MDİNA(MEDİNA) KENTİ

Mdina(Medina)daki cam atölyelerini gezdikten sonra bir tepe üzerine kurulmuş olan Mdina kentine geldik. Mdina kenti bir taraftan surlarla diğer yandan da hendeklerle çevrilmiş bir kent. Mdina ilk olarak M.Ö. 700’de Fenikeliler tarafından kurulmuş ve adı Maleth’miş. Milattan önceki uygarlıklar bana hep efsaneymiş gibi geliyor. Fenikeliler sanki bir masal dünyasının kişileriymiş gibi. Fenikelilerden sonra Malta’ya Romalılar gelmiş ve şehrin adını Melite olarak değiştirmişler. Mdina adı ise tahmin edeceğiniz gibi Araplardan kalmış. Eskiden Mdina kenti büyük bir kentmiş ve Ortaçağ’dan, Saint John Şövalyeleri adaya gelene kadar(1530) kent Malta’nın başkentiymiş. Mdina kenti, 18. yüzyılda yeniden kurulmuş, tam bir ortaçağ kenti olarak. Mdina kentini gezip dolaşmak çok hoş! Medina’ya ağaçlık bir yoldan geldik.malta-valetta-mdina 141-a

DSC05442-a

İki katlı otobüsümüzü Mdina kentine girmeden önce yolun kenarına park ettik ve

malta-valetta-mdina 156-a

Medina Şehrinin Giriş Kapısı

eski bir hendeğin üstündeki köprüden yürüdük, köprünün üzerindeki dar bir kapıdan kente girdik.

malta-valetta-mdina 233-a

Medina Kenti Önündeki Ağaçlar, Faytonlar ve Turistler 

Bu kentte 300’e yakın kişinin yaşadığı söyleniyor. Bu kişiler genelde soylular olduğundan bu kente ‘Soylu Şehir’ (Cita Notabile) de deniyormuş. Burada oturan kişilerin arabaları dışında hiçbir aracın kente girmesine izin verilmiyormuş. Az kişi oturduğu ve çok sakin olduğu için ‘Sessiz Kent’ de deniyormuş Medina’ya. Geceleri sokaklarda kimseler olmazmış.

malta-valetta-mdina 223-a

Medina Kentine Girmekte Olan Bir Fayton ve Faytoncu

 

DSC05443-a

Müşteri Bekleyen Bir Fayton

Mdina’yı ya yürüyerek ya da faytonlarla gezebilirsiniz. Maltalılar faytonlara ‘karrozin’ diyorlarmış. Biz kenti yürüyerek dolaşmayı tercih ettik.

DSC05433-a

DSC05436-a

Medina

Çok sessiz bir kentti; daracık sokakları, kireç taşından yapılmış Romanesk, Barok tarzı evleri insana Ortaçağ’da yaşıyormuş hissini veriyor. İyi ki Ortaçağ’da yaşamamışım diyorum kendime, zira Ortaçağ’da burada yaşamak hiç hoş olmasa gerek. Bu zamanda

DSC05435-a

Medina

malta-valetta-mdina 179-a malta şövalyesi

Mdina’daki  Malta Şövalyesi

malta-valetta-mdina 211-a

Medina

malta-valetta-mdina 168-a

Mdina’nın Dar Sokakları

Mdina’yı dolaşmak gerçekten çok güzel; insan kendini o daracık sokaklarda geçmişte yaşıyor gibi hissediyor. Yaşıyor gibi hissetmek güzel; Ortaçağ’da olmak ve burada yaşamak güzel değil! Ben böyle hissediyorum, bunu paylaşmak istemem de normal olmalı.

DSC05439-a

Medina’da Bir Meydan

malta-valetta-mdina 206

DSC05440-a

Mdina’daki Kafelerden Biri

malta-valetta-mdina 190-a

Mdina Surları’ndan Görünen Manzara

malta-valetta-mdina 194-a

Medina Surları’ndan Görünen Malta Manzarası ve Deniz

Surlardan ve oturduğunuz kafeden görülen manzara harika! Tüm Malta ayaklarımız altında ve deniz… O daracık, labirent gibi eski lambaların asılı olduğu sokaklardan bir anda bir meydana çıkıyor ve tarihi bir sarayla veya bir kiliseyle, bir müzeyle karşılaşıyor insan. Unesco Medina’yı Dünya Mirası Listesi’ne almış bile.

malta-valetta-mdina 171-a

Saint Paul Katedrali-Mdina

malta-valetta-mdina 216-a

Medina-Katedral Müzesi

Medina’da öyle büyük alışveriş merkezleri yok; ama pek çok müzesi var. Bunlar; Cathedral Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Zindan Müzesi…Kentin kendisi tarih kokuyor, sanki kente girince tarihin içine girmiş gibi oluyorsunuz. Şayet yakınlarınıza bir armağan almak isterseniz Valetta Glass’tan alabilirsiniz. Kimi zaman Medina kimi zaman da Mdina yazıyorum. Bana göre ikisi de doğru – sanırım biliyorsunuzdur- Arapça’da pek ünlü harf yok, Malta da aynı Arapça’da yazıldığı gibi almış kelimeleri, onun için Medina’yı Mdina şeklinde yazıyorlar. malta-valetta-mdina 184Ben bizde olduğu gibi her heceye bir ünlü getirerek yazıyorum. Arap alfabesi Türkçeye pek uymuyor, ünlü harfleri üç tane olduğu için. Merhaba da öyle yazılmış, yani bir ünlü harfi eksik.

malta-valetta-mdina 182-a

malta-valetta-mdina 146-a

Rabat

malta-valetta-mdina 151-a

Rabat

malta-valetta-mdina 149-a

Rabat

malta-valetta-mdina 235-a

Rabat

DSC05447-a Rabat

Rabat’tan Valletta’ya Dönerken

Medina Kenti ile Rabat birbirine çok yakın. Medina Malta’nın ilk başkenti ve tarihi bir kent. Onun çevresindeki köy ise Rabat. Köy dediğime bakmayın, onun da evleri çok hoş! Yolları gayet güzel…

DSC05334 malta limanı ve gemimiz aida bella

Valletta Limanı ve Aida Bella

Medina’dan döndük, Valletta’yı gezmek için otobüsten indik, yürüdük… Akşamüzeri de gemimizin bulunduğu limana geri döndük. Hava kararmadan önce yola çıkacağız, yarın Tunus’un Guiletta Limanı’nda olacağız, gemide akşam Tunus ile ilgili bir tanıtım programı var, büyük olasılıkla bir tur satın alacağız.

 

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay/ Detlef Bringmann

TAORMİNA’YI GÖRDÜNÜZ MÜ

Aida Bella Gemisi Napoli’den sonra Sicilya Adası’nın Catania Limanı’na demir attı. Catania’yı dolaşmadan sabah otobüse binip Taormina’ya gittik, Catania ile Taormina arası 50 kilometreydi. Taormina deniz seviyesinden iki yüz metre yüksekte olduğundan sürekli yukarıya tırmandık otobüsle. Taormina’ya gelmeden önce Messina ve Catania’ya yakın olan aktif yanardağ Etna’yı gördük.  Üstelik Avrupa’nın en yüksek yanardağıymış. Günümüzde yüksekliği 3326 metreymiş. Tüm bunları ben nereden bilebilirim, tabii ki Vikipedi’den. Yine Vikipedi’nin yazdığına göre 1865 yılına göre Etna Yanardağı 21,6 metre alçalmış. Bu yanardağ 2019 Temmuzunda yeniden aktif hale gelmiş. Kül ve duman püskürtüyormuş.

