İNSANSI TAŞLAR SERGİSİ – MARMARİS

İki ya da üç yıl önceydi Edirne Uzunköprülü bir arkadaşım Uzunköprüde bir kilisede Ahmet Aslan’ la belediyenin işbirliği ile İnsansı Taşlar Müzesi kurulduğunu söyledi. Bu çok ilgimi çekti. Hemen Edirne’ye gidip müzeyi görmek istedim. Çünkü ben de görüp bir seylere benzettiğim kayaların fotoğraflarını çekiyordum. Bunların bazıları

İnsan yüzlerine bazıları da bir takım objelerle bazı hayvanlara benziyordu. Doğa:kayalar, bulutlar, ağaçlar aracılığıyla güzellikleri, benzerlikleri bizlere gösteriyordu. Tam bu da olmaz artık derken doğa öyle bir şey oluşturuyordu ki o da olurmuş meğer derken kendinizi buluveriyordunuz.

Ahmet Aslan’ da müze fikri nasıl oluşmuş, koyunları otlatırken koyunlar sanırım onu dinlememişler, koyunlara taş atmak için taşı eline alır ve taşın bir insan yüzüne benzediğini görür, sonra taşı cebine koyar o anda bir müze fikri kafasında oluşmaya başlar. Aklına birkitapta okuduğu bir söz gelir
Walt Disney’ e sormuşlar: Walt Disney’i nasıl yarattınız diye. O da her şey bir fare ile başladı diye yanıtlamış soruyu. Ahmet Aslan da o söz ” Her şey bir taşla başladıya dönmüş.
Doğada insan yüzüne veya bazı hayvanlara benzer taşlar, kayalar var, insandan milyonlarca yıl önce oluşmuş o taşlar. Bizler 60- 70 yıllık ömrümüzde onlara rastlamak şansına erişebiliriz, şayet görmesini bilirsek. Ahmet Aslan daha sonra bilinçli olarak insana benzer taşları arar, bulur. Taşlar birikir, bunları başka insanların da görmesini ister ve müze düşüncesi gelişir. 2016 Yılında Japonya’da İlginç Taşlar Müzesi diye bir müze açılmış 2009’da sen Kültür Bakanlığına müracaat et ,düşüncen kabul edilmesin. İnsan nasıl bozulur böyle bir şeye. Ben her zaman söylerim, Türkiye’de bir ilerleme varsa bu kişilerin gösterdiği gayrettendir, bizde ne yazık ki sistem yok… Örneğin Futbolda bir yıl dünya üçüncüsü oluruz, sonraki yıl UEFA’ya bile giremeyiz, bu bizde sistem olmadığını gösteriyor. Her şey kişisel özveriye bağlı.

Yine bir tanıdığım Edirne’ye gidecekti ona mutlaka insansı taşlar müzesine gidip benim için fotoğraf çekmesini söyledim, o da bana o müzenin artık olmadığını söyledi. Üzüldüm tabii ki, aradan epey zaman geçti, ben yine fotoğraflarımı çekiyordum. Cuma akşamı(2 Temmuz 2021) Belediyeden bir mesaj geldi, o akşam insansı taşlar sergisinin açılışı varmış, nasıl sevindim bilemezsiniz, ben Edirne’ye gitmeyi düşünürken sergi Marmaris’e gelmişti.Cuma akşamı sergiye gidemedim,ama cumartesi sabahı sergiyi gezip fotoğraflarını çektim. Sergi 2 Temmuz 2021’den 31 Ekim 2021’e kadar Marmaris’teymiş . Bu da sergiyi pek çok kişi gezecek demektir. Çektiğim fotoğrafları sizlerle paylaşacağım, kim bilir belki de insansı taşlar müzesi Marmaris’te açılır ve tatile gelenler müzeyi de gezerler. Arkeolog olan Saadet Barutçu’nun bir sözünü paylaşmadan edemeyeceğim, ” Müzeler bir ülkenin nüfus kağıdıdır.”

ESKİŞEHİR – AHŞAP ESERLER MÜZESİ

AHŞAP ESERLER MÜZESİ
Kurşunu Camii Külliyesi

Kurşunlu Külliyesi Kervansarayı içinde yer alan Ahşap Eserler Müzesi’ne gittik. Müze çok hoşumuza gitti. İlk olarak 18-26 mart 2015 tarihinde ‘ağaç güzeldir’ sloganıyla Dünya Ahşap KültürDerneği (IWCS), Eskişehir-Odun Pazarı Belediyesi ve Türkiye Ormancılar Derneği(TOD) ‘nin çalışmalarıyla Eskişehir-Odun Pazarı’nda yapılmıştır.Derneğin amacı:ahşap kullanmayı her kesime yaymak, ağacı korumak ve gelecek nesillere doğa bilincini aşılamaktır. Yani istenen doğanın önemini herkese kavratmak. Ağacın ekonomiye getirdikleri ve ağaçla sanat yapılabileceğini her insana öğretmek.

AHŞAP ESERLER MÜZESİ’NDEKİ ESERLER
ÇENGİZ DÖNMEZ 4. ULUSLARARASI AHŞAP HEYKEL FESTİVALİ
AHŞAP MüZESİ-ÖĞRENCİ

P

AHŞAP MÜZESİ
AHŞAP MÜZESİ ESERLERİNDEN BİRİ
AHŞAP MÜZESİ VE BİR ESER
AHŞAP ESERLER MÜZESİ
AHŞAP ESERLER MÜZESİ
AHŞAP ESERLER MÜZESİ’NDEKİ ESERLERDEN BİRİ
AHŞAP ESERLER MÜZES İKİ ESER
AHŞAP ESERLER MÜZESİ
AHŞAP ESERLERDEN BİRİ
ODUN PAZARI-AHŞAP ESERLER MÜZESİ
AHŞAP ESERLER MÜZESİ

Bu festival 2013 yılında ilk kez Tanzanya’da sonra da ikinci kez Çin’de üçuncüsü de Eskişehir’de yapılmış. Odunpazarı Belediyesi de bu festivale devam etmiş. 2016 yılında da Ahşap Eserler Müzesini yani Galerisini açmış Odun Pazarı Belediye Meydanı’nda kurulan büyük çadırda sanatçılar halkın gözü önünde çalışmalarını yapmişlar ve Eskişehir halkı da bu stantlardan alış veriş yapmış. 5. Ahşap Festivali 2019’un 17 Haziran’ında Odun Pazarı Meydanı’nda açılmış.

ESKİŞEHİR- AHŞAP ESERLER MÜZESİ
Ahşap Eserler Müzesi
DEVRİM ERAKALIN AHŞAP AHTAPOT
2015 YILINDA TÜRKİYE ESKİŞEHİR’DE İLK DEFA YAPILAN AHŞAP FESTİVALİ
ESKİŞEHİR ULUSLARASI AHŞAP FESTİVALİNE KATILAN ÜLKELERİN HARİTASI

Festivallerde Atölye Çalışmaları, Dans Gösterileri, Halk Oyunları, Konserler yapılmış. Yalnız, sadece bu etkinlikler değil, ağaç dikme-orman oluşturma çalışmaları da gerçekleştirilmiş.

