İLHAN KOMAN’IN GOOGLE’DA DOODLE OLMASI

17 Haziran’da saat 15.30 gibi bloğuma baktım, ilk bakışta haftalık ya da aylık bölümü açmışım diye düşündüm. Zira 17 Haziran her günkünden daha fazla ziyaretçi almıştı. Ve wordpress’ten iki ileti vardı, iki iletide de istatistikleriniz patlıyor, bloğunuz çok trafik alıyor, diye yazıyordu. Hangi yazılar tıklanmış diye bakınca r005-037-abTürk Da Vincisi İlhan Koman, İlhan Koman ve Gemi Evi Hulda, İlhan Koman Akdeniz Heykeli adlı yazılarımın yüzlerce kez tıklanmış olduğunu gördüm. Benim yazılarım yüzlerce tıklanmışsa demek ki milyonlarca kişi İlhan Koman’la ilgili yazıları okudu.

r005-026

İlhan Koman’ın Hulda Adlı Teknesi

İlhan Koman acaba bugün mü doğmuştu? diye kendime sorarken internete girdim ve İlhan Koman’ın Google’da Doodle olduğunu gördüm.

r001-082-ba

İlhan Koman’ın Eserleri

r003-004-b

r001-089-ab

İlhan Koman Eserleri

İnternete giren pek çok kişi Google İlhan Koman adlı birini doodle yapmış, ‘bu adam kim?’ diye merak etmiş ve internetlerine sarılmış. İnternette yok yok… Her şeyi sorup yanıtını alabiliyorsunuz. Öyle ki artık ansiklopedilerin bile kütüphanelerce bir değeri kalmadı, bunun için de kütüphaneler ansiklopedileri yerimiz yok diye almıyor, sadece roman tarzı kitapları alıyor. Belki her yerde böyle değildir. Ne acıdır ki toplumumuz kütüphaneye gitmeye tam alışıyordu ki internet girdi yaşamımıza, kütüphaneler bir türlü bizlerde yerini bulamadı.

r001-087-bBilgisayar ve internetin faydaları da çok, şayet google 98. doğum gününde İlhan Koman’ı doodle yapmasaydı, kim veya kaç kişi tanıyacaktı onu.Sadece bir günde milyonlarca kişi İlhan Koman’ı tanıdı, eserlerinin fotoğraflarını gördü. İlhan Koman’ı araştıran kişilerin çoğu genç diye düşünüyorum, bu da beni çok sevindiriyor. Artık gençler de Google sayesinde İlhan Koman’ı tanıyor.

ERDEK 1. KYZİKOS HEYKEL SEMPOZYUMU’NUN YAPITLARI

2015 yılının Haziran ayında Erdek’ten Avşa Adası’na geçerken Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu’nun olduğunu öğrendik, Erdek Balıkçı Barınağı’nın arkasındaki düzlük alanda, sempozyuma katılan sanatçıların çalışmalarını sürdürdüğünü gördük. Kyzikos Antik Kenti’nin bulunduğu Erdek’te böyle bir etkinliğin yapılmasına çok memnun olduk. Sempozyum bir ay sürecekti Temmuzun 15’inde sanatçıların granitten yaptığı heykeller Erdek’in çeşitli alanlarına konacaktı. Avşa’dan dönüşte heykelleri görmek istiyorduk; ancak geçen yaz bu dileğimiz gerçekleşmedi.

2016 Haziranının 19’unda Erdek’ten Avşa Adası’na gitmek için sabahın altısında Erdek’teydik. İlk işimiz heykel sempozyumunun bir yıl önce yapıldığı alana gitmek oldu; ancak sempozyumla ilgili herhangi bir şey görmedik, artık o alanda küçük bir lunapark vardı. 2. Erdek Kyzikos Heykel Sempozyumu’nun yapılmadığını zannederek üzüldük.

Erdek 2. Kyzikos Heykel Sempozyumu'na Katılan Ülkelerin Bayrakları

Erdek 2. Kyzikos Heykel Sempozyumu’na Katılan Ülkelerin Bayrakları

Denize paralel olan caddede değişik ülkelerin bayraklarının asılı olduğunu görünce sabahın erken saatinde açık olan pastanede çalışan bir  kişiye sempozyumun yapılıp yapılmadığını sorduk, aldığımız yanıt bizi memnun etti. 2.Kyzikos Heykel Sempozyumu’nun Ocaklar’da yapıldığını söyledi. Ocaklar Erdek’in bir köyü; geçen yıl sempozyumun bir ayağı Ocaklar’daydı, bu yıl tamamı oradaymış.

Erdek Ocaklar Köyü (Ocaklar Mahallesi)

Erdek Ocaklar Köyü (Ocaklar Mahallesi)

Zamanımız olsaydı, Ocaklar Köyünü ziyaret edecektik;ama sadece iki saatimiz vardı. Ocaklar’a gidemedik, o iki saatte Erdek’teki 1. Erdek Kyzikos Heykel Sempozyumu’nun eserlerini gördük. Heykeller Erdek’e çok yakışmış! Sanatçılar, eserlerini büyük bir titizlikle işlemişler, o koca taşları bir sanat eserine dönüştürmek öyle kolay bir iş değil, geçen yıl sanatçıların çalışmasını izlemiştik, her yer toz dumandı; tozdan dumandan eser kalmamış güzel yapıtlar ortaya çıkmış. Her eseri tek tek inceledik, hangi eseri hangi sanatçı yapmış bilemedik, eserlerin dört bir yanını dolaştık ne yazık ki ne sanatçısının ne sanatçının ülkesinin ne de eserin adı vardı. Çok eskilerde eseri yapan değil, yaptıran kişinin adı anılırmış o eserle. Yani parayı veren eserin sahibi olurmuş; artık günümüzde eseri yapan sanatçı çok önemli, sanatçı üretiyor ortaya bir yapıt çıkarıyor. Erdek Belediyesi’ne mail attım, eserleri yapan sanatçıların adlarının ve ülkelerinin bir plaket üzerine yazılmasını ve plaketin eserin uygun bir yerine monte edilmesini rica ettim. O plakete bir de eserin adı eklenirse çok daha iyi olur.