DSC05194-etna yanardağı-a

Etna Yanardağı

etna-taormina 024-a

Taormina

DSC05208-taormina-a

Taormina 

etna-taormina 062-a

Taormina

etna-taormina 063-a

Taormina

 

Taormina çok şirin bir yerdi. Pek çok ünlü Taormina’ya hayranmış. Doğayı seviyorsanız, Taormina’yı da seversiniz. Vahşi ama hoş bir doğası var buranın. Ünlü Alman yazar Goethe, buraya ‘İtalya’nın anahtarı’ dermiş.  Evet Goethe ne güzel söylemiş. Böyle şirin mi şirin, güzel mi güzel kasabaların mutlaka bir efsanesi vardır. Taormina’nın da bir efsanesi var tabii ki…Eski zamanlarda kötü bir Yunan kralı varmış, Naxos halkı bu kötü kralın zulmünden yılmışlar, onların istediği sakin, huzurlu bir yaşammış, huzurlu bir yaşam sürmek için yer arayışına girmişler,

etna-taormina 032-a

Taormina

etna-taormina 025-a kayalar

Taormina Dağları ve Kayaları

Taormina’nın yeşilliklerini, dağlarını  ve denizini görünce Taormina’ya bayılmışlar ve burayı yaşam alanı olarak seçmişler.

Biz de Taormina’yı çok beğendik. Hele otobüsümüzde bir rehberimiz vardı, yaşlı, ama çok güzel bir kadındı ve harika bir sesi vardı. Detlef ona şelale sesli rehber adını taktı.

Mine de şelale sesli rehberin Taormina ile anlattıklarını bize tercüme etti.

DSC05219-taormina-a

Taormina’ya  Girilen Kapılardan Biri

Otobüsten indikten sonra bir kapıdan geçtik ve kasabanın caddesine girdik.

etna-taormina 041taormina sokakları-a

Taormina’nın Caddesi

etna-taormina duomo di taormina 044-a

Duomo di Taormina

etna-taormina 048-a

Duomo di Taormina’nın Camlarından Biri

DSC05220-taormina-a

Taormina’nın Daracık Sokakları

Church of Saint Augustinekilisesi

Saint Augustine Kilisesi

etna-taormina 037-a

Taormina

 

etna-taormina 059-a

Aziz Joseph Kilisesi ( Church of San Guiseppe) 

Pek çok kilise vardı burada. Ayrıca Duomo’nun önünde Taormina çeşmesi vardı, tepesinde hamile bir satir bulunan.

etna-taormina quattro fontane di Taormina050-a

Taormina Çeşmesi

DSC05231Taormina Çeşmesi A

Taormina Çeşmesi

etna-taormina 066-a

Taormina’nın Dar Merdvenli Sokaklarından Biri

etna-taormina 110-a

Merdivenli Dar Bir Sokak ve Resimler

etna-taormina 046-a

Aralıktan Çan Kulesine Bakış

etna-taormina 058-a

Taormina’nın Dar Sokaklarından Birinde Kapalı Olan Bir Kafe

etna-taormina 040

Taormina

Taormina bizi sıcacık karşıladı, aylardan Şubat’tı. Bence Taormina’yı dolaşmak için en güzel zamandı, hava ne sıcak ne de soğuktu. Bu mevsimde bile kalabalık olan Taormina kimbilir yazın ne kadar kalabalıktır, dediklerine göre jet sosyetenin geldiği yerlerden biriymiş Taormina. İtalya’nın gözdesiymiş.

etna-taormina 068-a

Taormina’nın Evleri

etna-taormina Palazzo Ciampoli di Taormina053-a

Palazzo Ciampoli di Taormina ve Çiçekler

Taormina’da evlerin altında genellikle hediyelik objeler satan dükkanlar bulunuyor. Bir de burada seramikler çok yaygın, hem evler balkonlarına veya duvarlarına bu seramikleri asmışlar ve bu seramikleri turistlere satıyorlar.

etna-taormina 051-a

Hediyelik Seramik Bir Eser

Turistler buradaki dükkanlardan alış veriş yapmaya bayılıyorlar.

etna-taormina 067-a

Taormina’da Balkondaki Seramikler

Seramiklerle süslenmiş evler Taormina’ya güzel bir hava veriyor. Dükkanların birinde Nazım Hikmet’in aşk şiirlerinin cdsinin satıldığını gördük, bu bizi çok etkiledi, Sicilya’nın bir kasabasında bizim şairimizin şiirlerinin cdsini görmek çok hoştu!

etna-taormina 112-a

Nazım Hikmet’in Aşk Şiirleri

 

DSC05264

Meyve,sebze kamyoneti

DSC05262-taormina-a

Taormina Messina Kapısı

DSC05268-Taormina- a

Taormina’yı gezdikten sonra Naxosluların M.Ö. 3. yüzyılda inşa ettikleri  Tiyatro Greco’ya doğru yürüdük. Bütün otobüstekiler ve rehberimiz bize Taormina’daki antik tiyatroyla ilgili bilgi verip bizleri dolaştırıyorlardı. Biz kalabalıktan sıkılınca gruptan ayrıldık ve tiyatroya çıktık.

etna-taormina 088-a

Taormina Antik Tiyatrosu

Şelale sesli rehberimizin anlattığına göre

etna-taormina 089-a

Taormina Tiyatrosu

Taormina’yı 1. yüzyılda Romalılar ele geçirmişler ve bu tiyatroyu restore etmişler. Yani bu tiyatroya Romalıların da eli değmiş, zaten Romalılar mühendislerini, ustalarını yanlarında götürürlermiş, önce bir kenti ele geçirir sonra da o kent için ne yapmaları gerekiyorsa yapıyorlarmış. Anadolu’da pek çok Roma eseri ve kenti bulunuyor.  Teatro Greco’ya çıkınca Sicilya Kıyılarını, İyon Denizini, Etna Dağını ve Taormina’yı görebiliyoruz. Ben bu antik tiyatroda oyunlar izlemek isterim. Hâlâ festivallerde bu tiyatroda tiyatro oyunları, film festivalleri, müzik festivalleri yapılıyormuş. Ben mutlaka bir gün bu festivallere katılacağım ve bir oyun seyredeceğim. Bir de rehberimizin söylediğine göre buradan gün batımını izlemek harikaymış.

DSC05274taormina-a

Tiyatrodan Taormina’ya Bakış

etna-taormina 092-a

Antik Tiyatrodan Seyrettiğimiz Manzaralardan Biri

etna-taormina 091-a

Antik Tiyatrodan Görülen Bir Başka Görüntü

DSC05289taormina-a

Antik Tiyatrodan Taormina, Harika Denizi, Adacıklar

Bizler güneşin batışını göremedik, ama buradan harika manzaralar seyrettik ve fotoğrafladık. Tiyatroyu 360 derece dönebiliyorduk ve her döndüğümüz yer bize muhteşem manzaralar sunuyordu. Tepede çok yükseklerde eski bir kale gördük, oraya çıkmayı çok isterdik; ancak çok zorluydu ve zamanımızı çok alacaktı. Bizler de  sadece uzaktan fotoğraf çekmekle yetindik.