2015 yılında Barış Ormanı adıyla 35.000 m2lik alan ağaçlandırılmış.

2016 yılında Teksan San. Sitesi yanındaki 62.000 m2lik alana Özgürlük Ormanı

2017 yılında Teksan San. Sitesi yakınlarındaki 33.400 m2 lik alana Adalet Ormanı

2018’de 75.yıl mah.Tornacılar Sitesinde 15.000 m2lik alanda Kardeşlik Ormanı

2019’da 75.yıl mah.51.250 m2lik alana 3.600 fidan dikilerek Demokrasi Ormanı oluşturulmuş.

Avusturya, Arjantin, Japonya, Çin, Endonezya,Suriye,Ürdün,Ekvator, İsveç, İngiltere, İsviçre, Yunanistan,Bulgaristan, Hint,Filistin,Tanzanya,Lübnan, Fas,Kostarika, Benin, Rusya, Moldova, Polonya, Macaristan, Kongo, Belçika, Umman, Libya, Almanya, Singapur, Zambiya, Ukrayna, Belerus, Danimarka, Küba, Amerika, Suudi Arabistan, Malezya, Kazakistan, Kırgızistan, Peru, Mısır, Afganistan, Kuveyt,Brezilya’dan 300 sanatçı katılmış 1. 2015 Ahşap Festivaline. Odunpazarı Belediyesi 2015 yılında başlayan ahşap festivaline devam ediyor. 2. Ahşap Festivalini hem yapıyor hem de Kurşunlu Külliyesi’ndeki kervansarayda Odunpazarı Ahşap Müzesi’ni ve sanat galerisini açıyor.

Ahşap Eserler Müzesi’ndeki Bir Eser
Ahşap Eserler Müzesi
Ahşap Eserler Müzesi
Ahşap Eserler Müzesi

5. Ahşap Festivali 17-23 Haziran 2019 yılında gerçekleştirilmiş. 2020 yılında covid nedeniyle festival yapılamamış. 2021’de 6.sı yapılacak olan festivalin tahmini tarihi belli. 14 Haziran 2021 bu tarih, festivalin ise yapılıp yapılmayacağı belli değil. Her şey covidsiz bir dünyaya bağlı. 2015 yılından beri yapılan festival, 2015 hariç diğerleri The Voice of the Wood- ‘Ahşabın Sesi’ sloganıyla yaşama geçirilmiş.İlk yıl bir parkta sergilenen yapılar 2017’de Ahşap Eserler Müzesi’ne taşınmış.

Tarihi Odunpazarı Meydanı’nda büyük bir çadır kuruluyor ulusal ve uluslararası sanatçılar tokmak ve testere sesleri eşliğinde o büyük çadırda ahşaba şekil veriyorlar. Bu arada halk bu çadırlarda kurulan stantlarda ahşap hediyelik eserleri ve mobilyaları satın alabiliyorlar.

Doğa
Orman

Her yıl yapılan Ahşap Festivali sayesinde Eskişehir yemyeşil, ormanlık bir yere dönüşmüş. Tüm şehirlerimizin yemyeşil, ormanlarla kaplı olmasını diliyoruz.

SAZOVA BİLİM,SANAT ve KÜLTÜR PARKI-MASAL ŞATOSU- GÖLET- KORSAN GEMİSİ

Eskişehir’de pekçok müze gezdikten, şehirde dolaştıktan sonra Sazova Bilim, Sanat ve Kültür Parkı’na gittik. Bu park 2008 yılında tamamlanmadan açılmış.

SAZOVA PARKI

GÖLET
UZAY EVİ

Bazı yerler kapalı olsa da (Sabancı uzay evi, deney merkezi vb.) açık olanları gezmek bile saatlerimizi aldı. 400,000 m2lik bir alanda neler neler vardı. Özellikle 25.000 m2lik bir gölet, bu gölette bulunan bir korsan gemisi ve masal şatosu. Masal şatosuna gitmek için, gayet güzel olan buharlı tren istasyonuna gittik, trenin gelmesini bekledik, müşteriler genellikle çocuklardı.

Sazova Bilim, Kültür, Sanat Parkı- Su Çarkı
Su Çarkı
Tren İstasyonu

Tren istasyonu da çok güzeldi. Keyifle küçük buharlı treni bekledik. Yemyeşil olan Sazova parkında trenle seyahat etmek çok hoştu, 10-15 dakikada masal şatosuna ulaştık.

MASAL ŞATOSUNUN ARKA TARAFI

Önce şatonun arkasını gördük sonra bilet gişesine gidip biletlerimizi aldık.

Masal Şatosu

Şato bana Rapunzel’in şatosunu anımsattı ilk bakışta. Sanki şato oraya Disneyland’dan getirilmişti. Bizde genellikle şatolar yoktur. Onun için Disneyland’dan getirilmiştir dedim. Şatoyu gezdikçe, çocukken okuduğum masal kahramanlarını gördükçe şatoya ısındım hele şatonun kulelerini ve Sazova’nın manzarasını gördüğümüz alana gelince kuleler bana çok tanıdık geldi.

Şahmeran, Ulu kule

Kız Kulesi
HEZARFEN ve GALATA KULESİ

İyi ki alt kattan yukarıya çıkarken kulelerle ilgili resimler ve hangi kuleler örnek alınmışsa onlarla ilgili bilgiler vardı.Oldukça yerli bir şato olmuş bu şato. Gerçi küçük ünlü uyumuna uymasa da, bizim şatomuz diyoruz.

Türkiye’deki bazı kuleler ve camiler örnek alınıp şatonun kuleleri yapılmış. Bu da şatoyu yerlileştirmiş.

MASAL ŞATOSU

Geçmişte olmasa da şimdi bizim de bir şatomuz hem de masal şatomuz var.Bu yerli şatoda 8 büyük kule, 18 küçük kule varmış. Bu kulelerden bazıları İstanbul’daki Galata kulesi, Kız kulesi, Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki Adalet kulesi, Mardin-Ulu kule, Diyarbakır-Çan kulesi, Antalya-Yivli minare, Sindrella kulesi vs.

Ben şatoya bayıldım. Masal şatosu olması da farklı bir ayrıcalık katmış buraya. Seyir terasından, Sazova parkı harika görünüyordu.

SAZOVA PARKI
SAZOVA PARKI
MASAL ŞATOSUNDAN SAZOVA PARKI’NA BAKIŞ
MASAL ŞATOSU GİRİŞİ VE SAZOVA PARKI

Her yer yemyeşil, tertemiz, güzel ağaçlar parkta mutluydular. Amfi tiyatro bile görülüyordu.

