KÖPRÜÇAY’DA RAFTİNG (Gezici Doğa Evim 10)

Köprülü Kanyon’da karavanlarımızda güzel bir uyku çektik ve ertesi sabah nefis bir kahvaltıdan sonra rafting yapmak için botların durduğu iskeleye geldik. Tahta iskelenin üstü ve suyun diğer yakası kafalarında rengârenk kasklar olan yüzlerce kişiyle dolmuştu. Büyük bir karınca kolonisi gibiydiler, şaşırmadık desem yalan olur;  bu kadar insan nereden çıkmıştı? Bir gün önce Köprülü Kanyon’u dolaşmıştık, her yer çok sakindi; akşam desen buralarda bizden başka kimse yok gibiydi. Sabah sabah kafalarında rengârenk kasklar olan karıncalar nereden çıkmıştı.

Soldan sağa: Nesrin-Ergün Aydınlar, Özge-Selçuk-Buket Borak, Mithat-Sevil Okay; ortada rehberimiz Alek

Soldan sağa: Nesrin-Ergün Aydınlar, Özge-Selçuk-Buket Borak, Mithat-Sevil Okay; ortada rehberimiz Alek

Neyse biz de karıncalar olarak önce Köprüçay Göleti’nde fotoğraf çektirdik. Fotoğraf çektirmeden önce botumuzu idare edecek, bizi yönlendirecek rehberimizle tanıştık. Adı Alek olan rehberimiz Ukraynalıydı. Çok az Türkçe biliyordu.

Rafting yapacak olanlar ikişerli, beşerli, altışarlı, sekizerli gruplar halinde, gelen botlara biniyor, anında küreklere asılıp Köprüçay’da yol alıyorlardı. Biz de onlara katıldık, rehberimizle birlikte sekiz kişi botumuza bindik.

Köprüçay

Köprüçay

Köprüçay için  zorlu bir parkur değil deniyor; fakat bazı yerleri bizleri zorladı. Alek bize sürekli komut veriyordu:

-Hadi, sağı ceeek!

-Şimdi solu ceekk!

-Hadi ceeeeekkkkk! İkisini birden ceekkk! Bizler olanca gücümüzle küreklere asılıyoruz, suların çağıl çağıl aktığı yerlerde sular baştan ayağa hepimizi ıslatıyor, ıslanmaya aldırmadan çekiyoruz kürekleri…

Beşkonak-Köprüçay'da Rafting

Beşkonak-Köprüçay’da Rafting

Biz büyük bir ciddiyetle küreklere asılmışken bir bakıyoruz Ergün ağabey elindeki küreği saz yapmış çalıyor. Onun büyük bir gayretle kürek-sazı çalması hepimizi koparıyor, katılıyoruz gülmekten kürek çekmeyi unutuyor, Alek’in ‘hadi ceeeeekkk!’lerini duymaz oluyoruz. O arada botun ani hoplayıp burnunu havaya kaldırmasıyla karşılıklı oturan Nesrin ablayla Ergün ağabey botun ortasına yuvarlanıp kafa kafaya geliyorlar. Botun şiddetli her hoplayışı onları da yerlerinden hoplatıp botun ortasına düşürüyor. Ne güldük, ne eğlendik! Köprülü Kanyon’da rafting yapmak ömre bedeldi!

Köprüçay’ın sesi o günkü gibi kulaklarımda; o şakırtıyı, şırıltıyı, dalgaların sesini şu anda bile duyabiliyorum. Bu ses, bu ses! Köprülü’nün sesi değil, belleğim gözlerimi etkisi altına almış, dışarda olanları göremez olmuşum. Şu anda duyduğum ses Avşa’daki selin oluşturduğu suyun sesi. Sular öylesine azmış ki çağıl çağıl, döne döne, önündekileri yalaya yuta evin önünden akıyor. Hiçbir şey yapamıyorum anılarda gezinmekten başka. Deniz de kalkıp kopuyor, deniz otobüsü nasıl sallanıyordur kim bilir?

