseye Çıkarken

Ne yazık ki güzelliklerin yanı sıra pislikler ve çirkinlikler de gördük, onları fotoğraflamadan edemedik.

marsilya 107de la garde a

Notre Dame de la Garde’nin Uzaktan Görünüşü

marsilya 113merdivenlerden marsilyaya bakış a.jpg

Notre Dame’a  Çıkarken Kentin Manzarası

marsilya 117-a

Marsilya-Notre Dame’ a Çıkarken

marsilya 121 notre dame'a çıkarken a

Notre Dame’a Çıkarken

marsilya 123 de la garte'ye çıkan merdivenler a

Merdivenler

Notre Dame’a çıkarken devamlı yukarıya tırmanıyorduk, kimi zaman normal yollardan yürüyor, kimi zaman merdiven tırmanıyorduk; ama tırmandıkça Marsilya’nın güzel manzaralarıyla karşılaşıyorduk, bu da bize ödül oluyordu. Tepede kiliseyi görüyor, ama moralimizi bozmadan yürümeye devam ediyorduk. Çünkü kilise Marsilya’nın en yüksek tepelerinden birine yapılmıştı.

DSC04899marsilya a

Notre Dame de la Garde

marsilya 136 notre dame mumlar a

Notre Dame’da Dilek İçin Yakılan Mumlar

Nihayet kiliseye çıktık; yorulduk, ama buraya çıkmamıza değdi. Manzara harikaydı, kilise de oldukça güzeldi. Bu kilise Marsilya’nın her yerinden görülebiliyor ve bu tepeye çıkınca da siz bütün Marsilya’yı görebiliyorsunuz. Buraya giriş ücretsiz, bir yerde Marsilya’nın sembolü olan bu kilise Garde Tepesi’nde bulunan antik bir kalenin üzerine kurulmuş. 1864 yılında hizmete giren, Meryem Ana adına on bir senede yapılan katoliklere ait bir kilise.

DSC04900marsilya a

Marsilyalılar kentin bu kilise tarafından korunduğuna inanırlarmış, eskilerde kadınlar balığa çıkan kocaları, oğulları sağ salim dönsünler diye bu kilisede dua ederlermiş. Meryem Ananın onları koruyacağını düşünürlermiş. Kilisenin tepesinde Meryem Ananın altından yapılmış heykeli duruyor.

Notre Dame de la Garde’de önce kilisenin dışını sonra içini gezdik, dışarı çıkınca Marsilya’nın muhteşem manzarasıyla karşılaştık.

DSC04896marsilya sularında aida bella a

Marsilya Sularında Gemimiz Aida Bella

İlk olarak gözümüz gemimiz Aida Bella’yı gördü. Onun olduğu yerden yürümeye başlamış ve tepeye tırmanmıştık.

marsilya 132notre dame'den mars. bakış a

Marsilya

marsilya 145-a

Marsilya

Sonra denizdeki adaları gördük deniz içimizi açtı bir kentte deniz varsa o kent güzel görünüyor gözümüze, ancak Marsilya’nın betonlaşmış olması da canımızı sıktı. Ne yazık ki büyük kentler betonlaşmadan kurtulamıyor.

DSC04898tepeden marsilyaya bakış a

Marsilya Yeşillikler, Binalar, Bulutlar ve Deniz

DSC04929marsilya binalar binalar binalar a

Betonlaşmış Marsilya

DSC04902marsilya ada a

Marsilya, Monte Kristo Kontu’nun Adası

Alexander Dumas’nın romanı Monte Kristo Kontu’nu bilmeyen ya da duymayan yoktur sanırım. İşte bu küçüçük adada 16. yüzyılda kral Francois tarafından kentin güvenliğini sağlamak için  yaptırılan château(şato) d’if sonraları bir hapishaneye dönüştürülmüş, bu hapishaneden kaçmak olanaksızmış aynı Alcatraz gibiymiş. Koşulları çok kötüymüş. Adayı meşhur eden Alexander Dumas imiş. O eserini kurgulamış, eserin kahramanı Edmond Dantes burada hapis yatmış ve sürekli kaçış planları yapmış. Sonunda kaçmayı başarmış. Edmond Dantes bir eserin kahramanı, ama yüzlerce yıl pek çok kişi koşulları kötü olan bu hapishanede yatmış, kim bilir ne acılar çektiler, nasıl zorluklar yaşadılar  burada. Günümüzde euro karşılığı bu şatoyu gezebiliyorsunuz. Artık bu küçük ada turistik bir adaymış. Turistler geliyor, dolaşıyor, fotoğraf çekiyor ve geri dönüyorlarmış.

marsilya 153n.d.a.la.garte görünümü a

Notre Dame de la Garde- Marsilya

Kiliseden Marsilya’yı seyredip fotoğraflarımızı çektikten sonra dönüşe geçtik aşağı inmeye başladık, bu yol bizi denize götürecekti.

marsilya 159-a

Marsilya-Çamaşırlar kuruyor

Bir yandan yürüyor, bir yandan da Marsilya’yı fotoğraflıyorduk.

marsilya 178tekneler, kürekçiler a

Marsilya’da Kürekçiler, Tekneler

marsilya 171.JPG

Marsilya’da Yürüyenler

DSC04935marsilya kızılderili müzisyenler a

Marsilya Sahilinde Müzik Yapan Kızılderililer

marsilya 174-a.jpg

Marsilya-Kompozitör Vincent Scotto

marsilya 084 -sanateseri a

Marsilya

marsilya 195dans eden ağaçlar a

Dans Eden Ağaçlar

marsilya 201-a

Marsilya

Bu kentte her şey vardı; deniz, tekneler, kürekçiler, dar sokaklar, ağaçlar, ilginç binalar, dini yapılar, müzik yapanlar, heykeller… böyle olmasından çok hoşlandık.