MASAL ŞATOSU KULESİ
MASAL ŞATOSU SEYİR TERASI VE BİR KULE

Biz de bir masalın içinde yaşıyormuş gibi hissettik kendimizi, kulelere ve manzaraya bakmaktan kendimizi alamadık bir türlü.Hepsi öylesine güzeldi ki…Çocuklar kim bilir nasıl keyif alıyorlardır ben büyük olarak bu kadar keyif aldıysam.İnsan ister istemez çocuk oluyor kaç yaşında olursanız olun. Her yanda bir tanıdıkla karşılaşıyorsunuz, masallar artık sizin bir parçanız olmuş. Önce o masalları büyükleriniz size anlattı, okumayı öğrendikten sonra hepsini okudunuz, çocuğunuza ve başka çocuklara anlattınız ya da okudunuz. Şimdi de o masalların kahramanlarıyla karşı karşıyasınız.Masal kahramanlarıyla öylesine içli dışlı olmuşsunuz ki… Masal evini ister rehber eşliğinde isterseniz kendiniz gezebilirsiniz. Ben hâlâ Masal Şatosu’na Masal evi diyorum. Bu kadar geç bir şatosu olunca insanın alışması da hemencecik olmuyor.

ŞATONUN GİRİŞİNDEKİ KALIN MASAL KİTAPLARI
MASAL ŞATOSU MAKETİ
MASAL ŞATOSUNDAKİ MASAL KİTAPLARI
Masal kitaplarından oluşmuş elinde kalem olan bir masal kahramanı

Neyse şatonun giriş bölümünde bir danışma sizi karşılıyor. Büyük masal kitapları ve masal kahramanlarını görebiliyorsunuz. Hediyelik eşya dükkanı ve bir kafe bulunuyor burada. Hediyelik eşya satan yerde hediyelik masal karakterleri ve onların eşyaları bulunuyor.Şatonun maketini büyük kitapların yanında görüp fotoğrafını çektik.

ÇOCUKLARIN YAPTIĞI SERAMİKLER
ÇOCUKLARIN YAPTIĞI SERAMİKLER

Ayrıca Çocuk kulübü de bu katta, çocuk kulübünde çocukların yaptığı seramik eserler vardı. Bizler de seramikle ilgili olduğumuz için fotoğraflamadan oradan ayrılamadık.Çocuk kulübünde, çocuklar yazarlarla buluşup söyleşiyorlarmış. Bundan başka birçok etkinlik de çocuk kulübünde yapılıyormuş; drama atölyeleri, yaratıcı okuma,yazma,düşünme çalışmaları, felsefe çalışması, müzik dinletileri, dans gösterileri vb.

Giriş bölümünde Rapunzel ve cadı vardı, Rapunzel . saçlarını uzatmış, gerçi yan tarafta merdivenleri var ama…Şatonun bana Rapunzeli anımsattığını söylemiştim,işte Rapunzel karşımdaydı.Üç boyutlu atların çektiği, külkedisinin arabasını gördük, külkedisi de arabaya binmek için bekliyordu hem güzel olan hem de l2’den sonra kabağa dönüşecek olan araba ve kabaklar hepsi bir yerdeydi.. Sonra yukarıya merdivenlerden çıkmak istedik, merdivenlere yürürken masalları derleyen masal derleyicilerini gördük. ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ adıyla masal derleyicilerinin isim ve resimleri bizleri karşıladı. Kimlerdi bu masal derleyicileri. Ahmet Edip Uysal, Tahir Alangu, Pertev Naili Boratav, Saim Sakaoğlu, Muhsine Yavuz, Naki Tezel, Oğuz Tansel, Ziya Gökalp, Eflatun Cem Güney’dir. Onlar da masal şatosu sayesinde ölümsüzlüğü yakalamışlardı. Çoğu bu dünyadan ayrılmış kişilerdi.

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ MASAL DERLEYİCİLERİ
IŞIKLI PANO

Ayrıca yuvarlak, ışıklı bir panoda masalların adları yazıyordu.. .Bir de fotoğraf çektirmek isteyen minikler için masal kahramanlarının giysileri hazırlanmıştı.Burada her şey masala bağlanıyor; hint,arap, avrupa masalları . Tüm masallar ışıklı olarak canlandırılmışlardı. Çocuklar büyük bir sevinçle gidip bir iki dakika da olsa masal kahramanlarından biri oluyorlardı. Ama büründükleri giysilerle çektirdikleri fotoğrafları ömürleri boyunca saklayacaklar ve masal şatosunu ölene kadar unutmayacaklardı. İyi ki merdivenlerden çıkıyoruz üst kata, renkli merdivenlerin her birinde bir masal kahramanının adı yazıyordu. İkinci katta bir kafe var, bu kafe büyük elmalarla süslenmiş, tam masal evine uygun. Kafenin karşısında yukarıya çıkan rengarenk merdivenlerin iki yanında

‘.

PİNOKYO ve RENKLİ MERDİVENLER

Pinokyo ile onun yapımcısı Gepetto Baba bize hoş geldiniz, der gibi bakıyor,sadece pinokyo ve Gepetto Baba yoktu, onlarca küçük oyuncak iplerle sarkıtılmıştı, Pinokyo’nun ve diğer oyuncakların yapıldığı el aletleri de Pinokyo’nun yanında sergileniyordu, Pinokyo’dan önce yine masal kahramanlarını gördük bu katta ,bu masal sanırım Alis Harikalar Diyarında’ydı,Üst kata çıkmak yasak, üst katta zaman zaman konser dinletileri yapılıyor ve tiyatro oyunları oynanıyormuş.. Küçük çocuğumuz olsa kesin rehberli tura katılırdık, şayet bir daha Eskişehir’e gidersem- kesinlikle gideceğim- masal şatosunda rehberle gezeceğim, hem de üçüne de katılacağım. Bu turların saatleri ve adları var.

MASAL ŞATOSU’NDA GEZİYE KATILACAK ÇOCUKLARLA VELİLERİ

Gizemli yolculuk: 6-11 yaş arasındaki çocuklara hitap ediyor.Gizemli Yolculuk Gezisi tiyatro oyuncuları eşliğinde etkileşimli(interaktif) olarak çocukların da oyuna dahil edildiği, projeksiyonla oluşturulan ve gösterilen, kendilerini masalın bir parçası olarak buldukları anlatımla yapılıyormuş.çocukla birlikte ancak bir yetişkin bu tura katılabiliyor. Tur 25 kişilik ve hem çocuk hem yetişkin için tüm turlara bilet almak gerekiyor. Masal içinde Masal da ise Dede Korkut ve Keloğlan’ın hareketli robotları; kimi zaman anlatıcı kimi zaman Keloğlan-Dede Korkut tarafından anlatılan öyküleri varmış. Bu düşsel şatoda her şey çocuklar için onların hayal güçlerini geliştirip onları yaşama hazırlamak, özgürlükçü, barışçı, dayanışma ruhu olan ve paylaşıma açık bireyler yetiştirmek.Bir de Bir Varmış Bir Yokmuş Turu var Bu turda Midas’ın Altın Dokunuş öyküsünün anlatımı ve Nasreddin Hoca’nın robotu bulunmaktaymış. Bu turların amacı Türk kültürünü, masallarını,fıkralarını,hikayelerini masal şatosunu gezenlere tanıtmakmış.

Masal şatosundan ayrıldık, mevsim yaz olduğundan gölette rüzgar sörfü çalışanlar vardı, genç bir kız sörfün yelkenini düşürdü, sudan kalkamadığı için sörfü kıyıya kadar çekmeye uğraştı, biz de sörfle uğraştığımız için uzun süre onu izledik.Arkadan korsan gemisini gezdik, korsan gemisi de görülmeye değerdi.

