ŞİİRLER(3)

Son Söz

Boğazından lıkır lıkır geçen

Şu suyun kıymetini bil

Nedir ki bu mavilik deme

Pencereden görebildiğin kadar

Göğün kıymetini bil

Kıymetini bil çiçek açmış bademin

Güneşli odanın çamurlu sokağın

Beyazın siyahın yeşilin

Pembenin kıymetini bil

Dirlik öyle bir şey yürekte

Sevinçle çırpınır

Kavak yelleri eser insanın başında

İnsanoğlu kızar, öfkelenir, savaşır

Halk için girişilen savaşta

O korkulu sevincin

Öfkenin kıymetini bil

Bil ki bu

Budur işte

Güneş yalnız dirileri ısıtır

Güneşin kıymetini bil Oktay Rıfat

Mevsimler

Bu kışı da devirdik,derdi

Şubatta bir gün güneş açacak olsa.

Saçmalama, derdim, kar bile yağar haftaya

Olsun ne önemi var, ne kaldı ki

şunun şurasında ilkbahara?

Telefona sarılırdım kar yağdığında sonra,

Hani derdim, hani bahar, dışarı baksana!

Say bak,derdi,kaç günü kalmış Şubatın

Tartışırken biz böyle, bahar geliverirdi.

Daha kötüsü, Ağustos başlarında,

yeni dönmüşken Londra’dan ben,

Bu yaz da bitti derdi birden. Ağustos’un

kıştır zaten yarısı.Dönüşün yaklaştı.

Hayır, derdim, dışarısı kırk derece

Dört haftası var bu ayın daha;

buna bir de pastırma yazını ekle.

Ne eklersen ekle,derdi,geliyor işte kış yine.

Aceleye getirmeyi sevmem ben mevsimleri.

Zaten geçiyorlar.Zaten geçiyor yıllar.

Beş kış devirmişim işte Fikret gideli.

Roni Margulies-2/10/2003

BİR FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA ŞİİRİ

Burda Hindistan’da, Afrika’da

Her şey birbirine benzemektedir.

Burda, Hindistan’da Afrika’da,

Buğdaya karşı sevgi aynı,

Ölüm önünde düşünce bir.

Nece konuşursa konuşsun,

Anlaşılır gözlerinden dediği.

Nece konuşursa konuşsun,

Benim duyduğum rüzgarlardır,

Dinlediği.

Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız,

Bölmüş saadetimizi çizgisi yurtların;

Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız.

Gökte kuşların kardeşliği,

Yerde kurtların.

ŞİİRLER(2)

Altın Çağ

Mutlu bir altın çağ olduysa eskiden,

Niçin bir kez daha olmasın?

Her şey dönüp dolaşıp

Gelmiyor mu eski yerine?

Düşündüğüm, öğütlediğim gibi benim

Paylaşsaydı insanlar

Yararları, mutluluğu ve ahlakı

Cennet olurdu dünya…

Uyanık, temiz sevgiler gelirdi diyorum

Azgın, kör sevgiler yerine

Yalan dolan, bilgisizlik yerine

Gerçek bilgi gelirdi

Ve kardeşlik zorbalığın yerine Tommasso Campanella(1568-1639/ İtalyan Düşünürü)

Sen Özgürlük müsün

Nerden düştü

Neden düştü aklımıza

Bir kış ortasında buluşmak!

Ben sana

Sen bana

Böylesine alışmak!

Yolları kar kaplamıştı oysa ki

Zordu gelişin

Zordu kavuşmak

Nerden düştü

Neden düştü aklımıza,

Bir kış ortasında buluşmak.

İçimize zor açılan

Açılmamış bir gül koymak! Orhon Murat Arıburnu

Şairle “Yüzleşme”

Sizin gördüğünüz gibi beni

ben de sizi görüyorum artık.

Gelin yüzleşelim öyleyse.

Benim karanlıktan sıyrıldığım gibi

siz de adım atın aydınlığa

kurtulun suskunluktan

birlikte soracağımız her soruyla:

Gece mi k

aranlıktır yalnız!

Geceden başka yok mu

karanlık olan?

Kapkara giysiler gibi

dışımızdan mı kuşatır bizi gece!

Ya, bir yasın damarlarımızda biriken tortusu?

Ya, derinlerde bir yerde

demir attıysa kuşku

gün yeni doğsa bile aydınlık olur mu?

İçimize çektiğimiz

sabah serinliği

kapkara bir duman gibi

dolmaz mı ciğerlerimize

hala söküp atamamışsak korkuyu?