Fotoğraflar:Detlef Bringmann, Sevil Okay, Mithat Okay

VALLDEMOSSA(MUSA’NIN KÖYÜ)-MAYORKA

Mayorka-Valldemossa 6 a

Palma’da uçaktan indikten sonra otobüslere bindik, gemimiz hazır olmadığı için önce çiçek açmış badem ağaçlarını göstermek için bizi bademlik alana götürdüler.

mayorka-badem ağaçları 081 a

Badem Ağaçları-Palma/Mayorka

Çiçek açmış badem ağaçlarını gördük ve tekrar otobüsümüze bindik  yirmi-yirmi beş dakika süren bir  yolculuktan sonra Valldemossa’ya geldik.

Valldemossaad

Valldemossa-Mayorka-İspanya

Valldemossa, Musa’nın Vadisi demekmiş, adından da anlaşıldığı ve söylentiye göre buranın adı Müslümanlar zamanında burada yaşamış olan Musa adındaki bir kişiden geliyormuş. Mayorka’nın ünlü Tramuntanya Dağları‘nın eteklerinde kurulmuş bu köy. Kendinizi burada ortaçağda yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Taş evler yapıldıkları biçimde duruyor. Ortaçağdan beri değişmemiş olması da turistlere cazip geliyor. Ben Valldemossa’yı çok sevdim; dağları yemyeşil, evlerin bulunduğu yerler tertemiz ve çiçekler içindeydi.

mayorka-valldemossa 175 a

Valldemossa’nın Dar Sokakları

mayorka-valldemosse 159. a

Valldemossa-Mayorka Adası

mayorkavalldemossa 152a

Valldemossa Evlerinden Biri

mayorka-valldemossa 141 a

Valldemossa’daki Evlerden Birinin Kapısı ve Çiçekleri

mayorka-valldemossa 127 a

Valldemossa’nın Daracık Sokakları

mayorka-valldemossa 119 a

Valldemossa-Mayorka Adası

mayorka-valldemossa 151a

Valldemossa-Mayorka Adası-İspanya

Mayorka-Valldemossa D.B.A.3

Mayorka-Valldemossa-Taş Evler

mayorka-valledemossa'da bir ev 111 a

Valldemossa’da Bir Ev ve Çamaşırlar

Taş evler, daracık sokaklar, evlerin üstüne tutturulmuş çiçekli saksılar… Her yer öylesine temiz ve güzel ki…köln-mayorka 167aAyrıca her evin üstünde seramikten yapılmış Catalina Thomas ya da Caterina Thomas’ın  resimleri var.  Catalina Thomas Mayorka’nın koruyucu aziziymiş, doğum yeri de(1533) Valldemossa’ymış…

Valldemossa-Catalina-a

mayorka-evin duvarı ve çiçek 179 a

Valldemossa’daki bir evin duvarı

Frederic_Chopin-wikipedi_photo.jpeg

Frederic Chopin            Fotoğraf: Vikipedi

1839 yılının kışında Polonyalı ünlü besteci, piyanist Frederic Chopin’in(1810-1849) ve sevgilisi ünlü ilk kadın Fransız yazar George Sand(1804-1876)’in burada kalmasını hiç yadırgamadık. Chopin buraya sağlık sorunlarından dolayı gelmiş ve bir kış burada Cartuja Manastırı’nda kalmış, Burada sadece bir kış geçirmiş; ama Mayorka’nın ve Valldemossa’nın dünyaca tanınır hale gelmesini sağlamış. Chopin burada iki beste yapmış, “Bir ressam ya da şairin hayal edebileceği her şey doğada bu yerde yaratılmıştır” diyen sevgilisi ünlü  yazar George Sand da Mayorka’da Bir Kış adlı bir kitap yazmış. George Sand ismi ilk duyan kişi tarafından erkek adı olarak algılanabilir, ama o bir kadın ve asıl adı Amantine Aurore Lucile Dupin’dir. 19. yüzyılda bir kadının yazar olması pek alışıldık bir şey değildi, sanırım Bayan Amantine de takma bir erkek adı almış, yazdıklarının ciddiye alınıp okunması için. Ona feminist diyenler olsa da o hiçbir zaman feminist olduğunu kabul etmemiş.

portrait-of-george-sand--fransız ilk ünlü kadın yazar,george sand

George Sand-Dünyaca ünlü Fransız Yazar              Fotoğraf: thought.co

winter in Mayorka-george sand

George Sand’in  Mayorka’da Yazdığı Kitap   Fotoğraf: goodreads.com

Michael Dougles ve Catherine Zeta Jones

Michael Douglas – Catherine Zeta- Jones ve evleri

Amerikalı oyuncu Michael Douglas’ın ve Zeta Jones’un burada evlerinin olması da şu an için önemli geliyor. Oradayken bu, çok da önemli gelmemişti bana. mayorka-valldemossa-otobus a 090Bizleri Valldemossa’ya getiren otobüsler isteyenleri Michael Douglas’ın evine götürdü, biz gerekli görmediğimiz için gitmedik.