DSC05217-taormina-a

Taormina Tepeleri

DSC05271-taormina-a

Taormina Tepeleri

Taormina’da tepeler çoktu, o tepelere kaleler ya da dini merkezler yapmışlardı. O tepelerden görüntü sanırım harikadır. Neyse aklımız Taormina’nın tepelerinde kalarak aşağıya inmeye başladık. Otobüsümüz bizi bekliyordu, Catania’ya geri dönecek ve orada dolaşacaktık.

Taormina’da bulunan objelerden bazılarının görüntüleri…

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

YENİDEN NAPOLİ

Daha önce Napoli’ye gitmiştik, Napoli ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bir daha yazmama gerek yok diye düşünüyorum, ama fotoğraf paylaşacağım. Daha önce yazdığım yazının adı: Napoli’de Günlük Yaşam, Tarih ve Kültür... İkinci kez gittiğimizde Napoli’de yağmur vardı-daha önce Temmuz ayında Napoli’deydik- yağmuru yememek için birer şemsiye aldık. Halen o şemsiyeyi kullanıyorum. Sabahtan turla Pompei Antik Kenti’ne gittik, öğleden sonra da yağmurda Napoli’yi dolaştık, daha önce buraya geldiğimiz için  kendimizi rahat hissediyorduk. Sanki kent bizimdi.

 

napoli 010-abkastel Nuovo-a

Napoli-Kastel Nuovo ve Galeria Umberto’nun Cam Çatısı

-napoli 015 gemiden napolinin fotoğrafını çekenler a

Aida Bella’dan Napoli’yi Fotoığraflamak

napoli 026-agNapoli a

Napoli

napoli 028-abg

Napoli

napoli 170 castel nuovo a

Napoli-Castel Nuovo

napoli 174castel nuovo üst tarafı a

Napoli- Nuovo Kalesi

napoli 175castel nuovo a orta bölümü

Napoli-Nuovo Kalesi

napoli 176 castel Nuovo a alt kısmı

Napoli-  Nuovo Kalesinin Girişi

napoli 196-a

Napoli-Galeria Umberto

napoli 204 umberto galleria a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

napoli 210-galleria umberto 1 a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

Galeria Umberto’da bir yabancı nereli olduğumuzu sordu, bizler hiçbir şey demedik, o habire pek çok Avrupa ülkesini saydı, onun her yeni ülke adı söylemesinde biz ‘no’ diyorduk, adam bir türlü bulamadı,  hangi ülkeden olduğumuzu sonunda yoruldu ve canı sıkıldı ama mutlaka bulması gerekliymiş gibi hissetti; sonunda Galatasaray dedi. Biz de ona  gülerek evet buldun, biz Türkiye’den geliyoruz dedik. Adam Türkiye’yi biliyor muydu, bilmiyor muydu onu bilemedik, ama o futbol takımımızın adını biliyordu. Galatasarayla aramızda bir bağ kurmuştu. Türkiye’nin İtalyanlarca bilinmemesine üzüldük; ama bir futbol takımımızın tanınması bizi sevindirdi.

napoli 214 köpek ve koç burcu a

Galeria Umberto’nun İçinde Burçlar (Mozaik)-Koç Burcu ve Dinlenen Bir Köpek

 

napoli 211terazi burcu a

Terazi Burcu

 

-napoli 263 a

Napoli’nin  meydanlarından Piazza del Plebiscito (Plebiscito Meydanı) ve San Francesco di Paola Bazilikası

napoli 270 eski binalar a

Napoli’deki Binalar

napoli 282tiyatro binası bilet gişesi a

Napoli’de San Carlo Tiyatrosu’nun Bilet Gişesi

napoli 276-a

Palazzo Reale-Royal Palace(Royal Sarayı)

napoli 254 binalar a

Napoli’deki Binalar

pompei-napoli 261.-aJPG

Royal Sarayı

Napoli tarihi bir kent, müzeleri, alışveriş merkezleri, geniş meydanları var; ama kentte  öyle evler vardı ki, buralarda insanlar nasıl yaşıyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Bir de araçların çoğu ya başka bir araca çarpmış ya da ona çarpmışlardı. Sağlam, vuruk olmayan bir araç görmek zor. Ama denizi olan her kent gibi güzeldi Napoli. Bir kent; bana hep deniz kenarında olmalıymış gibi geliyor. İtalya’da insanlar çok sıcak, dil bilmeseler bile vücut diliyle her istediklerini anlatabiliyorlar, biz de onları rahatça anlayabiliyoruz. Buranın insanları bize benzedikleri için belki de buraları daha çok seviyoruz. Akşam olmak üzere gemiye dönme vakti geldi, bu geceyi yolda geçireceğiz, yarın Sicilya’da olacağız.

CİVİTAVECCHİA-ROMA

Marsilya’dan akşamüstü 18.00’da ayrıldık, gemimiz bütün gece ve ertesi gün yol aldı.  İtalya’ya doğru gidiyorduk.7 Şubat ‘Seetag–deniz günü’ydü ve bazı kişiler geminin açık alanında yani güvertede battaniyelere sarılmış, şezlonglara uzanmış olarak dinleniyordu, bazı insanlar da  geminin güvertesinde havuzun kenarında oturuyorlardı. Kimisi de korkuluklara dayanmış dinlenenleri seyrediyordu. Sahnede şarkı söyleyenler misafirlerin eğlenceli zaman geçirmesi için dillerinden geleni yapıyorlar, şarkılarını söylüyorlardı.

DSC04954seetag gününde gemide dinlenenler a

Seetag Günü Misafirler Güneşten Faydalanıyorlar

DSC04952aidabella güvertesi a

İtalya’ya Giderken Güvertede Dinlenenler

DSC04957aidabella güverte sahnesi a

Aida Bella’nın Güvertesindeki Sahne ve Şarkıcılar

Roma’ya 80 kilometre uzaklıkta bulunan Civitavecchia’ya gideceğiz. Civitavecchia Roma’nın limanı, bütün yolcu gemileri bu limana uğruyor yolcuların Roma’ya 1,5 saatte gitmeleri için. Ayın sekizinde Civitavecchia’ya vardık, Roma’ya gidip gitmemekte tereddütlüydük, zira daha önce Roma’ya gitmiş, üç gün kalmıştık. 1,5 saat gitmek ve aynı yolu dönmeyi gözümüz yemedi. Daha önce gitmemiş olsaydık ne yapar eder Roma’ya giderdik. Hiçbirimiz Roma’ya gitmek istemiyorduk, biz de görmediğimiz bir yerdeyiz. Civitavecchia’yı dolaşalım, sakin bir gün geçirelim diye düşündük. Gerçekten çok sakin bir gün oldu. Civitavecchia bir şehirmiş, ama kasabamsı bir yerdi. Daha doğrusu kasabadan büyük, şehirden küçüktü.