Ya… Kemal Özer

ŞİİRLER(1)

Bir defterimin arasında bazı gazetelerden kesilmiş şiirler buldum. Neredeyse bir saat onları okudum,sonra onları sizlerle paylaşmayı düşündüm. Hem onları yazmış olurum, hem de bu kadar yıl sakladığıma göre sizler de okursunuz.

Sessiz Olgunlaşma

Her şey oluyor ve yerini buluyor

beklemeye mecburuz yalnızca

ve mutluluğun

olgunlaşmasına

yılları ve yolları cömertçe

harcamaya

Ta ki bir gün

tanelerin olgun kokusunu duyasın

ve işe koyulup

tüm hasadı

derin depolarına

doldurasın. Christian Morgenstern

Şiirime Güz Damladı

Yorgunum, çok yorgunum

Gelincik dalına konan kelebek

Senin peşinden koşamam artık

Hayatın ipi kısaldı

Ceviz ağacına salıncak

Kuramam artık. Ali Çapan

Doyum

Tüm yaşamını

inandığı uğraşa veren için

en mutlu sondur bir gün,

‘biz insana inandık

biz yaşama inandık

insanla yaşam terketmedi bizi’

demek.

Hele kazanan halk ise

ölümsüz örnekler verildiyse…

Yaşamın bir bölümünü değil

tümünü vermişlerse…

İnsan ancak böyle insan olur:

Sabah-akşam kavgasını vererek

insan olmanın… Otto Castillo

Yaşadıkça

Yaşamalıyız mutlaka

Büyümesi için peşin çocukların

Binbir keyifle akan suyun,

hatta çiçekteki ağacın hatırına

Bir şey var ki biz dünyadakiler için

boyuna üzülmesi, boyuna dayanması düşüyor

Yaşadıkça altın yüreğinin bu pırıl pırıl dünyayı

bizimle yaşar her şey, sonsuz bir sevinç içinde

Bizimle hiç şüphesiz

alabalıklar, dere otları

Hiçbir şey daha güzel değildir herhalde

Dünyada hiçbir şey bizim ona baktığımız

duyduğumuz kadar yüreğimizde

Mutlaka yaşamalıyız

En çok da rüzgarda bir ağaç gibi hür

En çok keder içinde

En çok yaşamasını istediğimiz İlhan Berk

NÂZIM HİKMET ve VERA SERGİSİ

Yapı kredi kültür merkezindeki sergilere mümkün olduğunca giderim. Arkadaşım Günfer’le Galatasaray’a çıkmıştık. Yapı Kredi Kültür Merkezinde birden fazla sergi vardı. DSC00077DSC00078İlk önce Sermet Çifter Salonundaki Nazım Hikmet ve eşi Vera’nın Şehrime ulaşamadan bitirirken yolumu…/ Moskova’dan İstanbul’a başlıklı sergiye girdik. DSC00068-a

DSC00066-A

V

Nâzım Hikmet’in hayatının son yıllarını geçirdiği ve Vera ile yaşadığı Moskova’daki Pescannaya sokağındaki evinden getirilmiş olan özel eşyaları edebiyatçılara ve Nâzım severlere sunuluyor.

DSC00079-a

NAZIM HİKMET’İN VALİZİ

DSC00094-a

DSC00095-a

VERA TULYAKOVA

 Nâzım’ın ve eşi Vera’nın yaşadıkları ev, canlandırılıyor. Evlerinden perdeler bile getirilmiş.

DSC00088-a

Şairin Röbdöşambrı

DSC00124-a

VERA ve NÂZIM’IN MOSKOVA’DAKİ EVLERİNDEN BİR GÖRÜNTÜ

DSC00101-a

Tahta Kaşıklar

DSC00091-a

VERA’NIN SÖYLEDİKLERİ

DSC00118-a

Nâzım Hikmet Kitapları

DSC00089-a

Vera’nın Çantası-Nâzım’ın Kitapları ve Şapkası

DSC00092-a

Vera ve Nâzım

DSC00115

DSC00110

Nâzım için Basılan Pullar

DSC00104-a

NAZIM HİKMET VAPURU’NDA AZİZ NESİN-VERA TULYAKOVA

DSC00113-a

NÂZIM HİKMET’İN DAKTİLOSU

DSC00109-a

Nâzım’ın Tespihi ve Şapkası

DSC00108-A

VERA’NIN NÂZIM’IN ÇALIŞMASIYLA İLGİLİ  YAZDIKLARI

DSC00116-a

DSC00105-a

Genelde şairin özel eşyaları; şairin basılmış kitapları, oynanan oyunları, Moskova’da Nâzım Hikmet adına basılmış pullar, şapkası, tespihi, çantası, valizi, daktilosu, giydiği takım elbiseleri, yelekleri, pijaması, cüzdanı, plakları, DSC00120-aDSC00086-a

