FLORYA’DA İSTANBUL AKVARYUMU

Yıllardır Florya’daki akvaryuma gitmek istiyordum. Arkadaşım peyzaj mühendisi Aysel Karaosmanoğlu emekli olduktan sonra tam beş yıl orada çalışmıştı.

DSC058772014

Aysel Karaosmanoğlu

Her zaman bize, “ne zaman isterseniz akvaryuma gidebilirsiniz, benim ve eşim Bülent’in ismini söyleyin, sizleri misafir etmekten arkadaşlarımız olan akvaryumun sahipleri mutlu olacaklardır,” diyordu. Hastalıklar, ölümler olunca insanın gözü, hiçbir şeyi görmüyordu. Sonunda bu yıl şeytanın bacağını kırıp

IMG_20191126_141030ia

İstanbul Akvaryumu

Florya’daki akvaryuma gittim. Daha önce İstanbul’a gittiğimizde Marmaray Kazlıçeşme’ye kadardı, Kazlıçeşme’den Bakırköy’e gidebilmek için ya taksiye ya da otobüse binmek gerekiyordu. Artık Marmaray Bakırköy’e hatta Halkalı’ya kadar gidiyor. Üstelik Florya İstanbul Akvaryumu durağı bile var.

Bakırköy’den Marmaray metrosuna bindim, Florya Akvaryum durağında indim ve Aysel’e telefon ettim, ben akvaryumdayım, dedim. Hemen akvaryum yöneticisine telefon etmiş, ben danışmaya gidene kadar, güler yüzlü genç bir bey gişelere gelip beni akvaryuma buyur etti.

Aysel’in söylediğine göre dünyanın en büyük tematik akvaryumuymuş.  Tam on altı tema akvaryumda yer alıyormuş. Sanki görmemişim de duymuşum gibi anlatıyorum. Ama ben Florya’daki İstanbul Akvaryumu’nu gezdim. Gişeleri geçtikten sonra bir batık tekne karşıladı beni, onun içinden geçtim, bir anda bambaşka bir dünyaya girdim, içim neşeyle doldu, gerçekleri okuyunca canım sıkıldı. Denizlerimizin kirlenmesi, balıkların her geçen gün azalması, denizlerimizin nylon poşetlerle dolması, nylonların balıkların içine işlemesi canımı öylesine sıkıyor ki… Buna sizlerin de canınızın sıkıldığını biliyorum. Neyse akvaryumdaki deniz yaşamının anlatımı Karadeniz ile başlıyor,

IMG_20191126_145200i.a.

Karadeniz

IMG_20191126_145222i.a.

IMG_20191126_141531i,a,

IMG_20191126_141556i.a.

IMG_20191126_124720 (1)

 

IMG_20191126_124845IMG_20191126_124527 (1)IMG_20191126_125216

IMG_20191126_125528 (1)

Denizlerimizdeki Balıklar

IMG_20191126_125557 (1)

Denizlerimizdeki Balıklar

IMG_20191126_145524i.a. kırlangıç balığı

Denizlerimizdeki Balıklar’dan Kırlangıç Balığı

Eski zamanlarda Marmara Denizi’nde, Ege’de yukarıda görülen balık çeşitlerinden çok varmış, ama her geçen gün bu balık çeşitleri azalıyor. Bilinçsiz avlanma, denize patlayıcı atma… hepsi günü kurtarmak için, aslında insanlar geleceklerini yok ediyorlar; ne yazık ki bunun farkındalar veya farkında bile değiller. Herkesin ağzında aynı söz, buralarda eskiden ne çok balık vardı, evet eskiden vardı da şimdi niye yok veya komşu ülkelerde var, bizde yok… Acaba neden? Sakın bilinçsizlik olmasın bunun nedeni.

