ALMANYA’DA BİR ORTAÇAĞ KASABASI AHRWEİLER

Köln’den yola çıktık, ilk önce Bonn’a geldik, Köln ile Bonn birbirine çok yakın iki şehir,aralarında 10 ya da 15 kilometre var. Havaalanları bile aynı, Köln-Bonn Havaalanı. Bonn eskiden başşehirmiş. İkinci Dünya Savaşı’nda bütün şehir yerle bir olmuş; ama Bonn’a bakınca sanki savaşta tüm binaları yıkılmış bir şehir gibi değildi, binalar öylesine güzeldi ki hepsi asıllarına uygun olarak yeniden yapılmış. Sanki 2. Dünya Savaşı’nı hiç yaşamamışlar gibi, Bu sadece parayla olacak bir iş değil, vizyonda gerekiyor. Bonn’u geçtik.

Görüntü107-a

Ahrweiler’a Gitmek İçin Roro’ya Bindiğimiz Yerdeki Evler ve Ağaçlar

Görüntü102aGörüntü119-aRhein nehrine gelip bir roro gemisine bindik , karşıya geçip Ahrweiler ‘a geldik Ahrweiler küçük bir kasabaydı;  tam bir ortaçağ kasabasıydı,

Görüntü137

Ahweiler

On üçüncü yüzyılda yapılmış olan kentin surları, kuleleri, kapıları ve hendekleri ile günümüze kadar gelmiş. Biz aracımızı dışarda bir yere park ettik; daracık sokakları olan bir kasabaydı ve araçlar içeri alınmıyordu. Yağmurlu bir hava da olsa keyfimize diyecek yoktu.

Görüntü130

Ahrweiler’ın Şirin Evleri ve Dar Sokakları

Renkli evleri öylesine şirindi ki,,, Tamamı değil, ama her evin yarısı ahşaptı, çok güzel süslenmişti ahşaplarla ve bir çok şarap evi vardı. Zaten ahşap her şeyi daha güzel ve sıcak gösteriyor. Yağmur da yağsa, hava soğuk da olsa her şey güzeldi. Sokaklar oldukça kalabalıktı, bizler de o kalabalığa karıştık, kendimizi farklı hissetmedik ama ben Ahrweiler’a daha sakin bir zamanda gitmek ve daracık sokaklarında kafama göre dolaşmak, şarap evlerine girip oturarak onların ürettiği şarapları tatmak isterim.

Görüntü132

Ahrweiler’da Bir Şarap Evi

Zaten burada 1874 yılından beri şarapcılık yapılıyormuş, 70’den fazla şarap üreticisi bulunuyormuş , şarap evlerinde tadılacak olan şaraplar kendi mahsulleri . İnsanlar karnavala çok değişik kıyafetlerle ve mizansenlerle katılıyorlardı. Daha önce görmediğimiz giysiler üzerlerindeydi, değişiklik hepimizi çok heyecanlandırdı. Bir Ortaçağ kentinde böylesine gösteriler izlemek çok hoştu!

Görüntü131

Ahrweiler’da Karnaval Geçidi

Görüntü123

Ahrweiler-Karnaval

Görüntü124

Ahrweiler

Görüntü126

Ahrweiler

Görüntü129

Ahrweiler, Poposuna  Başka Bir Popo Giyen Bir Kadın

Görüntü125

Ahrweiler

 

Görüntü127

Ahrweiler’ın 13.Yüzyılda Yapılmış Surları ve Karnavala Katılanlar

Görüntü128

Ahrweiler Evleri ve Rengarenk Giysileriyle Karnavala Katılanlar

Biz şarap evlerine giremedik, zira Ahrweiler’da  da karnaval vardı ve geçit töreni gözlerimizin önünde gerçekleşiyordu, herkesin giysileri çok değişik ve ilginçti.

Görüntü134

Ahrweiler Evlerinden Biri

Ahrweiler Sadece günümüzde değil eskiden de çok beğeniliyormuş Keltler, eski Romalılar, Germenler, Fransızlar art arda Ahrweiler’a yerleşip burada yaşamışlar.

Görüntü135

Ahrweiler -Karnaval Geçidinden Sonra Temizlenmeyi Bekleyen Dar Sokaklar

Karnaval geçidinden sonra sokaklar kirlendi, Ahrweiler Belediyesi’nin araçları gelip dar sokakları temizleyecekmiş, günlerce sokaklar kir-pas içinde kalmayacakmış. Bunu öğrenmek bizleri memnun etti. O güzelim kasabaya bu kirlilik yakışmıyordu.

Görüntü133

Ahrweiler

Piskoposlar, Lordlar ve bazı devlet büyükleri Ahrweiler’ı yaşamak için seçmişler. Bu kasaba’nın evlerine, surlarına hiç el değdirilmemiş, yüzlerce yıl önce yapıldığı gibi bırakılmış. Bu kasabaya girince insan kendini rüyada zannediyor. Burası sanki büyülü bir yer. Daha önce de başka bir yazıda yazmıştım, Ortaçağ’da burada yaşamak ister miydim? Hayır! İstemezdim. Oraya gezmek için gitmek en iyisi…

Aradan yıllar geçti; ama Ahrweiler kasabası  belleğimde capcanlı duruyor.  Ahrweiler’ın doğusunda Rhein nehri, batısında Eifel Dağı var. Doğu ile Batı arasındaysa Ahr Vadisi bulunuyor, Ahr Vadisi’nde iyi üzümler yetiştiği için bu yörede şarapçılık ileriymiş. İyi ki Ahrweiler diye bir kasabayı gördüm, bize ders olmalı böyle yerler her şeyi yok etmemeliyiz, yeni bir şeyler yapacağız diye. Eskinin de değeri vardır, İş ki biz ona değer verelim. Bir kent tarihiyle, yeni yapılmış değil eskiden kalmış evleriyle ve müzeleriyle vardır. Biz yeni bir yere niçin gideriz? Otantik yerler görmek, otantik yemekler yemek için değil mi? Özellikle değişik yerler  görmek ve doğanın içinde olmak  en çok istediğimiz şey…  

KÖLN KARNAVALI

Köln’de 11. ayın 11. günü saat 11.11’de başlar bu karnaval, sokaklarda geçitler düzenlenir, karnaval severler farklı, renkli karnaval giysileri giyerlerDSC00722-a DSC00728-aGenelde çok resmi olan Almanlar, sanki o resmiliklerini üstlerinden atıp bambaşka kişiler oluyor, neşeleri Köln sokaklarını dolduruyor. Hep birlikte karnaval şarkıları söyleyip restoranlara, diskolara, barlara gidiyorlar. Köln karnavalı hristiyan geleneklerine dayanıyor, karnavala noelde ara veriliyor. Şubat ayının karnavalın en güzel, en renkli günleri olduğu söyleniyor, bu günlere çılgın günler deniyor. Almanya’da karnaval ve festival zamanlarına 5. mevsim deniyormuş. Köln karnavalı paskalya yortusundan aşağı yukarı kırk  gün  tam olarak kırk iki gün önce başlayıp, hristiyan aleminde et ve et ürünlerinin tüketilmediği kırk gün süren ve paskalya yortusunda sona eren oruç döneminin başlangıcıymış. Karnavalın bitmesiyle oruç dönemi başlıyormuş Paskalya bu yıl nisanın ortasına geldiği için karnaval 2020’de 18 Şubat’ta başlayacakmış. Bir perşembe günü başlayıp çarşamba günü bitiyormuş Köln Karnavalı.

DSC00663-aİlk gün kadınlar günüymüş. Hele çarşambadan önceki pazartesi herkes karnaval için aldığı giysileri giyip maskeleri takıp eğlenmeye gidiyormuş. Köln’e ait Kölsch birasını içip şarkılar söylüyorlarmış.-mış,-miş’le anlatıyorum; ama ben bunları gördüm ve yaşadım. Köln’de anlatılanlara göre Carne Vale; ete veda anlamındaymış. Aynı zamanda da kış mevsiminin gönderilmesi, baharın müjdecisiymiş.