Valldemossa’da dolaşırken otobüs duraklarındaki afişlerde Valldemossa’daki ünlülerin kimler olduğu yazıyordu.

mayorka-VALLDEMOSSA DURAĞI A 092

Valldemossa Otobüs Durağında Asılı Olan Afişlerden Biri

mayorka-valldemossa-santiago rusinol 106 a

Katalan Ressam Santiago Rusinol’un Büstü    Valledemossa- Mayorka

Ayrıca Katalan ressam, şair ve oyun yazarı olan Santiago Rusinol’un büstüne rastladık, onu daha önce tanımıyordum,  araştırınca onun Katalan Ulusal Sanat Müzesinde eserlerinin sergilendiğini, izlenimci bir ressam olduğunu, Katalan Modernizmi’ni temsil ettiğini ve modernizm hareketinin liderlerinden biri olduğunu, dünyaca ünlü ressam  Pablo Picasso’yu da etkilediğini öğrendim Wikipedia’dan.

Santiago Rusinol

Santiago Rusinol  Fotoğraf: wikipedia

 

Auguste-Herbin-Landscape-at-CreteiS.rashinol

Santiago Rusinol Resimleri       Resimlerin fotoğrafları: Wikipedia

RUSIÑOL, SANTIAGOPaisaje de Mallorca_ cMP: 85

Santiago Rusinol Resimlerinden Biri

Sadece bilgi edinmedim, birkaç resminin fotoğrafını da Wikipedia’dan aldım. Santiago Rusinol (1861­-1931)un bazı resimleri Valldemossa Belediye Müzesi’ndeymiş. Sanatsever Joan Sureda sayesinde Rusinol ve Ruben Dario gibi 20. yüzyılın ünlü yazar ve ressamları Kral Sancho Sarayı’nda kalmışlar. Kral Sancho Sarayı; 2. Jaime’nin oğlu Kral Sancho tarafından ortaçağda inşa edilmiş, daha sonra Kartezyen keşişlerine bağışlanmış ve 1399 yılında manastıra dönüştürülmüş.

mayorka-valldemossa 151a

Valldemossa Taş Evler ve Ağaçlar

mayorka-valledemossa-portakallar 147a

Valldemossa ve Portakallar

mayorka-valldemossa 139 a

Vallemossa

köln-mayorka 148a

Valldemossa’daki Çiçeklerden Biri

Valldemossa’da taş evlerden bazıları sanat galerileri haline getirilmişti. Pek çok sanat galerisi gördük ve açık olanları gezdik.

mayorka-valldemossa-bir sanat evi 186 a

Bir Sanat Galerisinin Dışı

mayorka-valldemossa bir sanat galerisi 113 a

Bir Başka Sanat Galerisinin İçi

mayorka-valldemossa- bir sanat galerisindeki bir resim 114 a

Sanat Galerisindeki Bir Resim

Valldemossa’da pek çok hediyelik eşya satan dükkanlar ve hoş kafeler de var.

mayorka-valldemosse 144a

Valldemossa-Mayorka Adası

Mayorka-Valldemossa-8 aa

Mayorka-Valldemossa

DSC04096

 

Mayorka-Valldemossa-4 ad

Mayorka-Valldemossa-Taş Evler-Dar Sokaklar

Valldemossa, Mayorka’ya gidenlerin mutlaka görmesi gereken bir köy. İster köyde dolaşın, ister sanat galerilerine ya da müzelerine gidin. Herkesin hoşlanacağı bir şeyler bulacağı bir köy… Biz Valldemossa’da ancak köyü gezdik, köyün havasını soluduk, oradaki müzelere gidemedik; çünkü vaktimiz kısıtlıydı. Gemimiz Aida Bella bizi bekliyordu, başka şehirlere ve ülkelere götürmek için. Mayorka’ya bir daha gidersem mutlaka Valldemossa’da birkaç gün kalacağım. İnsan bir yerde ne kadar yaşarsa orayı daha iyi tanır ve sever.

 

Fotoğraflar: Sevil Okay, Mithat Okay, Detlef Bringmann

Faydalanılan Kaynaklar:

info@cartujadevalldemossa.com

wikipedia.com

MAYORKA(MALLORCA) ADASI

Ben Mayorka(Mallorca) adasını Marmara Denizi’ndeki adalarla kıyaslıyorum. Örneğin Avşa adası 36 kilometre kare, adayı bir günde yürüyerek dolaşabilirsiniz. 36 km.karelik adanın iki köyü var. Marmara Adası, Marmara Denizi’ndeki  en büyük adamız,yüz ölçümü 119 kilometre kare ve altı yerleşim yeri bulunuyor. Adaların kaç kilometre kare olduğunu söylememin nedeni  Mayorka adasının büyüklüğünü anlatabilmek.  Mayorka adası, 3640 kilometre kareymiş. Bizim Marmara Denizi’ndeki en büyük adamızdan kaç misli büyük bir ada. Marmara adasının ortalarında yaşayan denizi görmeyen insanlar bu zamanda bile var. Nasıl böyle bir şey olabilir diye düşünüyor insan; ama oluyor işte. Bir adada yaşayıp da deniz nedir bilmeyen kişiler var. Acaba Mayorka adasında yaşayıp da deniz  görmemiş insanlar var mıdır? Böyle bir şeyi herhangi bir yerde okumadım ve duymadım.