İstanbul ve Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi, ardından tahmin ettiğiniz gibi IMG_20191126_125804

IMG_20191126_141317ia

IMG_20191126_143743iaIMG_20191126_143729i.a.Ege Denizi ve Akdeniz – sadece bizim denizlerimizle sınırlı değildi anlatılanlar ve sunulanlar. Denizlerimiz bolluk içindeymiş, balık doluymuş eskiden, artık balıkla karşılaşmak  o kadar kolay değil…IMG_20191126_144317i.a.

 Süveyş Kanalı yapılırken milyonlarca insan çalışmış ve  pek çok insan da yaşamını yitirmiş. Ben bunu  daha önce  hiç düşünmedim diyebilirim, işte müzeler -siz belki bana akvaryum bir müze değil diyebilirsiniz- ben akvaryumları da müze olarak görüyorum. müze deyince belki size itici gelebilir, ama müzeler yaşayan yerler olmalı, bizler müzelere gitmek için can atmalıyız. Arkeolog Saadet Barutçu’nun “Müzeler bir ülkenin nüfus kağıdıdır.” sözünü çok beğenir, sıkça kullanırım. Müzeler bize o güne kadar düşünmediğimiz, aklımıza bile gelmeyecek durumları anlatır, dikkatimizi çeker.Yani eğitim hiç bitmez, sadece alış yerimiz ve yöntemimiz değişir. Niçin eğitim görürüz, eğitim bize neyi, nasıl öğreneceğimizi öğretmez mi? Okul bitince eğitimimiz bitmez, biz gittiğimiz müzelerden, sergilerden, tiyatro oyunlarından, konserlerden, şehirlerden, ülkelerden, insanlardan, kitaplardan sürekli yeni şeyler öğreniriz. IMG_20191126_141645iaFlorya’daki tematik akvaryum da kitap gibi- oku oku bitmiyor- dünyanın her yeriyle, deniziyle, karasıyla ilgili kültürel, tarihsel, mimari, coğrafi bilgi veriyor bize, o zamana kadar dikkat etmediğimiz veya alıştığımız bir takım konulara dikkatimizi çekiyor. Sonra o konularla ilgili düşünceler üretiyoruz. 

IMG_20191126_144004iaIMG_20191126_150640İ.AK.Kızıl Deniz, Küresel ısınma, Gibraltar(Cebelitarık), Orta-Batı ve Doğu Atlantik, lisede edebiyat kitabında  okuduğumuz IMG_20191126_142945i,a.Panama Kanalı, Panama Kanalı yazısını kim yazmıştı? Unuttum, ama yazı hatırımda, ilk defa Panama Kanalı’nı orada okumuştum, artık Panama Kanalı’yla ilgili her türlü görsel ve tanıtım yazısı parmağımızın ucunda bir tuşa bastık mı bütün görseller ve bilgiler geliyor. Pasifik Okyanusu ve bir denizaltı(Nautilus) tüm bunlar baştan söylediğimiz on altı tema olarak İstanbul Akvaryum’da.  Tüm bu temalar coğrafi bir rotayı takip ediyor ve kültürel, tarihsel, mimari özellikler göz önüne alınarak oluşturuluyor. Karadeniz’den Pasifik Okyanusu’na kadar uzanıyor. 