Şimdi Köln karnavalı da nereden aklına geldi diyeceksiniz; yıllar önce 2008 yılında Köln’e gittik ve Köln karnavalını izledik, aradan yıllar geçmiş bu kadar zaman sonra yazmak da neyin nesi diyebilirsiniz. Evet çok zaman geçti; ama  yazmak zamanı şimdiymiş. Şimdi yazıyorsam demek ki zamanı diye düşünüyorum. Bir yazar aklımdakileri zamanı gelince yazarım diyordu, ben de düşündüklerini nasıl karıştırmıyor diye düşünüyordum. Demek ki karıştırılmıyormuş. Önemli olan o zamana yolculuk yapmakmış. Kuzenim, eşi ve çocukları Köln’de yaşıyorlardı, yıllar önce Köln’e gitmiştim, sonra da tekrar oraya gitmek çok cazip gelmedi bana. Bir yere gidip orada yaşamadıkça orayla ilgili herhangi bir şey yazmak ve söylemek çok doğru değil. Hiç beğenmediğimiz bir yerde yaşadıkça orayı sevebiliriz, tam tersi de olabilir çok sevdiğimiz bir yerde yaşamak da o yeri sevmememize neden olabilir. Onun için bir yerle veya bir kişiyle ilgili önyargılı olmamalıyız. Önce o yerde yaşamalı veya hakkında konuşacağımız  kişiyi iyi tanımalıyız. Tüm bunların ışığında kuzenim şubat ayındaki karnavaldan bahsetti ve görmemiz gerektiğini söyledi. Üstelik bizlere de karnaval için kıyafetler hazırlamıştı. Şubat ayının başlarıydı. Pazartesi gecesi, bir alış-veriş merkezine gidip eğlenecektik.

DSC00666-a

Pazartesi Gecesi Gittiğimiz Alış- Veriş Merkezi Merdivenleri

DSC00660-a

Köln/Alış- Veriş Merkezi’ne Gelen Kişiler

DSC00659-a

Köln/Alış-Veriş Merkezinde

 

DSC00665-a

DSC00670-a

DSC00681-a

DSC00680-a

DSC00669-a

Köln/Alış-Veriş Merkezi

Galeria gibi bir alış-veriş merkezini kapatmışlardı, herkes sanki faşingdeymiş gibi değişik makyajlar yapmış, rengarenk giysiler giymişti. Her zamanki gibi değillerdi, resmiyeti bir kenara bırakmış bira içip şarkı söylüyor ve müthiş eğleniyorlardı. Toplu halde eğlenen her yaştan Almanı görmek bizleri şaşırttı. Alış-veriş mağazasının her katında farklı müzikler çalıyordu.Herkes çılgınca eğleniyordu. Merdivenlerden farklı giysili kişiler iniyordu; cadılar, periler, papazlar, korsanlar, soytarılar,palyaçolar…Hepsine bakıyorduk, daha doğrusu gözlerimizi alamıyorduk.

Papaz giysisi giymiş bir kişi elinde bir tepsi ile bira dağıtıyordu, varil giymiş bir adam ortalıkta dolaşıyordu. Normalde o kişileri bu giysilerle görmek olanaksızdı. Bira veren kişiler Türkiye’den Almanya’ya gelmiş Kürt vatandaşlarımızdı, onlarla hemen dost olduk, Türkçe konuştuk, bizler bira istedikçe kuyruğa girmeye gerek kalmadan hemen veriyorlardı. O gece çok eğlendik, ertesi gün Köln’e yakın bir yer olanDSC00716-a

DSC00727-a

Köln

Frechen’de yol kenarında duran yüzlerce kişiye karıştık.

DSC00707

Köln

DSC00703-a

Köln

Her yer değişik kılıklara girmiş insanlarla doluydu.

DSC00743-a

Köln

DSC00740-a

DSC00742-a

Köln

DSC00741-a

Köln

DSC00724-a

Köln

DSC00726-a

Köln

Ve önümüzden çok büyük araçlar geçiyordu; bunlar büyük kamyonlar, kamyonetler, traktörlerdi. Bütün araçlar süslenmiş, üzerindeki kişiler iyi giyinmişlerdi.

DSC00732-a

Köln

DSC00734-a

Köln

DSC00733-a

Önümüzden Geçen Atlılar

DSC00714-a

Köln/Flüt Çalarak Geçit Törenine Katılanlar

DSC00735-a

Köln/Bir At Arabası

DSC00737-a

DSC00704-a

DSC00723-aYolun kenarında geçit törenini seyreden halktan bazı kişiler yine değişik kıyafetler içindeydi. Bazıları şemsiyeleriyle gelmişti, bu kişiler şemsiyelerini ters çevirerek bu büyük araçlardan atılan tonlarca oyuncağı, şekeri, çikolatayı, makyaj malzemelerini tutmaya çalışıyorlardı. Bu bize çok eğlenceli bir oyun gibi geldi. Biz de atılan şekerlemelerden, çikolatalardan, oyuncaklardan yakaladık. 1990’larda Köln’e yakın bir yerde oturan arkadaşlarımızla Alaçatı’daydık, arkadaşlarımızdan biri oğlunun prens seçildiğini, bunun Almanya’da çok önemli olduğunu anlatıyordu. O zaman onun anlattıklarını masal dinler gibi dinliyorduk. Çok haklıymış, insan gözüyle görünce gerçekten önemli olduğunu daha iyi anlıyor. Bizler oradakilere Köln Karnavalı çalışmaları ne zaman başlıyor?, diye sorduk. Aldığımız yanıt; karnaval biter bitmez çalışmalar başlıyor, oldu. Her yıl, Almanya Karnavalı’nın yeni prensi seçiliyormuş.

DSC00739-a

Köln

Bu prens herkese tonlarca hediye atıyordu, kenarlardaki yüz binlerce kişiye. Yolun kenarındaki kişiler de maskalerini takmış ve ilginç giysiler giymişlerdi. Araçlardan atılanları kapıyorlardı. Bizler de kaptığımız hediyeleri alarak akşamüstü eve dindük. Sonraki günler nereye gittiysek karnaval severler bizleri orada karşıladı. Sadece Köln’de değil Almanya’nın pek çok kentinde, kasabasında ve Hollanda’nın Maastriçh kentinde de değişik kıyafetlerle eğlenen insanlara rastladık.,

DSC00763-a

Maastricht/Hollanda

DSC00780-a

Maastricht

DSC00776-a

Maastricht

DSC00762-a

Maastricht/ Hollanda

DSC00813-a

Maastricht/Hollanda

DSC00808-a

Maastricht’te Bir Sokak

Hollanda’nın Maastricht kentinde de insanlar ilginç ve renkli elbiselerini giymiş, kalabalık gruplar halinde eğleniyorlardı, Hele çekiç kıyafeti giymiş insanlar bana çok ilginç geldi.

DSC00772-a

Maastricht

DSC00773-a

Maastricht

DSC00769-a

Maastricht

DSC00771-a

Maastricht

DSC00775-a

Maastricht’te Karnaval Zamanı

DSC00760-a

Maastricht

DSC00755-a

Maastricht’te Bir Grup

Kimi insanlar  beş ya da on kişilik gruplar halindeydi ya da bir veya iki kişiydiler, değişik mizansenler yapanlar da vardı. Sokaklarda o kıyafetlerle dolaşmak kimseye garip gelmiyordu.

DSC00774-karnaval için yapılan tuvaletler-amsterdam a

Maastricht’te Karnaval İçin Kurulan Tuvalet

DSC00784-a

Maastricht/ İki Tuvalet ve Bir Adam

Üstelik karnavala katılan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak için sokaklara tuvalet bile kurmuşlardı. Tabii bu tuvaletlerde erkekler ihtiyaçlarını görüyorlardı. Peki kadınlar ne yapıyordu, onlar da kapalı yerlerdeki tuvaletlere gidiyorlardı sanırım. Ya da öyle düşünmek istiyorum, sadece erkeklere özgü bir karnaval olmadığına göre kadınların da gittikleri kapalı tuvaletler olmalı.