1. Kyzikos Heykel Sempozyumu Eserlerinden Biri

1. Kyzikos Heykel Sempozyumu- Küp Adlı Eser- Sanatçısı Heykeltraş Ferit Yazıcı

İnternet’te Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu’nda yapılan eserlerin sanatçılarıyla ilgili bir bilgi bulabilir miyim diye araştırırken Yeni Erdek Gazetesi’nde çıkan bir habere rastladım ve Erdek’in Meydanı’na konan küp şeklindeki yapıtın, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümünde araştırma görevlisi Ferit Yazıcı’ya ait olduğunu öğrendim. Bu eserin bizim sanatçımız tarafından yapılmış olması beni çok mutlu etti.  Ferit Yazıcı yaptığı  eseriyle ilgili şunları söylemiş: “Küp şeklindeki bu eseri Kyzikos’a bir gönderme olarak düşündüm. Kyzikos, Doğu Roma’nın çok önemli bir kentiydi. Küp, akıl, ev ve dünyanın sembolüdür. Ben bu yapıtımda aklı temsil eden bir kompozisyon yarattım. Doğu Roma uygarlığı kapsamında Kyzikos’ta Hadrianus gibi büyük bir tapınak ve anfitiyatro vardı. Doğu Roma İmparatoru’nun başında bir taç bulunurdu. Bu yapıtın başında ya zeytin dalı ya da defne yaprağından bir taç bulunması uygun olacaktı. Erdek ve bölgesi için sofralık zeytinin önemini düşünerek, heykelin üzerindeki taca zeytin figürünü uygun gördüm. Böylece Erdek zeytinini taçlandırmayı amaçladım.”

Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu Eseri Detay

Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu-Küp Adlı Eserden Detay (2015)-Heykeltraş Ferit Yazıcı

Her bir eser oldukça büyük; ancak halk tarafından görülüp görülmediği tartışılır. Bu yapıtlara halkın ilgisi çekilmeli.Heykeller, bazı kişiler tarafından zarara uğratılmamalı, üzülerek söylüyorum ki bazı yapıtların üzerleri çizilmiş, yine heykellerin yanında, yöresinde bulunan banklara oturan kişiler çekirdek çitlemişler ve kabuklarını yerlere atmışlar, heykellerin bir kısmının bulunduğu yerler çekirdek kabuklarından oluşan bir halıyla çevrilmiş.

1. Kyzikos Heykel Sempozyumu Eserlerinden Biri

1. Kyzikos Heykel Sempozyumu Eserlerinden Biri

Anne karnındaki çocuk

1. Kyzikos Heykel Sempozyomu (2015) Cenin Adlı Eser-İvana Tsiskadze-Gürcistan

Yukarıdaki Cenin adlı eserin sanatçısının İvanaTsiskadze, sanatçının ülkesinin Gürcistan, eserin adının da Cenin ya da Anne Karnında Çocuk olduğunu biliyorum, bu bilgim bir yıl önce çektiğim fotoğraftan.

Detay

Cenin-Detay

İvana

İvanaTsiskadze-Gürcistan

Keşke tüm eserleri yapan sanatçıların adlarını, ülkelerini, eserlerinin isimlerini öğrenip yazabilseydim. Heykel sempozyumuyla ilgili yerel gazetelerde pek çok haber yazılmış, fotoğraflar çekilmiş; ancak sanatçılarla ilgili pek bilgi bulamadım.

Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu

Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu

Erdek

Erdek

Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu

Erdek 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu

Uluslararası 2. Kyzikos Heykel Sempozyumu Erdek’in Ocaklar Mahallesi’nde kurulan sempozyum alanında dördü yabancı toplam on üç heykeltraşın katılımıyla 15 Temmuza kadar devam edecek ve bu sempozyumda yapılan eserler de Erdek’teki yerlerini alacaklar. Erdek’e gidin ve  Kyzikos Antik Kenti’ni dolaşmadan, Erdek’teki eserleri görmeden dönmeyin. Sanatla kalın…

ERDEK 1. KYZİKOS ULUSLARARASI HEYKEL SEMPOZYUMU

Kyzikos Antik Kenti; Marmara Denizi kıyısında, Türkiye’nin ilk sayfiye yerlerinden biri olan Erdek ilçesinin yakınlarında bulunan bir antik çağ kentidir. Bandırma’dan Erdek’e giderken Düzler Mahallesi’nin sağ tarafında zeytin bahçeleri bulunur, bu alanda Kyzikos Antik Kenti ve Hadrianus tapınağı kalıntıları, ziyaretçilerini beklemektedirler. Kyzikos tabelası bErdek’e giden turistlerin kimisi kahverengi Kyzikos tabelasını görüp Kyzikos Antik Kenti’ne girip kalıntılar arasında dolaşarak yüz yıllar öncesini yaşayabilir, kimisi de o kahverengi tabelayı görmeden geçer gider.

SAMSUNG3000 yıllık geçmişi olan Kyzikos Antik Kenti pek çok heykeltraş ve mimar yetiştirmiş, özellikle M.Ö. 334-30 yılları arasında Helenistik Çağda, daha sonra da Roma zamanında sanatta-heykel, mimaride ve ticari alanda en iyi seviyeye ulaşmış.