köln-mayorka 011köln'den mayorkaya giderken Paris'in uçaktan görünüşü a

Köln’den Mayorka’ya Giderken Karlar Altındaki Paris

Köln’den uçakla Mayorka’ya bir buçuk saatte gittik. Almanya’dan Mayorka Adası’na giderken karlar altındaki Paris’in üzerinden geçtik.

köln-mayorka 043 a

Uçaktan Mayorka’nın Görünüşü

Sonra da baharı yaşayan Mayorka’ya vardık. Almanya ve Fransa karlar altındayken, Mayorka’da bademler açmış, bahar gelmişti.

köln-mayorka 191 ag

Mayorka- Palma Limanı’ndaki Tekneler

Ama Mayorka’nın bir turizm cenneti olduğunu, güzel plajları, tarihi yerleri, mağaraları, çok büyük ve yaşlı ağaçları olduğunu hem okudum, hem de gördüm.

mayorka-2 060 a

Mayorka-Palma Kentinde Bir Payton(Fayton)

Turistler akın akın geliyor Mayorka’ya. Sanki Mayorka Almanların arka bahçesi gibi. Bunu Almanlar söylüyor. Uçakla bir buçuk saatte Almanya’dan geliyor turistler. Pek çok Alman buradan yazlık ev almış, sadece ev almakla kalmamışlar özellikle Mayorka’nın başkenti Palma’da iş yerleri açmışlar.

Almanlar gibi İngilizler de Mayorka’da tatil yapmaktan hoşlanıyorlarmış. Özellikle hafta sonları yüzlerce uçak inip kalkıyor binlerce kişiyi adaya getiriyormuş. Ve her yaz milyonlarca kişi Mayorka’ya geliyormuş. İstanbul’da paytonlar, prens adalarında ve İzmir Kemeraltı’nda olsa da pek fazla değil, ama İspanya’nın -Palma dışında- deniz kenarındaki dört şehrine gittik ve bu şehirlerde paytonlara rastladık, sadece İspanya’da değil İtalya’da da rastladık paytonlara, turistlerin çok ilgisini çekiyor paytonlar. Özellikle şehirleri paytonla gezmek  hoşlarına gidiyor.

mayorka-kamu binaları2 070a

Palma’daki Kamu Binaları

Katedralin önündeki yolu takip ettik, Palma’nın ünlü mağazalarının arasından aşağı yukarı yirmi dakika yürüdük, kendimizi bir meydanda bulduk, bu meydandaki bin yıllık zeytin ağacını  görmek bizleri o kadar memnun etti ki anlatamam. Ağaç kök ve gövdelerini çekmeden duramayan ben hemen ağacın fotoğrafını çektim ve ağaçla birlikte fotoğraf çektirdim. Ağacın olduğu Plaza de Cort adlı meydanda muhteşem zeytin ağacından başka Belediye ve Yönetim Binası gibi kamuya ait binalar vardı.

Malorca-1000 yıllık zeytin ağacı-photomerge a

Bin Yaşındaki Harika Zeytin Ağacı

Biz yazın sıcakta değil Şubat ayında Mayorka’daydık. Hava soğuk değildi. Bizim Ege kıyılarımızın sıcaklığındaydı. Rahatlıkla gezip dolaştık. Yılın o ayında her yer turist kaynıyordu, sadece bizim yolculuk yapacağımız  gemide bile çalışanların dışında üç bin kişi bulunuyordu ve dört kişi dışında hepsi Alman’dı.

mayorka-2 062-a

Mayorka- Palma Kenti-Katedralin Ön Tarafı

İspanya kıyılarıyla Cezayir arasında bulunan bir milyon nüfuslu Balear Adaları’nın en büyüğü ve en kalabalığıymış Mayorka(Mallorca) Adası. Mayorka’da bir milyon kişinin sekiz yüz bini yaşamaktaymış. Bu sekiz yüz bin kişinin büyük çoğunluğu da Mayorka’nın baş kenti Palma’daymış. Biz,  Aida Bella ile yaptığımız geziye Palma’dan başladık.

köln-mayorka 068 a

Palma Katedrali-La Seu

Palma’da insanı çok etkileyen bir yapı aniden sizi çarpıyor. Sarı renkli kireçtaşından yapılmış   yüksekliği 44 metre olan, 400 metre karelik bir alanı kaplayan geçmişi 14. yüzyıla kadar giden kocaman bir yapı bu! Adı Palma Katedrali, katedral neredeyse denizin içinde olduğu için Katalanca La Seu(Deniz) da deniyormuş katedrale.