IMG_20191126_135509

Yağmur Ormanı

Bir de arkadaşım Aysel ve ekibinin oluşturduğu bir yağmur ormanı var. Sadece bu yağmur ormanı bin metrekarelik bir alanı kaplıyor. Aysel’e yağmur ormanı projesinin nasıl oluşturulduğunu sordum. Yağmur ormanı projesinin var olduğunu; ama yapay olduğunu, altı ay araştırma yaptığını, Avrupa’da pek çok yağmur ormanının bulunduğu  hayvanat bahçesi ve doğal parkları gezdiklerini, gittikleri bazı yerlerin: Çek Cumhuriyeti’nde Zlinzoo’ya , Barselona’da Barselona Akvaryumu’na Londra’da London Zoo’ya gittiklerini, .Zlinzoo’daki yağmur ormanlarının bizim yağmur ormanı bitkilerimizden daha fazla çeşidi olduğunu, bize de tüm bitkilerin geldiğini; ama o bitkilerin hepsinin  yaşaması için  akvaryumda yüksek duvarların değil.  duvarların cam olması gerektiğini, biz bir kere daha güneşin bitkiler için ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Sadece bitkiler için mi önemli güneş, biz insanlar için de çok önemli; güneşli bir günde içimiz neşe dolar, keyfimiz yerindedir. Neyse biz yine akvaryumdaki yağmur ormanlarına gelelim ,İstanbul’da bir akvaryumda yağmur ormanı olması çok çok güzel, bu güzelliği gördünüzse yine gidin, görmediyseniz vakit kaybetmeden görün diyorum, yağmur ormanındaki yüksek duvarları gördüm, onların cam olduğunu düşünmek; tüm bitkilerin güneş sayesinde yaşamaları ne hoş! Aysel’in dediğine  ve benim gördüğüme göre  yağmur ormanlarında sürekli ışıklar yanıyor, bu da bitkileri şaşırtmayı amaçlıyormuş, güneş varmış gibi… 

IMG_20191126_133738

İstanbul Akvaryum-Yağmur Ormanı

IMG_20191126_134406

Florya-istanbul Akvaryum’daki Yağmur Ormanı

İstanbul Akvaryum’daki bitkilerin Kostarika’dan getirildiğini, floranın(bir ülkede ya da bir bölgede yetişen bitkilerin tür olarak tümü) ve faunanın(Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü) yağmur ormanlarındakinin aynısı olduğunu, yağmur ormanlarında bulunan hayvanlar da yine sıcak bölgelerden getirilmiş, Aysel ve ekibi yağmur ormanlarını ilk oluşturdukları zaman- sabah, öğle, akşam- belli periyodlarla bitkilerin yağmurlama sistemiyle sulandığını ve sisleme çalışmaları yaptıklarını ama yağmur ormanlarını gezenlerin bundan şikayetçi olmalarından dolayı sulama sisteminin çalıştırılmadığını, yağmur ormanlarında timsah, anakonda, kapibara, pirana ve değişik bazı deniz canlılarının bulunduğunu, tüm akvaryumda değişik denizlerden gelen canlıların kendi ortamlarındaki şartların sağlandığını, arka planın bir fabrika gibi çalıştığını, tüm hayvanların beslenmesinin ve yaşadıkları ortamların oluşturulmasının çok zor bir iş olduğunu anlattı.

Gerçekten her denizin tuz oranı, sıcaklığı farklı; hayvanların ve bitkilerin kendi yaşadıkları ortamın sıcaklığının ve tuz oranının aynı olması çok zor bir iş olsa gerek. Hele hayvanların beslenmeleri, akvaryumun temizlenmesi kolay olmasa gerek. Türkiye’de bile Karadeniz’in, Marmara’nın, Ege’nin, Akdeniz’in sıcaklığı ve tuz  oranı farklı…Eee bunun Pasifik Okyanusu, Atlantik Okyanusu ve pek çok farklı denizi var. Bizler genelde gördüklerimizi düşünürüz, gerideki  çalışmalar, uğraşmalar aklımıza pek gelmez. Böyle bir akvaryum emekle, iş gücüyle, sevmekle ve de çok parayla oluşabilir. Bizlerse o çalışmanın nelere mal olduğunu düşünmeyiz bile. Bir şey oluşturuluyor; ama nasıl uğraşarak, emek harcayarak oluşturuluyor.

IMG_20191126_132924

Öğrenciler   

IMG_20191126_131050

Öğrenciler

Pek çok öğrenci öğretmenleriyle gelmişti Florya’daki İstanbul Akvaryuma, onların heyecanla ve gürültüyle dolaşmaları beni mutlandırdı. Minik öğrencilerin gürültüleri bile güzeldi. Öğrencilerin akvaryuma getirilmeleri o öğrenciler için çok önemli.