KORSAN GEMİSİ

Gemi 1620 yılında Amerika’ya gidip yerleşmeye çalışan insanların yaptığı ”myflower” adlı geminin benzeriymiş. Neredeyse geminin aynısı yapılmış. Gemide o zamanın insanlarının heykelleri bulunuyor, onları insan zannediyorsunuz, ayrıca kaptan köşkü, zindan ve mutfak görülmeye değer. Korsan gemisinde 1600’lü yılları yaşadıktan sonra acıktığımızı anladık, karnımızı doyurmak için eskişehir’in meşhur çi boreğini yedik, nefisti. Eskişehir’e gelip çi börek yemeden gitmek olmaz diye düşündük.

NERGİS(KARGI) ADASI

Hisarönü Körfezi’nde Nergis(Kargı) Adası Foto: Sevil Okay

Marmaris Hisarönü Körfezi’nde bir adadır Nergis Adası, hava ne kadar rüzgârlı olsa da adanın Kuzey-doğusuna geldiğinizde masmavi, pırıl pırıl bir deniz karşılar sizi, her mevsimde burada denize girebilirsiniz. Küçücük bir adadır Nergis Adası, arkasında Kameriye(Kamelya) adası vardır. Sanki Nergis’i korumak ister gibidir. Onun da suları Nergis gibi parlaktır. Nergis’te zaman zaman buradaki köylerden getirilen keçiler bulunur. Deniz suyu içmeye kayalıklara gelirler. Hele çok yaşlı bir keçi hani teke denilen boynuzlu bir keçi kayalıklarda oturur. Bu adanın sahibi benim der gibidir.

Ağnak Tepeden Hisarönü Körfezine Bakış Sağ Köşede Minicik Nergis Adası ve kayalıklar, arkada solda Kameriye(Kamelya) Adası, Kameriye’nin arkasında Kocaada sol tarafta ise Selimiye Kayalıkları Foto: Sevil Okay
Su altındaki süngerler Foto: Kubilay Mayadağlı

Gözlüğünüzü, şinorkelinizi takıp ayağınıza paletlerinizi geçirdiniz mi adanın etrafını dolaşmaya hazırsınız demektir. Su üstündeki kayaların su altında devamını, eskiden çok toplanan sarı sarı parlayan süngerleri görebilirsiniz.

Su altındaki kayalar Foto: Kubilay Mayadağlı
Su altındaki kayalar Foto: Kubilay Mayadağlı

Kayalar derinlere doğru gider adaya yaklaştıkça sığlaşan su adadan uzaklaştıkça derinleşir. Kayaları su üstünde bir şeylere benzettiğim gibi, su altında da benzetiyorum. Arada sırada balıklara ve ahtapotlara rastlayabilirsiniz, komşumun oğlu Kubilay her ikisine de rastlamış.

Balık ve Ahtapot karşılıklı bakışıyorlar. Foto: Kubilay Mayadağlı

Deniz kestaneleri ve deniz kirpileri Akdeniz’de çokça bulunur.

Aslında bana göre ikisi de birbirine çok benzer; internete baktım hepsine deniz kestanesi diyorlar, internette yazdığına göre Hint Okyanusu’nda ve Kızıldeniz’de görülen uzun dikenleri olan bizde deniz kirpisi denilen,

Hint OKYANUSU’nda ve Kızıl Deniz’de yaşayan zehirli deniz kestaneleri bunlara bizde deniz kirpileri deniyor. Artık Akdeniz ve Ege’de bu çeşitlere sıkça rastlanıyor. Foto: Kubilay Mayadağlı

Deniz kestaneleri sanırım teknelerle önce Süveyş kanalından geçmişler sonra da Akdeniz ve Ege’de yayılmışlar. Bunlar zehirliymiş, Alerjisi olanlar için riskli olabilirlermiş. Deniz kestaneleri Marmara Denizi’nde çoktu, üstüne bastınız mı canınız yanardı, aylarca girdikleri yerde kalırlar, ama zehirlemezlerdi. Neyse zehirli deniz kestanelerini bir yana bırakalım, su altının güzelliğini yaşayalım; sessiz, yer çekimsiz bir ortamda salınıp duruyorum. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Sizler de bu mutluluğu yaşayın ve Hisarönü Körfezi’ndeki NERGİS(Kargı) adasını ziyaret edin, güzellikleri abartmadığımı görün.

Bir deniz bitkisi Foto: Kubilay Mayadağlı

AYDOS-CİDE

Aydos’tayım…  Aydos Cide ile Abana arasında bir yer. Cide’den on yedi kilometre sonra etrafı yeşilliklerle kaplı bir koy.

DSC02807-a-bDeniz kenarındayım…arkamda iki koldan akarak gelen ortası ve yanları yeşilliklerle kaplı dere,

Untitled-51a-b
Kıyıları Döven Karadeniz

önümde kıyıyı dövüp köpükler oluşturan, şarkılar söyleyen KARADENİZ.

Sahilde oturuyorum, koyun sol tarafı denize yatık bir şekilde inen, pek çok katmandan oluşan kaya duvarla sınırlanmış.

DSC03673a
Denize vuran günışığı

Güneş denize vurmuş, gün ışığı bu kadar mı güzel parlar denizin üzerinde. Gözümü alamıyorum bu parlaklıktan, bir an o ışığın içine girdiğimi duyumsadım. O parlaklık renk değiştiriyor,gümüş renginden floresan rengine dönüyor.

DSC03601-ab
Günışıkları

DSC03593Gün ışıkları sürekli oynaşıp yanan, sönen, koşan, kaçan yıldızlara benziyor.Onların suda oynaşmalarını izlemek beni düşünceden düşünceye götürüyor. Gün ışıklarının suyla yaptıkları dansı izlemek bana büyük bir keyif veriyor.Stres, sorunlar, iş, güç, yılın yorgunluğu, her şey uçup gidiyor; yalnız bu gösteriden aldığım tat var.Doğa işitsel ve görsel olarak büyük bir gösteri sunuyor bize.

Bir an için başımı arkaya çeviriyorum, bir de ne göreyim yeşil dağların arasından süzülerek akan dere iyice durulmuş ve ay güneşin karşısındaki yerini almış.Şimdilik yeşil tepelerin üstünde mavi gökyüzünde duran beyaz ay.

Yemyeşil dere, mavi gökyüzü, gri-yüksek kayalar ve kaya duvar., bembeyaz köpükler, masmavi deniz, kimi zaman gümüş kimi zaman

altın gibi parlayan gün ışıklarından oluşan ışıklı yol…. Bir iki saate kadar bu ışıklı yol; güneşle birlikte önce pembeleşecek sonra kızaracak.

Untitled-24-b

Gün ışıkları ve dalgalardan başka oynayanlar da var denizde,derede, kumsalda,,, Bunlar iki küçük çocuk… Dalgayla, taşlarla oynuyorlar, onlar da denizle, taşlarla, gün ışıklaıyla, güneşle bütünleşmişler. O çocuklar bana oğlumun çocukluğunu anımsattı, o da saatlerce denizde, kumsalda oynardı ve bundan büyük zevk alırdı. Doğadaki her şey onun oyuncağıydı.