DSC00809-a

Maastricht /Hollanda’da Karnaval Giysileriyle Bir Aile

Almanya’da ve Hollanda’da sokaklar, metrolar, tramvaylar sabahtan başlayarak   rengarenk kostümlerini giymiş, makyajlarını yapmış  ve maskelerini takmış  dolaşan insanlarla dolu…  Ortaçağ’da Katolik Kilisesi karnavala karşı çıkmış. Halk da değişik kıyafetler ve ilginç maskelerle karnavala karşı olan Katolik Kilisesini alaya alıyormuş. Almanya’ya başka ülkelerden azımsanmayacak kadar çok turist geliyor. Bu da ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Halk buna boşuna 5. mevsim demiyor sanırım. Bizler de Köln’e bu karnaval için gitmedik mi? Asıl karnaval 11. ayın, 11.günü, saat 11.11’de başlıyor. Peki bu on bir neyin nesi, on bir Almanca elf demek, elf de Fransızca eşitlik(egalite), özgürlük(liberte), kardeşlik(fraternite) sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. Yani bu karnaval eşitlik, özgürlük, kardeşlik anlamına geliyor, ne kadar ihtiyacımız var bunlara… Bu karnaval sadece eşitlik, özgürlük, kardeşlik için yapılmıyor bence. Oteller, restoranlar, barlar dışarıdan gelen misafirler ve çılgınca eğlenen Alman halkı sayesinde cirolarını ikiye, üçe belki de beş’e katlıyorlar 

DSC00738-a

Peki Almanlar giydikleri kostümleri kendileri mi yapıyorlaç? Hiç sanmıyorum, Köln’de  o kostümleri satan ve kiralayan pek  çok dükkan varmış. Köln’de yaşayanlar öyle söylediler, bizler de bu dükkanlardan bir ikisini gördük. Köln Karnavalı’nda bu giysilerin yüzde doksanı, kalan yüzde on ise Cadılar Bayramı’nda satılıyormuş. Bu giysileri hazırlayanlar hayal güçlerini çok çalıştırıp tasarımlarını çiziyorlar ve sonra da giysileri dikiyorlar. Eee bu da ekonomiyi canlandırır tabii ki…

DSC00718-a

Köln/Frechen

DSC00725-a

Köln//Büyük Araçlardan Görevli Kişiler Tonlarca Çikolata, Şekerleme ve Oyuncak Atıyorlar

Ayrıca araçlardan atılan tonlarca şekerleme çikolata ile, makyaj malzemeleri ve oyuncakları yapanlar da yaptıklarının karşılığını alıyorlardır. Bir karnaval deyip geçmeyelim, ne kadar çok kişiye iş imkanı sağlıyor ve pek çok insan para kazanıyor tüm bunlardan.

Bir gece diskoya gittik; kırmızı, yeşil, mavi peruklar takmış, değişik giysiler giymiş insanlar çılgınca eğleniyorlardı. Aklıma, perukları görünce, geldi peruklar peynir ekmek gibi satılıyordu, biz bile üç (kırmızı, siyah, sarı) renkli iki peruk aldık.  Gelelim diskoya, disko deyince  aklınıza büyük bir yer gelmesin. Çok  kalabalık bir yerdi, herkes sıkış tıkış olduğu yerde sağa sola ya da öne arkaya sallanıp duruyordu, papaz giysisi giymiş olan DJ de genellikle onların bildiği şarkıları çalıyor, onlar da hep birlikte söylüyorlardı. Onların tüm şarkıları bilmeleri ve  söylemeleri bizleri etkiledi. Bu insanların mutlaka resmi bir işleri vardı, bir haftalığına resmiyetten kurtulup istedikleri gibi yaşıyorlardı. Belki bir gece belki de bir hafta sürecek yeni aşklara yelken açıyorlardı. Bunu nereden mi anladım hem şarkı söyleyip hem de öpüşüyorlardı. Belki de  bir hafta sonra birbirlerini görmeyecekler ya da görmezden geleceklerdi.

Fotoğraflar: Sevil- Mithat Okay

MAYORKA(MALLARCO)DA MANACOR ve PALMA

mallorca DSC05605aSabah gemimiz Aida-Bella Mayorka’ya geldi, kahvaltımızı ettik ve gemiden ayrılmadan Drach Mağaraları’na gideceğimizi öğrendik. Gemiden indik ve bütün mürettabatın bizi yolculamak için sıraya girdiğini gördük, bu bizi çok mutlandırdı yolculuğumuz iki hafta sürmüştü . DSC05590aidabella'dan ayrılış agDSC05588son gün mayorka agOnlara bu güzel gezi için teşekkür ettik ve hoşça kalın dedik. Arkadan valizlerimizi kargo uçağına verdik. Bizler akşam uçağına binecektik. Drach Mağaraları’na gitmek için otobüslere bindik ve yolculuğumuz bir saat sürdü, Monacar’a gidecektik. Drach’tan önce Porto Kristo Limanı’na uğradık, DSC05603-ahediyelik eşya dükkanlarına girip ufak tefek hediyeler aldık.Porto Kristo’da yürüdük, teknelere baktık.DSC05602-a

mayorka-porto kristo-mağara 027-a

Porto Kristo Caddeleri

daracık sokaklardaki evleri ziyaret ettik, DSC05599-aşubat ayı olduğu içine denize giremedik, ama denizin güzel olduğunu gördük. Şayet yazın Mayorka’ya gidersek gönül rahatlığıyla denize girebiliriz.

show5

Drach Mağarası                                                   Fotoğraf: İnternetten

Drach Mağaralarına gittik. Bunu Mayorka Adası’ndaki Drach Mağaraları adıyla yazmıştım, eğer okumak isterseniz oradan okuyabilirsiniz.

Olive -Art Manacor’da,Oliv-art fabrikası satış mağazasında durduk. daha önce bir oliv-art fabrikası görmemiştik.Çok değişik, zeytin ağacından yapılmış hediyelik eşyalar vardı; hepsini almak istedik; ne yazık ki böyle bir olanağımız yoktu.

mayorka-porto kristo-mağara 057-a

mayorka-porto kristo-mağara 060-a

O

Dekoratif ,hoş, güzel olan bu hediyelikler öyle büyük bir yerde sergileniyordu ki…Bu büyük dükkanı çok büyük bir keyifle gezdik.

mayorka-porto kristo-mağara 054-a

Oliv-art önündeki yaşlı zeytin ağacı gövdeleri

mayorka-porto kristo-mağara 053-a

Oliv-art Fabrikası Önündeki Zeytin Ağacı Gövdesi

Dışarıda da çok büyük, budaklı ve oldukça uzun yaşamış zeytin gövdeleri vardı … Onların fotoğrafını çekmeden ve onlarla fotoğraf çektirmeden duramadım.

Amerikan başkanı Thomas Jefferson ‘un zeytin ağacı ile ilgili sözünü çok sevdim:” Zeytin ağacı kesinlikle göklerin en büyük armağanıdır.”demiş Jefferson. Gerçekten Mayorka’da zeytin ağaçları çok fazla.750.000’den fazla zeytin ağacı olduğu söyleniyor Mayorka’da. Üstelik bu ağaçların yüzde doksanının yaşı 500 yaşından fazlaymış.

Oliv-art fabrikasının önündeki bahçede bir Dinozor parkı vardı, bu çocukların çok ilgisini çekiyordu.

mayorka-porto kristo-mağara 032-a

Dinozorlar

mayorka-porto kristo-mağara 033-amayorka-porto kristo-mağara 034-amayorka-porto kristo-mağara 036-amayorka-porto kristo-mağara 037-amayorka-porto kristo-mağara 038-amayorka-porto kristo-mağara 045-amayorka-porto kristo-mağara 051-a

Sadece çocuklar mı biz büyüklerde bu yapma dinozor parkıyla çok ilgilendik. . Çocuklardan daha fazla bizler bu dinozorların fotoğraflarını çektik.

tunus-mayorka-2 114-a

Mayorka Adası-Palma Kenti

DSC05562-a

Palma Kenti

En son Mayorka Adası’nın Palma kentine geldik,

DSC05563-festival-a

Festival’den Görüntüler/ Balonlu Çocuklar

DSC05566-festival a

Piyano Eşliğinde Şarkı Söyleyen Küçük Hanım

DSC05564-a

Çocuklar ve Büyükler Hazırladıkları Bir Oyunda

DSC05565-festival a

Bir Oyun

DSC05568-festival-a

Küçük Hanım

mayorka-2 091 a

Maskeli Ufaklık

tunus-mayorka-2 103-a

Minik Rahibe

iki yıl önce Köln’de gördüğümüz karnaval burada da vardı. Genellikle dini günler ve dans festivalleri kutlanıyor adada. Halk daha çok çocuklarını giydirmiş, orkestralar kurmuş, sokakta eğleniyordu. Bizler de onlara katıldık ve çok eğlendik. Palma halkı güzel gösteriler yaptı, şarkılar söyledi.