DSC00122-a

NÂZIM HİKMET EL YAZMALARI

el yazmaları,Moskova’dan getirilmiş. Sadece Nâzım’ın değil Vera’nın da bazı özel eşyaları var; Vera’nın giysileri, şapkaları, işlemeli ayakkabısı, gezi çantası hepsi …

DSC00084-a

Vera’nın ve Nâzın’ın Giysileri

DSC00097-aDSC00098-aHele Vera’nın işlemeli ayakkabıları ve onların alınma öyküsü çok hoştu! Nâzım ve Vera’nın birbirlerine söyledikleri kartonlara yazılmış. DSC00076-aOnları okudukça Nâzım Hikmet’in memleketini nasıl özlediğini, eşi Vera’yı ülkesine getirip pek çok yeri göstermek istediğini anlıyoruz. Yazıları okumak bizlere başka bir dünyanın kapılarını açıyor. Bu dünya Nâzım ‘ın ve eşinin dünyası. Nâzım’ın eşi Vera Tulyakova’nın -Nâzım’ın vefatından sonra- İstanbul’a geldiğini anlıyoruz.DSC00075-a Nâzım’ın onu götürmek istediği yerlere mutlaka gidip gezmiştir.

ŞİİR- ŞAİR NİETZCHE

Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki “söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım.    Friedrich NİETZSCHE

IMG_20190920_170613

 

 

 

 

ŞİİR-ŞAİR PABLO NERUDA

KEDİ GÜZELLEMESİ

İnsanoğlu ya balık olmak ister ya da kuş

Yılan “Ah keşke kanatlarım olsaydı”der

Köpekse aslında yolunu şaşırmış bir aslandır

Mühendisin en büyük düşü şair olmaksa sinek

Sabah akşam bülbül olmayı dener.

Ama kedi varsa yoksa,

Kedi olmaktan başka yoktur derdi

Ve her kedi kedidir

Bıyıktan kuyruğa.

Hissiyattan fare yakalamaya kadar

Sarı gözleri kedinin

Bir tek yarık bırakmıştır

Gecenin jetonunu atmak için       Pablo Neruda/Çeviren: Ragıp Duran

SAMSUNG

Zeytin Adlı Kedimiz

ŞİİR-ŞAİR ALTAY ÖKTEM-1

EMANET CEKET

portmantoya asılı eski bir ceketin iç cebine sırnaşan buruşuk mendilin ortasında yara gibi duran kuru balgamın tanrısı: deli gibi inanıyorum sana!

masallara karıştı babam

ceket emanet duruyor artık omzumda

mendil de sanırım epey yampiri

tanrım, bir gececik olsun ateşler içinde yan

sabahlara kadar sayıkla beni

 

bak bambaşka çocuklara öptürürüm elimi

 

eski bir cadillac gibi hurdalığa park ederdi

farları yanmasa da aydınlanırdı vadim

bir tek bana gösterirdi patlak tekerini

ey eski ceketlerin makul tanrısı

mendilin uzayan mesaisi, yeşilin tonu

kurumuş bir balgamın özündeki zerafet

hangi ayet tersinden anlatabilir sizi

 

vakitsiz ölen kızlar

okşanmamış memelerini de götürür yanlarında

yazık değil mi baba?

ceket emanet duruyor artık omzumda

onlar emanet sana.           Altay Öktem

çiçek-kölnIMG_20190708_171319

ŞİİR-ŞAİR SUNAY AKIN

REÇEL

Gülemedim ki hiç
hasta yatağının başucunda
haberi bu yüzden
yoktur annemin
sol yanağımdaki
gamzeden

Komodinin üstündeki
ilaçların sayısı arttıkça
kutularından yaptığım
gökdelenin uzamasına
sevinirdim

Ve bilmezdim
annemin yaşantısındaki
renkliliğin yalnızca
raflarda dizili
kavonozların içindeki
reçeller olduğunu.        Sunay Akın / Antik Acılar

ALINTILAR-4

Pek çok defterim var okuduğum kitaplardan alıntılar yaptığım. Defterlerden birini elime aldım; özlü sözler, şiirler beni güler yüzle karşıladı. O defterlerden kendimi alamadım ve yıllar önce alıntıladıklarımı bilgisayarıma yazarken buldum kendimi. Amacım alıntıladığım özlü sözleri, şiirleri sizlerle paylaşmaktı. Kim bilir bazı yazarlar veya kitaplar dikkatinizi çeker siz de onlarla düşünceleri, yaşanmışlıkları, güzellikleri paylaşırsınız.

