MALTA ADASI- VALLETTA

Sicilya’dan akşam üzeri ayrıldık, sabahleyin Malta Adası’ndaydık. Malta Adası Sicilya Adası’nın güneydoğusunda, uzaklığı 167 deniz mili. Malta Adası’nı  ilk olarak bir arkadaşımdan duymuştum, oraya İngilizcesini ilerletmek için gidecekti. Malta’nın resmi dili Maltaca ve İngilizceymiş. Malta’daki dil okulları oldukça iyiymiş arkadaşımın dediğine göre. Malta takım adaları; Malta, Gozo, Comina, Comminetto ve Filfla’ymış. Üçüncü büyük ada olan Comina’da yalnız lüks bir tatil köyü bulunmaktaymış. Yani Malta ve Gozo’da yaşam var, diğer adalarda yaşam yokmuş. Bunlar boş adalarmış.

malta-valetta-mdina 236-a

Valletta

Buraları dalış meraklıları için oldukça ilginç yerler olmalı. Malta Adası Akdeniz’de bulunan en küçük adalardan biri. Tüm adaların yüz ölçümü 316 kilometre kareymiş. Malta’nın baş kenti Valetta. Biz de gemimizle Valetta’nın limanına yanaştık.

malta-valetta-mdina 092-a

Malta Haritası

malta-valetta-mdina 252-a

Malta-Valletta

malta-valetta-mdina 295-a

Malta-Valletta

Akdeniz ve Avrupa’nın dışında Malta’yı bilen oldukça azmış. Malta’nın baş kenti Valletta’da gemiden inince alışveriş  dükkanının yanında iki şövalye ile karşılaştık. Bu çok hoşumuza gitti, iki kırmızı başlıklı altın rengi zırhlar giymiş şövalyelerin fotoğrafını çektik.

DSC05318-a Malta-Valetta

Valletta’da gemiden inince iki askerle karşılaştık

Limana çıkınca Valletta kentinin bizlere hoş geldin diyen tabelasıyla karşılaştık. Bu tabelada bizim her gün kullandığımız bir sözcük de bulunuyordu. Hemen aklımıza Halikarnas Balıkçısı geldi. Günaydın, hoşça kal, iyi günler için ‘merhaba’ sözcüğünü kullanırmış Cevat Şakir Kabaağaçlı. Bizler de merhabayı görünce gülümsedik ister istemez. Bu merhaba sözcüğünün Araplardan günümüze kadar geldiğini anladık. 800’lü yılların sonunda Araplar Malta’yı ele geçirip iki yüz yıl burada egemenliklerini sürdürmüşler. Dilleri ve kültürleri de Malta’yı etkilemiş bizleri etkilediği gibi.

malta-valetta-mdina 275-a

Malta’nın Tepeden Görünüşü

malta-valetta-mdina 009-aMerhaba sözcüğü ve bazı yer adları Araplardan kalmış Malta’ya. Malta’da ‘hoş geldin’ anlamında kullanılıyor. Bize de Araplardan geçmiş, ancak bizler bu sözcüğü ‘selam’ anlamında kullanıyor ve  merhaba sözcüğünü Türkçe sayıyoruz. Sözcüklerden konu açılmışken Malta sözcüğünün türemesi ile ilgili iki teori bulunuyor. Birincisi Malta’nın Yunanca Melita sözcüğünden geldiği ve anlamının bal tatlısı olduğu, akla yakın görünüyor zira adada pek çok bal arısı bulunmaktaymış.

malta-valetta-mdina 303-a

Malta-Valletta

İkinci teori ise Fenike dilinde cennet manasına gelen Maleth sözcüğünden Malta sözcüğünün geliyor olması.

malta-valetta-mdina 244 -a

Malta-Valletta

Bu da doğru gibi; çünkü Malta  pırıl pırıl denizi, rengarenk kayıkları, yedi bin yıllık tarihiyle, bir çok kültürü bünyesinde barındırmasıyla, uyumlu insanlarıyla ve muhteşem manzaralarıyla gerçekten cennetten bir köşe.

malta-valetta-mdina 017-a

Aida Bella Valletta’da

Malta’nın baş kenti, gemimiz Aida Bella’nın limanına yanaştığı Valletta’ydı. Valetta adını  Osmanlı İmparatorluğunun adayı kuşatmasını önleyen Malta Şövalyeleri tarikatının büyük ustası Jean de Valette’dan almış. Valetta kenti 1980 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası’ olarak ilan edilmiş.

malta-valetta-mdina 053-a

Malta-Valletta

DSC05327-a

Malta-Valetta

Malta’ya kiliseler cenneti de denebilir, burada yüzlerce kilise bulunmaktaymış. Şubat ayı olmasına, havada bulutlar cirit atmasına rağmen tam gezilecek havaydı, yaz sıcağında olsa sadece denize girmeyi düşünürdük, kışın Malta’nın havası oldukça yumuşaktı, bu da gezip dolaşmayı ilginç hale getiriyordu.

DSC05314-a Malta-Valletta

Malta- Valetta Limanı

DSC05320-a

Valletta Limanı

DSC05324-a

Malta-Valletta Limanı

malta-valetta-mdina 005-a

Malta-Valetta Limanı

malta-valetta-mdina 023-aa

Valletta

malta-valetta-mdina 274-a

Valletta

malta-valetta-mdina 262-aValletta tarihi bir kentti, kente değişik bir sarı taş hakimdi. Malta-Valletta deyince aklıma hemen sarı bir kent, tarihi binalar ve mavi mi mavi bir deniz geliyor. Malta küçük bir ülke olduğundan gelenler kentin yedi bin yıllık geçmişi olduğunu öğrenince şaşırıyorlarmış.Biz de şaşırmadık desem yalan olur. Gemiden indikten sonra iki katlı bir gezi otobüsüne bindik, Valletta’yı gezmek için.

malta-valetta-mdina 074

DSC05352-a Valetta

Otobüsle Mosta’ya Giderken

İki katlı otobüsümüzün üst katında yolculuk yapıyorduk, bir yandan Valetta’nın güzelliklerini seyrederken bir yandan da yol alıyorduk. İlkönce Mosta’ya gidecektik, sanırım yarım saat kadar sonra Mosta’daydık. Burada büyük bir Katedrale girdik. Bu katedrale ikinci dünya savaşında bir bomba atılmış, bomba patlamamış ve ne Almanlar ne İtalyanlar ne de başka bir ülke bu bombayı biz attık dememiş. Günümüzde bomba kilisenin içinde sergileniyor.

DSC05355-a

Mosta Katedrali(Mosta Dome)

DSC05367-a Medina-malta

Kilisenin İçi

DSC05372-a 2.dünya savaşında düşen bomba

İkinci Dünya Savaşı’nda Kiliseye Düşen Bomba Sergileniyor

Mosta Katedrali’nin Tavanı çok ilgimizi çekti, Napoli’de Plebiscito Meydanı’ndaki San Francesco di Paola Bazilikası’nın tavanıyla çok benzeşiyordu.

DSC05368-a

Kilisenin Tavanı

malta-valetta-mdina 081-a

Kilisenin Tavanı Detay

Mosta kasabasındaki evler de hep cumbalıydı. Burada da Arap etkisi hissediliyordu.

malta-valetta-mdina 091-a

Mosta Kasabasındaki Evler

Akşamüstü Barakka Bahçesi’ne çıktık, tepeden Valletta’yı seyretmek çok hoştu, burası büyük ve özel ağaçların bulunduğu çok güzel bir bahçeydi. Pek çok ünlünün heykeli bulunmaktaydı. Einstein, Churchill vb.

malta-valetta-mdina 259-a

Valletta

malta-valetta-mdina 260-a

Barakka Bahçesi-Valletta

malta-valetta-mdina 265-a

Barakka Bahçesi- Valletta

malta-valetta-mdina 268-a

Valletta-Barakka Bahçesi

malta-valetta-mdina 271-a

Barakka’dan Valletta’ya Bakış

malta-valetta-mdina 263-a

Valetta’ya Barakka Bahçesi’nden Bakış

malta-valetta-mdina 255-a

Valetta

Valetta’daki otobüsleri görünce bir anda nostalji yaşadık, otobüsler oldukça eskiydi ve

malta-valetta-mdina 238

Valletta

malta-valetta-mdina 018-a

Valletta’da Otobüsler

Valletta’ya çok yakışıyordu. Ne yazık ki bu otobüsler kalkacakmış, belki de şu anda çalışmıyor olabilirler.

IMG_20191207_213554kupa üzerinde Malta

Hediyelik Kupaların Üzerindeki Malta’nın Otobüsü

Ama onlar hediyelik eşya dükkanlarında, kupaların üzerinde çoktan yerlerini almışlar. Malta’nın otobüsleri ve rengarenk boyanmış ahşap kayıklarını çok beğendik. Malta Adası’nın başkenti Valetta çok güzel bir kent, ben bir daha Malta’ya gidersem, Valetta’yı görmek isterim; ancak insanların yaşamadığı görmediğim adalara da gitmek isterim. Valetta’da deniz bu kadar güzelse kimsenin yaşamadığı adalarda kim bilir ne kadar güzel ve temizdir.