SAMSUNG
SAMSUNGKyzikoslu mimarlar Milet, Efes, Bergama’daki bazı mabedlerin süslemelerini ve sütun başlıklarını; Kyzikoslu heykeltraşlar da krallara, kraliçelere, imparatorlara saraylar, tapınaklar, saray ve mezar süslemeleri, sütun başlıkları, su kemerleri ve daha nice yapıtlar yapmışlar. Kyzikos’taki dünyaca ünlü -hatta dünyanın sekizinci harikası olmaya aday- Hadrianus Tapınağı da İmparator Hadrianus adına Kyzikoslu mimarların eseridir.

23 Haziran akşam üzeri Erdek’e girdik, Erdek’in girişindeki benzin istasyonundan yakıt alırken, yolun karşısındaki reklam panoları dikkatimizi çekti. Dört-beş pano yan yana Erdek’te 15 Haziran-15 Temmuz 2015 tarihleri arasında 1. Kyzikos Uluslararası Heykel Sempozyumu yapıldığını; Çin, Ukrayna, Gürcistan, Bulgaristan ve Türkiye’den heykel sanatçılarının, ayrıca Mimar Sinan Üniversitesinden beş öğrencinin de sempozyuma katıldığını, sanatçıların  Erdek merkezde ve Ocaklar köyünde-Ocaklar Mahallesi – çalışmalarını sürdürdüğünü bildiriyordu.

SAMSUNG

Erdek

Erdek

SAMSUNG

Sempozyumun gerçekleştirildiği alana gittik; deniz kenarında, balıkçı teknelerinin yanı başında genişçe bir alandı, belediye tarafından her sanatçıya bir bölüm ayrılmıştı.

Mert Çıkılmazkaya-Türkiye

Mert Çıkılmazkaya-Türkiye

SAMSUNG

SAMSUNG

İvane Tsiskadze- Gürcistan

SAMSUNG

Petre Petrov-Bulgaristan

Petre Petrov-Bulgaristan

Tonlarca ağırlıktaki mermerler ve granitler büyük bir emekle verilmek istenen şekli alıyordu. Sanatçılar mermer ve granit üzerinde çalışıp heykellerini gerçekleştiriyorlardı. Mermer ve graniti işledikçe her bölümden yoğun bir toz tabakası havaya karışıyor, her yeri sarıyor, rüzgâr eşliğinde oraya buraya savruluyordu. SAMSUNGÇevredeki çam ağaçları ne yazık ki bu toz bulutundan etkilenmiş, ağaçların rengi yeşilden griye dönmüştü. Heykeltraşların taşları kırdıkları, yonttukları el aletleri büyük bir gürültü çıkarıyordu.

Lin Shenghuang-Çin Halk Cumhuriyeti

Lin Shenghuang-Çin Halk Cumhuriyeti

Sanatçılar gürültüden ve tozdan etkilenmemek için kulaklıklarını ve maskelerini takmışlar, hatta bazıları havanın sıcak olmasına aldırmadan uzun muşamba önlükler giymiş öyle çalışıyorlardı. Büyük bir titizlikle ve güçle heykellerini oluşturma çabası içindeydiler.

Biz tozdan ve gürültüden dolayı sempozyum alanında fazla kalamadık, heykeltraşların işleri çok zor! Onları mermer ve granit kayalarla, toz, gürültü ve sıcakla baş başa bıraktık. 15 Temmuz’dan sonra o tonlarca ağırlıktaki kayalardan her biri bir sanat eserine dönüşecek ve Erdek Meydanı, sahilleri bu heykellerle şenlenecek, güzelleşecek. SAMSUNG21. yüzyılın eserleriyle 3000 yıllık Kyzikos eserleri bütünleşecek. Böyle bir heykel sempozyumunun çok daha önce yapılması gerekiyordu Erdek’te; ancak hiç olmamasındansa ilk adımın atılıp 1. Kyzikos Heykel Sempozyumu’nun başlaması çok önemli bir olay. Her yıl bu sempozyumun tekrarlanmasını ve uzun ömürlü olmasını diliyorum. Turizmle, yazlıkçılarıyla tanınan Erdek’in bundan böyle sanat yönüyle de tanınacağını, Erdek halkının sanata sahip çıkacağını umuyorum

 

 

TÜRK DA VİNCİ’Sİ İLHAN KOMAN

Leonardo da Vinci’den Türk da Vinci’sine

Floransa ressamlar, heykeltraşlar, şairler, düşünürler kenti. Her sokakta bir sanatçının müzesiyle, eviyle karşılaşıyor ve onlara bir merhaba demek, onların yaşadıkları çağı solumak için buralara uğruyorsunuz. Dante’nin evi, Leonardo da Vinci’nin müzesi… hangi köşeyi dönsek müzeler, sanat evleri, heykellerle karşılaşıyoruz. İtalya’da dünya; tarihle, kültürle, sanatla, sanatçıyla dönüyor. Ve tüm bunları görmeye dünyanın dört bir yanından milyonlarca kişi geliyor. İtalya kültür ve sanat turizmiyle yaşıyor.

Leonardo da Vinci

Leonardo da Vinci

Leonardo da Vinci’nin yapıtlarının, icatlarının sergilendiği müzeyi gezdikçe Da Vinci’ye hayranlığımız kaç kat daha arttı.

Dünyaca ünlü bilim adamı, sanatçı, mucit! Ülkemizde onu bilmeyen, adını duymayan yoktur. Bizim Da Vinci’yi bildiğimiz kadar olmasa da İtalya’da Türk da Vinci’si de çok tanınıyor. Bu sanatçımız İlhan Koman… Sanatı ve bilimi bir araya getirdiği için ona Türk da Vinci’si  deniyor.