IMG_20191126_140137ia

Penguenler Suya Dalıp Yüzüyorlar

indir (1)penguen

Penguenler

Özellikle penguenlerin olduğu bölüm ve büyük bir buz kütlesi öğrencilerin çok ilgisini çekmişti. Penguenler ispanya-Valencia’dan getirilmiş. Çocukların hoşlandıkları kadar var, penguenler suya atlayıp yüzüyorlar, dalıyorlar. Uzun süre su altında kalabiliyorlar. Bazıları buzların üstünde oturuyor. İlk defa penguenleri Darıca Kuş Cenneti’nde görmüştüm. Bana çok minik gelmişlerdi, onları televizyonda görünce daha büyük zannediyoruz. Bu bir yanılgı, doğada penguenlerin filmi çekiliyor, yanlarında onlarla  karşılaştıracağımız bir insan olmadığı için boyutlarını tam olarak kavrayamıyor, onları kendimize göre ölçüyoruz. Sanki büyüklermiş gibi geliyor bize. Çocuklar -daha önce söylediğim gibi- buz kütlesinden çok hoşlanmışlardı, ona ellerini sürmeden duramıyorlardı, bir yandan elleri üşüyor, diğer yandan da büyük bir keyif alıyorlardı.IMG_20191126_144036iaKuzey Kutbu’nun olduğu bölüm oldukça soğuktu. Kar ve buzla kaplıydı, çocukların çok sevdiği buz kütlesi de Kuzey Kutbu’na yakındı.

.Yirmi iki bin metre kare olan İstanbul Akvaryum bin beş yüz canlı türünü barındırıyormuş ve altı bin sekiz yüz metre küp su kapasitesine sahipmiş.  Beni önce Karadeniz karşıladı,ardından İstanbul Boğazı geliyordu. IMG_20191126_145049i.a.IMG_20191126_124250İstanbul Boğazı’nın iki yanı ve denizi canlandırılmış, ayaklarımın altında cam var, camın altında ve yan tarafta sular ve boğazda yaşayan balıklar, yalılar hep karşımızda kendimi Boğaz’da dolaşıyormuş gibi hissettim. Tabii dokuz bin yıllık geçmişiyle İstanbul Kenti baş sıradaydı. Sonra Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı, Ege Denizi, Akdeniz… yani Karadeniz’den Pasifiğe uzanan tematik bir akvaryum. Bu akvaryumda filmler, her alan için ayrıntılı bilgilerin verildiği grafikler, interaktif oyunlar bulunuyor. Her alanın  ses ve ışıklandırması çok güzel yapılmış. Ayrıca hediyelik eşya ve yiyecek alabileceğiniz yerler de unutulmamış.IMG_20191126_124500

IMG_20191126_124508Bir salona girince balıkların yüzdüğü bir havuz ve havuzun başında antik çağın deniz tanrısı Poseidon’la karşılaştım.

IMG_20191126_145657İ,A, poseidon

Deniz Tanrısı Poseidon’un Bulunduğu Salon

IMG_20191126_130228

Antik Çağda Deniz Tanrısı Poseidon

IMG_20191126_145614i.a.

İstanbul Akvaryum

IMG_20191126_143851i.a.

IMG_20191126_150450İ.A.

IMG_20191126_150423İ.A.

Akvaryumda Bir Balıkadam

IMG_20191126_141756iaKimi zaman sular ve balıklar üstümdeydi, kimi zaman ayaklarımın altında, kimileyin de tam karşımdaydı.

Lemonshark

Limon Köpek Balığı-f. Vikipedi

Akvaryumda yaşayan en büyük canlı Limon Köpekbalığıydı. Yirmi beş yıl yaşıyormuş  Limon Köpekbalıkları.