Yürüyorum; kumsal oldukça geniş, kumsal dediğime bakmayın kumun üzeri gri renkli irili ufaklı taşlarla kaplı.Taşların üzerine basarak yürüyorum, yere bakmamaya çalışıyorum, bakarsam üzerine bastığı taşlarla ilişki kuracağımı, beğendiklerimi toplayacağımı biliyorum.Daha önce de yüzlerce taş topladım,ama şu an taş falan toplamak istemiyorum,

Her ne kadar taşlara bakmamaya çalışsam da bakıyorum.Taşlar gri, içlerinden beyaz çizgiler geçiyor. İçinden beyaz çizgiler geçen taşlar…

Çapı 1,5 cm olan daire şeklinde bir taş görüyorum, eğilip yerden alıyorum. Hani almayacaktım? Taşı elimde evirip çeviriyorum, gözüm yerdeki taşların içinden elips şeklinde bir taşa takılıyor, daha sonra üçgen, yamuk şeklinde taşlar görüyorum. Onları da alıyorum. Taşların içinden geçen beyaz çizgilere hayretle bakıyorum.R001-026 Taşların üzerinde doğrular, eğriler, birbirini kesen çizgiler, daireler bu dairelerin yanından geçen çizgiler, x’ler, +’lar, A’lar bulunuyor. R001-024-bBu taşların matematikle, geometriyle yakından ilişkisi var. Kendileri geometrik şekilli içlerinden geçen çizgilerde matematikle ilgili.

R001-024a-b
Kalp Şeklindeki Taş

Aaa! Bir de duygusal yoğunluğu olan bir taş buluyorum, kalp şeklinde. Ama her duygusallıkta matematik vardır dercesine kalp şeklindeki taşın üzerinde birbirine paralel iki kalın çizgi var.

İlk çağdaki matematikçiler bu taşlardan etkilenmiş olabilirler mi? Acaba Thales veya Pisagor doğada bu taşlara rastlamışlar mıdır?

Bu taşlar bana neler düşündürdü, bir de ben onlara bakmak istemiyordum. Onlarca taş topladım yine, ben bunu yapacağımı biliyordum.

Untitled-35Güneş birazdan batacak, ortalık kızıla boyandı, akşam serinliği çıktı, gölgelerimiz uzamaya başladı, ay yükseldi.

DSC04312-a
Yükselen Ay

Birazdan gün geceye kavuşacak, bizler çadırlarımızı kurup dalgaların ninnisiyle uykuya dalacağız.çadır-f

COVİD -19/ KORONA

Covid -19 ya da Korona dediğimiz virüs oldukça tehlikeli, dünya nüfusu bu virüsün tehdidi altında, koronodan korunmak için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz, hastanelerin yapacak herhangi bir şeyi olmamasına karşın.Tek dileğimiz bu virüsle karşılaşmamak, karşılaşıp karşılaşmayacağımızı da bu virüse yakalanmadan bilemeyiz. Ben bu virüsün ilacının ya da aşısının bulunacağına inanıyorum, bize anlatılanlar sanki bir masal gibi geliyor, haberlerde dinliyoruz, dinledikçe kendimizi kötü hissediyoruz; italya’da, İspanya’da, iran’da, Çin’de, Türkiye’de şu kadar kişi öldü diye söyleniyor, kendimizi çok kötü de hissetsek bu virüs sanki bize gelmeyecekmiş, bizden çok uzak bir şeymiş gibi geliyor… Aslında ateş düştüğü yeri yakıyor, yakınlarını kaybedenler, yalnız başına ölenler kim bilir ne acılar çekiyorlardır.

Pek çok yerde okuduğuma göre Korona’nın olumlu yönü de varmış. Dünya temizleniyormuş. İnsanlar evlerine kapanınca, dünya artık kirlenmiyormuş. Acaba şimdi dünyayı kirletenler evlerinde oldukları için evlerini mi kirletiyorlar. Sanmam, evlerini koronaya karşı korumak için daha da temiz tutuyorlardır. Peki doğaya karşı bu düşmanlık niye? Tüm dünya eve kapanınca araçlar havayı kirletmiyor, insanlar piknik yaptıkları yerlere gitmediğinden oraları kirletemiyor, denizlerimiz, nehirlerimiz, derelerimiz kirlenmiyor, ormanlarımız yok olmuyor, herkes canının derdine düşmüş, kimsenin dünya ve doğayla ilgilenecek hali kalmamış. Bugün bir dergide okuduğuma göre Venedik’te uyananlar görmüşler ki evlerinin etrafındaki kirlenmiş, kokan sular; durulmuş, parlamış, kokmaz olmuş. Kim bilir nasıl bir şok yaşamışlardır, ne kadar üzülmüşlerdir, bizim leş gibi kokan pis sularımıza neler oluyor diye(!) Tabii işin şakası bu… Demek dünyayı kirleten,doğanın yok olmasının nedeni insan ve onun yaptıklarıymış. Yüz yıl önce Avrupa’dan ülkemize gelip gözlem yapan bir yazar şöyle yazmış: Şu Türkleri anlamıyorum, evlerini bu kadar temiz tuttukları halde sokaklarına neden gereken önemi vermiyorlar, evleri öylesine temiz ki sokaklarla hiç alakası yok.

Ben de -adını unuttuğum yazar gibi- sadece ülkemizde değil, dünyadaki bütün insanlara şaşıyorum başka dünya olmadığını bile bile niye dünyanın sonunu getirmeye çalışıyorlar. Başka gidecek yerimiz yok, bir virüs bizi evlere bağladı. Hani arabalarımız, kafelerimiz, restoranlarımız, alış veriş merkezlerimiz, sergilerimiz, tiyatrolarımız, operalarımız ve daha nicesi? Demek her şeyi bırakabiliyoruz, evlerimize kapandık, neler yapabiliriz. Neler mi yapabiliriz; daha çok okuyabilir, yazabilir, spor yapabilir, müzik dinleyebilir, digital alemde sergileri, müzeleri gezebilir, sanatla ilgilenebilir, yabancı dil öğrenebiliriz. Yani hazır evdeyken aklıma gelmeyen, ama sizlerin aklına gelen pek çok şeyle ilgilenebiliriz.

İnsan pek çok şey düşünüyor, bazı kişilerin dediği gibi acaba digital ortama geçilsin diye mi ya da dünya kendini yenilesin diye mi bu virüs çıktı veya çıkarıldı? Korona ortaya  çıktığından beri korona ile yatıyor,kalkıyoruz. Savaşlar unutuldu, mutlaka pek çok kişi yapılan savaşlarda ölüyordur. Hani savaş istemiyorduk, daha güzel bir dünya istiyorduk? Ne oldu bu düşüncelerimize? Günlük hayat durdu; ama savaşlar durdu mu? Bizim için ölenleri düşünmeyi neden bıraktık? Korona savaşı-barışı her şeyi unutturduysa da bizlere çok iyi öğrettiği; “insan denen  canlının bir hiç olduğu bir virüsün her şeyin sonunu getirebileceği.”Sadece yaşamayı düşünüyoruz,korku içindeyiz. Belki de amaçlanan buydu, bir virüs her şeyi yerle bir eder, dikkatli olun mesajı verilmek istendi.