-mayorka- katedral 2 057a

Palma Katedrali

Mistik bir havası vardı katedralin, bize doğunun esintilerini getirdi. Ne yazık ki içini göremedik, biz gittiğimiz zaman katedrale bakım yapılıyormuş, onun için kapalıydı.Yazılanlardan okuduğuma ve görenlerden duyduğuma göre katedralin içi çok güzelmiş. Katedralin yerinde eskiden Mağribiler zamanında yapılmış bir cami varmış.

mayorka-katedral2 044-a

Mayorka-Palma Katedrali ve Almudania Sarayı

DSC04180

Mayorka, Palma Katedrali ve Limanı

Katedralle ilgili şöyle bir öykü anlatılıyor: Aragon Kralı,  1. Jaime(Aragon, 11. -15.yy arasında bugünkü İspanya’nın kuzeydoğusunda var olan ve Endülüs’teki İslam Devletine son veren Hristiyan Krallığı) Müslümanların elinde olan Mayorka’yı almak için askerleriyle bir sefer düzenlemiş. Mayorka Adası’na gelirlerken büyük bir fırtınaya yakalanmışlar. Askerlerin başındaki kral 1. Jaime fırtınadan çok etkilenmiş ya da korkmuş, sağ kalırsa karaya ayak bastığı yere büyük bir kilise yaptıracağını söylemiş. Söylediğini de yapmış, gerçi katedral ha deyince bitmemiş, yapımı neredeyse beş yüz yıl sürmüş. Bunun için de farklı pek çok mimari tarzdan oluşmuş.

antoni gaudi(1852-1926) İspanya

Antoni Gaudi

Barselona’ya damgasını vuran meşhur mimar Gaudi bile Palma Katedrali’yle ilgili çalışmalar yapmış. Fakat her ne olduysa Katedralle ilgili çalışmalarını sonlandırmış Gaudi. Neyse pek çok mimari tarzdan etkilenmiş olsa da hakim olan mimari tarz Katalan Gotik tarzı ve de kuzey Avrupa mimarisinin etkilerini taşımaktaymış..

mayorkapalma-katedralin yan tarafı-2 046a

Mayorka-Palma Katedrali Önündeki Canlı Heykellerden Biri

Daha sonraki günlerde Barselona’nın ünlü La Rambla caddesinde gördüğümüz canlı heykellere ilk kez Palma Katedrali önünde rastladık. Bize bu canlı heykeller çok şirin göründü. Yüzlerini boyayıp giyinmişler ve öylesine hareketsiz duruyorlardı ki, önce onları gerçek heykel zannettik, sonra canlı olduklarını anlayınca hiç hareket etmeden sürekli aynı şekilde durmaları karşısında onları çok takdir ettik, önlerinde duran şapkalara ya da kutulara bozuk para attık.

mayorka-palma-katedral yanı2 047a

Almudaina Sarayı-Mayorka-Palma

Palma Katedrali’nin tam karşısında bulunan Almudaina Sarayı  Mağribiler(Müslüman Kuzey Afrikalılar) tarafından yapılmış. Vikipedi’den okuduğuma göre 1281 yılında temeli atılmış. Mağribiler bu sarayı hükümdarlıkları sürdüğü müddetçe kullanmışlar, onlardan sonra saray İspanyollar tarafından kullanılmaya başlanmış. Şimdilerdeyse kraliyet ailesi resmi törenlerde ve seramonilerde kullanıyorlarmış. Anlatılanlara göre bu sarayı en fazla Mağribilerin kullandığı anlaşılıyor

mayorka-porto kristo 029a

Palma – Monacar Arasındaki Topraklar ve Taş Evler

mayorka-porto kristo evleri- 019 a

Mayorka-Porto Kristo’daki Bazı Evler

mayorka-porto kristo plajları 024 a

Mayorka-Porto Kristo’daki Plajlardan Biri

mayorka-porto kristo-deniz 026 a

Mayorka-Porto Kristo-Deniz

 

Mayorka Adası’nın başkenti Palma’dan Monacor’a Drach Mağaralarını görmeye giderken Porto Kristo’ya uğradık. Porto Kristo’nun limanı, plajı, evleri pek hoşumuza gittik. Sonra gezmenin güzel bir şey olduğunu bir kez daha anladık. Palma’dan başlayan gezimiz yine Palma’da son bulacaktı; ama arada bir sürü farklı şehre ve ülkeye uğrayıp güzel yerler görecektik, bunun heyecanıyla doluyduk.

 

Faydalanılan Kaynaklar:

Mayorka(Mallorca) -Vikipedi

Palma de Mallorca-Vikipedi-Wikipedia

https://www.travelingturks.com/avrupa/ispanya

Fotoğraflar: Sevil Okay-Mithat Okay-Detlef Bringmann

ÇEŞİTLEMELER

Bazen insan karamsar oluyor, o karamsarlıktan kurtulmak da kişinin kendi elinde. Sonra çevrenize bir bakıyorsunuz türlü güzellikler her yerde. O güzellikler;  bir arkadaş, bir oyun, bir sergi, bir çiçek, değişik bir böcek, bir ağaç, deniz, orman, kumsal, rüzgâr, yağmur, dolu olabilir… Pek çok şey bir anda gözünüze öyle güzel öyle güzel görünür ki bütün karamsarlığınız gidiverir, yerini ışıl ışıl parlayan bir dünya alır. Kendinizi çok iyi ve mutlu hissedersiniz. Tüm olay çevrenize dikkatlice bakıp güzellikleri görebilmek…Size yaşamı güzel gösteren şeyleri görünce onların fotoğrafını çekmek, başkalarıyla paylaşmak istersiniz. İşte o güzelliklerden bazıları…