IMG_20191126_140829ia

Florya- İstanbul Akvaryum

Yirmi beş yıl boyunca bu köpek balıkları uyumaz ve dinlenmezlermiş.  Limon Köpekbalıkları yüzdükleri zaman sudaki oksijeni vücudlarına geçirebiliyorlarmış. Şayet uyur veya dinlenirlerse oksijensiz kalıp yaşamlarını yitiriyorlarmış. Yaşam boyu uyumamak ve dinlenememek insanlara göre korkunç bir şey olmalı; ama hayvanların yaşamı farklı. Ziyaretçiler isterlerse köpekbalıklarıyla yüzebilirlermiş; ben onlarla yüzmek istemem doğrusu, karınları tok bile olsa…  Gerçi pek çok akvarist(akvaryum ve akvaryumculuğu benimsemiş ve hobi edinmiş amatör veya profesyonel kişiler) onlara bakıyor, doyuruyor, onlarla birlikte yüzüyor, ama ben yine de köpekbalıklarıyla birlikte suda olmak istemem.  Deniz canlılarından anemonlar zehirlidir, bunu bilmeyen yoktur. Ancak Palyaço balıkları anemonların içinde yaşayabiliyorlarmış akvaryumda. Anemonların salgıladığı zehir Palyaço balıklarının derisinden geçmiyormuş. Palyaço balıklarının oldukça değişik balıklar olduğu söyleniyor.

indir (4)

Palyaço Balıkları                     Foto;Vikipedi

palyaco-001

En fazla 10 santimetre olabilen Palyaço Balığı- Foto;Neoldu.com

Genellikle küçük gruplar halinde yaşarlarmış Palyaço balıkları ve grubun başındaki balık dişiymiş, bu dişi balık ölünce onun yerine bir erkek Palyaço balığı dişi olabiliyormuş.Bu bana çok ilginç geldi, onların renkleri  bulundukları ortama göre değişse de benim çok hoşuma gidiyor. Akvaryumda yaşamlarının bir döneminde dişi bir döneminde erkek olan orfozlar da varmış. Bu da başka bir ilginçlik… Siz akvaryumu dolaşıp  fotoğraf çektikçe, bazı balıkların özellikle Vatozların size poz verdiğini, sanki sizin için yüzdüklerini hissediyorsunuz. Büyük Vatozlarla Marmara Denizi’nin su altında çok karşılaştım. Öyle büyükleri vardı ki kocaman kanatlarını aşağı yukarı hareket ettirerek yüzüyorlardı, onları suda öyle plamp plamp diye kanatlarını oynatır görünce-zarar veren hayvanlar olmadığı söylense de- insan ister istemez korkuyor ve denizden çıkmak istiyor.

IMG_20191126_140858ia

İstanbul Akvaryum’da Bir Vatoz

lstanbul Akvaryumu gezip dolaşmam, görsel grafikleri okumam saatlerimi aldı. Bundan hiç de şikayetçi değildim,  burada dolaşmak beni çok mutlandırdı.

IMG_20191126_134831

Yağmur Ormanları Girişi

En son Yağmur Ormanları bölümüne geldim, buradan çok hoşlandım, hele arkadaşım Aysel’in burayı ekibiyle oluşturması, buranın olması için pek çok araştırma yapıp emek harcaması burayı daha değerli kılıyordu benim için.

IMG_20191126_135032

istanbul Akvaryum-Yağmur Ormanları

IMG_20191126_135024

Yağmur Ormanları

Büyük bir keyifle ağaçlardan damlayan suların altında yürüyerek dolaşmak beni nasıl mutlu etti anlatamam.

IMG_20191126_133941

Kırmızı Karınlı Piranalar

Bakıldığı zaman Piranalar hareketsiz görünüyorlardı, sanki öylesine donup kalmışlar gibi; Piranalar sürüler halinde dolaşıp avlanırlarmış, üstelik suda bulunan bir damla kanın kokusunu iki kilometre uzaklıktan alabiliyorlarmış. İnsan onların suda masum duruşlarına kanmamalı, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamalı.