İlhan Koman’ın Doğduğu Evin Müzeye Dönüştürülememesinin Öyküsü

İlhan Koman’ın 2005 yılının Mayıs ve Haziran aylarında üç farklı mekânda -Fransız Kültür Merkezi, Yapı Kredi Bankası Sanat Galerisi, İsveç Konsolosluğu- ilk retrospektif sergisinin açılacağını gazetede okuduğumda bu sergiye içimde bir sızı duyarak gitmem gerektiğini düşündüm. Bu sergi haberi, beni bir yıl öncesine götürdü. Belleğimin karanlık bir köşesine sakladığım bir anı, karanlıklardan çıkarak kafamda şekillenmeye başladı. Kendimi arkadaşım Füsun ile Edirne’nin sokaklarında İlhan Koman’ın evini ararken buluverdim.

İlhan Koman (1921-1986)

İlhan Koman (1921, Edirne -1986, Stockholm)

Bir iki kişiye İlhan Koman’ın doğduğu evi sorduk, yapılan tariflere göre evi bulmaya çalışırken İlhan Koman hakkında bildiklerimizi birbirimize anlatıyorduk. Füsun da benim gibi, onun yapıtı olan, Akdeniz Heykeli’ni çok beğeniyormuş.

1958 yılına kadar İGSA (İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi)’da öğretim üyeliği yapan İlhan Koman’ın eşi ve çocuklarıyla Stockholm’de bir yük gemisinde ömrünün sonuna kadar yaşamış olması, geminin içinde bir heykel atölyesi oluşturması, dünyanın pek çok ülkesinde bulunan ve sergilenen heykellerini bu atölyede yapması, çocuklarını gemi evinde büyütüp yetiştirmesi; Füsun’a da bana da çok ilginç ve hoş geliyordu.

İlhan Koman'ın evi ve atölyesi Hulda gemisi

İlhan Koman’ın evi ve atölyesi olan Hulda gemisi

Bir gemide uzun yıllar yaşaması özgür ruhlu ve sıra dışı biri olduğunun göstergesiydi bize göre.

Füsun’a İsveç’teki ‘kara kafa’ olayını biliyor musun? dediğimde “Bilmez miyim, Avrupalıların kendilerinden olmayanları aşağılamalarını ne güzel anlatıyor, ” dedi.

Ben, Aslan Mengüç’ün ‘İlhan Koman’la Son Konuşmalar’ adlı yazısından öğrenmiştim bu olayı.

İsveç’te eski parlamento binasını onarmışlar, binanın açılmasına az bir zaman kalmış. Yalnız binanın içindeki büyük oturum salonunda devletin rölyeften yapılmış amblemini yapmayı unutmuşlar. Görevliler bu sorunu nasıl çözümleyeceklerini araştırmaya başlamışlar. Bir ay gibi kısa bir zamanda amblemin yapılması gerekiyormuş.

İlhan Koman’ı tanıyan kişiler, bu işi sadece İlhan Koman yapabilir demişler. İsveçli yetkililer İlhan Koman’a amblemin bu kadar kısa zamanda yapılıp yapılamayacağını sormuşlar. İlhan Koman, bir ayda amblemin geçici bir örneğinin yapılabileceğini söylemiş. İşi İlhan Koman’a vermişler. İlhan Koman da bir iki öğrencisiyle gece gündüz çalışıp İsveç Devleti’nin amblemini yapmış. Parlamento binası zamanında açılmış onun sayesinde.

Heykeltraş İlhan Koman

Heykeltıraş İlhan Koman

İlhan Koman, İsveç’teki yabancıların küçümsenip ‘kara kafa’ diye adlandırılmasını içine sindirememiş olduğundan bir kâğıda ‘Sizin devletin alâmet-i fârikasını da bir kara kafalı yaptı,” diye yazıp kabartmanın içine yerleştirmiş.

İlhan Koman'ın Doğduğu Ev /Edirne

İlhan Koman’ın Doğduğu Ev /Edirne

Biz bunları konuşa konuşa İlhan Koman’ın doğduğu evi bulduk. Heyecanlıydık, İlhan Koman’ın doğduğu müze evinde onun önemli yapıtlarını göreceğimizi düşünüyorduk. Zili çaldık, kapının açılmasını uzunca bir süre bekledik, nihayet kapı açıldı. Kapıyı açan görevli bize ne istediğimizi sordu. Biz de İlhan Koman’ın evini gezmek istediğimizi söyledik. Adam büyük bir şaşkınlıkla: “Allah Allah! Siz İlhan Koman’ı nereden tanıyorsunuz? Burada mı oturuyorsunuz yoksa başka bir şehirden mi geldiniz? Niçin evi gezeceksiniz? gibi bir sürü soru sordu.

Bu kadar soru karşısında şaşırma sırası bizdeydi, onun bu soruları niçin sorduğunu anlayamadığımızı, İlhan Koman’ın dünyaca ünlü, önemli bir heykeltıraş olduğunu, onun doğduğu evi görmemizin şaşılacak bir yanı olmadığını söyledik görevliye.

Görevli, bizi isteksizce içeriye aldı. İçeriye girince bir de ne görelim!

Boş bir salon ve o salona açılan boş odalar. Evin ortasında öylece kalakaldık. Üzerimizdeki şoku atınca üst kata çıkan merdivenlere yürüdük hiç konuşmadan. Üst katta da boynu bükük boş odalar karşıladı bizi. Hayal kırıklığımız çok büyüktü!

İlhan Koman, Türkiye’de İGSA’da pek çok heykeltıraş yetiştirmiş bir hocaydı. 1947-50’de Fransa’da çalışmalar yapmış, ilk sergisini Paris’te açmış, 1967’de Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okuluna öğretim üyesi olarak kabul edilmiş, yeni geometrik türevler ve yel değirmenleri gibi bilimsel buluşları tescil edilmiş bir sanatçıydı.

İtalyanlar, İlhan Koman’ı Leonardo da Vinci’ye benzetiyor, ona Türk Da Vincisi diyorlardı. Bunun nedeni de sanat yapıtlarını üretirken bilimsel kökenli projelere, teknolojik araştırmalara önem vermesi ve bazı eserlerinin sırrının hâlâ çözülememesiymiş. İlhan Koman için sanatçı ve bilim adamı diyebiliriz ya da bilimsel sanatçı.