DSC04981civitaviccia-tekneler a

Lazerler Yaz Mevsiminin Gelmesini Bekliyor

Civitavecchia/ırı denizi ışıl ışıl parlıyordu güneş altında. Pek çok tekne bulunuyordu, şişme botlar, lazerler, yelkenliler, balıkçı tekneleri, burası sanırım yazlık bir kentti. Burada oturanlar denizle ve deniz araçlarıyla haşır neşirdiler. Yelken yapanlar çoktu. Bunu nereden mi anladım, tabii ki bir sürü lazer ve yelkenli teknelerin olmasından.

civicateveccio-roma 042-a

Civitavecchia’da Deniz

civicateveccio-roma 033-a

Civitavecchia Bir Barınak ve Tekneler

civicateveccio-roma 035-a

Civitavecchia’da Şişme Botlar, Barınak ve Ağaçlar

Kenarlarına palmiyeler dikilmiş yollarda yürüyüş yaptık,üzerlerinde heykel olan evleri, dar sokakları ve tiyatro binasının olduğu yerleri dolaştık. Buradaki evler ve sokaklar güzeldi! Hele deniz kenarı tam bizim istediğimiz gibiydi, yazın bu kumsallar sanırım dolu olur.

civicateveccio-roma 050-a

DSC04984civitaveccia a bir duvar panosu.jpg

Civitavecchia’da Bir Duvar Panosu

DSC04987civitaviccia a

Civitavecchia

DSC04988civitaviccia a

Civitavecchia

DSC05027civitavecciada bir yelkenli ve aida bella a

Civitavecchia’da Bir Yelkenli ve Aida Bella

DSC04997-civitaveccia- a

Civitavecchia’da  Vatansever Bir Asker Olan Giueseppe Garibaldi(1807-1882)

Giuseppe Garibaldi, Vikipedi’nin dediğine göre İtalyan general, yurtsever, lider ve yazarmış.  İtalya Devleti’nin kurulması için çalışmış. İtalya’nın birleşmesinde önemli rolü olan kişilerden biriymiş. İtalyanlar onu İtalya’nın en büyük kahramanı ve yurtseverlerinden biri olarak kabul ediyorlarmış..

Civitavecchia’da çok sakin bir gün geçirdik, sahilde  ve ağaçlıklı yolda uzun bir yürüyüş yaptık, huzurlu, sakin ve rahat bir kentti. Burada antik, güzel binalar,pek çok alışveriş yapacağınız dükkanlar, oldukça güzel kafeler, barlar vardı. Bizler uzun yürüyüşten sonra bir kafeye oturduk deniz kenarında, hem denizi seyrettik hem de  çapuççinolarımızı içtik.

DSC05004civitavecciada işportacı a

Civitavecchia’da Bir İşportacı

Civitavecchia’da sokakta mallarını sergileyip satan bir işportacı gördük, ne satıyor diye merakla baktık ve ben mor bir şal aldım. Bir sürü şalım vardı, ama mor şalı çok beğendim.

DSC05030-civitaveccia

Michelangelo Kalesi- Civitavecchia

Gemiden inince Michelangelo Kalesi çok yakındı, içine giremesek de etrafını dolaştık, Michelangelo kalenin tasarımını yaptığı için onun adı verilmiş. 1500’lü yıllarda yapılan kale İtalyan Donanmasına aitmiş. Zaman zaman kale açık oluyormuş, ama biz oradayken kapalıydı,

DSC05031-civitaveccia-a

Michelangelo Kalesi-Civitavecchia

DSC05034aidabella-civitaveccia'da a

Civitavecchia’da Aida Bella, Antik Bir Kalıntı, Başka Bir Gemi ve Tekneler

Civitavecchia Limanı’nda genellikle bir sürü gemi olurmuş. Biz Civitavecchia’ya geldiğimizde çok gemi yoktu. Gemimiz rahatça yanaştı ve biz kenti gönül rahatlığıyla gezdik. Kendimizi fazla yormadık, zira günlerdir çok yorulmuştuk oradan oraya koşturmaktan. Bugün çok yol yapmamak bizlere iyi geldi. Yarın nasıl olsa çok yorulacağız. Daha önce görmüştük ama yine Napoli’de olacağız, sabahtan öğleye kadar bir turumuz var,  Pompei’ye gideceğiz, öğleden sonra da Napoli’de dolaşacağız.

Fotoğraflar: Sevil Okay, Mithat Okay, Detlef Bringmann

MARSİLYA’DA GÜZEL BİR GÜN

Barselona’dan sonraki durağımız Fransa’nın Marsilya limanıydı. Günlerdir İspanya’nın kentlerinde dolaşıp duruyorduk, sadece şehir değil ülke de değiştirecektik. Gemimiz Aida Bella ile Marsilya’ya geldik, gece yol almıştık sabah gemiden ayrılırken Marsilya’ya yürüyerek gidelim diye konuştuk, kuzenim Mine ‘Ben yürümeyeceğim, otobüsle Marsilya’nın içine gideceğim oradan da trenle tepedeki kiliseye çıkacağım, sizler yürüyebilirsiniz.’ dedi. Ben, Mithat ve Detlef tamam deyip yürümeye başladık. Gerçi Marsilya’ya yürürken pek yürüme yolu yoktu; oldukça zorlandık, liman tarafları pek iç açıcı değildi. Yürümeseydik buraları göremeyecek veya dikkat etmeyecektik.

marsilya 002 liman tarafları a

Limana Yakın Evler

marsilya 004liman tarafındaki yollar a

Limandan Marsilya’nın İçine Giden Yollar

marsilya 006 liman tarafları a

Marsilya Liman Tarafı

Yolumuzun üzerinde büyük iş yerleri vardı, ama yürüme yolu olmadığından otobüsle şehrin merkezine gitmediğimize zaman zaman pişman olmadık değil.

DSC04825-marsilya a

Marsilya’da Yüksek Bir Bina

Kentin içine girdikçe denizi ve tepedeki Notre Dame de la Garde’yi gördük.

marsilya 198 evler ve tepede notra dame a la garte a

Marsilya’da Deniz ve Tepede Notre Dame de la Garde Kilisesi

marsilya 192devasa saksılar, deniz ve yelkenliler a

Devasa Saksılar Deniz ve Yelkenliler

Çok büyük saksılar vardı, zeytin ağaçları  bu saksılara dikilmişti. Daha önce bu kadar büyük saksılar görmemiştim.

DSC04938marsilya zeytin ağaçlarını saksıda gördünüz mü a

Devasa Bir Saksı

marsilya 191 saksılar a

Zeytin Ağaçları Dikili İnsan Boyunda Saksılar

Marsilya’da yürürken kentle daha yakınlaştığımızı duyumsadık. Bunu birbirimizle paylaştık ve fotoğraf makinelerimizle kenti fotoğrafladık.

DSC04838marsilya a

Marsilya

marsilya 020

Marsilya’da Bir Ağaç ve Bir Kuş

marsilya 187

Marsilya

Paris’e gidenler kimsenin Fransızcanın dışında bir dil konuşmadığını ve yabancılara yardımcı olmadıklarını söylerler, bize Marsilya’da bir hanım İngilizce konuşarak yardım etmek istedi. Biz yardıma ihtiyacımız olmadığını söyleyerek teşekkür ettik. Bu duruma şaşırmadık desem yalan olur.