IMG_20191126_134507

Yağmur Ormanlarında Bana Merhaba Diyen Bir Başka Dost

IMG_20191126_133836

Kapibaralar

IMG_20191126_133423

Yağmur Ormanı

Anakonda’yı, Örümcekleri(Tarantulalar), Kayman timsahını,Iguanaları, zehirli minik

IMG_20191126_133633

Zehirli Minik Kurbağalar

kurbağaları, kırmızı karınlı piranaları, ilk defa gördüğüm Kapibara’ları- bu Kapibaraların anavatanı Güney Amerika’ymış-  hem karada hem de suda yaşayabiliyorlarmış.

indir (5)

35-66 kg. arasında değişen yetişkin bir kapibara, farenin büyüğü

Bana onlar sadece büyük bir kemirgen gibi gelmişti. Yağmur ormanlarında bulunan Anakonda meğer Kapibara ile beslenirmiş tabii bunu bana Aysel söylemese bilemezdim, Anakondaların Kapibara ile beslendiklerini öğrendikten sonra Kapibaralar ne ile beslenirler diye sormadan edemedim Aysel’e, onlar da bambu ile besleniyorlarmış. Bu hayvanların yaşam alanları belli periyodlarda temizlenip yeniden düzenleniyormuş. Ve bu hayvanları kafana göre getiremiyormuşsun, Uluslararası Akvaryumlar Birliğine  üye olman gerekiyormuş. Devasa yağmur ormanı bitkilerini seyretmeye doyamadım, en az iki kere dolaştım burayı, pek çok fotoğraf çektim. Böyle uluslararası standartlara sahip dünyanın en büyük akvaryumunun bizde olması beni çok gururlandırdı. Aysel’in dediğine göre; bu akvaryum uzman olan kişiler tarafından yönetiliyormuş ve altyapısı teknolojiyle destekleniyormuş, yabancı ve yerli uzmanlar- hepsi işinde uzman mühendisler-IMG_20191126_140829ia İstanbul Akvaryum’da yaşamlarını sürdüren canlıları devamlı gözlemliyorlarmış. Ayrıca bu canlıların yaşamlarını sürdürmeleri için doğal ortamlarına en yakın koşulların oluşturulduğu 15.000 metre karelik bir bakım ve uyum ünitesi de varmış.

IMG_20191126_142110ia

İstanbul Akvaryum ve Akvaryumu Görmeye Gelenler

Akvaryumu gezenler bu bakım ünitelerini göremiyorlar, tabii ki ben de görmedim, Aysel anlattığı için biliyorum.Akvaryumu gezerken gördüğümüz tankların altında da bakım ve uyum ünitesinin tankları bulunmaktaymış. Orada çalışanlar sanki bir laboratuvarda çalışanlar gibiymiş. Özel giysilerini giyip dünyanın dört bir yanından getirilmiş hayvanlara yiyecek hazırlıyorlarmış. Ve başka ülkelerden getirilen hayvanlar kalmaları gereken zaman karantinada kalıp karantina süreleri geçince bizim gördüğümüz tanklara alınıyorlarmış. Bir hayvan hastalanacak olsa, diğerleri de hastalanabilirmiş. Bu bakım  ünitelerinden başka hayvan hastaneleri de bulunmaktaymış. 

IMG_20191126_140703ia

İstanbul Akvaryum-Balıkları Besleyen Bir Balıkadam

İstanbul Akvaryumun bulunduğu yer İstanbul Büyük Şehir Belediyesine aitmiş. Akvaryumu oluşturan şirket, YAP İŞLET DEVRET  olarak yapmış bu akvaryumu. Bu iş bir şirketin masrafını karşılayabileceği bir iş değil. Burayı işleten şirket de bir AVM yapıp dükkanları kiraya vermiş, buranın kazancı genellikle akvaryuma harcanıyormuş. Gerçekten sadece giriş ücretiyle bu akvaryumun giderleri karşılanamaz. AVM’ler şu an için kapalı, balıklar ne yerler acaba? Onlara bakan mühendisler, sanırım her gün değişik denizlerin balıklarıyla birliktedirler.