Anıt Kabir Doğu Kanadı İlhan Koman

Anıtkabir Doğu Kanadı Rölyeflerinin Bir Bölümü
İlhan Koman

Anıtkabir’in büyük rölyeflerinden doğu kanadını da o yapmış; ayrıca hem Türkiye’de hem de İsveç’te çeşitli ödüller almış.

Dünyaca ünlü sanatçımızın 1921 yılında doğduğu Edirne’deki evinde onu tanıtan, hatırlatan herhangi bir eserinin olmaması üzücüydü doğrusu! Biz neler göreceğimizi hayal etmiş, neyle karşılaşmıştık. Burada İlhan Koman’ın eserlerinden bazılarının reprodüksiyonlarının olmasından vazgeçtik, en azından onun eserlerinin fotoğrafları asılıp her birinin yanına yapıtla ilgili bilgi verilebilir, İlhan Koman’ın yaşam öyküsü, sanatı anlatılabilir, onunla ilgili filmler hazırlanıp evi ziyaret edenlere izlettirilebilirdi.

Füsun’la anlayamadığımız nokta, İlhan Koman’ın akrabalarının ya da öğrencilerinin bu evle neden ilgilenmediğiydi. O kişilere oldukça kızdık; sonraları işin doğrusunu öğrenince kızgınlığımız geçti, onlara hak verdik.

İlhan Koman’ın kızkardeşi Gönül Dilan, ağabeyinin ölümünden sonra ailesinden kalan bu evi Kültür Bakanlığına, müze yapılması koşuluyla, az bir ücret karşılığında vermiş. Ayrıca Gönül Hanım, İlhan Koman Müzesi’nde sergilenmesi için İlhan Koman’ın bazı eserlerini ve özel eşyalarını da bırakmış. Daha sonra evin müzeye dönüştürülmediğini ve İlhan Koman’ın yapıtlarının ve eşyalarının zarar gördüğünü gören Gönül Dilan, İlhan Koman Evi’ndeki eserleri geri almış. Bu eserler, Edirne’deki ll. Bayezid Külliyesi’nin içindeki Resim ve Heykel Müzesi’nde bulunmaktaymış.

Sayın Gönül Dilan kimbilir ne kadar sıkıldı, üzüldü bu duruma; biz de onun üzüntüsünü içimizde duyduk. İlhan Koman Evi’ne gereken ilginin verileceğini umuyoruz; çünkü bir kent sanatçılarıyla, edebiyatçılarıyla değerlidir. Doğduğu, yaşadığı kentte değer bulan sanatçılar, kentlerinin kültür ve sanat yönünden gelişmesine katkıda bulunurlar. Onların evlerinin müzeye dönüştürülmesi kente farklı bir kimlik katacaktır. Müzeler bir ulusun nüfus kâğıdıdır, demişti bir arkeolog dostum. Ne kadar doğru bir söz, lütfen nüfus kâğıtlarımızı kaybetmeyelim.

İlhan Koman’ın doğduğu evin yaşayan, gerçek bir müzeye dönüştürülmesi Edirne’ye ve Edirne halkına sanat ve kültür adına çok şey katacaktır.

İşte 2005 yılının Mayıs ayında İlhan Koman’ın retrospektif sergisinin açılacağını öğrenmem bana bir zaman yolculuğu yaptırdı beni Edirne’ye götürdü. İçimden bir şey koptu. Bu sergiye gidip İlhan Koman’ın yapıtlarının dialarını çekip onunla ilgili yazı yazmalıyım, öğrencilerime İlhan Koman’ı tanıtıp yapıtlarının dialarını göstermeliyim, diye düşündüm.

Fotoğraf makinemi aldım, serginin ilk ayağı olan Fransız Kültür Merkezi’ne gittim. İlhan Koman’ın Paris’te yaptığı çalışmalar burada sergileniyordu: Küçük boyutlarda heykelcikler, bazı yapıtlarının fotoğrafları, kimi Koman kimi de onun hakkında başkaları tarafından Fransızca yazılmış yazılar, sanat eleştirileri…

r003-002-ab

İlhan Koman'ın küçük heykelcikleri

İlhan Koman’ın küçük heykelcikleri

İlhan Koman Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

İlhan Koman Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

İlhan Koman Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

r003-005

r003-006-b

İlhan Koman Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

İlhan Koman Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

İlhan Koman  Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

İlhan Koman Küçük Heykelcikler

İlhan Koman
Küçük Heykelcikler

Çoğu cam muhafazalar içine yerleştirilmiş olan küçük heykelciklerin dialarını çektim, o minik heykellerin hemen hepsinde bir devinim vardı.


r001-097Fransız Kültür Merkezi’nden sonra Galatasaray’daki Yapı Kredi Kültür Merkezi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’ne gittim.

Akdeniz Heykeli

Akdeniz Heykeli

İlhan Koman eseri

İlhan Koman eseri

İlhan Koman eseri

İlhan Koman eseri

r001-086-b

r001-076-b
r001-080Burada onun form çalışmalarını içeren büyük bir koleksiyon sergileniyordu. Bu koleksiyonla onun araştırmalarının evrimini izleyebiliyordunuz. Onun çizim ve prototiplerinden oluşan eserler zincirini merakla izleyenlerden biriydim. Mekanik eserlerin her biri hareket halindeydi, kimi belli zamanda inip kalkıyor, kimi içe veya dışa kıvrılıyordu.

İlhan Koman eserleri

İlhan Koman eserleri

r001-088-a

r001-090-b

r005-038-ab

İlhan Koman eseri

İlhan Koman eseri

Ağaçtan ve metalden öyle formlar yapmış ki o yapıtlara hayran olmamak elde değildi.