Faydalanılan Kaynak:İnternet-Vikipedi

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay- Detlef Bringmann

SİCİLYA ADASI-CATANİA KENTİ

Taormina’yı öğleye kadar gezdik,  gemimiz Aida Bella Catania kentindeydi. Catania’ya geri döndük. Taormina’dan sonra Catania bize sıradan bir kent gibi göründü; ama kentin içine girince Catania’da çok güzel eski binalar olduğunu gördük. Herhangi bir yer hakkında, orada gezmeden dolaşmadan, önyargılı bir şekilde konuşmamalıyız. Kentteki binalara, heykellere bakarak dolaştık, başı boş dolaşmak pek hoşumuza gitti. Yağmur kimi zaman yağıyor, kimi zaman duruyordu.

sicilya-catania 026-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 009-a

Catania_Sicilya Adası

sicilya-catania 007-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 027-a

Catania- Sicilya Adası

Catania Sicilya Adası’ndaydı. Sicilya Adası’nın yüzölçümü 25.426 kilometre kareydi. Yani çok büyük bir adaydı, sen de adaların yüzölçümüne taktın diyebilirsiniz, evet gerçekten adaların yüzölçümüne takmış bulunuyorum. Çünkü Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada(İmroz) nın yüzölçümü 279 kilometre kare. 25.426 kilometre kare nerede 279 kilometre kare nerede? Tüm bunlardan anlaşıldığına göre Sicilya, Akdeniz’in en büyük adasıymış. Gemimiz Catania’ya yanaşınca kentin kıyı manzarasına takılmadan edemedik, manzara oldukça güzeldi, pek çok minik ada bizlere hoş geldin, diyordu.

Sicilya deyince aklımıza ilk olarak ‘mafya’ geliyor. Ne de olsa mafyanın doğum yeri burası. Peki nasıl doğmuş mafya kavramı; mafyanın doğuşu meğer bir başkaldırıymış, 19.yüzyılda önce Sicilya’ya Araplar gelmiş, arkadan da Fransızlar ve İspanyollar Sicilya’ya hakim olmuş. Sicilyalılarsa- halk ve kimi liderler- kendi topraklarını korumak için mafyayı oluşturmuş. Kuruluş amacı doğru olsa da daha sonra yönetimin boşluğundan yararlananlar toprak sahiplerinden ve halktan, onları korumak için haraç almaya başlamış. Günümüzde mafya halen yaşamaktadır ne yazık ki…

Bugün Sicilya İtalya’ya bağlı ve özerktir. Tarih boyunca da Romanlar, Yunanlar, Araplar ve  Aragonlar değişik zamanlarda Sicilya’yı  yönetmişler. Sicilya hepsinin kültüründen etkilenmişse de;  en çok Yunan ve Arap kültürlerinden etkilenmiş.

Catania Sicilya’nın ikinci büyük kentiymiş Vikipedi’de yazdığına göre.

sicilya-catania 010-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 017

Catania Caddeleri

sicilya-catania 019-a

Catania-Duomo Meydanı

sicilya-catania yaduomo meydanı012-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania duomo meydanı011-a

Catania- Fil Heykeli-Duomo Meydanı

 

Catania’yı dolaşırken gördüğümüz saraylar, kiliseler, restoranlar, meydanlar bizleri çok etkiledi. İtalya’yı gördüm demek için Sicilya’yı görmek gerekliymiş. Gerçi biz sadece Catania ve Taormina’yı gördük, ama Sicilya ile ilgili bir fikir edindik. Ben herhangi bir ülkeye veya kente gittiğimde her yeri görmek isterdim ve kendimi aşırı yorardım, artık gittiğim kentin ne kadarını görebiliyorsam o kadarını görüyorum. Ve kendimi aşırı yormuyorum; çünkü bir kentin veya bir ülkenin her yerini görmek olanaksız.

Neyse Catania’da dolaşırken bir yandan da sohbet ediyorduk, Mithat televizyonda Catania’yı izlediğini, sandviç arası dondurmanın burada çok ünlü olduğunun anlatıldığını söyledi. Ben izlememiştim, ama sandviç arası dondurmanın nasıl olduğunu çok merak ettim. Hemen bir pastane arayışına girdik ve pastaneyi bulduk. Sandviç arası dondurma istedik, satıcı bir sandviçinin kaldığını sadece bir tane verebileceğini söyledi. Tamam dedik.

sicilya-catania 029 dondurma a

Catania’da Sandviç Arası Dondurma

Sandviç arasındaki dondurmamızı aldık, sandviç desek de tipi sandviçe benziyordu; ama tatlıydı ve arasına İtalya’nın ünlü, güzel dondurması konmuştu. İyi ki bir tane kalmıştı,  sandviç arası dondurma öyle çoktu ki bir kişinin bitirmesine olanak yoktu. İkimiz de dondurmayı ve tatlı sandviçi yedik, çok hoşumuza gitti.

sicilya-catania 025-Via Garibaldi-a

Catania’da Bir Dükkan

sicilya-catania 031-a

Catania ‘da Satılmak İçin Bekleyen Sebzeler

sicilya-catania 018-a

Catania’da Heykeller

Dolaşırken Arap kültürünün devam ettiğini bir dükkanın adından ve bir köşede satılan sebzelerden anladık. Bir caddede gördüğümüz heykellerse bize antik Yunan kültürünü anımsattı.  

sicilya-catania 004-a

Catania Limanı

Akşamüstü olunca gemimiz Aida Bella’ya dönerken sabah gördüğümüz manzara yine karşımızdaydı. Bulutlar gökyüzünü kaplamıştı. Bugün hava yağmurluydu, kimi zaman yağmur yağdı kimi zaman güneş açtı.

sicilya-catania 051a

Gemiden Limana Bakış

sicilya-catania 052aidabella arkası-a

Aida Bella Catania Limanında

sicilya-catania 055a

Catania Limanı’nda Yelkenliler

sicilya-catania 050-a

Gemiden Bakış-Catania Limanı

 

sicilya-catania 037-a

Catania Limanı ve Kent

sicilya-catania 041-a

Aida Bella’dan Dalgalı Bir Koya Bakış

Aida Bella’dan bakınca her yer çok güzel görünüyordu. Limanda yelkenli tekneler ve gemiler vardı.

sicilya-catania 062a

Catania’dan Ayrılırken

Akşam olmuş, güneş batmak üzereydi, artık Catania Limanı’ndan ayrılma zamanı gelmişti. Her zamanki  ayrılma müziğini duyunca içimizi bir keder kapladı, yine bir limandan ayrılıyorduk, yarın Malta Adası’nda olacaktık. Malta’nın başkenti Valetta’ya merhaba diyecektik.

Faydalanılan kaynak: İnternet, Vikipedi

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay 

TAORMİNA’YI GÖRDÜNÜZ MÜ

Aida Bella Gemisi Napoli’den sonra Sicilya Adası’nın Catania Limanı’na demir attı. Catania’yı dolaşmadan sabah otobüse binip Taormina’ya gittik, Catania ile Taormina arası 50 kilometreydi. Taormina deniz seviyesinden iki yüz metre yüksekte olduğundan sürekli yukarıya tırmandık otobüsle. Taormina’ya gelmeden önce Messina ve Catania’ya yakın olan aktif yanardağ Etna’yı gördük.  Üstelik Avrupa’nın en yüksek yanardağıymış. Günümüzde yüksekliği 3326 metreymiş. Tüm bunları ben nereden bilebilirim, tabii ki Vikipedi’den. Yine Vikipedi’nin yazdığına göre 1865 yılına göre Etna Yanardağı 21,6 metre alçalmış. Bu yanardağ 2019 Temmuzunda yeniden aktif hale gelmiş. Kül ve duman püskürtüyormuş.

DSC05194-etna yanardağı-a

Etna Yanardağı

etna-taormina 024-a

Taormina

DSC05208-taormina-a

Taormina 

etna-taormina 062-a

Taormina

etna-taormina 063-a

Taormina

 

Taormina çok şirin bir yerdi. Pek çok ünlü Taormina’ya hayranmış. Doğayı seviyorsanız, Taormina’yı da seversiniz. Vahşi ama hoş bir doğası var buranın. Ünlü Alman yazar Goethe, buraya ‘İtalya’nın anahtarı’ dermiş.  Evet Goethe ne güzel söylemiş. Böyle şirin mi şirin, güzel mi güzel kasabaların mutlaka bir efsanesi vardır. Taormina’nın da bir efsanesi var tabii ki…Eski zamanlarda kötü bir Yunan kralı varmış, Naxos halkı bu kötü kralın zulmünden yılmışlar, onların istediği sakin, huzurlu bir yaşammış, huzurlu bir yaşam sürmek için yer arayışına girmişler,

etna-taormina 032-a

Taormina

etna-taormina 025-a kayalar

Taormina Dağları ve Kayaları

Taormina’nın yeşilliklerini, dağlarını  ve denizini görünce Taormina’ya bayılmışlar ve burayı yaşam alanı olarak seçmişler.

Biz de Taormina’yı çok beğendik. Hele otobüsümüzde bir rehberimiz vardı, yaşlı, ama çok güzel bir kadındı ve harika bir sesi vardı. Detlef ona şelale sesli rehber adını taktı.

Mine de şelale sesli rehberin Taormina ile anlattıklarını bize tercüme etti.