Şu an için olmasa da gelişmekte veya gelişmiş olan ülkelerin ekonomileri mutlaka  çökecek. işte o zaman her şey daha kötüye gidecek, korona korkusu ekonominin bitmesi yanında hiç kalacak, her zaman olduğu gibi yine parası olanlar yaşayacak diğerleri  sürünecek. Yani her zaman söylendiği gibi kalan sağlar bizimdir denecek. Ne kötü bir söz bu!

Şımdilerde evlerinde oturanlar, virüs korkusu bitince yine kaldıkları yerden başlayacaklar dünyayı yok etmeye, sanki hiç bir şey olmamış,yaşanmamış gibi davranmaya,,,

 

TAORMİNA’YI GÖRDÜNÜZ MÜ

Aida Bella Gemisi Napoli’den sonra Sicilya Adası’nın Catania Limanı’na demir attı. Catania’yı dolaşmadan sabah otobüse binip Taormina’ya gittik, Catania ile Taormina arası 50 kilometreydi. Taormina deniz seviyesinden iki yüz metre yüksekte olduğundan sürekli yukarıya tırmandık otobüsle. Taormina’ya gelmeden önce Messina ve Catania’ya yakın olan aktif yanardağ Etna’yı gördük.  Üstelik Avrupa’nın en yüksek yanardağıymış. Günümüzde yüksekliği 3326 metreymiş. Tüm bunları ben nereden bilebilirim, tabii ki Vikipedi’den. Yine Vikipedi’nin yazdığına göre 1865 yılına göre Etna Yanardağı 21,6 metre alçalmış. Bu yanardağ 2019 Temmuzunda yeniden aktif hale gelmiş. Kül ve duman püskürtüyormuş.

DSC05194-etna yanardağı-a

Etna Yanardağı

etna-taormina 024-a

Taormina

DSC05208-taormina-a

Taormina 

etna-taormina 062-a

Taormina

etna-taormina 063-a

Taormina

 

Taormina çok şirin bir yerdi. Pek çok ünlü Taormina’ya hayranmış. Doğayı seviyorsanız, Taormina’yı da seversiniz. Vahşi ama hoş bir doğası var buranın. Ünlü Alman yazar Goethe, buraya ‘İtalya’nın anahtarı’ dermiş.  Evet Goethe ne güzel söylemiş. Böyle şirin mi şirin, güzel mi güzel kasabaların mutlaka bir efsanesi vardır. Taormina’nın da bir efsanesi var tabii ki…Eski zamanlarda kötü bir Yunan kralı varmış, Naxos halkı bu kötü kralın zulmünden yılmışlar, onların istediği sakin, huzurlu bir yaşammış, huzurlu bir yaşam sürmek için yer arayışına girmişler,

etna-taormina 032-a

Taormina

etna-taormina 025-a kayalar

Taormina Dağları ve Kayaları

Taormina’nın yeşilliklerini, dağlarını  ve denizini görünce Taormina’ya bayılmışlar ve burayı yaşam alanı olarak seçmişler.

Biz de Taormina’yı çok beğendik. Hele otobüsümüzde bir rehberimiz vardı, yaşlı, ama çok güzel bir kadındı ve harika bir sesi vardı. Detlef ona şelale sesli rehber adını taktı.

Mine de şelale sesli rehberin Taormina ile anlattıklarını bize tercüme etti.

DSC05219-taormina-a

Taormina’ya  Girilen Kapılardan Biri

Otobüsten indikten sonra bir kapıdan geçtik ve kasabanın caddesine girdik.

etna-taormina 041taormina sokakları-a

Taormina’nın Caddesi

etna-taormina duomo di taormina 044-a

Duomo di Taormina

etna-taormina 048-a

Duomo di Taormina’nın Camlarından Biri

DSC05220-taormina-a

Taormina’nın Daracık Sokakları

Church of Saint Augustinekilisesi

Saint Augustine Kilisesi

etna-taormina 037-a

Taormina

 

etna-taormina 059-a

Aziz Joseph Kilisesi ( Church of San Guiseppe) 

Pek çok kilise vardı burada. Ayrıca Duomo’nun önünde Taormina çeşmesi vardı, tepesinde hamile bir satir bulunan.

etna-taormina quattro fontane di Taormina050-a

Taormina Çeşmesi

DSC05231Taormina Çeşmesi A

Taormina Çeşmesi

etna-taormina 066-a

Taormina’nın Dar Merdvenli Sokaklarından Biri

etna-taormina 110-a

Merdivenli Dar Bir Sokak ve Resimler

etna-taormina 046-a

Aralıktan Çan Kulesine Bakış

etna-taormina 058-a

Taormina’nın Dar Sokaklarından Birinde Kapalı Olan Bir Kafe

etna-taormina 040

Taormina

Taormina bizi sıcacık karşıladı, aylardan Şubat’tı. Bence Taormina’yı dolaşmak için en güzel zamandı, hava ne sıcak ne de soğuktu. Bu mevsimde bile kalabalık olan Taormina kimbilir yazın ne kadar kalabalıktır, dediklerine göre jet sosyetenin geldiği yerlerden biriymiş Taormina. İtalya’nın gözdesiymiş.

etna-taormina 068-a

Taormina’nın Evleri

etna-taormina Palazzo Ciampoli di Taormina053-a

Palazzo Ciampoli di Taormina ve Çiçekler

Taormina’da evlerin altında genellikle hediyelik objeler satan dükkanlar bulunuyor. Bir de burada seramikler çok yaygın, hem evler balkonlarına veya duvarlarına bu seramikleri asmışlar ve bu seramikleri turistlere satıyorlar.

etna-taormina 051-a

Hediyelik Seramik Bir Eser

Turistler buradaki dükkanlardan alış veriş yapmaya bayılıyorlar.

etna-taormina 067-a

Taormina’da Balkondaki Seramikler

Seramiklerle süslenmiş evler Taormina’ya güzel bir hava veriyor. Dükkanların birinde Nazım Hikmet’in aşk şiirlerinin cdsinin satıldığını gördük, bu bizi çok etkiledi, Sicilya’nın bir kasabasında bizim şairimizin şiirlerinin cdsini görmek çok hoştu!

etna-taormina 112-a

Nazım Hikmet’in Aşk Şiirleri

 

DSC05264

Meyve,sebze kamyoneti

DSC05262-taormina-a

Taormina Messina Kapısı

DSC05268-Taormina- a

Taormina’yı gezdikten sonra Naxosluların M.Ö. 3. yüzyılda inşa ettikleri  Tiyatro Greco’ya doğru yürüdük. Bütün otobüstekiler ve rehberimiz bize Taormina’daki antik tiyatroyla ilgili bilgi verip bizleri dolaştırıyorlardı. Biz kalabalıktan sıkılınca gruptan ayrıldık ve tiyatroya çıktık.

etna-taormina 088-a

Taormina Antik Tiyatrosu

Şelale sesli rehberimizin anlattığına göre

etna-taormina 089-a

Taormina Tiyatrosu

Taormina’yı 1. yüzyılda Romalılar ele geçirmişler ve bu tiyatroyu restore etmişler. Yani bu tiyatroya Romalıların da eli değmiş, zaten Romalılar mühendislerini, ustalarını yanlarında götürürlermiş, önce bir kenti ele geçirir sonra da o kent için ne yapmaları gerekiyorsa yapıyorlarmış. Anadolu’da pek çok Roma eseri ve kenti bulunuyor.  Teatro Greco’ya çıkınca Sicilya Kıyılarını, İyon Denizini, Etna Dağını ve Taormina’yı görebiliyoruz. Ben bu antik tiyatroda oyunlar izlemek isterim. Hâlâ festivallerde bu tiyatroda tiyatro oyunları, film festivalleri, müzik festivalleri yapılıyormuş. Ben mutlaka bir gün bu festivallere katılacağım ve bir oyun seyredeceğim. Bir de rehberimizin söylediğine göre buradan gün batımını izlemek harikaymış.