Yapı Kredi’nin ikinci katındaki Sermet Çifter Salonu’nda da ‘Bir Usta Bir Dünya’ sergisinde “Sanat, insanın bilinmeyene doğru çıktığı bir serüvendir, sanatçı devamlı kendini yenileyebilmelidir,” diyen

İlhan Koman Atölyesi

İlhan Koman Atölyesi

İlhan Koman

İlhan Koman atölyesinde

İlhan Koman'ın teknesi Hulda

İlhan Koman’ın teknesi Hulda

İlhan Koman’ın atölyesi, arkadaşları, çalışma teknikleri ve Hulda adlı teknesiyle ilgili fotoğraflar ve yazılar yer alıyordu.

Sergiyi gezip yapıtların fotoğraflarını çektikten sonra Yapı Kredi’den çıkıp İstanbul Tünel’deki İsveç Konsolosluğu’nda aldım soluğu. İsveç Konsolosluğu’nun bahçesinde İlhan Koman’ın demir döneminden altı eseri sergilenmekteydi. Bu eserler kırk yıl önce İsveç’in kamusal alanlarında sergilenmişler, kırk yıl sonra Türkiye’de ilk kez sergileniyorlardı.

İlhan Koman Umacı

İlhan Koman
Umacı

Umacı

Umacı

İsveç'te İlhan Koman'ın yapıtı Umacı'yla ilgili bir gazete yazısı

İlhan Koman’ın yapıtı Umacı’yla ilgili bir gazete yazısı (İsveç)

İsveç’in meydanlarından birinde sergilenen İlhan Koman’ın demirden yaptığı ‘Umacı‚ adını verdiği yapıtı, İsveçliler tarafından çok konuşulmuş. Sanat eleştirmenlerini birbirine düşürmüş. Kimi eleştirmenler Umacı’yı çok etkileyici bulup gerçek bir sanat eseri diye tanımlarken kimileri onu hurda yığını olarak nitelemiş.

r005-018-ab

İlhan Koman'ın yapıtları

İlhan Koman’ın demir yapıtları

Heykellerimi birer cenin olarak adlandırırım, çünkü her parça yeni fikirler üretmeyi ve farklı bilgilere duyulan ihtiyacı gidermeyi amaçlar; aynı türün daha gelişmiş örnekleri üretmede nasıl kullanılabilir, bunu ortaya koyar. Ama tabii ki sadece eski çalışmalarımın üzerinde yoğunlaşarak yeni heykeller yapmıyorum. Hatta söyleyebilirim ki genellikle hayatta karşılaştığım birtakım garipliklerin üzerine gitmeyi çok seviyorum ve yaşadıklarım eserlerimi fazlasıyla etkiliyor. Sıradanlığa özellikle de değiştirilemez ya da tartışılamaz gibi görünen tabulara meydan okumak bana büyük haz veriyor. Bana göre işte bu böyledir diyerek peşin hüküm vermek dar görüşlü olmaktan başka bir şey değildir.” diyen İlhan Koman’ın yapıtları 2005 yılındaki ilk retrospektif sergisinden sonra İstanbul Modern’de Modern Türk heykelinin on beş sanatçısının yapıtlarının ilk kez bir araya getirildiği “Bellek ve Ölçek” adlı sergide de 10 Şubat- 30 Nisan 2006’da yerini aldı.

Ve 2007 yılının Eylül ayında Santralistanbul’da açılan ‘Modern ve Ötesi‚ adlı sergide İlhan Koman’ın eserlerini yeniden görmek beni çok mutlu etti.

İlhan Koman’ın evinin son durumunu merak ettiğimden (Ekim. 2007) internete girdim, İlhan Koman’ın doğduğu evin Neo-klasik üslupta bir konak olduğunu, Rum mimarlar ve ressamlar tarafından 1908’de yapıldığını, bu sıralarda da “Konak müze olsun mu?” sorusunun sorulduğunu öğrendim.

Siz, bu soruya ne yanıt verirdiniz? Efendim, ne diyorsunuz? Evet, olsun dediğinizi duyuyorum. Yoksa yanlış mı duydum? Hayır, hayır yanlış duymuş olamam! Sizlerin, İlhan Koman’ın evi müze olmalı! diye avaz avaz bağırdığınızı çok iyi biliyorum, bunu taa içimde duyumsuyorum. Ben de sizlerle aynı fikirdeyim İlhan Koman’ın evi müze olmalı!

Bir müze kent olan Edirne’de İlhan Koman Müzesi’nin açılması, Edirne’ye ve Edirne halkına çok yakışacak çok…

Yakışacaktı! Ama yakışamadı! Yıl 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 araştırmalarıma göre İlhan Koman’ın evi müze olmak için hâlâ bekliyor… Daha ne kadar bekleyecek? Bu kadar beklemek yetmedi mi?

İlhan Koman’ın doğduğu ev ne zaman müze olur bunu bilemiyorum; ama 2014 yılında Trakya Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesi’nde İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi açılmış. Müze ilk kurulduğunda adı: Çağdaş Resim ve Heykel Müzesi’ymiş, daha sonra adı değişip İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi olmuş. Müzede İlhan Koman’ın eserlerinin yanı sıra pek çok sanatçının da eserleri sergileniyormuş. Trakya Üniversitesi’nin bu çalışması beni çok sevindirdi.