Görüntü0033 ahlat ağacı

Ahlat Ağacı

IMG_20190417_113315çiçek a

Pembe Bir Çiçek

IMG_20190409_144941ağaç kökü a

Toprağa Tırnaklarını Geçirmiş Bir Ağaç Kökü

Nergis adası IMG_20180713_114911-EFFECTS

Deniz ve Nergis Adası

 

DSC03867bulut a

Gün Batımı

IMG_20180927_134853değirmenyanı

Gökyüzü ve Bulutlar

IMG_20190222_172812.inbükü-turgut arası bulutlar

Bulutlar

IMG_20180329_182129yüzü olan çiçek

Bir Kır Çiçeği

AİDABELLA GEMİSİ İLE AKDENİZ SEYAHATİ

Denizde olmayı, deniz araçlarıyla gezip dolaşmayı çok severim. Kuzenim Mine ile eşi Detlef, Köln’den bize konuk olarak gelmişlerdi. Dünyanın pek çok yerine gemiyle seyahat eden çifte, gemiyle seyahati çok sevdiğimizi söyleyince onlar ‘uygun ve güzel bir gemi turu bulursak hep birlikte gider miyiz?’ diye sordular. Biz onların sorularına olumlu yanıt verdik. Misafirlerimiz birkaç gün kalıp evlerine döndüler. Günlük yaşamımıza devam ederken onlarla konuştuğumuz gemi seyahatini unutup gittik. Biz bunu unuttuk da Mine ile Detlef unutmamışlar. malta-valetta-mdina 022-AİDABELLA AGTam tarihi hatırlayamayacağım da aşağı yukarı aradan üç-dört ay geçti, Mine telefon etti, Aida bella gemisi ile Akdeniz’e bir seyahate ne diyeceğimizi sordu, olumlu yanıt verirsek gezi biletlerini alacağını söyledi. Bu gezinin altı ay sonra olacağını söyleyip gezi haritasını gönderdi. Türkiye’de değil altı ay sonranın planını yapmak, ertesi günün planını yapmanın bile zor olduğunu bile bile tamam dedik. O gemi biletlerini aldı, biz de Köln’e gidecek uçak biletlerini aldık. Köln’e vardığımızda seyahatin ücretini onlara verecektik.

DSC01501-kar a

İstanbul’da Kar

İstanbul’da 2010 yılının Ocak ayı karlıydı; Köln’e gideceğimiz uçağın kalkıp kalkmayacağı şüpheliydi. Neyse kar yağışı yağmura döndü de uçaklar normal seferlerine çıkabilecek duruma geldi. Bir cuma akşamı Bakırköy’den Sabiha Gökçen Havaalanı’na gitmek tam dört saatimizi aldı. Yeğenimiz bizi arabasıyla havaalanına götürüyordu. Cuma akşamı hava yağışlı ve işten çıkanlarla trafik öylesine kötüydü ki… Üstelik Bakırköy’den saat beşte yola çıkmıştık. Saat erken en geç saat yedide orada oluruz diye düşündük. Uçağımız dokuzdaydı. Ama ne mümkün biz ancak dokuzda havaalanında olabildik. Uçağı kaçırdığımızı düşünüyorduk ki Havaş’ın aracının da trafiğe takıldığını uçağın kalkmadığını; ancak on birde kalkabileceğini öğrenip rahatladık.

köln-mayorka 006köln-bonn havaalanı a

Köln-Bonn Havaalanı

Neyse üç saatte Köln’e vardık. Bakırköy’den havaalanına dört saatte, Köln’e ise üç saatte gittik. Köln’de de her yer karla kaplıydı.

köln-mayorka 017 a

Köln’den Mayorka’ya giderken

köln-mayorka 049a

Mayorka Adası’nın Uçaktan Görünüşü

Ama biz ertesi günü uçakla Mayorka’ya gidecektik. Gemimiz Aidabella bizi orada bekliyordu, on beş gün sürecek bir yolculuğa çıkacaktık.

köln-mayorka 054 a

Mayorka’nın Palma Limanı’nda Aida Bella Gemisi

Mayorka Adası’nın Palma şehrinden yola çıkıp önce İspanya’nın Malaga, Cartegena, Valencia ve Barselona Limanlarına uğrayacak oradan Fransa’nın Marsilya şehrine, daha sonra İtalya’nın Napoli Limanı ve Civitaveccia’ya gidecek, Civitaveccia’dan Sicilya’ya, Sicilya’dan Malta’ya, Malta’dan Tunus’a, Tunus’tan Mayorka’ya, Mayorka’dan da Köln’e uçakla geri dönecektik.