altan erbulak

Altan Erbulak(1929-1988) Karükatürist, Oyuncu, Gazeteci

“Hayat, göz açıp kapayıncaya kadar kısadır derler. Hayır… İnsanlar dünyaya gözü kapalı gelirler, açmaya vakit bulamadan ölürler. Ahh ne olurdu gözümüzü açabilseydik.” Altan Erbulak

“Planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl içinse insanları eğitin.”Çinli filozof Kuan Çe

“Sanat insanlıktır. İnsan olan sanatkâr olur, sanatı sever; insan olmayan sanatkâr olur mu, sanatı sever mi?

_semiha berksoy

Semiha Berksoy(1910-2004) Türkiye’nin İlk Opera Sanatçısı, Tiyatrocu, Ressam- Devlet Sanatçısı

“ilk sesli Türk filmi arşivlerde yok, yanmış gitmiş. Bu filmde Hazım Körmükçü, Talat Artemel, Rahmi Bey, Galip Ercan, Behzat Budak, Semiha Berksoy, Mısırlı sanatçı Azize Emir. Rejisör Muhsin Ertuğrul.” Semiha Berksoy’un Anıları/ Yazar Füsun Özbilgen

“Ancak söylenmemiş aşklar aşktır.” William Blake

“İnsanlar büyüdükçe günler kısalırlar

Günlerimiz gibi aşklarımız da

Yittikleri duraklarda kalırlar

Sakla yamalarını kalbim…

Kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla

Yürü, arkana bakma, ama umursa

Bazen anılara en çok yakışan elbise

Birkaç damla gözyaşıdır unutma…” Yılmaz Odabaşı

fakir baykurt

Fakir Baykurt (1929-1999) Öğretmen, Yazar, Sendikacı

“Dile ben canımı veririm. O sırdaştır, cesaretimi ben oradan bulurum, aydınlık hep oradadır.” Fakir Baykurt

“Homeros kanatlı söz diyor şiire. Demek ki uçabilir, demek ki mesafe alabilir. Benim amacım insanın yüreğidir, yalnız kafası değil; o kanatlı sözlerle insanların kalbine ulaşabileceğim, çünkü kalp çok yukarılardadır, oraya bu sözlerle gideceğim kanısındayım ben.” Fakir Baykurt

Behçet Aysan

Sefa Behçet Aysan(1949-2Temmuz1993) Şair, Tıp Doktoru

BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER…

Hoşça kal ayak izim

Serseri sokaklarda

Hoşça kal

Annemin yüzü

Hep beyaz yaşmaklı

Sırrı dökülmüş bir yalnız aynada

Hoşça kal

Dolunayın altında

Ihlamur ağaçlarına

Kazıdığım şey

Bir gün gelecek bugün de

Bir anı olacak nasılsa

Oturduğumuz bu masa

Bu kum saati, bu rüzgâr,

Bu eski komodin.

Bu kırık sandalye

Bu kelepir yürek

Bu aşk nasılsa

Hoşça kal

Yarım kalmış

Duvar yazıları

Hoşça kal

Gidiyorum

Bu şehri bu yağmuru

Bu düşleri

Bu aşkı bu kavgayı, bu kederi

Size bırakarak” Behçet Aysan(2 Temmuz 1993-Sivas)

pearl-s-buck

Pearl Buck(1892-1973) Nobel Edebiyat Ödülünü Alan İlk Amerikalı Kadın Yazar, Öğretmen

“Rüzgârın elleri yoktur; ama ağaçları sallar.

Ayın ayakları yoktur; ama gökyüzünde dolaşır.” Eski bir Kore Şiiri/ Bambu-Pearl Buck

Bambu-Pearl Buck_

“Okumak; zihinleri açar, kitaplarsa insan ruhunu gökyüzüne ve yeryüzüne çıkartır.” Yaşlı bir Koreli

5903_dewey

John Dewey (1859-1952) ABD’li Filozof, Eğitim Kuramcısı

“Eğitim süreci çocuğun ilgi alanlarını dikkate almalı ve bunların üzerine kurulmalıdır. Bu süreç, çocuğun sınıf içindeki deneyiminde düşünme ile iş yapma etkinliklerinin karşılıklı etkileşmesine olanak sağlamaktır. Okul, küçük bir topluluk gibi örgütlenmelidir. Öğretmen, belli bir ders ve okuma dizisini gerçekleştirmek için bir ustabaşı değil, öğrencilerle birlikte çalışan bir rehber olmalıdır. Eğitimin amacı, çocuğun varlığının her yönü ile gelişmesidir.” Eğitimci John Dewey

server tanilli

Server Tanilli (1931-2011) Yazar, Anayasa Hukuku Profesörü

“Gençlik, bir toplumun en dinamik, en akışkan, en hareketli kesimidir.” Server Tanilli

onurun bedeli

YOLCULUK

Yaşam yolculuğum

Yuvamdan başlayıp

Mezarlıkta son bulur.