DSC04836marsilya a

Marsilya

DSC04846marsilya a

Segway veya gingerlarla Marsilya’yı dolaşanlar

marsilya 185-a.jpg

Segway ile Marsilya’yı Dolaşanlar

Gemide ister bisiklet ister Segway ister otobüsle yapılan turlara katılabiliyordunuz. Biz genelde şehri kendimiz keşfetmeyi, yürümeyi tercih ettik. Biz şehri yürüyerek dolaşırken gemiden segwaylerle kenti dolaşmaya çıkanlarla karşılaştık, onları görmek bizleri sevindirdi. Segway veya ginger;  pek çok kentte görülen iki tekerlekli ve kendi kendini dengeleyen bir ulaşım aracı, bu ulaşım aracı vikipedide yazdığına göre elektrik motoruyla çalışıp 20 km/s hız yapıyormuş. Alet;Dean Kamen tarafından icad edilmiş, 2001 yılının sonunda tanıtılmış. Biz segway kullananları: hep şehirleri gezerken gördük. Artık bizde de bu araca rastlıyoruz, genelde ulaşım aracı olarak kullanılıyor.

marsilya 044m.sokakları a

Marsilya’nın Dar Sokakları

marsilya 075 deniz a

Marsilya’da Deniz ve Yelkenliler

marsilya 078 metro a

Marsilya’da Metro Girişi

marsilya 177 deniz a

Marsilya’da Deniz ve Tekneler

marsilya 091adalet sarayı a

Marsilya Adalet Sarayı

marsilya 173-a

Marsilya

Bütün Marsilya’yı yürüyerek dolaştık, tepedeki Notre Dame de la Garde’ye çıkacağız herkes yürüyerek çıkmanın zor olduğunu

marsilya 175-a

Marsilya-Notre Dame’a Çıkan Tren

ya trene ya da 60 numaralı otobüse binilmesi gerektiğini söylese de biz yine de yürüyeceğiz-öyle zor bir yürüyüş yolu da değil- desek de kiliseye vardığımızda bunu konuşsak daha iyi olacak sanırım. Tren dediysem bildiğimiz trenlerden değil, bizim yazlık kentlerde olan bir lokomotifin çektiği oyuncak gibi bir şey… Onunla şehri dolaşmak ve yukarı çıkmak- kiliseye- eğlenceli olsa gerek.

DSC04889marsilya a

Kiliseye çıkan merdivenler

marsilya 027merdivenleri çıkarken a

Kiliseye Çıkarken

Ne yazık ki güzelliklerin yanı sıra pislikler ve çirkinlikler de gördük, onları fotoğraflamadan edemedik.

marsilya 107de la garde a

Notre Dame de la Garde’nin Uzaktan Görünüşü

marsilya 113merdivenlerden marsilyaya bakış a.jpg

Notre Dame’a  Çıkarken Kentin Manzarası

marsilya 117-a

Marsilya-Notre Dame’ a Çıkarken

marsilya 121 notre dame'a çıkarken a

Notre Dame’a Çıkarken

marsilya 123 de la garte'ye çıkan merdivenler a

Merdivenler

Notre Dame’a çıkarken devamlı yukarıya tırmanıyorduk, kimi zaman normal yollardan yürüyor, kimi zaman merdiven tırmanıyorduk; ama tırmandıkça Marsilya’nın güzel manzaralarıyla karşılaşıyorduk, bu da bize ödül oluyordu. Tepede kiliseyi görüyor, ama moralimizi bozmadan yürümeye devam ediyorduk. Çünkü kilise Marsilya’nın en yüksek tepelerinden birine yapılmıştı.

DSC04899marsilya a

Notre Dame de la Garde

marsilya 136 notre dame mumlar a

Notre Dame’da Dilek İçin Yakılan Mumlar

Nihayet kiliseye çıktık; yorulduk, ama buraya çıkmamıza değdi. Manzara harikaydı, kilise de oldukça güzeldi. Bu kilise Marsilya’nın her yerinden görülebiliyor ve bu tepeye çıkınca da siz bütün Marsilya’yı görebiliyorsunuz. Buraya giriş ücretsiz, bir yerde Marsilya’nın sembolü olan bu kilise Garde Tepesi’nde bulunan antik bir kalenin üzerine kurulmuş. 1864 yılında hizmete giren, Meryem Ana adına on bir senede yapılan katoliklere ait bir kilise.

DSC04900marsilya a

Marsilyalılar kentin bu kilise tarafından korunduğuna inanırlarmış, eskilerde kadınlar balığa çıkan kocaları, oğulları sağ salim dönsünler diye bu kilisede dua ederlermiş. Meryem Ananın onları koruyacağını düşünürlermiş. Kilisenin tepesinde Meryem Ananın altından yapılmış heykeli duruyor.

Notre Dame de la Garde’de önce kilisenin dışını sonra içini gezdik, dışarı çıkınca Marsilya’nın muhteşem manzarasıyla karşılaştık.

DSC04896marsilya sularında aida bella a

Marsilya Sularında Gemimiz Aida Bella

İlk olarak gözümüz gemimiz Aida Bella’yı gördü. Onun olduğu yerden yürümeye başlamış ve tepeye tırmanmıştık.

marsilya 132notre dame'den mars. bakış a

Marsilya

marsilya 145-a

Marsilya

Sonra denizdeki adaları gördük deniz içimizi açtı bir kentte deniz varsa o kent güzel görünüyor gözümüze, ancak Marsilya’nın betonlaşmış olması da canımızı sıktı. Ne yazık ki büyük kentler betonlaşmadan kurtulamıyor.

DSC04898tepeden marsilyaya bakış a

Marsilya Yeşillikler, Binalar, Bulutlar ve Deniz

DSC04929marsilya binalar binalar binalar a

Betonlaşmış Marsilya

DSC04902marsilya ada a

Marsilya, Monte Kristo Kontu’nun Adası

Alexander Dumas’nın romanı Monte Kristo Kontu’nu bilmeyen ya da duymayan yoktur sanırım. İşte bu küçüçük adada 16. yüzyılda kral Francois tarafından kentin güvenliğini sağlamak için  yaptırılan château(şato) d’if sonraları bir hapishaneye dönüştürülmüş, bu hapishaneden kaçmak olanaksızmış aynı Alcatraz gibiymiş. Koşulları çok kötüymüş. Adayı meşhur eden Alexander Dumas imiş. O eserini kurgulamış, eserin kahramanı Edmond Dantes burada hapis yatmış ve sürekli kaçış planları yapmış. Sonunda kaçmayı başarmış. Edmond Dantes bir eserin kahramanı, ama yüzlerce yıl pek çok kişi koşulları kötü olan bu hapishanede yatmış, kim bilir ne acılar çektiler, nasıl zorluklar yaşadılar  burada. Günümüzde euro karşılığı bu şatoyu gezebiliyorsunuz. Artık bu küçük ada turistik bir adaymış. Turistler geliyor, dolaşıyor, fotoğraf çekiyor ve geri dönüyorlarmış.

marsilya 153n.d.a.la.garte görünümü a

Notre Dame de la Garde- Marsilya

Kiliseden Marsilya’yı seyredip fotoğraflarımızı çektikten sonra dönüşe geçtik aşağı inmeye başladık, bu yol bizi denize götürecekti.

marsilya 159-a

Marsilya-Çamaşırlar kuruyor

Bir yandan yürüyor, bir yandan da Marsilya’yı fotoğraflıyorduk.

marsilya 178tekneler, kürekçiler a

Marsilya’da Kürekçiler, Tekneler

marsilya 171.JPG

Marsilya’da Yürüyenler

DSC04935marsilya kızılderili müzisyenler a

Marsilya Sahilinde Müzik Yapan Kızılderililer

marsilya 174-a.jpg

Marsilya-Kompozitör Vincent Scotto

marsilya 084 -sanateseri a

Marsilya

marsilya 195dans eden ağaçlar a

Dans Eden Ağaçlar

marsilya 201-a

Marsilya

Bu kentte her şey vardı; deniz, tekneler, kürekçiler, dar sokaklar, ağaçlar, ilginç binalar, dini yapılar, müzik yapanlar, heykeller… böyle olmasından çok hoşlandık.