DSC05219-taormina-a

Taormina’ya  Girilen Kapılardan Biri

Otobüsten indikten sonra bir kapıdan geçtik ve kasabanın caddesine girdik.

etna-taormina 041taormina sokakları-a

Taormina’nın Caddesi

etna-taormina duomo di taormina 044-a

Duomo di Taormina

etna-taormina 048-a

Duomo di Taormina’nın Camlarından Biri

DSC05220-taormina-a

Taormina’nın Daracık Sokakları

Church of Saint Augustinekilisesi

Saint Augustine Kilisesi

etna-taormina 037-a

Taormina

 

etna-taormina 059-a

Aziz Joseph Kilisesi ( Church of San Guiseppe) 

Pek çok kilise vardı burada. Ayrıca Duomo’nun önünde Taormina çeşmesi vardı, tepesinde hamile bir satir bulunan.

etna-taormina quattro fontane di Taormina050-a

Taormina Çeşmesi

DSC05231Taormina Çeşmesi A

Taormina Çeşmesi

etna-taormina 066-a

Taormina’nın Dar Merdvenli Sokaklarından Biri

etna-taormina 110-a

Merdivenli Dar Bir Sokak ve Resimler

etna-taormina 046-a

Aralıktan Çan Kulesine Bakış

etna-taormina 058-a

Taormina’nın Dar Sokaklarından Birinde Kapalı Olan Bir Kafe

etna-taormina 040

Taormina

Taormina bizi sıcacık karşıladı, aylardan Şubat’tı. Bence Taormina’yı dolaşmak için en güzel zamandı, hava ne sıcak ne de soğuktu. Bu mevsimde bile kalabalık olan Taormina kimbilir yazın ne kadar kalabalıktır, dediklerine göre jet sosyetenin geldiği yerlerden biriymiş Taormina. İtalya’nın gözdesiymiş.

etna-taormina 068-a

Taormina’nın Evleri

etna-taormina Palazzo Ciampoli di Taormina053-a

Palazzo Ciampoli di Taormina ve Çiçekler

Taormina’da evlerin altında genellikle hediyelik objeler satan dükkanlar bulunuyor. Bir de burada seramikler çok yaygın, hem evler balkonlarına veya duvarlarına bu seramikleri asmışlar ve bu seramikleri turistlere satıyorlar.

etna-taormina 051-a

Hediyelik Seramik Bir Eser

Turistler buradaki dükkanlardan alış veriş yapmaya bayılıyorlar.

etna-taormina 067-a

Taormina’da Balkondaki Seramikler

Seramiklerle süslenmiş evler Taormina’ya güzel bir hava veriyor. Dükkanların birinde Nazım Hikmet’in aşk şiirlerinin cdsinin satıldığını gördük, bu bizi çok etkiledi, Sicilya’nın bir kasabasında bizim şairimizin şiirlerinin cdsini görmek çok hoştu!

etna-taormina 112-a

Nazım Hikmet’in Aşk Şiirleri

 

DSC05264

Meyve,sebze kamyoneti

DSC05262-taormina-a

Taormina Messina Kapısı

DSC05268-Taormina- a

Taormina’yı gezdikten sonra Naxosluların M.Ö. 3. yüzyılda inşa ettikleri  Tiyatro Greco’ya doğru yürüdük. Bütün otobüstekiler ve rehberimiz bize Taormina’daki antik tiyatroyla ilgili bilgi verip bizleri dolaştırıyorlardı. Biz kalabalıktan sıkılınca gruptan ayrıldık ve tiyatroya çıktık.

etna-taormina 088-a

Taormina Antik Tiyatrosu

Şelale sesli rehberimizin anlattığına göre

etna-taormina 089-a

Taormina Tiyatrosu

Taormina’yı 1. yüzyılda Romalılar ele geçirmişler ve bu tiyatroyu restore etmişler. Yani bu tiyatroya Romalıların da eli değmiş, zaten Romalılar mühendislerini, ustalarını yanlarında götürürlermiş, önce bir kenti ele geçirir sonra da o kent için ne yapmaları gerekiyorsa yapıyorlarmış. Anadolu’da pek çok Roma eseri ve kenti bulunuyor.  Teatro Greco’ya çıkınca Sicilya Kıyılarını, İyon Denizini, Etna Dağını ve Taormina’yı görebiliyoruz. Ben bu antik tiyatroda oyunlar izlemek isterim. Hâlâ festivallerde bu tiyatroda tiyatro oyunları, film festivalleri, müzik festivalleri yapılıyormuş. Ben mutlaka bir gün bu festivallere katılacağım ve bir oyun seyredeceğim. Bir de rehberimizin söylediğine göre buradan gün batımını izlemek harikaymış.

DSC05274taormina-a

Tiyatrodan Taormina’ya Bakış

etna-taormina 092-a

Antik Tiyatrodan Seyrettiğimiz Manzaralardan Biri

etna-taormina 091-a

Antik Tiyatrodan Görülen Bir Başka Görüntü

DSC05289taormina-a

Antik Tiyatrodan Taormina, Harika Denizi, Adacıklar

Bizler güneşin batışını göremedik, ama buradan harika manzaralar seyrettik ve fotoğrafladık. Tiyatroyu 360 derece dönebiliyorduk ve her döndüğümüz yer bize muhteşem manzaralar sunuyordu. Tepede çok yükseklerde eski bir kale gördük, oraya çıkmayı çok isterdik; ancak çok zorluydu ve zamanımızı çok alacaktı. Bizler de  sadece uzaktan fotoğraf çekmekle yetindik.

DSC05217-taormina-a

Taormina Tepeleri

DSC05271-taormina-a

Taormina Tepeleri

Taormina’da tepeler çoktu, o tepelere kaleler ya da dini merkezler yapmışlardı. O tepelerden görüntü sanırım harikadır. Neyse aklımız Taormina’nın tepelerinde kalarak aşağıya inmeye başladık. Otobüsümüz bizi bekliyordu, Catania’ya geri dönecek ve orada dolaşacaktık.

Taormina’da bulunan objelerden bazılarının görüntüleri…

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

YENİDEN NAPOLİ

Daha önce Napoli’ye gitmiştik, Napoli ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bir daha yazmama gerek yok diye düşünüyorum, ama fotoğraf paylaşacağım. Daha önce yazdığım yazının adı: Napoli’de Günlük Yaşam, Tarih ve Kültür... İkinci kez gittiğimizde Napoli’de yağmur vardı-daha önce Temmuz ayında Napoli’deydik- yağmuru yememek için birer şemsiye aldık. Halen o şemsiyeyi kullanıyorum. Sabahtan turla Pompei Antik Kenti’ne gittik, öğleden sonra da yağmurda Napoli’yi dolaştık, daha önce buraya geldiğimiz için  kendimizi rahat hissediyorduk. Sanki kent bizimdi.

 

napoli 010-abkastel Nuovo-a

Napoli-Kastel Nuovo ve Galeria Umberto’nun Cam Çatısı

-napoli 015 gemiden napolinin fotoğrafını çekenler a

Aida Bella’dan Napoli’yi Fotoığraflamak

napoli 026-agNapoli a

Napoli

napoli 028-abg

Napoli

napoli 170 castel nuovo a

Napoli-Castel Nuovo

napoli 174castel nuovo üst tarafı a

Napoli- Nuovo Kalesi

napoli 175castel nuovo a orta bölümü

Napoli-Nuovo Kalesi

napoli 176 castel Nuovo a alt kısmı

Napoli-  Nuovo Kalesinin Girişi

napoli 196-a

Napoli-Galeria Umberto

napoli 204 umberto galleria a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

napoli 210-galleria umberto 1 a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

Galeria Umberto’da bir yabancı nereli olduğumuzu sordu, bizler hiçbir şey demedik, o habire pek çok Avrupa ülkesini saydı, onun her yeni ülke adı söylemesinde biz ‘no’ diyorduk, adam bir türlü bulamadı,  hangi ülkeden olduğumuzu sonunda yoruldu ve canı sıkıldı ama mutlaka bulması gerekliymiş gibi hissetti; sonunda Galatasaray dedi. Biz de ona  gülerek evet buldun, biz Türkiye’den geliyoruz dedik. Adam Türkiye’yi biliyor muydu, bilmiyor muydu onu bilemedik, ama o futbol takımımızın adını biliyordu. Galatasarayla aramızda bir bağ kurmuştu. Türkiye’nin İtalyanlarca bilinmemesine üzüldük; ama bir futbol takımımızın tanınması bizi sevindirdi.

napoli 214 köpek ve koç burcu a

Galeria Umberto’nun İçinde Burçlar (Mozaik)-Koç Burcu ve Dinlenen Bir Köpek

 

napoli 211terazi burcu a

Terazi Burcu

 

-napoli 263 a

Napoli’nin  meydanlarından Piazza del Plebiscito (Plebiscito Meydanı) ve San Francesco di Paola Bazilikası

napoli 270 eski binalar a

Napoli’deki Binalar

napoli 282tiyatro binası bilet gişesi a

Napoli’de San Carlo Tiyatrosu’nun Bilet Gişesi

napoli 276-a

Palazzo Reale-Royal Palace(Royal Sarayı)

napoli 254 binalar a

Napoli’deki Binalar

pompei-napoli 261.-aJPG

Royal Sarayı

Napoli tarihi bir kent, müzeleri, alışveriş merkezleri, geniş meydanları var; ama kentte  öyle evler vardı ki, buralarda insanlar nasıl yaşıyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Bir de araçların çoğu ya başka bir araca çarpmış ya da ona çarpmışlardı. Sağlam, vuruk olmayan bir araç görmek zor. Ama denizi olan her kent gibi güzeldi Napoli. Bir kent; bana hep deniz kenarında olmalıymış gibi geliyor. İtalya’da insanlar çok sıcak, dil bilmeseler bile vücut diliyle her istediklerini anlatabiliyorlar, biz de onları rahatça anlayabiliyoruz. Buranın insanları bize benzedikleri için belki de buraları daha çok seviyoruz. Akşam olmak üzere gemiye dönme vakti geldi, bu geceyi yolda geçireceğiz, yarın Sicilya’da olacağız.