Fotoğraflar:Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

TUNUS’UN GİULİETTA LİMANI

Akşam üstü Valletta’dan ayrıldık,malta-valetta-mdina 316-a malta-valetta-mdina 317-abütün gece yol yaptıktan sonra Tunus’un Giuletta kentine gidecektik. Valetta’dan ayrıldığımız akşam gemide ertesi gün yanaşacağmız limanla ilgili fotoğraflar, filmler gösterildi. DSC05062-aDSC05203-aNereye gideceğimize karar verip tur satın aldık.

tunus-mayorka-2 006a

Tunus’un Giulietta Limanı’na Uzaktan Bakış

Ertesi günTunus açıklarındaydık, heyecanla limana ne zaman girebileceğimizi bekliyorduk.

DSC05483tunus açıklarında deniz a

Dalgalar

Denizde büyük dalgalar vardı, fırtına kopuyordu. tunus-mayorka-2 029a

DSC05487-tunus açıklarında deniz a

Gemiden Gördüğümüz Dalgalar

Meğer böyle kötü bir havada Giulietta Limanı’na giriş olanaksızmış. Çünkü limanın doğru düzgün büyük gemilere göre yapılması gerekiyormuş. Kuzenimle eşi 3. kez bu limana giremiyorlarmış, hava kötü olunca büyük gemiler limana yanaşamıyorlarmış. Havanın düzelmesini dört-beş saat bekledik, hava düzelmedi ve biz limana giremedik.Tunus açıklarında beklerken, eşimi her zaman aramayan bir arkadaşı aradı, eşim ben yurtdışındayım, sana da bana da telefon ücreti yazar, onnn için az konuşalım, dedi. Karşı taraf, canım Afrika’da değilsin ya demiş, Eşim de evet Tunus’a girebilmek için fırtınanın durmasını bekliyoruz, deyince telefon az sonra kapandı. Bu olaya çok güldük…Fırtına durmayınca yola devam etme kararı aldı kaptan. Yapacak başka bir şey yoktu. Mayorka’nın Palma Kenti’negidecektik

.O gece  devamlı yol yaptık.

DSC05465-a

Aida-Bella Gemisi

AiGemiye Mayorka’dan binmiştik, Mayorka’da gemiden inip uçağa binecek önce Köln’e oradan da Türkiye’ye dönecektik.

DSC05501palma-a

Mayorka

DSC05507-a

Palma Katedrali-Palma/Mayorka Adası

DSC05509-aMayorka’ya vardığımız gün yine Mayorka’yı dolaştık, bu sefer Mayorka’yı bilerek dolaştık. Ertesi gün gemiden ayrılacaktık, eşyalarımızı kargo uçağına verdik, bizleri Drach Mağaralarına götüreceklerini söylediler Tunus’a giremediğimiz için bizleri Drach’a götüreceklermiş. Tunus’a karşılık Drach. Seyahate çıkmadan önce

show1

Drach Mağaraları                            fot. kartpostaldan

Drach Mağaraları’nı araştırmıştım, yol boyunca da eşime ve kuzenime anlatmıştım, Drach’ı görmeyi çok istemiştim. Tunus’u göremedik; ama Drach’ı gördük. Gerçekten görmeye değermiş.

 

Fotoğraflar; Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

MDİNA(MEDİNA) KENTİ

Mdina(Medina)daki cam atölyelerini gezdikten sonra bir tepe üzerine kurulmuş olan Mdina kentine geldik. Mdina kenti bir taraftan surlarla diğer yandan da hendeklerle çevrilmiş bir kent. Mdina ilk olarak M.Ö. 700’de Fenikeliler tarafından kurulmuş ve adı Maleth’miş. Milattan önceki uygarlıklar bana hep efsaneymiş gibi geliyor. Fenikeliler sanki bir masal dünyasının kişileriymiş gibi. Fenikelilerden sonra Malta’ya Romalılar gelmiş ve şehrin adını Melite olarak değiştirmişler. Mdina adı ise tahmin edeceğiniz gibi Araplardan kalmış. Eskiden Mdina kenti büyük bir kentmiş ve Ortaçağ’dan, Saint John Şövalyeleri adaya gelene kadar(1530) kent Malta’nın başkentiymiş. Mdina kenti, 18. yüzyılda yeniden kurulmuş, tam bir ortaçağ kenti olarak. Mdina kentini gezip dolaşmak çok hoş! Medina’ya ağaçlık bir yoldan geldik.malta-valetta-mdina 141-a

DSC05442-a

İki katlı otobüsümüzü Mdina kentine girmeden önce yolun kenarına park ettik ve

malta-valetta-mdina 156-a

Medina Şehrinin Giriş Kapısı

eski bir hendeğin üstündeki köprüden yürüdük, köprünün üzerindeki dar bir kapıdan kente girdik.

malta-valetta-mdina 233-a

Medina Kenti Önündeki Ağaçlar, Faytonlar ve Turistler 

Bu kentte 300’e yakın kişinin yaşadığı söyleniyor. Bu kişiler genelde soylular olduğundan bu kente ‘Soylu Şehir’ (Cita Notabile) de deniyormuş. Burada oturan kişilerin arabaları dışında hiçbir aracın kente girmesine izin verilmiyormuş. Az kişi oturduğu ve çok sakin olduğu için ‘Sessiz Kent’ de deniyormuş Medina’ya. Geceleri sokaklarda kimseler olmazmış.

malta-valetta-mdina 223-a

Medina Kentine Girmekte Olan Bir Fayton ve Faytoncu

 

DSC05443-a

Müşteri Bekleyen Bir Fayton

Mdina’yı ya yürüyerek ya da faytonlarla gezebilirsiniz. Maltalılar faytonlara ‘karrozin’ diyorlarmış. Biz kenti yürüyerek dolaşmayı tercih ettik.

DSC05433-a

DSC05436-a

Medina

Çok sessiz bir kentti; daracık sokakları, kireç taşından yapılmış Romanesk, Barok tarzı evleri insana Ortaçağ’da yaşıyormuş hissini veriyor. İyi ki Ortaçağ’da yaşamamışım diyorum kendime, zira Ortaçağ’da burada yaşamak hiç hoş olmasa gerek. Bu zamanda

DSC05435-a

Medina

malta-valetta-mdina 179-a malta şövalyesi

Mdina’daki  Malta Şövalyesi

malta-valetta-mdina 211-a

Medina

malta-valetta-mdina 168-a

Mdina’nın Dar Sokakları

Mdina’yı dolaşmak gerçekten çok güzel; insan kendini o daracık sokaklarda geçmişte yaşıyor gibi hissediyor. Yaşıyor gibi hissetmek güzel; Ortaçağ’da olmak ve burada yaşamak güzel değil! Ben böyle hissediyorum, bunu paylaşmak istemem de normal olmalı.

DSC05439-a

Medina’da Bir Meydan

malta-valetta-mdina 206

DSC05440-a

Mdina’daki Kafelerden Biri

malta-valetta-mdina 190-a

Mdina Surları’ndan Görünen Manzara

malta-valetta-mdina 194-a

Medina Surları’ndan Görünen Malta Manzarası ve Deniz

Surlardan ve oturduğunuz kafeden görülen manzara harika! Tüm Malta ayaklarımız altında ve deniz… O daracık, labirent gibi eski lambaların asılı olduğu sokaklardan bir anda bir meydana çıkıyor ve tarihi bir sarayla veya bir kiliseyle, bir müzeyle karşılaşıyor insan. Unesco Medina’yı Dünya Mirası Listesi’ne almış bile.

malta-valetta-mdina 171-a

Saint Paul Katedrali-Mdina

malta-valetta-mdina 216-a

Medina-Katedral Müzesi

Medina’da öyle büyük alışveriş merkezleri yok; ama pek çok müzesi var. Bunlar; Cathedral Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Zindan Müzesi…Kentin kendisi tarih kokuyor, sanki kente girince tarihin içine girmiş gibi oluyorsunuz. Şayet yakınlarınıza bir armağan almak isterseniz Valetta Glass’tan alabilirsiniz. Kimi zaman Medina kimi zaman da Mdina yazıyorum. Bana göre ikisi de doğru – sanırım biliyorsunuzdur- Arapça’da pek ünlü harf yok, Malta da aynı Arapça’da yazıldığı gibi almış kelimeleri, onun için Medina’yı Mdina şeklinde yazıyorlar. malta-valetta-mdina 184Ben bizde olduğu gibi her heceye bir ünlü getirerek yazıyorum. Arap alfabesi Türkçeye pek uymuyor, ünlü harfleri üç tane olduğu için. Merhaba da öyle yazılmış, yani bir ünlü harfi eksik.