Floransa’da Leonardo da Vinci’yle yakınlaşmak bana İlhan Koman’ı çağrıştırdı. Sanatçılarımıza gereken değerin verilmediğini, onların yeteri kadar tanınmadığını ve tanıtılmadığını düşünüyorum bunun için de İtalya’da sanata verilen değeri kıskandım. Heykel, resim, mimari… sanatın her dalını kıskandım, modern sanat müzesini kıskandım! Açık hava müzelerini, tarihi alanlarını kıskandım! Milyonlarca kişinin bu müzeleri çılgınlar gibi gezmesini kıskandım!!! Aslında kıskanç biri değilimdir…

SİGNORİA MEYDANI ve VECCHİO SARAYI

Floransa’nın Uffizi Müzesi’yle Vecchio Sarayı neredeyse yan yana. Uffizi’nin avlusunu yürüyerek bitirince kendinizi

Signoria Meydanı (Piazza della Signoria)

Signoria Meydanı (Piazza della Signoria)

Signoria Meydanı’nda buluyorsunuz. Meydanda neler yok ki… Kafeler, restoranlar, tanınmış heykeltraşlar tarafından yapılmış heykeller; sanat eserlerini hayranlıkla seyreden turistler, kenti gezdirmek için turistleri bekleyen faytonlar, atların ayakları altında korkusuzca dolaşan güvercinler… ve Vecchio Sarayı.

Palazzo Vecchio (Vecchio Sarayı), Floransa’nın 1298-1314 yılları arasında inşa edilmiş en eski resmi yapılarından biri. Sarayın mimarları; Arnolfo di Cambio ve Torre d’ Arnolfo. 14. yüzyılda Floransa Cumhuriyeti Yürütme Konseyince kullanılan Vecchio, daha sonra Medici ailesinin hem evi hem de grandüklerinin yönetim merkezi olmuş. 1872 yılından beri belediye sarayı olarak kullanılan Vecchio Sarayı’na Mimar, ressam, sanat tarihçisi Giorgio Vasari 16. yüzyılın sonlarında büyük bir restorasyon yapmış. Binaya birtakım ekler yapıp sarayın içini yeniden düzenlemiş ve dekorasyonunu değiştirmiş.

Vecchio Sarayı (Palazzo Vecchio-Palazzo della Signoria)

Vecchio Sarayı (Palazzo Vecchio-Palazzo della Signoria)

Aslında Vecchio Sarayı’nın ilk adı Palazzo della Signoria’ymış. Uzun süre bu sarayda yaşayan Medici ailesi yeni sarayları Pitti’ye taşınınca, Signoria Sarayı’nın adı da eski saray demek olan Palazzo Vecchio adıyla anılmaya başlanmış. Bizi, Vecchio Sarayı’nın kapısının iki yanında bulunan Heykeltraş, ressam, mimar ve şair Michelangelo’nun meşhur “David” (Davud  1501-1504) heykelinin kopyası ve Heykeltraş Baccio Bandinelli’nin “Herakles ile Cacus”u (l534) karşılıyor.

Michelangelo'nun aslı Galleria della Accademia'da bulunan David heykelinin kopyası

Michelangelo’nun -aslı Galleria della Accademia’da bulunan- “David” heykelinin kopyası

Baccio Bandinelli'nin "Herakles ile Cacus" adlı heykeli (1534)

Baccio Bandinelli’nin “Herakles ile Cacus” adlı heykeli (1534)

Vecchio Sarayı’nın bulunduğu Signoria Meydanı’ndaki heykeller sadece Michelangelo’nun ve Bandinelli’nin heykelleriyle sınırlı değil. Giambologna’nın “Sabin Kadınlarının Kaçırılması” adlı heykelinin kopyası (heykelin aslı Academia Müzesi’nde), Bartolomeo Ammannati’nin 1565’te yaptığı “Neptün Çeşmesi” heykeli, Cosmo Di Medici’nin at üstündeki heykeli, bir açık hava müzesi gibi olan Loggia Dei Lanzi ve heykelleri Signoria Meydanı’nı da açık hava müzesi konumuna getirmiş. Dünyanın dört bir yanından turistler akın akın Floransa’ya geliyor. Floransa dünyaca ünlü bir turizm merkezi.

Neptün Çeşmesi'ndeki heykeltraş Giambologna tarafından hazırlanmış satir heykeli

Neptün Çeşmesi’ndeki heykeltraş Giambologna tarafından hazırlanmış satir heykeli ve güvercinler

Medusa'nın kesik başını elinde tutan Perseus'un heykeli (Loggia dei Lenzi)

Medusa’nın kesik başını elinde tutan Perseus’un heykeli (Loggia dei Lanzi)

Vecchio Sarayı- Beş Yüz Salonu

Vecchio Sarayı- Beş Yüz Salonu

Bugün Vecchio Sarayı hâlâ belediye sarayı olarak kullanılmakla birlikte Vecchio’nun büyük bölümü müze. Beş Yüz Salonu’nun duvarlarının bir tarafı Leonardo da Vinci diğer tarafı Michelangelo, tavanı ise Giorgio Vasari tarafından resmedilmiş. Salonda “Herakles’in Görevleri” adlı 6 dinamik (devimsel) heykelin üçü salonun sağında üçü de solunda yerini almış. Floransa Cumhuriyeti’nin 500’den fazla üyesi bulunan Büyük Konsey’in toplantı salonu olan Beş Yüz Salonu zamanında dünyanın en büyük salonuymuş (1100 m2). l. Cosimo’nun isteği üzerine Vecchio’da değişiklikler yapan Giorgio Vasari adına Vecchio Sarayı’nın hemen hemen her bölümünde rastlanıyor, Vasari Vecchio’ya damgasını vurmuş.

Vecchio'nun duvarlarındaki resimlerden biri

Vecchio’nun duvarlarındaki resimlerden biri

Vecchio Sarayı'nın tavan süslemesi

Vecchio Sarayı’nın tavan süslemesi

Vecchio Sarayı tavan süslemeleri

Vecchio Sarayı tavan süslemesi

Sarayın duvarlarını devasa resimler süslüyor, her odanın tavan süslemeleri farklı ve birbirinden güzel.