CİVİTAVECCHİA-ROMA

Marsilya’dan akşamüstü 18.00’da ayrıldık, gemimiz bütün gece ve ertesi gün yol aldı.  İtalya’ya doğru gidiyorduk.7 Şubat ‘Seetag–deniz günü’ydü ve bazı kişiler geminin açık alanında yani güvertede battaniyelere sarılmış, şezlonglara uzanmış olarak dinleniyordu, bazı insanlar da  geminin güvertesinde havuzun kenarında oturuyorlardı. Kimisi de korkuluklara dayanmış dinlenenleri seyrediyordu. Sahnede şarkı söyleyenler misafirlerin eğlenceli zaman geçirmesi için dillerinden geleni yapıyorlar, şarkılarını söylüyorlardı.

DSC04954seetag gününde gemide dinlenenler a

Seetag Günü Misafirler Güneşten Faydalanıyorlar

DSC04952aidabella güvertesi a

İtalya’ya Giderken Güvertede Dinlenenler

DSC04957aidabella güverte sahnesi a

Aida Bella’nın Güvertesindeki Sahne ve Şarkıcılar

Roma’ya 80 kilometre uzaklıkta bulunan Civitavecchia’ya gideceğiz. Civitavecchia Roma’nın limanı, bütün yolcu gemileri bu limana uğruyor yolcuların Roma’ya 1,5 saatte gitmeleri için. Ayın sekizinde Civitavecchia’ya vardık, Roma’ya gidip gitmemekte tereddütlüydük, zira daha önce Roma’ya gitmiş, üç gün kalmıştık. 1,5 saat gitmek ve aynı yolu dönmeyi gözümüz yemedi. Daha önce gitmemiş olsaydık ne yapar eder Roma’ya giderdik. Hiçbirimiz Roma’ya gitmek istemiyorduk, biz de görmediğimiz bir yerdeyiz. Civitavecchia’yı dolaşalım, sakin bir gün geçirelim diye düşündük. Gerçekten çok sakin bir gün oldu. Civitavecchia bir şehirmiş, ama kasabamsı bir yerdi. Daha doğrusu kasabadan büyük, şehirden küçüktü.

DSC04981civitaviccia-tekneler a

Lazerler Yaz Mevsiminin Gelmesini Bekliyor

Civitavecchia/ırı denizi ışıl ışıl parlıyordu güneş altında. Pek çok tekne bulunuyordu, şişme botlar, lazerler, yelkenliler, balıkçı tekneleri, burası sanırım yazlık bir kentti. Burada oturanlar denizle ve deniz araçlarıyla haşır neşirdiler. Yelken yapanlar çoktu. Bunu nereden mi anladım, tabii ki bir sürü lazer ve yelkenli teknelerin olmasından.

civicateveccio-roma 042-a

Civitavecchia’da Deniz

civicateveccio-roma 033-a

Civitavecchia Bir Barınak ve Tekneler

civicateveccio-roma 035-a

Civitavecchia’da Şişme Botlar, Barınak ve Ağaçlar

Kenarlarına palmiyeler dikilmiş yollarda yürüyüş yaptık,üzerlerinde heykel olan evleri, dar sokakları ve tiyatro binasının olduğu yerleri dolaştık. Buradaki evler ve sokaklar güzeldi! Hele deniz kenarı tam bizim istediğimiz gibiydi, yazın bu kumsallar sanırım dolu olur.

civicateveccio-roma 050-a

DSC04984civitaveccia a bir duvar panosu.jpg

Civitavecchia’da Bir Duvar Panosu

DSC04987civitaviccia a

Civitavecchia

DSC04988civitaviccia a

Civitavecchia

DSC05027civitavecciada bir yelkenli ve aida bella a

Civitavecchia’da Bir Yelkenli ve Aida Bella

DSC04997-civitaveccia- a

Civitavecchia’da  Vatansever Bir Asker Olan Giueseppe Garibaldi(1807-1882)

Giuseppe Garibaldi, Vikipedi’nin dediğine göre İtalyan general, yurtsever, lider ve yazarmış.  İtalya Devleti’nin kurulması için çalışmış. İtalya’nın birleşmesinde önemli rolü olan kişilerden biriymiş. İtalyanlar onu İtalya’nın en büyük kahramanı ve yurtseverlerinden biri olarak kabul ediyorlarmış..

Civitavecchia’da çok sakin bir gün geçirdik, sahilde  ve ağaçlıklı yolda uzun bir yürüyüş yaptık, huzurlu, sakin ve rahat bir kentti. Burada antik, güzel binalar,pek çok alışveriş yapacağınız dükkanlar, oldukça güzel kafeler, barlar vardı. Bizler uzun yürüyüşten sonra bir kafeye oturduk deniz kenarında, hem denizi seyrettik hem de  çapuççinolarımızı içtik.

DSC05004civitavecciada işportacı a

Civitavecchia’da Bir İşportacı

Civitavecchia’da sokakta mallarını sergileyip satan bir işportacı gördük, ne satıyor diye merakla baktık ve ben mor bir şal aldım. Bir sürü şalım vardı, ama mor şalı çok beğendim.

DSC05030-civitaveccia

Michelangelo Kalesi- Civitavecchia

Gemiden inince Michelangelo Kalesi çok yakındı, içine giremesek de etrafını dolaştık, Michelangelo kalenin tasarımını yaptığı için onun adı verilmiş. 1500’lü yıllarda yapılan kale İtalyan Donanmasına aitmiş. Zaman zaman kale açık oluyormuş, ama biz oradayken kapalıydı,

DSC05031-civitaveccia-a

Michelangelo Kalesi-Civitavecchia

DSC05034aidabella-civitaveccia'da a

Civitavecchia’da Aida Bella, Antik Bir Kalıntı, Başka Bir Gemi ve Tekneler

Civitavecchia Limanı’nda genellikle bir sürü gemi olurmuş. Biz Civitavecchia’ya geldiğimizde çok gemi yoktu. Gemimiz rahatça yanaştı ve biz kenti gönül rahatlığıyla gezdik. Kendimizi fazla yormadık, zira günlerdir çok yorulmuştuk oradan oraya koşturmaktan. Bugün çok yol yapmamak bizlere iyi geldi. Yarın nasıl olsa çok yorulacağız. Daha önce görmüştük ama yine Napoli’de olacağız, sabahtan öğleye kadar bir turumuz var,  Pompei’ye gideceğiz, öğleden sonra da Napoli’de dolaşacağız.

Fotoğraflar: Sevil Okay, Mithat Okay, Detlef Bringmann

VALENCİA

Gemimiz Valencia’ya girdi, hava kapalıydı, gemiden inince yağmur yağdığını fark , ettik, yağmurda şehri dolaşmak zor olacaktı. valencia 046-aÇıkışta bir otobüs vardı, ama biz ona binmedik.Biraz yürüyünce aslında üstü açık olan ama yağmurluk giymiş bir otobüse bindik, otobüsün yağmurluğu bizi de ıslanmaktan koruyacaktı, adam başı 14 euro verdik, şehri otobüsle dolaşmak için.

valencia 049-a

valencia 050-a

Valencia

valencia 053-a

Valencia

valencia 052-a

Valencia

Valencia M.Ö. 138 yılında Romalılar tarafından kurulmuş. Valencia güç, kuvvet anlamına geliyormuş.

Yedinci yüzyılda Araplar Valencia’ya yerleşmiş. Ve uzun süre (beş yüz yıl) müslümanların yaşadığı bir yer olmuş burası. Aragon kralı 12. yüzyılda Valencia’yı yüzyıllar sonra hristiyanlaştırmış ve Valencia Krallığı kurulmuş.

20 yy.da Valencia İspanya’nın en önemli kentlerinden biri haline gelmiş. Nüfus kalabalıklığı yönünden İspanyanın üçüncü kentiymiş. Burada kullanılan dilin İspanyolca olduğunu düşünürüz, birden buranın Katalan Bölgesi olduğunu anımsarız o zaman Valencia’da mutlaka Katalanca konuşuluyor deriz, ama yine yanılıyoruzdur.   Valencia’da konuşulan dil Valenciaca’ymış. Valenciacaya Katalancanın güney aksanı dense de  Valencialılar  bunu kabul etmiyor, Valenciacanın farklı bir dil olduğunu söylüyorlarmış,  gerçi resmi dili İspanyolca olsa da ikinci resmi dilleri  olarak Valenciacayı kullanıyorlar.