malta-valetta-mdina 182-a

malta-valetta-mdina 146-a

Rabat

malta-valetta-mdina 151-a

Rabat

malta-valetta-mdina 149-a

Rabat

malta-valetta-mdina 235-a

Rabat

DSC05447-a Rabat

Rabat’tan Valletta’ya Dönerken

Medina Kenti ile Rabat birbirine çok yakın. Medina Malta’nın ilk başkenti ve tarihi bir kent. Onun çevresindeki köy ise Rabat. Köy dediğime bakmayın, onun da evleri çok hoş! Yolları gayet güzel…

DSC05334 malta limanı ve gemimiz aida bella

Valletta Limanı ve Aida Bella

Medina’dan döndük, Valletta’yı gezmek için otobüsten indik, yürüdük… Akşamüzeri de gemimizin bulunduğu limana geri döndük. Hava kararmadan önce yola çıkacağız, yarın Tunus’un Guiletta Limanı’nda olacağız, gemide akşam Tunus ile ilgili bir tanıtım programı var, büyük olasılıkla bir tur satın alacağız.

 

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay/ Detlef Bringmann

MDİNA- CAM OBJELER

Üstü açık, iki katlı otobüsle Mdina(Medina)ya gidiyoruz. Uzaktan bir tepede kurulmuş olan Mdina kentini görüyoruz. Malta’nın en yüksek tepelerinden birinde kurulmuş kent. Mdina’nın anlamı şehir demekmiş.

DSC05416-a

Uzaktan Görünen Mdina Kenti

Biz uzaktan Mdina’yı gördük, ama önce Mdina Glass’a uğradık.

malta-valetta-mdina 104-a.jpg

Mdina Glass Atölyesi

Mdına Glass bir cam atölyesi, 1968 yılında kurulmuş, o gün bugün yıl boyunca gelen turistlere Malta’dan bir hatıra olarak cam ürünlerini satıyor. Her geçen gün cam işçiliği büyüyor.

malta-valetta-mdina 106-a

Valletta ile ilgili cam objeler

malta-valetta-mdina 110-a.jpg

Cam Atölyesi ve Ustalar

Cam atölyesinde ustaları zevkle izledik, ustalar cam işini gerçekten iyi biliyorlardı, ellerinde maşalar, kızgın mı kızgın ocakların içersinden sıvı halindeki camı çıkarıp nasıl istiyorlarsa öyle şekillendiriyorlardı.

malta-valetta-mdina 114-a

Cam Eserler

DSC05403-a mdina glass

Cam Eserler

DSC05407cam kadehler a

Kadehler

malta-valetta-mdina 107

Sergilenen Cam Eserler

malta-valetta-mdina 134-amalta-valetta-mdina 115-aÜstelik Van Gogh, Monet, Renoir gibi dünyaca ünlü ressamların tabloları kimi zaman kapılara kimi zaman tuval olarak yeniden yapılıyor, böylece insanlar, tanınmış ressamların eserlerine cam sayesinde sahip oluyorlar. İnsan bu cam atölyesine girince nereye bakacağını bilemiyor.

malta-valetta-mdina 128-a

Deniz Kabukları

malta-valetta-mdina 130-a

Kolyeler

malta-valetta-mdina 131-a - Copy

Deniz Kabuklularından Yengeçler

DSC05419-a

Malta- Mdina Glass’ta Çalışan Bir Genç Hanım Çalışırken

DSC05418-a

Gümüş Takılar

Ayrıca deniz kabukları, gümüş takılar ve denizden çıkarılan taşlardan yapılmış kolyeler de vardı. Ve fiyatlara baktığınızda hiç de ucuz değillerdi.

malta-valetta-mdina 116-a

Cam Kaplar

malta-valetta-mdina 117

Cam Tabaklardan Biri

DSC05398-a

Cam Objeler

DSC05394cam kapı-2a.jpg

Cam Kapılar ve Objeler

Küçük cam objeler bile 15-20 avroysa kim bilir kapılar kaç avrodur. Hele avro her geçen gün artıyorsa cam objeleri almak hayal oluyor.

malta-valetta-mdina 133-a

Malta’da Bir Seramik Atölyesi

Cam ve seramik atölyelerini gezdikten sonra Mdina’nın yolunu tuttuk. Eskiden Mdina Kenti Malta’nın başkentiymiş.

MALTA ADASI- VALLETTA

Sicilya’dan akşam üzeri ayrıldık, sabahleyin Malta Adası’ndaydık. Malta Adası Sicilya Adası’nın güneydoğusunda, uzaklığı 167 deniz mili. Malta Adası’nı  ilk olarak bir arkadaşımdan duymuştum, oraya İngilizcesini ilerletmek için gidecekti. Malta’nın resmi dili Maltaca ve İngilizceymiş. Malta’daki dil okulları oldukça iyiymiş arkadaşımın dediğine göre. Malta takım adaları; Malta, Gozo, Comina, Comminetto ve Filfla’ymış. Üçüncü büyük ada olan Comina’da yalnız lüks bir tatil köyü bulunmaktaymış. Yani Malta ve Gozo’da yaşam var, diğer adalarda yaşam yokmuş. Bunlar boş adalarmış.

malta-valetta-mdina 236-a

Valletta

Buraları dalış meraklıları için oldukça ilginç yerler olmalı. Malta Adası Akdeniz’de bulunan en küçük adalardan biri. Tüm adaların yüz ölçümü 316 kilometre kareymiş. Malta’nın baş kenti Valetta. Biz de gemimizle Valetta’nın limanına yanaştık.

malta-valetta-mdina 092-a

Malta Haritası

malta-valetta-mdina 252-a

Malta-Valletta

malta-valetta-mdina 295-a

Malta-Valletta

Akdeniz ve Avrupa’nın dışında Malta’yı bilen oldukça azmış. Malta’nın baş kenti Valletta’da gemiden inince alışveriş  dükkanının yanında iki şövalye ile karşılaştık. Bu çok hoşumuza gitti, iki kırmızı başlıklı altın rengi zırhlar giymiş şövalyelerin fotoğrafını çektik.

DSC05318-a Malta-Valetta

Valletta’da gemiden inince iki askerle karşılaştık

Limana çıkınca Valletta kentinin bizlere hoş geldin diyen tabelasıyla karşılaştık. Bu tabelada bizim her gün kullandığımız bir sözcük de bulunuyordu. Hemen aklımıza Halikarnas Balıkçısı geldi. Günaydın, hoşça kal, iyi günler için ‘merhaba’ sözcüğünü kullanırmış Cevat Şakir Kabaağaçlı. Bizler de merhabayı görünce gülümsedik ister istemez. Bu merhaba sözcüğünün Araplardan günümüze kadar geldiğini anladık. 800’lü yılların sonunda Araplar Malta’yı ele geçirip iki yüz yıl burada egemenliklerini sürdürmüşler. Dilleri ve kültürleri de Malta’yı etkilemiş bizleri etkilediği gibi.

malta-valetta-mdina 275-a

Malta’nın Tepeden Görünüşü

malta-valetta-mdina 009-aMerhaba sözcüğü ve bazı yer adları Araplardan kalmış Malta’ya. Malta’da ‘hoş geldin’ anlamında kullanılıyor. Bize de Araplardan geçmiş, ancak bizler bu sözcüğü ‘selam’ anlamında kullanıyor ve  merhaba sözcüğünü Türkçe sayıyoruz. Sözcüklerden konu açılmışken Malta sözcüğünün türemesi ile ilgili iki teori bulunuyor. Birincisi Malta’nın Yunanca Melita sözcüğünden geldiği ve anlamının bal tatlısı olduğu, akla yakın görünüyor zira adada pek çok bal arısı bulunmaktaymış.

malta-valetta-mdina 303-a

Malta-Valletta

İkinci teori ise Fenike dilinde cennet manasına gelen Maleth sözcüğünden Malta sözcüğünün geliyor olması.

malta-valetta-mdina 244 -a

Malta-Valletta

Bu da doğru gibi; çünkü Malta  pırıl pırıl denizi, rengarenk kayıkları, yedi bin yıllık tarihiyle, bir çok kültürü bünyesinde barındırmasıyla, uyumlu insanlarıyla ve muhteşem manzaralarıyla gerçekten cennetten bir köşe.

malta-valetta-mdina 017-a

Aida Bella Valletta’da

Malta’nın baş kenti, gemimiz Aida Bella’nın limanına yanaştığı Valletta’ydı. Valetta adını  Osmanlı İmparatorluğunun adayı kuşatmasını önleyen Malta Şövalyeleri tarikatının büyük ustası Jean de Valette’dan almış. Valetta kenti 1980 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası’ olarak ilan edilmiş.

malta-valetta-mdina 053-a

Malta-Valletta

DSC05327-a

Malta-Valetta

Malta’ya kiliseler cenneti de denebilir, burada yüzlerce kilise bulunmaktaymış. Şubat ayı olmasına, havada bulutlar cirit atmasına rağmen tam gezilecek havaydı, yaz sıcağında olsa sadece denize girmeyi düşünürdük, kışın Malta’nın havası oldukça yumuşaktı, bu da gezip dolaşmayı ilginç hale getiriyordu.