1500’lü yıllarda ölüm maskeleri çok yaygınmış, bir kişi öldükten birkaç dakika sonra yüzünün alçısı alınarak yapılırmış ölüm maskesi.

Dante Aligheiri'nin Ölüm Maskesi

Dante Alighieri’nin Ölüm Maskesi

Dünyaca ünlü, İtalyan edebiyatının en önemli epik şiiri “İlahi Komedya”nın yazarı Dante Alighieri’nin ölüm maskesi de Vecchio’da.

Andrea del Verrocchio-Yunus ile Melek heykeli (1470)

Andrea del Verrocchio-Yunus ile Melek heykeli (Putto, 1470)

Ayrıca Andrea del Verrocchio’nun bronzdan yapılmış Yunus ile Melek (Putto) adlı heykeli sarayda sergilenen eserlerden.

Vecchio'dan Floransa'ya bakış

Vecchio’dan Floransa’ya bakış

Vecchio'dan Floransa'ya bakış

Vecchio’dan Floransa’nın görünüşü

Signoria Meydanı-Solda Neptün Çeşmesi sağda l.Cosimo'nun at üzerindeki heykeli

Vecchio’dan Signoria Meydanı-Solda Neptün Çeşmesi sağda l.Cosimo’nun at üzerindeki heykeli

Vecchio Sarayı'nın terasından Signoria Meydanı'nın görünüşü

Vecchio Sarayı’nın terasından Signoria Meydanı’nın görünüşü

Vecchio Sarayı’nın terasından Signoria Meydanı’na baktığımızda oraya buraya koşuşturan insanları gördük, minicik görünüyorlardı, bana karıncaları anımsattılar.

Karıncalar yiyecek derdinde

Karıncalar

Floransa’da dolaştıkça kendimizi 15-16. yüzyıllarda yaşıyormuş gibi hissettik, sanat-tarih-kültür iç içeydi. Floransa’ya boşuna Rönesans’ın doğum yeri denmemiş; müzeleri, sanat galerileri, kültürü, mimarisiyle, buram buram tarih kokuyor, sanat kokuyor. Bu kokuyu doya doya içimize çekiyoruz…

 

Fotoğraflar: Mithat Okay

İLHAN KOMAN’IN AKDENİZ HEYKELİ

AKDENİZ HEYKELİ

AKDENİZ HEYKELİ

Yıllar yıllar önceydi, Akdeniz Heykeli’ni gördüğüm an İstanbul‘un gürültüsünden, kargaşasından sıyrıldım, kendimi tatlı tatlı esen rüzgâr eşliğinde Akdeniz’in lacivert sularında buldum. Onun şefkatle, sevgiyle açılmış kolları beni sardı, dalga dalga yayılarak benliğime girdi.

Onun kollarını bir anne şefkati ve sıcaklığıyla açması, tüm insanlığı kucaklayacak kadar güçlü ve bir o kadar da kırılgan, kırılgan olduğu kadar da onurlu, gururlu olması, bana her türlü zorluğun altından kalkmasını bilen kadınlarımızı çağrıştırdı.

Ne zaman Zincirlikuyu’dan geçsem onu görmek için sabırsızlanır, onu her gördüğümde aynı heyecanı duyar, Akdeniz havasını içime çekerdim.

İlhan Koman

İlhan Koman

Akdeniz Heykeli’ni yaratan sanatçımız İlhan Koman, onun bir Akdeniz kentinin liman girişine konmasını, gelen geçen gemilerin ona düdük çalmasını, onu selâmlamasını arzu edermiş. Onun bu dileği gerçekleşmedi; ama İlhan Koman Akdeniz Heykeli’yle Akdeniz’i İstanbul’un ortasına getirdi.

AKDENİZ HEYKELİ ABBu heykeli Halk Sigorta (bugünkü Yapı Kredi Sigorta) sanatçıdan talep etmiş. İlhan Koman 4 tonluk 12 mm kalınlığındaki 112 metal levhanın yan yana getirilmesiyle oluşturmuş eserini. Sanatçı Akdeniz Heykeli’ni beş yüz çeşit maviyle boyamak istemişse de olanakları buna izin vermemiş, o da heykeli beyaza boyamış. Ben beyaza boyanmış haliyle sevdim Akdeniz Heykeli’ni.

2005 yılının Mayıs ayında İlhan Koman Retrospektif Sergisi ile bağlantılı olarak Akdeniz Heykeli Galatasaray’a getirildi. Galatasaray’a çok yakışmıştı doğrusu! Ne yazık ki sergi bitmeden oradan kaldırıldı!

Yaz bitti, heykel eski yerine konmuştur diye düşündüm, birkaç kez Zincirlikuyu’dan geçtim; onu göremedim. Sonra bir kış günü İş Sanat’ta bir şiir dinletisine giderken Akdeniz Heykeli’ni Levent’te Yapı Kredi Plaza’nın önünde gördüm. Sanki bir kenara atılmış gibi geldi bana, içim cız etti. Akdeniz Heykeli’nin yeri burası olmamalı, diye düşündüm. Sonra ona uzun uzun baktım, baktıkça duyduğum üzüntü azalmaya başladı; çünkü onun, o yüksek binalara meydan okuduğunu gördüm. İşte ben buradayım, her zamanki gibi güçlüyüm, onurluyum ve tüm insanları sevgiyle kucaklıyorum dercesine kollarını açmış orada duruyordu.

İçim rahatladı, o nerede durursa dursun değerinden hiçbir şey kaybetmeyecekti; ama ben

ilhan koman'ın akdeniz heykeliAkdeniz Heykeli’nin sanata, sanatçıya önem veren bir Akdeniz kentinin liman girişine yerleştirildiğini, gemiyle önünden geçerken uzun yıllara dayanan dostluğumuz adına ona sevgiyle el salladığımı düşlüyorum.