Ömrüm,

Babam, ağabeyim

Kocam ya da oğlumun

Omuzlarında taşınan bir ceset gibi

Harcanır gider.

Dinle yıkanır,

Göreneklerle giydirilir

Ve bilgisizlik mezarına gömülür. Jan Goodwın( D.T.1948-Amerikalı gazeteci, yazar)/Onurun Bedeli(Price of Honor)

EL ELE

Senin yanında yürümek istiyorum

Yaşam boyunca

Ve sen!

Burnuma bir halka geçirmek istiyorsun

Beni güdebilmek için.

Gözlerimi bürüyen aşkla

Seni sevmek istiyorum,

Ve sen!

Tanrı olmak

Beni yaratmak ve kırmak istiyorsun.

Sonsuza dek, senin gönlünün bahçesinde

Dans etmek istiyorum.

Ve sen!

Benim çaresizliğimi dile getiren şarkılar söyleyerek

Gereksinmelerimin tamburu üstünde

Bir kukla gibi dans etmemi istiyorsun.

Güzel bir koku olmak

Ve senin gövdene sızmak istiyorum

Ama sen!

Beni cebinin içinde saklamak istiyorsun.

Ağlamak istiyorum:

Ve sen!

Parmaklarının bir şakırtısıyla

Benim gülüvermemi istiyorsun. Atiye Davut(Pakistan’ın Sindli Şairi)

kurbağa yağı satıcısı

Akira Kurosawa (1910-1998) Japon Sinema Yönetmeni, Senarist, Film Yapımcısı, Kurgucu

“Tüyleri aynı olan kuşlar bir araya toplanır.” Akira Kurosawa/Kurbağa Yağı Satıcısı

“Söylemek ve yapmak arasında kocaman bir deniz vardır.” Susanna Tamaro/Anima Mundi(Dünyanın Ruhu)

Susanno Tamaro

Susanno Tamaro ( 1957- ) İtalyan Yazar

“Yaşam; pes edenin değil, kurcalayanın olur.” Susanna Tamaro

“Öğrenebilmek için önce gururu kırmak gereklidir.”S. Tamaro

Sy. 50

“İnsanlar, diyordum kendime, her zaman aynı hayallerin peşine düşmeyi seviyorlar, hepsi korkuyor, bu yüzden bir hayal uyduruyor, onlara anlam ve ortaklık kazandıracak bir değer arıyorlar, koronun bir üyesi olmak ve hep aynı şeyleri yinelemek iyi geliyor. Civcivler kuluçka makinesinin ışığı altında sıcacık oturmaktan hoşlanır, insanlar da ütopyaların olanaksız vaatlerinin sıcaklığından. Hepimizin doğasından ölüme kadar emekleyerek kat etmek zorunda kaldığımız tünelin gerçek anlamını herkes anlayamaz ve kimse bunun dışına kaçamaz.” Susanna Tamaro/ Anima Mundi (Dünyanın Ruhu)

kucukiskender

Küçük İskender(D.T.1964- ) Şair, Eleştirmen

“Şiir hayatın içinden gelir, hayatı kucaklayıp sizi size döndürür.” Küçük İskender

DÜŞSEL

İnsanlarla dolu bir tencereye

Kardeşliği karıştırdım

Sevgi tomurcukları serptim üzerlerine;

Sonra,

Deniz maviliği derinlik

Ve

Gökyüzü sonsuzluğunca özgürlük

Ateşi iyice yükselince umudun;

Ilık rüzgârlar dolusu

Mutluluğu duyumsadım. Zeynep Günsür

SEFERİS’E MERHABA

Akşamları hep böyle

Martılar

Çığlık çığlığa mı uçarlar

Diyor oğlum bana

Eteğinde Kazdağı’nın

Zeytin ağaçları altında

Güneş kanat vururken ufka

Bir sevinç bir sevinç geçiyor

Mavilikler içinden

Aydınlığımız da

Karanlığımız da

Ege’nin koynunda

Ey Seferis sana

Balıkçı’dan Merhaba! İbrahim Oluklu