Uçağımız Mayorka(Mallorca) hava alanına indi, uçaktan bineceğimiz gemiyi limanda görmüştük. Bir otobüs bizi gemiye götürecekti, otobüse bindik; ancak saat erken olduğu için bizi Palma’da gezdirdiler, önce yeni çiçek açmış badem ağaçlarını gösterdiler. Ağaçlar küçüktü; ama onlar badem yetiştirmekten  ve badem ağaçlarını bizlere göstermekten çok mutluydular. Biz İstanbul’a Marmaris’ten gelmiştik ve Mayorka’yla Marmaris’in hava sıcaklığı aşağı yukarı aynıydı. Marmaris’in köylerinde bütün badem ağaçları çiçek içindeydi, köyler sanki beyaz gelinlik giymiş gibiydiler. Üstelik bademler alabildiğine boyluydu, bu yüzden Palma’daki badem ağaçları bizi pek etkilemedi..

Badem ağaçlarını gördükten sonra, Palma’ya yakın bir Orta Çağ  köyü olan Vallde Mossa(Musa’nın Vadisi)ne gittik. Burası hoş bir yerleşim yeriydi; daracık taş sokaklar, pencereleri yeşil boyalı taş evler, evlerin duvarlarına yerleştirilmiş saksılar içindeki çiçekler çok çok güzeldi.  İnsan, yüzyıllar öncesinden kalan evleri, sokakları görünce kendini Orta Çağ’da gibi hissediyor. Orada epey dolaştıktan sonra Palma’ya döndük.

DSC04187-Palma a

Bellver Kalesi/ Palma-Mayorka Adası

Gemimiz hâlâ hazır değildi, bizi gezdiren tur şirketi bu sefer Palma’da çok eskilerde yapılmış Bellver Kalesi’ne götürdü bizi.

DSC04181-Palma a

Palma Katedrali ve Marina/ Mayorka Adası-İspanya

Yapının manzarası harikuladeydi. Tam karşımızda Katedral ve marina kendilerini olanca güzellikleriyle gösteriyorlardı. İyi ki gemi hazır değildi de bu güzelliği gördük diye düşünmeden edemedik. Güneş katedrale vurmuş sarı olan binayı neredeyse kızıla boyamıştı.

DSC04179

Aidabella Palma Limanı’nda

Neyse hava kararmadan AidaBella’nın hazır olduğunu öğrendik, otobüsümüz bizleri gemiye bıraktı.

Fotoğraflar: Mithat Okay-Detlef Bringmann

KAMERİYE (KAMELYA) ADASI

Marmaris’in Selimiye Köyü’nden bir mil uzaklıkta, Hisarönü Körfezi’nde bulunan Kameriye Adası’na Selimiye’den tekneyle gidiyoruz. Kameriye Adası’nın güney tarafı Selimiye’nin kaya duvarlarına bakar, bu kaya duvarlar ve Kameriye Adası Bozburun’a doğru denizde bir koridor oluşturur. Bu koridordaki kayalıkların şekillerini belleğinize ve fotoğraf makinenize kaydeder, ışıl ışıl sulara kendinizi atıp tuzlu denizin tadını çıkarırsınız.

Selimiye

Selimiye

Selimiye Köyü diyorum hâlâ, aslında yakın zamanlarda mahalle oldu Türkiye’nin pek çok köyü gibi. Selimiye’ye köy demeyi seviyorum.

Kameriye Adası Manastırı

Kameriye Adası Manastırı

Selimiye’den her gün gezi tekneleri kalkar ve ilk durakları Kameriye Adasıdır, genellikle de Kameriye’nin güney tarafı; çünkü kesin olarak ne zaman yapıldığı belli olmasa da birinci veya ikinci yüzyıla tarihlenen bir manastır kalıntısı bulunur burada.

Kamelya Adası'ndaki Küçük Kilise (Şapel)

Kamelya Adası’ndaki Küçük Kilise (Şapel)

Kameriye (Kamelya) Adası

Kameriye (Kamelya) Adası-Şapeldeki İsa Freski

Gerçi manastır yıkılmış; manastırdan geriye küçük bir şapel kalmıştır, içinde İsa’nın bir freskinin olduğu.

Kameriye Adası Kilise İçi

Kameriye Adası Kilise İçi

Kameriye Adası Kilise İçi

Kameriye Adası Kilise İçi

Bir de buraya gelenler şapelin duvarlarına kendi adlarını kazımadan gitmemişler. Bunu yapmasalar şaşardım!

Kameriye Adası-Manastır Mozaikleri

Kameriye Adası-Manastır Mozaikleri

Bezemeler

Bezemeler

Minik kilisenin çevresinde ve önündeki avluda siyah-beyaz renkli, yuvarlak taşlarla yapılmış mozaikler buraya gelen turistlerin ilgisini çeker.Bu mozaikler üzerinde zik zak çizgiler, keskin kıvrımlar, bitki dalları, rüzgar gülü bezemeleri bulunur.

Mozaikler

Mozaikleri oluşturan çakıl taşları

Kameriye Adası

Kameriye Adası-Dilek Ağacı-Manastırın Yıkık Duvarları-Keçiler

Manastırın yıkılmış duvar taşları arasında keçiler dolaşır durur, turistler olsun olmasın. Manastırın etrafı çok kalabalık olduğunda keçiler kaçışırlar insanlara bırakırlar şapeli ve mozaik döşeli yerleri.Kimi zaman da eşekler bulunur burada. Bir keresinde kilisenin içinde bir eşeğe rastladım, orada bir eşek olacağını düşünmediğimden ürktüm. Başka bir zaman da bir eşek yiyeceklerimizin bulunduğu buzluğa musallat oldu, onu teknenin yanından nasıl uzaklaştıracağımızı bilemedik.