Bu günlerde korona virüsüyle yatıp kalkıyoruz; okullar, camiler, AVM’ler toplu halde gidilen her yer kapatılıyor. Herkes digial ortamda her şeyi yapabilecek, birbirleriyle görüşemeyecekler, ben bu yazıya birkaç ay önce başladım, ancak yayımlayabileceğim, Belki yakında bu akvaryuma gidemeyeceksiniz; ama korona tehlikesi geçince ilk gideceğiniz yer Florya’daki istanbul Akvaryumu olsun ve edindiğiniz izlenimleri mutlaka yazın.

CEBELİTARIK(GİBRALTAR)

Gemide bir gün önce Seetag/Denizgünü’nü büyük bir keyifle geçirdik. Havuza, jakuziye girip güneşlendik. Denizde olmaktan çok mutluyduk.

Malaga-aidabella DSC04199-a

Malaga’da Aidabella

malaga-gibralta 001-a

Malaga Haritası

Şubat’ın ikinci günü gemimiz sabah erkenden Malaga’ya girdi. Biz tur satın almıştık, Gibraltar’a gidecektik. Sabah erken saatte Malaga’yı dolaştık, Cebelitarık’tan dönüşte dolaşmaya devam ederiz diye düşündük.

malaga-gibralta 002-a

Geziye Götürecek Otobüsler

Otobüse bindik, aşağı yukarı bir buçuk saat gittik, 100 kilometreden fazlaydı Malaga ile Gibraltar arası, yolda deniz kenarında pek çok yazlık ev gördük, bu evler Avrupalılar tarafından özellikle Almanlar tarafından alınmış. Mayorka’da olduğu gibi burada da Almanlar çoğunlukta. Buraları kendi arka bahçeleri gibi görüyorlar, bir buçuk saatte uçakla buraya geliyorlar, kendi ülkelerine göre burası oldukça sıcak, deniz kenarı. Malaga’nın çok uzun sahil bandı var. Malaga’dan Cebelitarık’a giderken genellikle denizi görüyorsunuz. Neyse neredeyse  Cebelitarık’a geldik, derken, rehberimiz Juan herkes pasaportlarını çıkarsın deyince beni bir tedirginlik aldı, pasaportlara ne gerek var? Acaba Cebelitarık başka bir ülkeye mi ait? diye düşündüm. Bizim pasaportlarımız için İngiltere dışında herhangi bir Avrupa ülkesinden vize almamıza gerek yoktu. Pasaport istediklerine göre Cebelitarık İngiltere’ye ait olabilir miydi? Otobüse bindiğimizde iki kişilik yer olmadığı için eşimle ayrı yerlerde oturuyorduk. Ben bir Alman hanımın yanında oturuyordum, o da iki sıra arkamda başka bir kişinin yanında oturuyordu. Zaten otobüste ikimizden başka farklı ülkeden kimse yoktu, herkes Almandı. Neyse otobüse bir kadın polis bindi, pasaportlarımıza baktı, hiçbir şey demedi.