DSC05274taormina-a

Tiyatrodan Taormina’ya Bakış

etna-taormina 092-a

Antik Tiyatrodan Seyrettiğimiz Manzaralardan Biri

etna-taormina 091-a

Antik Tiyatrodan Görülen Bir Başka Görüntü

DSC05289taormina-a

Antik Tiyatrodan Taormina, Harika Denizi, Adacıklar

Bizler güneşin batışını göremedik, ama buradan harika manzaralar seyrettik ve fotoğrafladık. Tiyatroyu 360 derece dönebiliyorduk ve her döndüğümüz yer bize muhteşem manzaralar sunuyordu. Tepede çok yükseklerde eski bir kale gördük, oraya çıkmayı çok isterdik; ancak çok zorluydu ve zamanımızı çok alacaktı. Bizler de  sadece uzaktan fotoğraf çekmekle yetindik.

DSC05217-taormina-a

Taormina Tepeleri

DSC05271-taormina-a

Taormina Tepeleri

Taormina’da tepeler çoktu, o tepelere kaleler ya da dini merkezler yapmışlardı. O tepelerden görüntü sanırım harikadır. Neyse aklımız Taormina’nın tepelerinde kalarak aşağıya inmeye başladık. Otobüsümüz bizi bekliyordu, Catania’ya geri dönecek ve orada dolaşacaktık.

Taormina’da bulunan objelerden bazılarının görüntüleri…

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

VALLDEMOSSA(MUSA’NIN KÖYÜ)-MAYORKA

Mayorka-Valldemossa 6 a

Palma’da uçaktan indikten sonra otobüslere bindik, gemimiz hazır olmadığı için önce çiçek açmış badem ağaçlarını göstermek için bizi bademlik alana götürdüler.

mayorka-badem ağaçları 081 a

Badem Ağaçları-Palma/Mayorka

Çiçek açmış badem ağaçlarını gördük ve tekrar otobüsümüze bindik  yirmi-yirmi beş dakika süren bir  yolculuktan sonra Valldemossa’ya geldik.

Valldemossaad

Valldemossa-Mayorka-İspanya

Valldemossa, Musa’nın Vadisi demekmiş, adından da anlaşıldığı ve söylentiye göre buranın adı Müslümanlar zamanında burada yaşamış olan Musa adındaki bir kişiden geliyormuş. Mayorka’nın ünlü Tramuntanya Dağları‘nın eteklerinde kurulmuş bu köy. Kendinizi burada ortaçağda yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Taş evler yapıldıkları biçimde duruyor. Ortaçağdan beri değişmemiş olması da turistlere cazip geliyor. Ben Valldemossa’yı çok sevdim; dağları yemyeşil, evlerin bulunduğu yerler tertemiz ve çiçekler içindeydi.

mayorka-valldemossa 175 a

Valldemossa’nın Dar Sokakları

mayorka-valldemosse 159. a

Valldemossa-Mayorka Adası

mayorkavalldemossa 152a

Valldemossa Evlerinden Biri

mayorka-valldemossa 141 a

Valldemossa’daki Evlerden Birinin Kapısı ve Çiçekleri

mayorka-valldemossa 127 a

Valldemossa’nın Daracık Sokakları

mayorka-valldemossa 119 a

Valldemossa-Mayorka Adası

mayorka-valldemossa 151a

Valldemossa-Mayorka Adası-İspanya

Mayorka-Valldemossa D.B.A.3

Mayorka-Valldemossa-Taş Evler

mayorka-valledemossa'da bir ev 111 a

Valldemossa’da Bir Ev ve Çamaşırlar

Taş evler, daracık sokaklar, evlerin üstüne tutturulmuş çiçekli saksılar… Her yer öylesine temiz ve güzel ki…köln-mayorka 167aAyrıca her evin üstünde seramikten yapılmış Catalina Thomas ya da Caterina Thomas’ın  resimleri var.  Catalina Thomas Mayorka’nın koruyucu aziziymiş, doğum yeri de(1533) Valldemossa’ymış…

Valldemossa-Catalina-a

mayorka-evin duvarı ve çiçek 179 a

Valldemossa’daki bir evin duvarı

Frederic_Chopin-wikipedi_photo.jpeg

Frederic Chopin            Fotoğraf: Vikipedi

1839 yılının kışında Polonyalı ünlü besteci, piyanist Frederic Chopin’in(1810-1849) ve sevgilisi ünlü ilk kadın Fransız yazar George Sand(1804-1876)’in burada kalmasını hiç yadırgamadık. Chopin buraya sağlık sorunlarından dolayı gelmiş ve bir kış burada Cartuja Manastırı’nda kalmış, Burada sadece bir kış geçirmiş; ama Mayorka’nın ve Valldemossa’nın dünyaca tanınır hale gelmesini sağlamış. Chopin burada iki beste yapmış, “Bir ressam ya da şairin hayal edebileceği her şey doğada bu yerde yaratılmıştır” diyen sevgilisi ünlü  yazar George Sand da Mayorka’da Bir Kış adlı bir kitap yazmış. George Sand ismi ilk duyan kişi tarafından erkek adı olarak algılanabilir, ama o bir kadın ve asıl adı Amantine Aurore Lucile Dupin’dir. 19. yüzyılda bir kadının yazar olması pek alışıldık bir şey değildi, sanırım Bayan Amantine de takma bir erkek adı almış, yazdıklarının ciddiye alınıp okunması için. Ona feminist diyenler olsa da o hiçbir zaman feminist olduğunu kabul etmemiş.

portrait-of-george-sand--fransız ilk ünlü kadın yazar,george sand

George Sand-Dünyaca ünlü Fransız Yazar              Fotoğraf: thought.co

winter in Mayorka-george sand

George Sand’in  Mayorka’da Yazdığı Kitap   Fotoğraf: goodreads.com

Michael Dougles ve Catherine Zeta Jones

Michael Douglas – Catherine Zeta- Jones ve evleri

Amerikalı oyuncu Michael Douglas’ın ve Zeta Jones’un burada evlerinin olması da şu an için önemli geliyor. Oradayken bu, çok da önemli gelmemişti bana. mayorka-valldemossa-otobus a 090Bizleri Valldemossa’ya getiren otobüsler isteyenleri Michael Douglas’ın evine götürdü, biz gerekli görmediğimiz için gitmedik.