DSC05314-a Malta-Valletta

Malta- Valetta Limanı

DSC05320-a

Valletta Limanı

DSC05324-a

Malta-Valletta Limanı

malta-valetta-mdina 005-a

Malta-Valetta Limanı

malta-valetta-mdina 023-aa

Valletta

malta-valetta-mdina 274-a

Valletta

malta-valetta-mdina 262-aValletta tarihi bir kentti, kente değişik bir sarı taş hakimdi. Malta-Valletta deyince aklıma hemen sarı bir kent, tarihi binalar ve mavi mi mavi bir deniz geliyor. Malta küçük bir ülke olduğundan gelenler kentin yedi bin yıllık geçmişi olduğunu öğrenince şaşırıyorlarmış.Biz de şaşırmadık desem yalan olur. Gemiden indikten sonra iki katlı bir gezi otobüsüne bindik, Valletta’yı gezmek için.

malta-valetta-mdina 074

DSC05352-a Valetta

Otobüsle Mosta’ya Giderken

İki katlı otobüsümüzün üst katında yolculuk yapıyorduk, bir yandan Valetta’nın güzelliklerini seyrederken bir yandan da yol alıyorduk. İlkönce Mosta’ya gidecektik, sanırım yarım saat kadar sonra Mosta’daydık. Burada büyük bir Katedrale girdik. Bu katedrale ikinci dünya savaşında bir bomba atılmış, bomba patlamamış ve ne Almanlar ne İtalyanlar ne de başka bir ülke bu bombayı biz attık dememiş. Günümüzde bomba kilisenin içinde sergileniyor.

DSC05355-a

Mosta Katedrali(Mosta Dome)

DSC05367-a Medina-malta

Kilisenin İçi

DSC05372-a 2.dünya savaşında düşen bomba

İkinci Dünya Savaşı’nda Kiliseye Düşen Bomba Sergileniyor

Mosta Katedrali’nin Tavanı çok ilgimizi çekti, Napoli’de Plebiscito Meydanı’ndaki San Francesco di Paola Bazilikası’nın tavanıyla çok benzeşiyordu.

DSC05368-a

Kilisenin Tavanı

malta-valetta-mdina 081-a

Kilisenin Tavanı Detay

Mosta kasabasındaki evler de hep cumbalıydı. Burada da Arap etkisi hissediliyordu.

malta-valetta-mdina 091-a

Mosta Kasabasındaki Evler

Akşamüstü Barakka Bahçesi’ne çıktık, tepeden Valletta’yı seyretmek çok hoştu, burası büyük ve özel ağaçların bulunduğu çok güzel bir bahçeydi. Pek çok ünlünün heykeli bulunmaktaydı. Einstein, Churchill vb.

malta-valetta-mdina 259-a

Valletta

malta-valetta-mdina 260-a

Barakka Bahçesi-Valletta

malta-valetta-mdina 265-a

Barakka Bahçesi- Valletta

malta-valetta-mdina 268-a

Valletta-Barakka Bahçesi

malta-valetta-mdina 271-a

Barakka’dan Valletta’ya Bakış

malta-valetta-mdina 263-a

Valetta’ya Barakka Bahçesi’nden Bakış

malta-valetta-mdina 255-a

Valetta

Valetta’daki otobüsleri görünce bir anda nostalji yaşadık, otobüsler oldukça eskiydi ve

malta-valetta-mdina 238

Valletta

malta-valetta-mdina 018-a

Valletta’da Otobüsler

Valletta’ya çok yakışıyordu. Ne yazık ki bu otobüsler kalkacakmış, belki de şu anda çalışmıyor olabilirler.

IMG_20191207_213554kupa üzerinde Malta

Hediyelik Kupaların Üzerindeki Malta’nın Otobüsü

Ama onlar hediyelik eşya dükkanlarında, kupaların üzerinde çoktan yerlerini almışlar. Malta’nın otobüsleri ve rengarenk boyanmış ahşap kayıklarını çok beğendik. Malta Adası’nın başkenti Valetta çok güzel bir kent, ben bir daha Malta’ya gidersem, Valetta’yı görmek isterim; ancak insanların yaşamadığı görmediğim adalara da gitmek isterim. Valetta’da deniz bu kadar güzelse kimsenin yaşamadığı adalarda kim bilir ne kadar güzel ve temizdir.

Faydalanılan Kaynak:İnternet-Vikipedi

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay- Detlef Bringmann

SİCİLYA ADASI-CATANİA KENTİ

Taormina’yı öğleye kadar gezdik,  gemimiz Aida Bella Catania kentindeydi. Catania’ya geri döndük. Taormina’dan sonra Catania bize sıradan bir kent gibi göründü; ama kentin içine girince Catania’da çok güzel eski binalar olduğunu gördük. Herhangi bir yer hakkında, orada gezmeden dolaşmadan, önyargılı bir şekilde konuşmamalıyız. Kentteki binalara, heykellere bakarak dolaştık, başı boş dolaşmak pek hoşumuza gitti. Yağmur kimi zaman yağıyor, kimi zaman duruyordu.

sicilya-catania 026-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 009-a

Catania_Sicilya Adası

sicilya-catania 007-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 027-a

Catania- Sicilya Adası

Catania Sicilya Adası’ndaydı. Sicilya Adası’nın yüzölçümü 25.426 kilometre kareydi. Yani çok büyük bir adaydı, sen de adaların yüzölçümüne taktın diyebilirsiniz, evet gerçekten adaların yüzölçümüne takmış bulunuyorum. Çünkü Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada(İmroz) nın yüzölçümü 279 kilometre kare. 25.426 kilometre kare nerede 279 kilometre kare nerede? Tüm bunlardan anlaşıldığına göre Sicilya, Akdeniz’in en büyük adasıymış. Gemimiz Catania’ya yanaşınca kentin kıyı manzarasına takılmadan edemedik, manzara oldukça güzeldi, pek çok minik ada bizlere hoş geldin, diyordu.

Sicilya deyince aklımıza ilk olarak ‘mafya’ geliyor. Ne de olsa mafyanın doğum yeri burası. Peki nasıl doğmuş mafya kavramı; mafyanın doğuşu meğer bir başkaldırıymış, 19.yüzyılda önce Sicilya’ya Araplar gelmiş, arkadan da Fransızlar ve İspanyollar Sicilya’ya hakim olmuş. Sicilyalılarsa- halk ve kimi liderler- kendi topraklarını korumak için mafyayı oluşturmuş. Kuruluş amacı doğru olsa da daha sonra yönetimin boşluğundan yararlananlar toprak sahiplerinden ve halktan, onları korumak için haraç almaya başlamış. Günümüzde mafya halen yaşamaktadır ne yazık ki…

Bugün Sicilya İtalya’ya bağlı ve özerktir. Tarih boyunca da Romanlar, Yunanlar, Araplar ve  Aragonlar değişik zamanlarda Sicilya’yı  yönetmişler. Sicilya hepsinin kültüründen etkilenmişse de;  en çok Yunan ve Arap kültürlerinden etkilenmiş.