.Otobüsle gezerken kentte tarihi binaların ve modern binaların bir arada olduğunu, Valencia’da Old Town denilen Eski Kent’te tarihi binalara dokunulmadığını gördük; bu eski kentte oteller, kafeler ve gece kulüpleri bulunuyormuş. Ayrıca otobüsle ıslanmadan kenti dolaşırken şemsiyeleriyle yağmur altında yürüyenleri gördük arkalarında tarihi binalar bizim gibi onları izliyordu…

DSC04557-a

Valencia

valencia 067-a

Valencia

valencia 159-a

Valencia

valencia 069-a

Valencia

DSC04511-a valencia

Valencia

valencia 073a

Valencia

C

DSC04561--a valencia

Valencia

valencia 061 a

Valencia

Modern yapılardan ve Old Town’daki eski yapılardan da çok etkilendik. Modern mimarinin en güzel örnekleri sayılan modern binalar  Bilim ve Sanat Kenti’ni oluşturuyor. City of Arts and Sciences denilen bu kent çok büyük ,fütüristik yapılardan oluşmuş. Bu bilim ve sanat kenti 1996 yılında Valencialı mimar Santiago Calatrava tarafından planlanmış. Neler yok ki bilim ve sanat kentinde Palau De Les Arts Reina Sofia denilen opera binası, Hemisferic( IMAX Sinema Salonu), Pek çok değişik etkinliğin yapıldığı AGORA, Umbracle(Botanik Park) ve Oceanografic(Akvaryum)

Geleceğe yönelik binaları hayranlıkla izledik. Yağmur durmayınca Avrupa’nın en büyük akvaryumu olan Oceanografic’e girelim dedik ve girdik. Çok büyük bir akvaryumdu, akvaryumda 500 farklı türden 45.000 deniz canlısı bulunmaktaymış. Bizler akvaryumların geri planlarını hiç düşünmeyiz. Bu kadar canlı nasıl doyar, ne yer, bu kadar büyük akvaryum nasıl temizlenir. Tüm bunlar hiç aklımıza gelmez.

DSC04530-a

Valencia

valencia 092aBir balık adamın akvaryumu temizlediğini görünce aslında büyük bir fabrikada bulunuyormuşuz duygusuna kapıldım.

DSC04519-a

Avrupa’nın en büyük akvaryumu Oceanografic’deki Sübye ve üstte  ve altta değişik balıklar

valencia 091-a

valencia 144a-ay balığı

Oceanografic’teki Ay Balığı

Akvaryumda gördüğüm bir balık çok ilgimi çekti, daha önce o balığı görmemiştim, bu balığın adı ‘Ay balığı’ imiş. Ondan başka çok sevimli hareketler yapan fokbalığı vardı herkesin gönlünü kazandı ve izleyenler sevgi gösterilerinde bulundu.

valencia 108-a

Valencia’daki Akvaryumdaki Oyunbaz Fokbalığı.

valencia 138-a

Valencia Akvaryumu

valencia 106-a

Akvaryumdaki Bir Deniz Atı

Daha sonra Yunus Balıkları’nın ve eğitmenlerinin gösteri yaptığı Yunus Parkı’na gittik, gösterileri güzeldi; ancak Yunusların o gösteriyi yapabilmeleri için ne büyük acılar çektiğini hepimiz biliyoruz. İnsanların dostu olan Yunusların, saatte 40 kilometre yüzebildikleri, 300 metreye daldıkları, günde 130 kilometre yol yapabildikleri biliniyor, özgür olan Yunuslar ne kadar büyük olursa olsun bir havuzda ne kadar mutlu olabilirler. Biz doğada Avşa Adası civarında Yunuslara çok rastladık, hele bir keresinde Ekinlik Adası’nın arkasında bizlere çok özel şovlar yaptılar izlendiklerinin farkında olmadan, kaç kişi onları doğal ortamında oyun oynarken görebilir ki… Onların havalara fırlayıp suya büyük bir gürültüyle atlamaları olağanüstüydü. Öylesine özgür ve mutluydular ki…

valencia 128

Yunus Parkı’ndaki Gösteri

Biz Valencia’da Yunus Parkı’na gittik; ama sizler gitmeyin! Çünkü Yunus Parkları’nda Yunusları ölü balıklarla besliyorlarmış. Hareket etmeye alışık olan Yunuslar, az hareket ediyorlarmış. Hem zihinsel hem de bedensel olarak az hareket eden Yunuslar çok sıkıntılı ve sinirli olabiliyor, sonuçta intihar edebiliyor, birbirlerine zarar verebiliyorlarmış. Yaptıkları hareketler dişi Yunusların bebeklerini kaybetmelerine neden oluyormuş. İnsanlar terapi için çocuklarını Yunus Parklarına götürüyorlarmış; bebeğini kaybetmiş veya dişisinden ayrı kalmış, özgürlüğü elinden alınmış bir Yunus sizin çocuğunuza nasıl yardımcı olabilir? Yunusların her zaman gülümsedikleri söylenir, evet öldükleri zaman da gülümsüyorlar ne yazık ki!

Fotoğraflar: Mithat Okay, Detlef Bringmann

 

CARTAGENA

Malaga Gibraltar’da yaşadığımız kötü olay bizi çok etkiledi, kafamıza takmamaya çalıştık, konusunu etmedik zira sürekli o konuyu konuşursak gezimizi etkileyebilir diye düşündük, gemimiz bütün gece yol aldı, biz sabahın erken saatinde Cartagena’ya girdik. Adından da anlaşıldığı gibi Kartacalılar tarafından kurulmuş kente quart hadas adı verilmiş. Quart hadas yeni şehir demekmiş.cartegena 002-aBurası küçük bir sanayi kenti, sabah kente girdiğimizde bacalardan çıkan dumanları da gördük. cartegena 009-aCartagena denizle iç içe, doğal limanı olan bir kent . Kartacalılardan sonra kent Romalılar tarafından fethedilmiş, Romalılar kente Yeni Kartaca( Carthago Nova) adını vermişler. cartegena 015-a subCartagena’da -rıhtımda- bir denizaltı sergileniyor. Bu denizaltı İsaac Peral tarafından 1888 yılında dünyada tasarlanan ilk denizaltıymış. Denizaltı’yı gördükten sonra cartegena 020-aCartagena’nın içine doğru giderken rastladık bu ağaca, ne yazık ki bu ağaç da üzerine yazılar kazınmasından kurtulamamıştı. Hemen ülkemizdeki buna benzer ağaçları anımsadık.  

cartegena 021cartagena 068-acartagena 064-acartegena 045cartegena 085-a arka tarafCartagena’nın denize yakın caddelerini dolaştıktan sonra arka taraflarını da gezdik, oralarda şehrin gerçek öyküsünü daha iyi hissedebiliyor insan. Halk araçlarını gelişi güzel park etmiş,arka tarafları dolaştıktan sonra cartegena 097acartegena 090acartegena 094acartegena 098a kale

Ücretli asansörle Castillo de la Concepcion’a çıktık. Bu asansöre panoromik asansör de deniyor.Asansörle yukarı çıkarken aşağıda araçlar küçüçük görünüyordu,hele dönüşlü yollara ve Cartagena manzarasına doyamadık, zaten kalenin olduğu yer Cartagena’yı rahatlıkla seyredeceğimiz bir yerdi. IMGP8455-a-cartegena 115aTavus kuşları özgürce dolaşıyorlardı, kimisi yüksekçe bir yerdeydi, kimileri ağaçlar altında dolanıyorlardı.

 

IMGP8468-aOldukça geniş bir meydana çıktık. Meydanın kenarına geldik ve tüm Cartagena’nın ayaklarımızın altına serildiğini gördük. IMGP8466-aOrada şehre bakan toplar vardı. cartegena 121-aAyrıca öğretmenler öğrencilerini getirmişlerdi, bu çok hoşumuza gitti. cartegena 128-a aidabella ve marinaCartagena limanında onlarca yelkenli ve motorlu tekne aheste aheste salınıyordu. cartegena 123-a aidabellaBizi buraya getiren Aidabella’da limandaydı.

IMGP8459cartegena 139aAntik zamanlardan kalan Roma tiyatrosu ve kenti Cartagena’ya olağanüstü bir güzellik veriyordu, onlar aşağılardan bize bakıyor ve sanki bizleri selamlıyorlardı. cartegena 138a roma tiyatrosu-evlerGünümüz evleri ve antik kentin sütunları iç içeydi.

IMGP8457-aBurada konser verilen başka bir anfi-tiyatro vardı. Onun yeni yapıldığı meydandaydı. Bizler yine de antik Roma Tiyatrosunu çok beğendik, asansörle çıktığımız tepeyi yürüyerek indik, hem Roma Tiyatrosu’nun hem de kentin içinden geçip aşağıya indik. IMGP8477-a evin camlarıYola çıkmıştık ki bir binanın camlarına yansımış bulutlara çarptı gözümüz, “Nasıl oluyor böyle bir şey derken” binanın gerçek bina olmadığını, pencerelerde cam olmadığını farkettik,IMGP8478 -a-evin sadece ön yüzü var cama yansımış dediğimiz bulutlar gerçekti, hepsi gökyüzündeydi. Sonra biz binanın yalnızca duvar ve camsız pencerelerden oluştuğunu anladık, üstelik biz yukarıdan bu duvarları görmüştük. IMGP8431-aCartagena’yı dolaşırken bir binanın ön yüzünün korumaya alındığı dikkatimizi çekmişti. Demek tarihi binaların yüzlerini böyle koruyorlardı.