Fotoğraflar:Detlef Bringmann, Sevil Okay, Mithat Okay

BARSELONA’DA SAGRADA FAMİLİA ve LA RAMBLA

Barselona’da bir anda Sagrada Familia’yı gördük. Onu gördüğümüz anda bir masalın içine girmiş gibi olduk.

barselona 074-a S. F.

La Sagrada Familia

Bu katedral sanki bir masaldan dışarıya fırlamış gibiydi. Perilere özgü bir yapıya benziyordu. Sanki kuleleri kumdan yapılmış gibiydi. Akan kumdan kuleler…

barselona 114-a S.F.

La Sagrada Familia

barselona 117-a

La Sagrada Familia

Gaudi diğer eserlerinde olduğu gibi bunda da her şeyi yumuşatmış, yuvarlaklaştırmış, yani doğayı taklit etmiş. Biz kilisenin içine giremedik; ama bu kilise 10.000 kişiyi içine alabilirmiş.

indir-sagrada familia içi

Sagrada Familia’nın İçi foto: internet’ten tuna.com

Ve içindeki her şey dışı gibi doğadan etkilenilerek yapılmış. Düz ve keskin çizgiler yokmuş bu kilisede her şey yuvarlaklaştırılmış, yumuşatılmış, Gaudi’nin diğer eserlerinde olduğu gibi yuvarlak formlar seçilmiş. barselona 082-a S.F.Bu kiliseye 1882 yılında başlanmış, ilk mimarı Francisco de Paula del Villar’mış.

Sonra bu mimarla yani Villar’la yönetim arasında bir anlaşmazlık olmuş. 1883 yılında Barselona ile adı anılan, Katalan mimar Antonio Gaudi’yle anlaşmışlar bu katedralin devam etmesi ve bitirilmesi için.

220px-Antoni_Gaudi_1878

Katalan Mimar Antonio Gaudi

DSC01602gaudi evi -a

Casa Mila-Gaudi’nin Yaptığı Evlerden Biri

 

barselona 091-a S.F.

La Sagrada Familia 

1982 yılında yüz yıl olmuş La Sagrada Familia’nın yapımına başlanmasına. 1982 yılından bu yana da 37 yıl geçmiş. Halk haklı olarak bu katedrale bitmeyen katedral diyormuş. 2019 yılına göre 137 yıl önce başlanmış katedrale ve bir türlü bitmemiş…

barselona 097-a S.F.

La Sagrada Familia

Başlandığı zamanlarda Barselona’nın dışındaymış katedral, yeşillikler içinde ineklerin otladığı  bir yerdeymiş, bugünse kentin ortasında yükseliyor ve çevresinde binalar bulunuyor. Bitse de bitmese de bu katedral Barselona’ya yakışıyor ve şehre güzel bir görünüm katıyor. Katedralin bitmesi ya da bitmemesi çok da önemli görünmüyor. Turistlerin ilgisini fazlasıyla çekiyor. Unesco ‘Dünya Mirası Listesi’ne almış bu kiliseyi.

barselona 084-a

Sagrada Familia

barselona 090-a

Sagrada Familia

barselona 077

Sagrada Familia

barselona 088-aKatedralin neresine bakacağınızı şaşırıyorsunuz, öylesine detaylı ki, her yer bir hikaye anlatıyor.

Tabii dini hikayeler, çok dindar bir katolikmiş Gaudi, yaptığı eserlerde dindarlığını görüyoruz ,yönetim binalarının ikisinde de haçlar bulunuyor.

barselona 169-yukarıdan şeker ev 2 ye bakış

Şeker Ev -2

barselona 205-a

Şeker Ev- 1

Gaudi kırk yıldan fazla çalışmış bu katedral için ama ancak bir kuleyle katedralin girişini yapmış. 1883 yılında kiliseyi yapmaya başlayan Gaudi 1908’den 1926 yılına kadar tüm ilgisini bu kilise üzerine yoğunlaştırmış. Gaudi 1926 yılında bir tren altında kalarak vefat etmiş.Ve

barselona 111

La Sagrada Familia

Gaudi’nin mezarı Sagrada Familia’nın mahzen-mezar bölümündeymiş. Kendini öylesine eserlerine vermiş ki, kimse onun ünlü bir mimar olduğunun, çağına ve Barselona’ya damgasını vurduğunun farkında değilmiş. Onun kafası yaptığı eserler ve onlar için tasarladıklarıyla doluymuş. Bundan başka hiçbir şey onun için önem taşımıyormuş.

Sagrada Familia’nın 18 kulesi olacakmış. Ama şu anda 8 kulesi varmış. En yüksek kule İsa’ya onun biraz alçağı ise Meryem’e adanmış. 12 kule 12 havarinin dört kule de dört incilin olacakmış katedral bitirildiğinde.

barselona 089-a

barselona 103-a

barselona 120-a

Sagrada Familia

Katedral halen bitirilmeye çalışılıyor, katedrali görenler yapılan çalışmaları da izliyorlar. Her gün 600 kişi çalışıyormuş burada. Sekiz-on yıl içinde Sagrada Familia’nın bitirileceği söylense de bitip bitmeyeceğini zaman gösterecek.

La Rambla Caddesi

Sagrada Familia’dan sonra İstiklal Caddesi’ne benzer bir caddeden denize doğru yürümeye başladık.

barselona 262-a La Rambla caddesi Barcelona

La Rambla Caddesi

Bu caddenin adı La Rambla’ydı. Çok kalabalık bir caddeydi, burada turistlerin alışveriş yapacağı dükkanlar, kafeler, daha önce Palma’da

barselona 263-a la rambla cad.

La Rambla’da Canlı Heykellerden Biri

gördüğümüz canlı heykeller. Yapılan gösteriler, sokak şarkıcıları bize Beyoğlu’nu anımsattı. İstanbul’u özlemişiz anlaşılan.

barselona 264-a la rambla

La Rambla’da Bir Başka Canlı Heykel

La Rambla demek hareket demek, canlılık demek… Bir kartpostal aldık, bu caddeyi çok güzel anlatan bir kartpostal, onu sizlerle paylaşmadan edemedim.

Hediyelik eşya satan dükkanlardan ne alabiliriz diye düşündük ve fincan alalım dedik, IMG_20191102_120915-fincan.jpgGaudi’nin trencadi işlemeciliğini anımsatan kahve fincanları ve

Barselona’da bütün paramı harcadım  ancak yarım  fincan alabiliyorum diye yazan çay fincanları aldık. Zaten tüm hediyelikler Gaudi’yi hatırlatıyordu.

barselona 265-a

La Rambla’da Pazar Yeri Mercat de la Boqueria

La Rambla’dan denize doğru yürürken sağ tarafta bir pazar yeri görüp girdik, daha sonra bu pazar yerinin adının Mercat de la Boqueria olduğunu öğrendik . Bu pazarda yok yoktu,  özellikle tropikal meyvelerden ne ararsanız vardı.