Dilek Ağacı

Dilek Ağacı

Kameriye Adası-Dilek Ağacı

Kameriye Adası-Dilek Ağacı-Detay

Adanın her tarafı zeytin ağaçlarıyla kaplı, kilisenin girişinde de yüzlerce belki de binlerce yıllık bir zeytin ağacı durup duruyor;ama artık o bir dilek ağacı…Dilek adamaya meraklılar ağaca ne buldularsa bağlamışlar; tuvalet kağıtları, peçeteler, kurdeleler, değişik kumaşlar…

Kameriye Adası-Kilise-Dilek Ağacı-Deniz-Kaya Duvar

Kameriye Adası-Kilise-Dilek Ağacı-Deniz-Karşı Kıyıdaki Kaya Duvar

Gövdesi oyuk olan zeytin ağacının nefes alacak hali kalmamışsa da zeytin zamanı mini minnacık, simsiyah zeytinler ağacın dallarından size göz kırpar…. Sadece zeytin ağaçları yok burada, keçi boynuzu ağaçları ve çamlar da adaya başka bir güzellik katıyor.

Kameriye'den Denize Bakış

Kameriye’den Denize Bakış

Kameriye Manastırı

Kameriye Manastırının Yıkık Duvarları ve Deniz

Kameriye'den Denize Bakış

Kameriye’den Denize Bakış

esprili

Kameriye Manastırını Bekleyen Nöbetçi

Denizden kırk-elli metre yükseklikteki kilisenin avlusundan Selimiye’nin kaya duvarlarına ve mavi mi mavi, ışıl ışıl, pırıl pırıl denize bakmak çok hoş!

Kameriye Adası Suları

Kameriye Adası Suları

Kameriye Adası Su altı

Kameriye Adası Su altı

Kameriye Adası Su altı

Kameriye Adası Su altı

foto 9abKameriye Adası’na gelenler mutlaka denize girerler. Hele gözlük-şinorkel-palet üçlüsüyle denize girerseniz deniz altının gizemiyle ve güzellikleriyle karşılaşırsınız. Deniz altı bambaşka bir güzelliktir, insan kendini farklı bir dünyada bulur. Deniz altındaki kayalar, bitkiler, süngerler, pinalar, kestaneler, balıklar, deniz yıldızları, ahtapotlar size tüm yorgunluğunuzu unutturur.

Kameriye Adası-Duvarlar ve Çam Ağaçları

Kameriye Adası-Taş Duvarlar ve Çam Ağaçları

Sanırım mübadeleden önce burada yaşam varmış, adanın güney tarafının bir ucundan diğer ucuna kadar kesik kesik de olsa taş duvarlar, kırık dökük yapılar burada yaşanmışlığın izleri. Manastırın çevresinde de -manastır diye bir şey kalmamış da-harap durumda kalıntılar mevcut.

1995 yılında 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen Kameriye Adası’ndaki manastırdan kalanlar korumaya alınmışsa da doğa ne yazık ki buradaki binaları tahrip etmiş. Yerdeki mozaikler, şapel ne zamana kadar ayakta kalır? Gerekli bakım yapılmazsa pek uzun süreceğini sanmıyorum.

Kameriye Adası’na aşağı yukarı dört mil uzaklıkta olan Simi Adası’ndan Kameriye’ye gelenler çok, bizler Simi’ye gitmek için bir sürü formaliteyi yerine getirmek zorundayız; ancak Simi’den teknesine atlayan bizim sularımıza rahatça giriyor, özellikle Selimiye’nin ünlü balık restoranı Sardunya’da balığını yiyor, istediği koyda gönlünce denize girebiliyor.

DSC03199-kayalıklar abKameriye’nin kayalık olan kuzey tarafı Dişlice Adası’na bakar, batı tarafı ise üzerinde kimsenin yaşamadığı tavşanların, keçilerin bol olduğu Koca Ada’yla milyon yıldır bakışır durur.

Turgut köy-Ağnak Tepe(488m)den Görünen Kameriye Adası

Turgutköy-Ağnak Tepe(488m)den Görünen Kameriye Adası

Kameriye’nin Doğu tarafında ise doğal plajlar bulunur; adanın bu tarafının görünüşü başını suya gömmüş bir deveyi anımsatır. Sağ taraf yumuşak formludur, boyun tarafında teknelerin rahatlıkla yanaşacağı bir plaj bulunur, karaya çıkınca sizi zeytin ağaçları ve çiçekler karşılar, buradan Hisarönü Körfezi’ni seyredebilirsiniz. Kameriye’nin doğu tarafının solu ise oldukça dik bir tepedir. DSC03552-a kameriye adası-bBu tepenin eteklerine tekneler yanaşır ve maviden turkuaza, turkuazdan laciverde dönen pırıl pırıl sularda yüzer teknelerin misafirleri. Suda an be an değişen renkler yüzenleri ve denizi seyredenleri kendine hayran bırakır.

Su altı fotoğrafları: Kubilay Mayadağlı

Diğer fotoğraflar: Sevil Okay-Mithat Okay