Catania Sicilya’nın ikinci büyük kentiymiş Vikipedi’de yazdığına göre.

sicilya-catania 010-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania 017

Catania Caddeleri

sicilya-catania 019-a

Catania-Duomo Meydanı

sicilya-catania yaduomo meydanı012-a

Catania-Sicilya Adası

sicilya-catania duomo meydanı011-a

Catania- Fil Heykeli-Duomo Meydanı

 

Catania’yı dolaşırken gördüğümüz saraylar, kiliseler, restoranlar, meydanlar bizleri çok etkiledi. İtalya’yı gördüm demek için Sicilya’yı görmek gerekliymiş. Gerçi biz sadece Catania ve Taormina’yı gördük, ama Sicilya ile ilgili bir fikir edindik. Ben herhangi bir ülkeye veya kente gittiğimde her yeri görmek isterdim ve kendimi aşırı yorardım, artık gittiğim kentin ne kadarını görebiliyorsam o kadarını görüyorum. Ve kendimi aşırı yormuyorum; çünkü bir kentin veya bir ülkenin her yerini görmek olanaksız.

Neyse Catania’da dolaşırken bir yandan da sohbet ediyorduk, Mithat televizyonda Catania’yı izlediğini, sandviç arası dondurmanın burada çok ünlü olduğunun anlatıldığını söyledi. Ben izlememiştim, ama sandviç arası dondurmanın nasıl olduğunu çok merak ettim. Hemen bir pastane arayışına girdik ve pastaneyi bulduk. Sandviç arası dondurma istedik, satıcı bir sandviçinin kaldığını sadece bir tane verebileceğini söyledi. Tamam dedik.

sicilya-catania 029 dondurma a

Catania’da Sandviç Arası Dondurma

Sandviç arasındaki dondurmamızı aldık, sandviç desek de tipi sandviçe benziyordu; ama tatlıydı ve arasına İtalya’nın ünlü, güzel dondurması konmuştu. İyi ki bir tane kalmıştı,  sandviç arası dondurma öyle çoktu ki bir kişinin bitirmesine olanak yoktu. İkimiz de dondurmayı ve tatlı sandviçi yedik, çok hoşumuza gitti.

sicilya-catania 025-Via Garibaldi-a

Catania’da Bir Dükkan

sicilya-catania 031-a

Catania ‘da Satılmak İçin Bekleyen Sebzeler

sicilya-catania 018-a

Catania’da Heykeller

Dolaşırken Arap kültürünün devam ettiğini bir dükkanın adından ve bir köşede satılan sebzelerden anladık. Bir caddede gördüğümüz heykellerse bize antik Yunan kültürünü anımsattı.  

sicilya-catania 004-a

Catania Limanı

Akşamüstü olunca gemimiz Aida Bella’ya dönerken sabah gördüğümüz manzara yine karşımızdaydı. Bulutlar gökyüzünü kaplamıştı. Bugün hava yağmurluydu, kimi zaman yağmur yağdı kimi zaman güneş açtı.

sicilya-catania 051a

Gemiden Limana Bakış

sicilya-catania 052aidabella arkası-a

Aida Bella Catania Limanında

sicilya-catania 055a

Catania Limanı’nda Yelkenliler

sicilya-catania 050-a

Gemiden Bakış-Catania Limanı

 

sicilya-catania 037-a

Catania Limanı ve Kent

sicilya-catania 041-a

Aida Bella’dan Dalgalı Bir Koya Bakış

Aida Bella’dan bakınca her yer çok güzel görünüyordu. Limanda yelkenli tekneler ve gemiler vardı.

sicilya-catania 062a

Catania’dan Ayrılırken

Akşam olmuş, güneş batmak üzereydi, artık Catania Limanı’ndan ayrılma zamanı gelmişti. Her zamanki  ayrılma müziğini duyunca içimizi bir keder kapladı, yine bir limandan ayrılıyorduk, yarın Malta Adası’nda olacaktık. Malta’nın başkenti Valetta’ya merhaba diyecektik.

Faydalanılan kaynak: İnternet, Vikipedi

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay 

TAORMİNA’YI GÖRDÜNÜZ MÜ

Aida Bella Gemisi Napoli’den sonra Sicilya Adası’nın Catania Limanı’na demir attı. Catania’yı dolaşmadan sabah otobüse binip Taormina’ya gittik, Catania ile Taormina arası 50 kilometreydi. Taormina deniz seviyesinden iki yüz metre yüksekte olduğundan sürekli yukarıya tırmandık otobüsle. Taormina’ya gelmeden önce Messina ve Catania’ya yakın olan aktif yanardağ Etna’yı gördük.  Üstelik Avrupa’nın en yüksek yanardağıymış. Günümüzde yüksekliği 3326 metreymiş. Tüm bunları ben nereden bilebilirim, tabii ki Vikipedi’den. Yine Vikipedi’nin yazdığına göre 1865 yılına göre Etna Yanardağı 21,6 metre alçalmış. Bu yanardağ 2019 Temmuzunda yeniden aktif hale gelmiş. Kül ve duman püskürtüyormuş.

DSC05194-etna yanardağı-a

Etna Yanardağı

etna-taormina 024-a

Taormina

DSC05208-taormina-a

Taormina 

etna-taormina 062-a

Taormina

etna-taormina 063-a

Taormina

 

Taormina çok şirin bir yerdi. Pek çok ünlü Taormina’ya hayranmış. Doğayı seviyorsanız, Taormina’yı da seversiniz. Vahşi ama hoş bir doğası var buranın. Ünlü Alman yazar Goethe, buraya ‘İtalya’nın anahtarı’ dermiş.  Evet Goethe ne güzel söylemiş. Böyle şirin mi şirin, güzel mi güzel kasabaların mutlaka bir efsanesi vardır. Taormina’nın da bir efsanesi var tabii ki…Eski zamanlarda kötü bir Yunan kralı varmış, Naxos halkı bu kötü kralın zulmünden yılmışlar, onların istediği sakin, huzurlu bir yaşammış, huzurlu bir yaşam sürmek için yer arayışına girmişler,

etna-taormina 032-a

Taormina

etna-taormina 025-a kayalar

Taormina Dağları ve Kayaları

Taormina’nın yeşilliklerini, dağlarını  ve denizini görünce Taormina’ya bayılmışlar ve burayı yaşam alanı olarak seçmişler.

Biz de Taormina’yı çok beğendik. Hele otobüsümüzde bir rehberimiz vardı, yaşlı, ama çok güzel bir kadındı ve harika bir sesi vardı. Detlef ona şelale sesli rehber adını taktı.

Mine de şelale sesli rehberin Taormina ile anlattıklarını bize tercüme etti.

DSC05219-taormina-a

Taormina’ya  Girilen Kapılardan Biri

Otobüsten indikten sonra bir kapıdan geçtik ve kasabanın caddesine girdik.

etna-taormina 041taormina sokakları-a

Taormina’nın Caddesi

etna-taormina duomo di taormina 044-a

Duomo di Taormina

etna-taormina 048-a

Duomo di Taormina’nın Camlarından Biri

DSC05220-taormina-a

Taormina’nın Daracık Sokakları

Church of Saint Augustinekilisesi

Saint Augustine Kilisesi

etna-taormina 037-a

Taormina

 

etna-taormina 059-a

Aziz Joseph Kilisesi ( Church of San Guiseppe) 

Pek çok kilise vardı burada. Ayrıca Duomo’nun önünde Taormina çeşmesi vardı, tepesinde hamile bir satir bulunan.

etna-taormina quattro fontane di Taormina050-a

Taormina Çeşmesi

DSC05231Taormina Çeşmesi A

Taormina Çeşmesi

etna-taormina 066-a

Taormina’nın Dar Merdvenli Sokaklarından Biri

etna-taormina 110-a

Merdivenli Dar Bir Sokak ve Resimler

etna-taormina 046-a

Aralıktan Çan Kulesine Bakış

etna-taormina 058-a

Taormina’nın Dar Sokaklarından Birinde Kapalı Olan Bir Kafe

etna-taormina 040

Taormina

Taormina bizi sıcacık karşıladı, aylardan Şubat’tı. Bence Taormina’yı dolaşmak için en güzel zamandı, hava ne sıcak ne de soğuktu. Bu mevsimde bile kalabalık olan Taormina kimbilir yazın ne kadar kalabalıktır, dediklerine göre jet sosyetenin geldiği yerlerden biriymiş Taormina. İtalya’nın gözdesiymiş.