Barselona Limanı

La Rambla Caddesi bizi deniz kenarına getirdi, denizde yelkenli tekneler, motor yatlar yan gelmiş yatıyorlardı, daha önce yazdığım gibi değerli heykeltraşımız

DSC04794barselona limanı a

Barselona Limanı

İlhan Koman’ın Hulda adlı gemisine rastladık, bu bizi çok mutlu etti. Picasso’nun, Miro’nun Müzesi ve bir akvaryum vardı, biz bir gün önce Valencia’da Avrupa’nın en büyük akvaryumunu gezmiştik. Aklımız Picasso

DSC04814-barselonada bir martı denizi seyrediyor a.jpg

Barselona’da Denizi Seyreden Bir Martı

ve Miro’nun Müzeleri’nde kaldı. Barselona’da Picasso’dansa Sürrealist ressam Joan Miro’nun Müzesi daha önemliymiş. Bizim için ikisi de önemliydi, ama ne yazık ki müzelere giremedik, her zaman dediğim gibi bir kentte bir gün kalmak yeterli değil…

DSC04806barselona öğrenciler a.jpg

Minik Öğrenciler Limanda Ders Yapıyorlar

Limanda öğretmenleriyle gelmiş minik öğrencilere rastladık yine, öğrencilerin kentle haşır neşir olması, yaşadıkları kenti tanımaları ne güzel!

DSC04793barselona limanı binası a.jpg

Barselona Liman Binası

Denizde kürek çekenlerin yanı sıra limanda uzaklara bakan bir yeri işaret eden Kristof Kolomb heykeli vardı. Amerika’yı bulan, denize gönül vermiş bir adam. Acaba nereyi işaret ediyor Kolomb. Bir de Monjuic’e çıkan bir telefrik vardı gök yüzünde yol alan.

barselonada yelkenliler ve bir kürekçi a.jpg

Barselona’da Yelkenliler ve Bir Kürekçi

DSC04787-a kristof kolomb anıtı

Kristof Kolomb Heykeli

barselona 259-kristo kolomb

Kristof Kolomb

DSC04817-telefirik-a

Barselona Limanından Montjuic’e çıkan telefrik

Montjuic tepesine telefrik veya fünikülerle çıkabilirsiniz,

barselona 249-a

Montjuic’e çıkarken

bizler otobüsle çıktık Montjuic’e. Barselona’da bisikletler ve motosikletler çoğunluktaydı, insanlar bisiklet ve motosikletleri çok kullanıyor. Bunun için de bisikleti ve motosikleti olanlar için park alanları oluşturulmuş, sizin bisiklet veya motosikletiniz yoksa da kiralayabiliyorsunuz, onları fotoğraflamamak olmaz diye düşündük.

barselona 003-a

Barselona’da Bisikletler

DSC04788 barselona motosikletler a

Barselona’da Motosikletler

 

Fotoğraflar: Sevil-Mithat Okay, Detlef Bringmann

 

CATEDRAL DE BARSELONA ve PARK GÜELL

Sabah Barselona’da gemiden indik, öğleye kadar bir otobüs bizi Barselona’da bazı yerlere götürüp gezdirecekti. barselona 052katedral aBarselona’nın önemli dini yapılarından biri olan Barselona Katedraline gittik önce.

barselona 018-a

Barselona Katedrali

Gotik mimari tarzda yapılmış bir katedraldi. Her zaman olduğu gibi- eskiden yapılmış bir yapıt varsa onun üzerine mutlaka yeni bir yapıt yapılırmış- bir Roma tapınağı ile bir mağribi camiinin temelleri üzerinde yükselmişti Catedral de Barcelona. Ayrıca kemerli bir avlusu da vardı katedralin. Böyle kemerli avlulara da Arkadlı avlu deniyormuş. Barselona katedralinin  inşası 1298 yılında II. Jaume tarafından başlatılmışsa da  inşaat hemen bitirilememiş, ancak 20.Yüzyılın başında ana sivri kulenin inşası yapılarak tamamlanmış. Katedralin asıl adı Catedral de la Santa Cruz ve  Santa Eulalia’ ymış. Katedral 4. yy.da Romalılar tarafından şehir yapılan St Eulalia’ya adanmıştır. Eulalia’nın bir öyküsü var. Bu öyküye göre Eulalia, şehir meydanında çırılçıplak bırakılmış ve bahar ayında hiç olmayan bir şey olmuş,kar yağmış ve Eulalia’nın çıplak bedenini örtmüş. Bunun üstüne kızgın Romalılar Eulalia’yı içerisinde bıçakların olduğu bir varile koymuş ve varili gezdirmişler. Peki Romalılar neden kızgındılar   ve neden Eulalia’yı böyle bir varile koymuşlardı. internetten Saint Eulalia’yı araştırdım, bulması zor oldu ama wikipedia’nın yazdığına göre Saint Eulalia Barselona’nın ortak aziziymiş, imparator Diocletian’ın hükümdarlığında Hıristiyanların zulmü sırasında  on üç yaşında Barselona’da şehit olmuş  Romalı Hıristiyan bir bakireymiş. Ve   Wikipedia’da söylendiğine göre hikayesi benzer olan Mérida’daki Saint Eulalia ile aynı kişi olup olmadığı konusunda bazı anlaşmazlıklar varmış. Neyse iki Eulalia’nın aynı kişi olup olmadığı kesin olmasa da kesin olan bir şey var ki Saint Eulalia on üç işkence yapıldığı, bu işkenceleri yazmayı benim içim kaldırmıyor. Bu on üç işkencenin anımsanması için de on üç adet kaz Barselona Katedrali’nin bahçesinde geziniyor, acaba kazların orada neden bulunduklarına dair bilgileri var mı?

barselona 029-catedralden sagrada familia

Barselona Katedrali’nden Görünüm

Hiç sanmıyorum, yeşillikler içinde havuzlu, kemerli bir avluda dolanıp duruyorlar. Üstelik Sagrada Familia’nın görüntüsü de dahil.

barselona 033barselona katedralinde kazlar a

Barselona Katedrali-Kazlar

barselona 044katedralin içi

Barselona Katedrali

Katedralin içi gotik ortaçağ ve rönesans tarzıdır. Saint Eulalia’nın mezarı da katedralin içindeymiş. Çok değişik oymalı ve süslü duvara kalkan koro

katedraldeki kalkan koltuklar a

Koro Sıralar

barselona 061katedraldeki kalkan koltuklar a

Koro Sıraları

sıraları oldukça ilgimizi çekti. Katedrale yakın Pond del Bisbe köprüsünün iki binayı birbirine bağladığını görmek bizi çok mutlandırdı. Hemen fotoğraflarını çektik. Bize bu minik köprü çok ilginç geldi.Bu küçük, şirin köprüye piskopos köprüsü de deniyormuş.

barselona 023-a

Pond del Bisbe Köprüsü-İki binayı birbirine bağlıyor

barselona 124Park güell levhası a

Katedrali dolaştıktan sonra otobüslere bindik ve Carmel Tepesine doğru yola koyulduk, yolda Carmel’in ve Park Güell’in levhasına rastladık.Carmel ve Park Güell levhası yukarıya çıkmamız gerektiğini işaret ediyordu. Otobüsü kullanan kişi zaten nereye gideceğimizi biliyordu.