malaga-gibralta 010-a

Otobüse Binen Polis

Ben bir oh çektim, ama erken zamanda oh çekmişim, kadın polis indi, arkadan bir erkek polis otobüse bindi ve bize otobüsten inmemiz gerektiğini, vizesiz İngiltere topraklarına giremeyeceğimizi söyledi. Otobüsün sürücüsü bayan ve rehberimiz bu duruma çok üzüldü ve arabadan inip görevlilerle konuştular bizlerin de Cebelitarık’a girmemiz için. Görevliler bunu kesinlikle kabul etmedi, inmemiz gerektiğini söylediler. Hiç aklımıza gelmemişti, İspanya’daki Cebelitarık’ın  İngiltere’nin toprakları olacağı. Bunu bilmiyorduk. Düşünebiliyor musunuz tam olarak 7 kilometre kare bile olmayan Akdeniz’in girişinde yer alan ve İber Yarımadası’nın güneyinde bulunan Cebelitarık başka bir ülkeye ait, ve o ülkede  bizim yeşil pasaportlara bile vize uygulanıyor. İstemeden otobüsten indik, sanki onlarca kişiyi öldürmüşüz gibi hissettik kendimizi. Çok üzüldük çoook… Hem kendi adımıza hem de ülkemiz adına… Bir anda bir hiç olduğumuz kafamıza vuruldu. Çok büyük hakarete uğradık. Bunu anlatmak beni ne kadar üzüyor, anlatamam. Ama bizim oranın İngilizlere ait olduğunu bilmemiz gerekiyordu. Bunu bilseydik oraya gitmeye kalkışmazdık ve o kadar euro vermezdik.

malaga-gibraltar sınırı 013-a

İspanya’dan İngiltere’ye Geçiş-Sınır Kapısı

Rehberimiz bizi saat 14.30’da otobüsten indiğimiz yerden alacaklarını söyledi. Ama biz orada beş dakika bile geçirmek istemiyorduk, hemen La linea’nın otogarına gittik, Malaga’ya dönmek istediğimizi söyledik. Aldığımız yanıt olumsuzdu, günde iki otobüs varmış Malaga’ya sabahki yarım saat önce kalkmış, öğleden sonraki de 16.00’da kalkacakmış. Taksi tutmayı düşündük, çok pahalı olacağı için bu düşünceden vazgeçtik. Bizim otobüsümüz bizi 14.30’da alacaktı.Çok üzgün ve kızgın olsak da burada iyi zaman geçirmeliydik. Cebelitarık’ın yanında La Linea de la Concepcion’u kim tanır ki?

malaga-gibraltar kayası 012- a

Cebelitarık Kayası

malaga-gibraltar-linea 015a

La Linea Kentinin Evleri Arasından Gibraltar Kayası Görünüyor

Cebelitarık’ın yüksek tepesinin, yani 400 metreyi geçen kayasının, bulunduğumuz yerin ara sokaklarını, bazı evlerde yıkanmış ve asılı olan çamaşırları, özellikle kadın külotlarının fotoğrafını çekti Mithat.

malaga-gibraltar-la linea-çamaşırlar 026a

La Linea’nın Evleri ve Çamaşırlar

Bazı kadınlar sanki o gün sadece külotlarını yıkamış ve asmışlardı.Evet Malaga’ya sadece günde iki otobüs kalkan, halkının pek çoğu İngiliz bölgesi olan Gibraltar’da çalışan, halkının İspanyolca yanında İngilizce de konuştuğu küçük bir kentti Linea.

malaga-gibraltar kayası-la linea 035-a

Gibraltar Kayası’na La Linea’dan Bakış

Cebelitarık için İngilizler ve İspanyollar yıllarca süren savaşlar yapmışlar, en sonunda halka sormak gelmiş akıllarına, referandum yapmışlar ve halk İngilizlerin olmasına karar vermiş Cebelitarık’ın. Böylelikle İngilizler deniz aşırı olan bu toprakların idarecisi olmuş. Artık hayat boyu unutmam Gibraltar’ın İngilizlerin idaresi altında olduğunu.

malaga-gibraltar-la linea 025a

La Linea’nın Evleri

La Linea’yı ister istemez tanıdık, şayet Cebelitarık’a girebilseydik, La Linea’nın lafını bile etmezdik, Cebelitarık’ın gölgesinde kalmış küçük bir yerleşim yeri Linea. Otobüsümüz bizi 14.30’da aldı, Malaga’ya geri döndük. Yolda kuzenime ve eşine bu durumdan bahsetmemeye karar verdik. O gün kuzenimin doğum günüydü, bu tatsız olayın geceye ve geziye damgasını vurmasını istemedik; ama biz bu olayı hiç bir zaman unutmadık ve unutmayacağız…