Valldemossa’da dolaşırken otobüs duraklarındaki afişlerde Valldemossa’daki ünlülerin kimler olduğu yazıyordu.

mayorka-VALLDEMOSSA DURAĞI A 092

Valldemossa Otobüs Durağında Asılı Olan Afişlerden Biri

mayorka-valldemossa-santiago rusinol 106 a

Katalan Ressam Santiago Rusinol’un Büstü    Valledemossa- Mayorka

Ayrıca Katalan ressam, şair ve oyun yazarı olan Santiago Rusinol’un büstüne rastladık, onu daha önce tanımıyordum,  araştırınca onun Katalan Ulusal Sanat Müzesinde eserlerinin sergilendiğini, izlenimci bir ressam olduğunu, Katalan Modernizmi’ni temsil ettiğini ve modernizm hareketinin liderlerinden biri olduğunu, dünyaca ünlü ressam  Pablo Picasso’yu da etkilediğini öğrendim Wikipedia’dan.

Santiago Rusinol

Santiago Rusinol  Fotoğraf: wikipedia

 

Auguste-Herbin-Landscape-at-CreteiS.rashinol

Santiago Rusinol Resimleri       Resimlerin fotoğrafları: Wikipedia

RUSIÑOL, SANTIAGOPaisaje de Mallorca_ cMP: 85

Santiago Rusinol Resimlerinden Biri

Sadece bilgi edinmedim, birkaç resminin fotoğrafını da Wikipedia’dan aldım. Santiago Rusinol (1861­-1931)un bazı resimleri Valldemossa Belediye Müzesi’ndeymiş. Sanatsever Joan Sureda sayesinde Rusinol ve Ruben Dario gibi 20. yüzyılın ünlü yazar ve ressamları Kral Sancho Sarayı’nda kalmışlar. Kral Sancho Sarayı; 2. Jaime’nin oğlu Kral Sancho tarafından ortaçağda inşa edilmiş, daha sonra Kartezyen keşişlerine bağışlanmış ve 1399 yılında manastıra dönüştürülmüş.

mayorka-valldemossa 151a

Valldemossa Taş Evler ve Ağaçlar

mayorka-valledemossa-portakallar 147a

Valldemossa ve Portakallar

mayorka-valldemossa 139 a

Vallemossa

köln-mayorka 148a

Valldemossa’daki Çiçeklerden Biri

Valldemossa’da taş evlerden bazıları sanat galerileri haline getirilmişti. Pek çok sanat galerisi gördük ve açık olanları gezdik.

mayorka-valldemossa-bir sanat evi 186 a

Bir Sanat Galerisinin Dışı

mayorka-valldemossa bir sanat galerisi 113 a

Bir Başka Sanat Galerisinin İçi

mayorka-valldemossa- bir sanat galerisindeki bir resim 114 a

Sanat Galerisindeki Bir Resim

Valldemossa’da pek çok hediyelik eşya satan dükkanlar ve hoş kafeler de var.

mayorka-valldemosse 144a

Valldemossa-Mayorka Adası

Mayorka-Valldemossa-8 aa

Mayorka-Valldemossa

DSC04096

 

Mayorka-Valldemossa-4 ad

Mayorka-Valldemossa-Taş Evler-Dar Sokaklar

Valldemossa, Mayorka’ya gidenlerin mutlaka görmesi gereken bir köy. İster köyde dolaşın, ister sanat galerilerine ya da müzelerine gidin. Herkesin hoşlanacağı bir şeyler bulacağı bir köy… Biz Valldemossa’da ancak köyü gezdik, köyün havasını soluduk, oradaki müzelere gidemedik; çünkü vaktimiz kısıtlıydı. Gemimiz Aida Bella bizi bekliyordu, başka şehirlere ve ülkelere götürmek için. Mayorka’ya bir daha gidersem mutlaka Valldemossa’da birkaç gün kalacağım. İnsan bir yerde ne kadar yaşarsa orayı daha iyi tanır ve sever.

 

Fotoğraflar: Sevil Okay, Mithat Okay, Detlef Bringmann

Faydalanılan Kaynaklar:

info@cartujadevalldemossa.com

wikipedia.com

ÇEŞİTLEMELER

Bazen insan karamsar oluyor, o karamsarlıktan kurtulmak da kişinin kendi elinde. Sonra çevrenize bir bakıyorsunuz türlü güzellikler her yerde. O güzellikler;  bir arkadaş, bir oyun, bir sergi, bir çiçek, değişik bir böcek, bir ağaç, deniz, orman, kumsal, rüzgâr, yağmur, dolu olabilir… Pek çok şey bir anda gözünüze öyle güzel öyle güzel görünür ki bütün karamsarlığınız gidiverir, yerini ışıl ışıl parlayan bir dünya alır. Kendinizi çok iyi ve mutlu hissedersiniz. Tüm olay çevrenize dikkatlice bakıp güzellikleri görebilmek…Size yaşamı güzel gösteren şeyleri görünce onların fotoğrafını çekmek, başkalarıyla paylaşmak istersiniz. İşte o güzelliklerden bazıları…

Görüntü0033 ahlat ağacı

Ahlat Ağacı

IMG_20190417_113315çiçek a

Pembe Bir Çiçek

IMG_20190409_144941ağaç kökü a

Toprağa Tırnaklarını Geçirmiş Bir Ağaç Kökü

Nergis adası IMG_20180713_114911-EFFECTS

Deniz ve Nergis Adası

 

DSC03867bulut a

Gün Batımı

IMG_20180927_134853değirmenyanı

Gökyüzü ve Bulutlar

IMG_20190222_172812.inbükü-turgut arası bulutlar

Bulutlar

IMG_20180329_182129yüzü olan çiçek

Bir Kır Çiçeği

LALELER-2

Bahar geldi, yağmurlar devam etse de güneş ışıklarını gönderdiği anda doğa canlanıyor. Kır çiçeklerinden özel olarak ekilen çiçeklere kadar hepsi güzelliklerini göstermek, bizleri mutlu etmek için rengarenk gülümsüyorlar. Onlar ışıldayıp gülümsedikçe kendimizi çok iyi hissediyoruz. Baharda yağmuru, güneşi, çiçekleri yaşamak ne güzel! Lale fotoğraflarının hepsini birden yayımlayamadım, ister istemez ikinci bölümü de oldu. Laleler sizleri de şenlendirsin..

SAMSUNG

Lale

SAMSUNG

Lale

DSC06414pembe laleler a

Pembe Laleler

SAMSUNG

Lale

SAMSUNG

Beyaz Lale

SAMSUNG

Açmamış Beyaz Lale

SAMSUNG

Sarı Lale

SAMSUNG

Sarı Laleler

SAMSUNG

Lale

SAMSUNG

Açmamış Bir Lale

SAMSUNG

Laleler

SAMSUNG

Lale

DSC06355

Açmakta Olan Pembe Bir Lale

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 001 laleler a

Laleler

Nisan 2014 Turgut-Afrodisyas 024laleler a

Lale