cartegena 149a c.sokaklarıcartegena 152aCartagena’nın Sokaklarında eski evler arasında dolaşmak bizleri mutlandırdı. Gemimizin kalkış saati yaklaşıyordu, aklımız Cartagena’nın gidemediğimiz müzelerinde kalarak Aidabella’nın yolunu tuttuk.cartegena 035-a bronz heykelBronz adam heykelinin önünden geçerken ona bir selam verdik ve denizdeki balina kuyruğunu da dikkatlice inceledik, tabii suya girmeden . Sabahleyin Bronz Adam heykeli daha çok dikkatimizi çekmişti. Bu heykellerden başka heykeller de vardı; ama her ne kadar onların yanına oturup fotoğraf çektirdiysek de bunlar her zaman görebileceğimiz cinstendi. Şimdilerde bizim sahil kasabalarımıza da bunlara benzer heykeller yapıyorlar. Örneğin kitap okuyan yaşlı bir adam ve el işi yapan yaşlı bir kadın; ayrıca genç kadın, genç adam, adamın sırtında bir çocuk vb. cartegena 006Sahil yolunu takip ederek gemimizi bulduk. Hemen pizza yapılan restorana çıktık, gemide yemekler o kadar lezzetliydi ki Cartagena’da herhangi bir şey yemeği düşünmedik… Deniz ürünlü pizzaları yemeye doyamadık, pizza hamurunu incecik yapıyorlar, üstüne öylesine bol malzeme koyuyorlardı ki…cartegena 014-acartagena'dan ayrılış-a.jpgcartagena- 007-acartagena 010- acartagena 002.JPGYemeğimizi yedikten sonra güverteye çıktık, Cartagena’dan ayrılma zamanı gelmişti, limandan ayrılırken her zamanki müzik çalıyordu, bir an hüzünlensek de bu hüzün çok sürmedi. Ertesi sabah Valencia’da olacaktık, bakalım Valencia bizi nasıl karşılayacaktı.

 

Fotoğraflar: Mithat Okay, Detlef Bringmann, Sevil Okay

MALAGA TURİZM KENTİ

Malaga tam bir tatil beldesi görünümünde. Akdeniz sahilinde kurulmuş olan bir sahil kenti. Uzun kumsalları olan kent zaten Costa del Sol bulunuyor.Costa del Sol güneş sahilleri anlamına geliyormuş.

DSC04220-a malaga

Malaga-İspanya 

Yılın neredeyse üç yüz günü güneşliymiş Malaga. Bu da onu turizm yönünden cazip hale getiriyor.

DSC04211-a malaga

Malaga-İspanya Deniz-Kumsal ve Güneş

Avrupa’nın Akdeniz’e açılan kapısı ve sıcak bir iklimi var. Sadece turizm yönünden cazip değil sanat yönünden de oldukça ilgi çekici.

640xauto

Pablo Picasso                     Fotoğraf: Mynet/ İnternet

Dünyaca tanınan ünlü ressam, kübizmin babası Pablo Picasso burada 1881 yılında doğmuş ve burada onun bir müzesi var.Malaga’da doğan Picasso’nun burada bir müzesi olması size, bize, herkese çok doğal geliyor. Ama burada bir Picasso müzesi oluşması öyle kolay olmamış. 1953 yılında 72 yaşındaki Pablo Picasso, doğduğu kent Malaga’da adına bir müze açılmasını arzu etmiş ve gerekli yerlerle görüşmüş. Malaga’da Picasso adına bir müze açılması gündeme gelmiş ve ciddi bir biçimde tartışılmış; ama bir sonuca ulaşılamamış, bir daha da böyle bir şey sanatçı yaşarken konu edilmemiş. Picasso müzesi açılamamış. Picasso 1973 yılında yaşama veda etmiş. Bu durum bana hiç yabancı gelmedi, bizde de Edirne’de İlhan Koman’ın doğduğu evin müze olmasını dilemiştim. Oğlu, yeğeni, kız kardeşi çok uğraşmışlar; ama hâlâ İlhan Koman’ın Edirne’deki evinin müze olduğunu duymadım. Neyse kendi sorunumuzu bir yana bırakıp Picasso’ya dönersek ölümünden 20 yıl sonra Pablo Picasso’nun büyük oğlu Paulo Ruiz Picasso ve eşi Christine Ruiz Picasso Malaga’da iki Picasso sergisi düzenlemişler. İki yıl arayla düzenlenen bu sergiler yoğun ilgi görünce Picasso müzesi açma fikri gündeme gelmiş.

gettyimages-2646763-2048x2048

MALAGA, SPAIN: Christine Ruiz Picasso poses 25 October 2003 during a press conference about the Inauguration of the Picasso Museum next Monday 27 October in Malaga. AFP Photo Cristina Quicler. (Photo credit should read CRISTINA QUICLER/AFP/Getty Images)

Picasso’nun gelini Christine Ruiz Picasso ile Picasso’nun torunu Bernard Ruiz Picasso müzenin kurulması için çalışmaya başlamışlar. Picasso sağken müzeyi hayata geçirememiş; ama gelini bunu başarabilmiş. Ben Christine Ruiz Picasso’yu çok takdir ettim, onun isteklerine uyularak Picasso müzesi için Endülüs binası tarzında olan Buenavista Sarayı uygun görülmüş. Gemi Malaga’da bir gün kaldığı için ne yazık ki Picasso Müzesi’ne gidemedik; ama Malaga’da Picasso Müzesi’nin olduğunu bilmek beni çok mutlu etti. Otobüsle Gibraltar’a giderken de Picasso’nun doğduğu evi gordük.Picasso’nun doğduğu ev 2009 yılında ‘Museo Casa Natal’ olarak açılmıştır. Picasso bu evde doğmuş ve kısa bir süre burada yaşamış. Müzenin yanı sıra Pablo Ruiz Picasso Vakfı(Fundacion Picasso) da Picasso’nun doğduğu evdedir.Bu  vakıf Picasso’nun çalışmalarını tanıtmak amacıyla kurulmuş.

casa-picasso

Picasso’nun Doğduğu Ev-            foto: Gezi-yorum.net

8-0

Picasso’nun Doğduğu Ev          Foto: Wilfried Wiegand

1137_banderas_antonioPicasso’dan başka yine dünyaca ünlü bir isim olan Antonio Banderas da 1960 yılında Malaga’da doğmuş. Çocukluğu Franco’nun baskıcı rejiminde geçmiş. Çocukken futbolcu olmak isteyen Banderas önemli bir sakatlık geçirince futbolcu olmaktan vazgeçmiş ve oyuncu olmaya karar vermiş. 10 yaşında sahneye çıkmaya başlamış. Ve dünyaca ünlü bir futbolcu değil de oyuncu olmuş.

159238.350x197

Antonio Banderas-Picasso Rolünde

Ben Banderas’ın pek çok filmini gördüm; ancak beni televizyonda izlediğim Picasso Belgeseli çok etkiledi. Banderas sanki Picasso olmuş, iki Malagalıyı bir belgeselde tek kişi olarak izlemek olağanüstüydü.

Malaga’da Picasso Müzesi’ne ve evine gidemedim;ama İstanbul’da Sabancı Müzesi’nde Picasso Sergisi’ne gittim. Pera Müzesi’nde 2014 yılında gerçekleştirilen “Picasso doğduğu evden gravürler ve seramikler” sergisini de gezip fotoğraf çektim. Yakın zamana kadar o fotoğraflar bilgisayarımda duruyordu, bilgisayarıma virüs girince Picasso sergisinin ve başka sergilerin fotoğrafları yok olmuş, ya da ben bulamıyorum. Sergideki bazı fotoğrafları internetten indireceğim sanırım. 20.yüzyılın en tanınmış ressamı ve heykeltraşı olan Picasso’nun tam adı öyle uzun ki… O adı yazmadan geçemeyeceğim. 1881 yılında Malaga’da doğan 1973 yılında Fransa’da ölen kübizmin temelini atıp geliştiren İspanyol ressamın adı şöyle…
Pablo Diego Jose Francisco de Paula Juan Nepomuceno Maria de los Remedios Cipriano de la Santisima Trinidad Ruiz y Picasso, ressam “Pablo Picasso” adıyla dünyaca ünlenmiştir.
4f39a2f061fa759d00ebef6d23391a49

Pablo Picasso’nun Resimlerinden Biri

AĞLAYAN KADIN KANVAS TABLOpablopicasso-1

Pablo Picasso’nun Ağlayan Kadın Resmi

 

Pablo Picasso ile anlatacaklarımız bitmez biz yine Malaga’ya dönelim. Çok güzel plajları olan bir kent Malaga. Malagueta, Palo ve Pedregalejo bu plajlardan en önemlileri.

DSC04219a- malaga

Malaga’nın Önemli Plajlarından Biri

Malaga’nın öyle geniş kumsalları var ki bu kumsallar turistlere çok çekici geliyor. Malaga’nın tepelerinden birinde Gibralfaro Kalesi bulunmakta, bu kaleye çıkarken biraz yorulabilirsiniz ancak neredeyse tüm Malaga’yı rahatlıkla seyredebilirsiniz.

DSC04252-a malaga ve aidabella

Malaga ve Gemimiz Aidabella

DSC04280-A MALAGA

 Gibralfaro Kalesi’ne Çıkan Merdivenler

DSC04310-A MALAGA

 Gibralfaro Kalesi

DSC04270-a malaga

Kaleden Malagueta Arenası’nın Görünüşü

DSC04299-A MALAGA

Gibralfaro Kalesi

DSC04313-a malaga

Kaleden Malaga’ya Bakış

DSC04244 -a malaga

Malaga-İspanya

Zamanım olsaydı, mutlaka Picasso’nun doğduğu eve ve Buenavista Sarayı’ndaki müzeye giderdim. Her zaman söylediğim gibi bir kentte bir gün kalmak yetmiyor, ancak kentin havasını soluyabiliyor ve kenti dolaşabiliyorsunuz. Malaga’da da faytonla şehri gezebiliyorsunuz, ama onlar da işin kolayını bulmuşlar 30 euroya biraz dolaştırıyorlar sizi. Bu da Malaga’yı gezmek isteyenlere pek hoş gelmiyor.