barselona 126-a park quell Yukarılara doğru çıkmaya başladı. Park Güell’i yaptırmayı zamanın paralı ve ünlü iş adamı Eusebi Güell arkadaşı olan Antonio Gaudi’den  Carmel tepesi yamaçlarına zengin ailelerin yaşaması için 40 lüks bina yapılmasını, binaların yapılacağı yerin de yeşillikler içinde olmasını istemiş. Güell’in istediği bahçe-şehir projesiymiş. Bu projeyi İngiltere’de görmüş, Barselona’da da böyle bir bahçe -şehir projesinin iyi olacağını düşünmüş. Güell iş adamı olduğuna ve zenginlere yönelik evler yaptırmaya kalktığına göre bu işten iyi para kazanmayı düşünüyor olmalıydı. Ama istediğine ulaşamamış anlaşılan. Katalan Modernizminin önemli bir sanatçısı olan Gaudi 1910 yılında başlamış Park Güell’i oluşturmaya; ancak Park Güell, mali sıkıntılar yüzünden bitirilememiş.İş adamı Güell maddi olarak sıkıntıya düşünce proje 1914 yılında  sona erdirilmiş. Bu bahçe şehir için on beş hektarlık engebeli Barselona’nın tepelerinde olan ormanlık bir alan seçilmiş. Buradan tüm şehir görülebiliyor.

barselona 136-a park quell

Arkada Gaudi’nin Evi ve Taşlar

barselona 141-a gaudi müzesi

Gaudi’nin Müze Evi

Bu gün müze olarak kullanılan Antonio Gaudinin evi ile zenginler için yapılan

barselona 170 park güell a

Park Güell-Bitirilen tek ev

tek beyaz renkli ev ancak bitirilebilmiş.  Antonio Gaudi uzun süre yaşamış kendisine yaptırdığı şimdilerde müze olan evinde.

DSC04764-park güell-şeker ev 1

Şeker Ev-1

barselona 169-yukarıdan şeker ev 2 ye bakış

Şeker Ev-2

Bir de hani masal evler  ya da şeker evler dediğim yönetim binaları olarak kullanılan evler bitirilmiş.

barselona 158park güell a

Park Güell’de trencadi işçilikli dünyanın en uzun bankı

barselona 161apark güell a

Trencadi İşçilikli Bank

Gaudi’nin halkın oturması için düzenlediği oturma alanları çok hoştu, bu oturma alanları kırık seramik parçaları ile  yer yer kaplanmıştı ve çok güzel görünüyordu. Dünyanın trencadi işçilikli denilen en uzun bankıydı bu. Bu bank 110 metre uzunluğundaymış. Bize göre bank dediğin bir iki metre olur, öyle olmalı ki rahatlıkla denize atılabilsin(!) Katalan modernizminde kullanılan özellikle Gaudi’nin kullandığı özel bir seramik tekniği, Trencadi olarak adlandırılıyor yani kırık, işe yaramaz denilen seramiklerin kullanılarak yapılan işçilik gerektiren bir çalışma. Bu çalışmayı Gaudi adına Gaudi’nin arkadaşı olan mimar Josep Maria Jugol yapmış. İyi ki de yapmış. Park Güell’e büyük bir güzellik veriyor bu sıradışı, uzun, kırık seramiklerle süslenen bank.

barselona 231park güell a Park Güell’e arka kapıdan girmiştik.İki tarafı ağaçlıklı yolda yürürken çok güzel bir parkta olduğumuzun farkındaydık, önce Gaudi’nin müzesini gördük, zamanımız az olduğundan  müzeyi gezemedik.

barselona 179-a Parkın orta yerine geldiğimizde başı olmayan bir adam karşıladı bizi. Yüzü yoktu ama şapkası, bastonu vardı. barselona 178-aİspanya’da canlı heykeller çok fazla, bu da kafası olmayan bir adamdı ve misafirlerin ilgisini çekerek kazanç sağlıyordu.

barselona 155park güell meydanı a

Park Güell Meydanı

Aşağıya bakınca Gaudi’nin yaptığı masalsı evleri görüyordunuz. Ben bu evlere şeker evler 1 ve 2 adını verdim. Öylesine güzeldiler ki… Bu ev benim olsa ne güzel olurdu, gibi bir düşünce beni sarıverdi. barselona 218-a P.Q.Evlerin önündeki tretuvar kırık taşlardan oluşmuştu ve göze çok güzel görünüyordu.

barselona 220park güell'deöğrenciler-a

Park Güell’de öğrenciler ve öğretmenleri

Minik öğrenciler yerlere rahatça oturmuşlardı, öğretmenleri onlara bulundukları alanı ve bu alanı oluşturan Mimar Gaudi’yi tanıtıyor olmalıydılar. Olmalıydılar diyorum, çünkü öğretmen ve öğrenciler bizlerle hiç ilgilenmiyorlar. Biz onlarla ne kadar ilgiliysek onlar bizlere karşı o kadar ilgisizlerdi. Çocukların İspanya’da sınıflara bağlı kalmadığını pek iyi anladık. Onları rahatsız etmemek için yanlarında pek kalmadık, ama bir iki fotoğraf çekmek istedik ve öğretmenlerinin bundan hiç hoşlanmadığını gördük. Neyse pek istemesek de onlardan ayrıldık,Gaudi’nin deve tabanlarından etkilenerek yaptığı bahçe duvarının demirlerini de pek beğendik. barselona 188-a P.Q.

220px-Antoni_Gaudi_1878

Mimar Antonio Gaudi

Park Güell’den etkilenmemek olanaksız, daha önce de söyledim Barselona demek Gaudi demek.

Konukseverlik Salonu(Sala Hospitalia) Park Güell Meydanı’nın altında bahçe-şehirin pazar yeri olarak inşaa edilmiş.  Trencadi işçilikli tavan süslemeleri ve akustiğinin iyi olması dikkati çekiyor.

barselona 189

Park Güell -Konukseverlik Salonu

Gaudi yüz tane sütunu olan bu salonu Yunanistan Delfi Antik Kenti’ndeki Apollo Tapınağı’ndan etkilenerek tasarlamış.

barselona 208park güell a

Konukseverlik Salonu

barselona 193park güell a

Konukseverlik Salonu- 100 Dorik Sütun ve Trencadi Tavan Süslemeleri

barselona 197su semenderi a

Barselona ile Özdeşleşmiş Olan Su Semenderi

Bizler ParkGüell’e çıkış kapısından girdik, giriş kapısından da çıkacağız, ana giriş kapısında,Masal Evleri’ne ya da Şeker 1 Şeker 2’ye inenmerdivenlerin ortasında duran, çeşme işlevi gören ve gelenleri selamlayan trencadi işçilikli su semenderi figürünü çıkarken gördük, çok beğendik.

Bu su semenderi Barselonanın en önemli sembollerinden biri hediyelik eşya satan yerlerde trencadi işçilikli pek çok obje vardı.

barselona 067-a

Trencadi İşçilikli Hediyelikler

barselona 068trencadi işçilikli hediyelikler a

Trencadi İşçilikli Hediyelikler

Viyadük kısmındaki baca benzeri yapılarsa etraftaki toprağın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş.DSC04772-park güell abarselona 229-abarselona 181park güell aEusebi Güell’in istediği evler bitirilememiş; ama Gaudi emeğiyle, çalışıp çabalamasıyla parkı bitirmiş. Barselona Belediyesi 1918 yılında Park Güell’i satın almış ve1918-1984 yılları arasında halka açık park olarak kullanmış burayı. Barselona’nın en fazla turist çeken yeri haline gelmiş Park Güell.