etna-taormina 068-a

Taormina’nın Evleri

etna-taormina Palazzo Ciampoli di Taormina053-a

Palazzo Ciampoli di Taormina ve Çiçekler

Taormina’da evlerin altında genellikle hediyelik objeler satan dükkanlar bulunuyor. Bir de burada seramikler çok yaygın, hem evler balkonlarına veya duvarlarına bu seramikleri asmışlar ve bu seramikleri turistlere satıyorlar.

etna-taormina 051-a

Hediyelik Seramik Bir Eser

Turistler buradaki dükkanlardan alış veriş yapmaya bayılıyorlar.

etna-taormina 067-a

Taormina’da Balkondaki Seramikler

Seramiklerle süslenmiş evler Taormina’ya güzel bir hava veriyor. Dükkanların birinde Nazım Hikmet’in aşk şiirlerinin cdsinin satıldığını gördük, bu bizi çok etkiledi, Sicilya’nın bir kasabasında bizim şairimizin şiirlerinin cdsini görmek çok hoştu!

etna-taormina 112-a

Nazım Hikmet’in Aşk Şiirleri

 

DSC05264

Meyve,sebze kamyoneti

DSC05262-taormina-a

Taormina Messina Kapısı

DSC05268-Taormina- a

Taormina’yı gezdikten sonra Naxosluların M.Ö. 3. yüzyılda inşa ettikleri  Tiyatro Greco’ya doğru yürüdük. Bütün otobüstekiler ve rehberimiz bize Taormina’daki antik tiyatroyla ilgili bilgi verip bizleri dolaştırıyorlardı. Biz kalabalıktan sıkılınca gruptan ayrıldık ve tiyatroya çıktık.

etna-taormina 088-a

Taormina Antik Tiyatrosu

Şelale sesli rehberimizin anlattığına göre

etna-taormina 089-a

Taormina Tiyatrosu

Taormina’yı 1. yüzyılda Romalılar ele geçirmişler ve bu tiyatroyu restore etmişler. Yani bu tiyatroya Romalıların da eli değmiş, zaten Romalılar mühendislerini, ustalarını yanlarında götürürlermiş, önce bir kenti ele geçirir sonra da o kent için ne yapmaları gerekiyorsa yapıyorlarmış. Anadolu’da pek çok Roma eseri ve kenti bulunuyor.  Teatro Greco’ya çıkınca Sicilya Kıyılarını, İyon Denizini, Etna Dağını ve Taormina’yı görebiliyoruz. Ben bu antik tiyatroda oyunlar izlemek isterim. Hâlâ festivallerde bu tiyatroda tiyatro oyunları, film festivalleri, müzik festivalleri yapılıyormuş. Ben mutlaka bir gün bu festivallere katılacağım ve bir oyun seyredeceğim. Bir de rehberimizin söylediğine göre buradan gün batımını izlemek harikaymış.

DSC05274taormina-a

Tiyatrodan Taormina’ya Bakış

etna-taormina 092-a

Antik Tiyatrodan Seyrettiğimiz Manzaralardan Biri

etna-taormina 091-a

Antik Tiyatrodan Görülen Bir Başka Görüntü

DSC05289taormina-a

Antik Tiyatrodan Taormina, Harika Denizi, Adacıklar

Bizler güneşin batışını göremedik, ama buradan harika manzaralar seyrettik ve fotoğrafladık. Tiyatroyu 360 derece dönebiliyorduk ve her döndüğümüz yer bize muhteşem manzaralar sunuyordu. Tepede çok yükseklerde eski bir kale gördük, oraya çıkmayı çok isterdik; ancak çok zorluydu ve zamanımızı çok alacaktı. Bizler de  sadece uzaktan fotoğraf çekmekle yetindik.

DSC05217-taormina-a

Taormina Tepeleri

DSC05271-taormina-a

Taormina Tepeleri

Taormina’da tepeler çoktu, o tepelere kaleler ya da dini merkezler yapmışlardı. O tepelerden görüntü sanırım harikadır. Neyse aklımız Taormina’nın tepelerinde kalarak aşağıya inmeye başladık. Otobüsümüz bizi bekliyordu, Catania’ya geri dönecek ve orada dolaşacaktık.

Taormina’da bulunan objelerden bazılarının görüntüleri…

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

YENİDEN NAPOLİ

Daha önce Napoli’ye gitmiştik, Napoli ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bir daha yazmama gerek yok diye düşünüyorum, ama fotoğraf paylaşacağım. Daha önce yazdığım yazının adı: Napoli’de Günlük Yaşam, Tarih ve Kültür... İkinci kez gittiğimizde Napoli’de yağmur vardı-daha önce Temmuz ayında Napoli’deydik- yağmuru yememek için birer şemsiye aldık. Halen o şemsiyeyi kullanıyorum. Sabahtan turla Pompei Antik Kenti’ne gittik, öğleden sonra da yağmurda Napoli’yi dolaştık, daha önce buraya geldiğimiz için  kendimizi rahat hissediyorduk. Sanki kent bizimdi.

 

napoli 010-abkastel Nuovo-a

Napoli-Kastel Nuovo ve Galeria Umberto’nun Cam Çatısı

-napoli 015 gemiden napolinin fotoğrafını çekenler a

Aida Bella’dan Napoli’yi Fotoığraflamak

napoli 026-agNapoli a

Napoli

napoli 028-abg

Napoli

napoli 170 castel nuovo a

Napoli-Castel Nuovo

napoli 174castel nuovo üst tarafı a

Napoli- Nuovo Kalesi

napoli 175castel nuovo a orta bölümü

Napoli-Nuovo Kalesi

napoli 176 castel Nuovo a alt kısmı

Napoli-  Nuovo Kalesinin Girişi

napoli 196-a

Napoli-Galeria Umberto

napoli 204 umberto galleria a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

napoli 210-galleria umberto 1 a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

Galeria Umberto’da bir yabancı nereli olduğumuzu sordu, bizler hiçbir şey demedik, o habire pek çok Avrupa ülkesini saydı, onun her yeni ülke adı söylemesinde biz ‘no’ diyorduk, adam bir türlü bulamadı,  hangi ülkeden olduğumuzu sonunda yoruldu ve canı sıkıldı ama mutlaka bulması gerekliymiş gibi hissetti; sonunda Galatasaray dedi. Biz de ona  gülerek evet buldun, biz Türkiye’den geliyoruz dedik. Adam Türkiye’yi biliyor muydu, bilmiyor muydu onu bilemedik, ama o futbol takımımızın adını biliyordu. Galatasarayla aramızda bir bağ kurmuştu. Türkiye’nin İtalyanlarca bilinmemesine üzüldük; ama bir futbol takımımızın tanınması bizi sevindirdi.

napoli 214 köpek ve koç burcu a

Galeria Umberto’nun İçinde Burçlar (Mozaik)-Koç Burcu ve Dinlenen Bir Köpek

 

napoli 211terazi burcu a

Terazi Burcu

 

-napoli 263 a

Napoli’nin  meydanlarından Piazza del Plebiscito (Plebiscito Meydanı) ve San Francesco di Paola Bazilikası

napoli 270 eski binalar a

Napoli’deki Binalar

napoli 282tiyatro binası bilet gişesi a

Napoli’de San Carlo Tiyatrosu’nun Bilet Gişesi

napoli 276-a

Palazzo Reale-Royal Palace(Royal Sarayı)

napoli 254 binalar a

Napoli’deki Binalar

pompei-napoli 261.-aJPG

Royal Sarayı

Napoli tarihi bir kent, müzeleri, alışveriş merkezleri, geniş meydanları var; ama kentte  öyle evler vardı ki, buralarda insanlar nasıl yaşıyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Bir de araçların çoğu ya başka bir araca çarpmış ya da ona çarpmışlardı. Sağlam, vuruk olmayan bir araç görmek zor. Ama denizi olan her kent gibi güzeldi Napoli. Bir kent; bana hep deniz kenarında olmalıymış gibi geliyor. İtalya’da insanlar çok sıcak, dil bilmeseler bile vücut diliyle her istediklerini anlatabiliyorlar, biz de onları rahatça anlayabiliyoruz. Buranın insanları bize benzedikleri için belki de buraları daha çok seviyoruz. Akşam olmak üzere gemiye dönme vakti geldi, bu geceyi yolda geçireceğiz, yarın Sicilya’da olacağız.