 

Fotoğraflar: Mine Bringmann-Detlef Bringmann

Faydalanılan Kaynak: Vikipedi    

AİDA BELLA GEMİSİ

Mayorka’da gemimiz Aida Bella’ya bindik, bizim kamaramızla Jefri adlı Filipinli bir genç ilgilenecekti, güler yüzlü en fazla yirmi yaşında zayıf, esmer biriydi. Önce onunla tanıştık, sonra kamaramıza yerleştik. Gemide çalışanların çoğu Filipinliydi. Sanırım bu ucuz işgücü ile ilgili. Sanki bu bir gemi değil de fabrikaymış gibi geldi bana.yolcu sayısı üç bindi, bir de gemide çalışanlar vardı ki onlar da binlerce kişiydi. Gemideki insanların beslenmesini, kullandıkları suyu, atıklarını düşününce işin içinden çıkmak zor oluyordu. Ve böyle o kadar çok gemi var ki uluslararası sularda, denizler ne kadar dayanabilecek gemilerin atıklarına… Gerçi gemilerden denize hiçbir şey atılmayacak deniyor da gerçekten hiç bir şey atılmıyor mu? Bunu bilebilmemiz zor!   mayorka-2 124aAkşam yemeğinden sonra geminin güvertesinde Hoş geldin partisi vardı, ona katıldık, pek eğlendik.

tunus-mayorka-2 027ab

Aidabella ile Gidilecek Limanlar

DSC05064aidabella ertesi gün yapı. geziyle ilgili a

Aidabella’da Genç Kızlar Yapılacak Turlarla İlgili Bilgi Veriyorlar

DSC05061aidabella sahnesi ertesi gün yapılacak turlar a

DSC05584aidabella sahne karşısı seyirci yeri ag

Sahnenin Karşısında Oturan Seyirciler

Her gün geminin gideceği limanlar hakkında bilgi veriliyor ve tur satılıyordu. Genç kızlar ertesi gün varılacak limanı fotoğraflar eşliğinde anlatıyorlardı. Kuzenim Mine ile eşi Detlef bize Gibraltar’a yani Cebelitarık’a gidin, orayı mutlaka görün diyorlardı. Onlar bir önceki turlarında gitmişler, orayı çok beğenmişler, bizim de görmemizi istiyorlardı. Biz de gemiden Gibraltar için tur satın aldık. Ertesi gün( 2 şubat) sabah 10’da otobüsümüz kalkacaktı Gibraltar’a gitmek için.

O gün yani ayın birinde devamlı denizde yol alacaktık, ancak ertesi sabah Malaga’ya varacaktık. Almanlar gemide geçirilen günlere “Seetag”- “deniz günü” diyorlardı.

aidabella 035 güverte a

Aidabella Seetag’da Dinlenenler

aidabella 026güverte a

Aidabella’nın Güvertesinde Giyinik Olarak Güneşlenenler

aidabella 032güverte a

Aidabella Güvertesi

Deniz günlerinde yolcular, güvertedeki şezlonglara uzanıp dinleniyorlardı. İsteyen havuza ya da jakuziye giriyordu. Biz de önce havuza sonra da jakuziye girdik.

aidabella 028

Aidabella Güvertesi Havuz, Duşlar, Jakuzi

aidabella 015 a

Aidabella Güvertesindeki Jakuzi

Hava 13-14 dereceydi; ama havuz suyu 20 dereceydi, biz daha soğuk havalarda soğuk sulara giriyorduk. Havuz bize oldukça sıcak geldi.

DSC05200aidabella sahnesi a

Aidabella’nın Sahnesi ve Seyirciler  

aidabella- 064 a

Aidabella Sahnesi, Yuvarlak Olan Bölüm Oyuna Göre Aşağıya İnip Yukarıya Çıkabiliyordu

-aidabella 059a

Gemi de yok yoktu; canlı yayın yapan bir televizyon kanalı, akşamları profesyonel dansçılar tarafından (Rus, Ukraynalı bale sanatçıları) müzikaller, bilinen baleler oynanıyor, yine profesyonel şarkıcılar şarkılar söylüyordu. IMGP8550aidabella sahnesinde şarkı söyleyenler aÖnce yapılan eğlenceler geminin sahnesinde canlı olarak yapılıyor, sonra da gemi halkının dans etmesi için müzik çalınıyordu. İnsan kendini bir gemide değil de büyük bir tiyatro sahnesinde zannediyordu. Ayrıca her sabah gemiden yeni bir kente çıkarken fotoğrafçılar hemen hemen herkesin fotoğraflarını çekip sonra sergiliyorlardı, isteyen de o fotoğrafları satın alıyordu. .

Sabahın erken saatlerinde, her gün  her kamaranın kapısına bir ya da iki sayfalık bir gazete bırakılıyordu. Bu gazetede o gün uğranılan limanla, görülecek yerlerle ve gidilecek müzelerle ilgili yazılar vardı. Gemimiz Aidabella sabah gün ışırken bir limana giriyor, akşam üstü o limandan ayrılıyordu. Limandan ayrılırken hep aynı müzik çalınıyordu. Sabah ve akşam limana giriş ve çıkışlar her kamarada bulunan televizyonlarda gösteriliyordu. Bu aslında iyi bir şeydi, çünkü Avrupa’da büyük bir grip salgını vardı, gemideki bazı kişiler hastalandıkları için kamaralarından çıkamıyorlardı. Bu büyük bir şanssızlıktı!  Çıktığımız limandan gemiye herhangi bir hastalık taşımamak için geminin girişinde sterilize ediliyorduk.

Geminin 13. Katı yoktu, 12.kattan 14’e atlanıyordu. Bu bize çok saçma geldi. 13 sayısının uğursuzluğuna inananlar gemiye 13. Katı koymamıştı. Sanki 14. kat 13. kat değilmiş gibi.

aidabella 029 güverte a

aidabella 041güverte yürüyenler a

Aidabella’nın Güvertesinde Oturanlar, Yürüyenler, Koşanlar

aidabella 001 spor salonu a

Aidabella Spor Salonu

aidabella 006 spor salonunda bisikletler a

Aidabella Spor Salonundaki Bisikletler

aidabella 003 spor salonu a

Aidabelle’nın Spor Salonu

IMGP8554aidabella'da spor yapanlar a

Gemide Spor Yapanlar

aidabella 014basket sahası a

Geminin 14. Katındaki Basket Sahası

Biz 14. kattaki basket sahasını çok beğendik, denizin ortasında basket oynamak çok hoşumuza gitti. Almanlar seetag günlerinde spor salonlarında bisiklete biniyor, kültür fizik yapıyor, geminin çevresinde yürüyüşe, koşuya çıkıyor, giyinik olarak ya da battaniyelerle güneşleniyor spa’ya gidiyor, saat beşte çayla birlikte kek ve pastalarını yiyorlardı.

aidabella 054aGemiye bindiğimizin ertesi günü sabah gemi görevlileri can yeleklerinin nerede olduğunu, nasıl giyileceğini, ters bir durumda ne yapmamız gerektiğini anlattılar, bizlere ders verdiler.

aidabella 078a

Aidabella’daki Restoranlardan Biri

Gemi halkı akşam yemeğini hiç atlamıyordu, öyle çok yiyorlardı ki, gemide yemekler güzeldi ve çok çeşit vardı. Hele yemekten sonra yedikleri peynir miktarı bana göre çok aşırıydı.

aidabella 041a

Gemideki Restoranlardan Biri

aidabella042a

Gemi Sakinleri Yemeklerini Alırken

Üstelik bu kadar çok yiyen insanlar genç de değillerdi. Bir de Almanların çok meraklı olduklarını öğrendik, genellikle gemideki yemek masaları sekiz-on kişilikti, dört kişilik masalar da vardı; ama onlar çoğunlukla hemen kapıldıklarından genellikle yemeğimizi kalabalık masalarda yiyorduk, bu arada bizim konuştuğumuz dili anlayamıyorlardı, hangi ülkeden olduğumuzu çok merak edip soruyorlardı, hangi ülkeden olduğumuzu söyleyince de bir türlü inanmak istemiyorlardı. Duyduğumuza göre diliniz çok melodik, kulağımıza çok hoş geliyor diyorlardı. Aslında dedikleri doğruydu, dünya üzerindeki dillerin hangilerinde ünlü uyumları vardır ki benim bildiğime göre Avrupa dillerinde böyle bir uyum yok. Dilimizdeki ünlü uyumları dilin melodik olmasını sağlıyor.

Konumuzla bir ilgisi olmasa da Alman erkeklerin eşleri çoğunlukla kendilerinden çok yaşlı görünüyor, ya anlaştıktan sonra yaşın önemi yok diye düşünüyorlar, ya da kadınlar çok fazla yıprandıkları için yaşlı görünüyorlar. Hangi yaşta olurlarsa olsunlar kadın ve erkekler oldukça samimi ve güler yüzlüydüler. Sabah, öğle, akşam ne zaman karşılaşırsak karşılaşalım selam veriyor ve iyi günler diliyorlardı. Bir Alman aileyle bir kentin merkezine gitmek için ortaklaşa bir taksi tutmuştuk, biz de bozuk para yoktu, taksinin sürücüsü parayı bozamadı, kente birlikte gittiğimiz Alman aile taksi parasını verdi, parayı bozdurup hemen vermek istedik, onlar önemli olmadığını söylediler; ancak biz kesinlikle rahat hissetmedik kendimizi, kaldıkları katı ve oda numarasını öğrendik, ne zaman odalarına gitsek onları bulamadık, sonra borcumuz olan ….euroyu kapılarına yazdığımız bir kâğıtla asıp bıraktık. Almış olduklarını sanıyoruz, çünkü ertesi gün gezimiz bitti.

aidabella 032a

Gemide Oynanan Bir Oyun

DSC05036aidabella koridor a

Gemide Kamaraların Bulunduğu Koridorlardan Biri

aidabella 047 a

Geminin Merdivenleri

aidabella 043 a

Gemi öyle büyüktü ki kendimizi gemideymiş gibi hissetmiyorduk. Geminin merdivenleri olsa da genellikle asansörleri kullanıyorduk. Gemide en az dört tane asansör vardı.

aidabella 035-a

aidabella 009gemiden denize bakış a

Gemiden Denize Bakış

Aidabella’nın barları, kumar oynanan yerleri, satış mağazaları, oturma ve denizi seyredebileceğiniz alanlar ve unuttuğum pek çok şey vardı. Hele o yeşil, yuvarlak koltuklara uzanıp denizi seyretmek öyle hoştu ki…

aidabella 031 dalgalar a

Denizin Dalgalı Olduğu Zamanlar

Geminin sahnesinde oynanan oyunları, dansları izledikçe, söylenen şarkıları dinledikçe-daha önce de söylediğim gibi- kendimizi İstanbul-AKM’de bir performansta zannediyorduk.

aidabellaDSC05475-aGemi yolculuğu oldukça iyiydi. Yalnız varılan limanda bir gün geçirmek bize az geldi. Bir şehirde en az üç gün kalınmalı diye düşünüyorum. Böylece uğradığınız kenti  dolaşabilir ve müzelerine de  gidebilirsiniz. Bir kentte üç gün kalmak bile az diyeniniz olabilir, doğru söylüyordur söyleyen, ama ne kadar uzun kalırsanız kalın yine de bir ülkeyi, bir şehri tanımak, her yeri görmek olanaksız. Bir düşünün yıllardır bu ülkede yaşıyoruz, her yeri gördük mü yeteri kadar inceledik mi? Onun için bir yerde kaç gün kalabiliyorsak o zaman diliminde mümkün olduğunca fazla yer görmeye, şehri ve şehrin ait olduğu ülkeyi tanımaya, yaşam tarzlarını, düşüncelerini öğrenmeye çalışalım.

 

Fotoğraflar:Sevil Okay- Mithat Okay- Detlef Bringmann

AİDABELLA GEMİSİ İLE AKDENİZ SEYAHATİ

Denizde olmayı, deniz araçlarıyla gezip dolaşmayı çok severim. Kuzenim Mine ile eşi Detlef, Köln’den bize konuk olarak gelmişlerdi. Dünyanın pek çok yerine gemiyle seyahat eden çifte, gemiyle seyahati çok sevdiğimizi söyleyince onlar ‘uygun ve güzel bir gemi turu bulursak hep birlikte gider miyiz?’ diye sordular. Biz onların sorularına olumlu yanıt verdik. Misafirlerimiz birkaç gün kalıp evlerine döndüler. Günlük yaşamımıza devam ederken onlarla konuştuğumuz gemi seyahatini unutup gittik. Biz bunu unuttuk da Mine ile Detlef unutmamışlar. malta-valetta-mdina 022-AİDABELLA AGTam tarihi hatırlayamayacağım da aşağı yukarı aradan üç-dört ay geçti, Mine telefon etti, Aida bella gemisi ile Akdeniz’e bir seyahate ne diyeceğimizi sordu, olumlu yanıt verirsek gezi biletlerini alacağını söyledi. Bu gezinin altı ay sonra olacağını söyleyip gezi haritasını gönderdi. Türkiye’de değil altı ay sonranın planını yapmak, ertesi günün planını yapmanın bile zor olduğunu bile bile tamam dedik. O gemi biletlerini aldı, biz de Köln’e gidecek uçak biletlerini aldık. Köln’e vardığımızda seyahatin ücretini onlara verecektik.

DSC01501-kar a

İstanbul’da Kar

İstanbul’da 2010 yılının Ocak ayı karlıydı; Köln’e gideceğimiz uçağın kalkıp kalkmayacağı şüpheliydi. Neyse kar yağışı yağmura döndü de uçaklar normal seferlerine çıkabilecek duruma geldi. Bir cuma akşamı Bakırköy’den Sabiha Gökçen Havaalanı’na gitmek tam dört saatimizi aldı. Yeğenimiz bizi arabasıyla havaalanına götürüyordu. Cuma akşamı hava yağışlı ve işten çıkanlarla trafik öylesine kötüydü ki… Üstelik Bakırköy’den saat beşte yola çıkmıştık. Saat erken en geç saat yedide orada oluruz diye düşündük. Uçağımız dokuzdaydı. Ama ne mümkün biz ancak dokuzda havaalanında olabildik. Uçağı kaçırdığımızı düşünüyorduk ki Havaş’ın aracının da trafiğe takıldığını uçağın kalkmadığını; ancak on birde kalkabileceğini öğrenip rahatladık.

köln-mayorka 006köln-bonn havaalanı a

Köln-Bonn Havaalanı

Neyse üç saatte Köln’e vardık. Bakırköy’den havaalanına dört saatte, Köln’e ise üç saatte gittik. Köln’de de her yer karla kaplıydı.

köln-mayorka 017 a

Köln’den Mayorka’ya giderken

köln-mayorka 049a

Mayorka Adası’nın Uçaktan Görünüşü

Ama biz ertesi günü uçakla Mayorka’ya gidecektik. Gemimiz Aidabella bizi orada bekliyordu, on beş gün sürecek bir yolculuğa çıkacaktık.

köln-mayorka 054 a

Mayorka’nın Palma Limanı’nda Aida Bella Gemisi

Mayorka Adası’nın Palma şehrinden yola çıkıp önce İspanya’nın Malaga, Cartegena, Valencia ve Barselona Limanlarına uğrayacak oradan Fransa’nın Marsilya şehrine, daha sonra İtalya’nın Napoli Limanı ve Civitaveccia’ya gidecek, Civitaveccia’dan Sicilya’ya, Sicilya’dan Malta’ya, Malta’dan Tunus’a, Tunus’tan Mayorka’ya, Mayorka’dan da Köln’e uçakla geri dönecektik.

Uçağımız Mayorka(Mallorca) hava alanına indi, uçaktan bineceğimiz gemiyi limanda görmüştük. Bir otobüs bizi gemiye götürecekti, otobüse bindik; ancak saat erken olduğu için bizi Palma’da gezdirdiler, önce yeni çiçek açmış badem ağaçlarını gösterdiler. Ağaçlar küçüktü; ama onlar badem yetiştirmekten  ve badem ağaçlarını bizlere göstermekten çok mutluydular. Biz İstanbul’a Marmaris’ten gelmiştik ve Mayorka’yla Marmaris’in hava sıcaklığı aşağı yukarı aynıydı. Marmaris’in köylerinde bütün badem ağaçları çiçek içindeydi, köyler sanki beyaz gelinlik giymiş gibiydiler. Üstelik bademler alabildiğine boyluydu, bu yüzden Palma’daki badem ağaçları bizi pek etkilemedi..

Badem ağaçlarını gördükten sonra, Palma’ya yakın bir Orta Çağ  köyü olan Vallde Mossa(Musa’nın Vadisi)ne gittik. Burası hoş bir yerleşim yeriydi; daracık taş sokaklar, pencereleri yeşil boyalı taş evler, evlerin duvarlarına yerleştirilmiş saksılar içindeki çiçekler çok çok güzeldi.  İnsan, yüzyıllar öncesinden kalan evleri, sokakları görünce kendini Orta Çağ’da gibi hissediyor. Orada epey dolaştıktan sonra Palma’ya döndük.

DSC04187-Palma a

Bellver Kalesi/ Palma-Mayorka Adası

Gemimiz hâlâ hazır değildi, bizi gezdiren tur şirketi bu sefer Palma’da çok eskilerde yapılmış Bellver Kalesi’ne götürdü bizi.

DSC04181-Palma a

Palma Katedrali ve Marina/ Mayorka Adası-İspanya

Yapının manzarası harikuladeydi. Tam karşımızda Katedral ve marina kendilerini olanca güzellikleriyle gösteriyorlardı. İyi ki gemi hazır değildi de bu güzelliği gördük diye düşünmeden edemedik. Güneş katedrale vurmuş sarı olan binayı neredeyse kızıla boyamıştı.

DSC04179

Aidabella Palma Limanı’nda

Neyse hava kararmadan AidaBella’nın hazır olduğunu öğrendik, otobüsümüz bizleri gemiye bıraktı.

Fotoğraflar: Mithat Okay-Detlef Bringmann