KÖPRÜLÜ KANYON (Gezici Doğa Evim 9)

Torosları aşıp Beşkonak’a yakın bir yere indik. Kış, Toros yollarında büyük hasar yapmıştı. Yollar daracıktı, bazı yerlerde asfaltın yarısı gitmiş, dağdan inen taşlar yolları kapamıştı. Karavanlarımız bu yolların çilesine dayanamayıp zaman zaman arıza yapıyordu, biz bu arızaları hiç sorun yapmıyorduk, hemen bir sanayi bulup arızalanan karavanı tamircilere teslim edip kampımızı kuruyor, bulunduğumuz yerin tadını çıkarıyorduk. Neresi olursa olsun fark etmiyordu; bir yol kenarı, sanayi sitesinin yan tarafı, bir ağacın altı, bir derenin yanı başı… Müthiş maceralı, manzaralı bir karavan rallisi oldu, adrenalinimiz tavan yaptı. Gezinin başında yaşadığımız kazanın şokunu tüm gezi boyunca da duyumsadık.

Akdeniz

Akdeniz

Dağları, tepeleri aştık, sonunda Akdeniz’i bulduk, Akdeniz’in mavisi hepimizin yüzünde mavi mavi gülücükler oluşturdu. Hemen bir orman kampına attık kapağı, geceyi kampta geçirecektik. Çok yorgunduk, tek isteğimiz duş yapıp uyumaktı. Orman kampının bulunduğu yer bir doğa harikasıydı; ama doğru dürüst yönetilmediğinden kampta bir düzen yoktu. Çadırlar, karavanlar dip dibe, burun burunaydı. Orada hem aşırı sıcaktan hem de karavan ve çadırların iç içe olmasından boğulduk, nefes alamadık, uyuyamadık, sabahı zor ettik. Sabahın köründe yola koyulduk, çok fazla yol yapmamıştık ki Beşkonak ve Köprülü Kanyon levhalarını gördük. Karavanlarımızı park edip bir toplantı yaptık, toplantının sonunda Köprülü Kanyon’a gitme kararı aldık.

My captured pictureBeşkonak-Köprülü Kanyon yolu görülmeye değer güzellikteydi. Hele Köprülü Kanyon’a varınca aklımız başımızdan gitti.

Köprülü Kanyon

Köprülü Kanyon

Ne kadar güzel bir yerdi, ne kadar güzel! Bu güzellik karşısında yol boyunca çektiğimiz sıkıntılar, kazalar, arabaların arızaları, kampların düzensizliği, bakımsızlığı, kalabalığı, tüm olumsuzluklar silindi. Doğa… doğa olağanüstüydü!

Karavanlarımız

Karavanlarımız

Karavanlarımıza uygun bir yer bulup kampımızı kurduk.

My captured picture

Beşkonak-Köprülüçay

Sonra yürüyüş yaptık, çıkabileceğimiz en yüksek yere çıkıp Köprülü Kanyon’u görebildiğimizce seyrettik. Manzara muhteşemdi, tüm tepeler ağaçlarla donanmıştı, her yer göz alabildiğine yeşildi. Yeşilin her tonu gözlerimizi, içimizi yıkadı, dinlendirdi. Bu güzelliklerin filmini çekmemek olmazdı.My captured picture

My captured picture

Yeşilliklerin içinden büyük büyük kayalar çıkıyor, kayaların içinden fışkıran sular, gürül gürül akıyordu. Güldür güldür akan buzzzz gibi suların serinliği o sıcakta bize kadar ulaşıyordu.

Ertesi gün Köprüçay’da rafting yapmaya karar verdik. Rafting yapmadan önce çayla tanışalım deyip tepelerden su kenarına indik. Raftingin başladığı yerde suyun oluşturduğu küçük bir gölet vardı.

My captured picture

Köprüçay Göleti

Göletin çevresi ağaçlarla bezenmiş, ağaçlar gökyüzüne başlarını uzatıp göletin üstünü örtmüştü.

My captured picture

Gölete Girmek Çok Güzel!

Havuzumsu göletin suyu öyle parlak öyle parlaktı ki ilk bakışta gözümüzü aldı, kendimizi bir an önce suya atmak için adeta yarıştık.

My captured picture

Soğuk Su Keyfi…

Kaynağın içine girmemizle çığlık çığlığa dışarı çıkmamız bir oldu. Su nasıl soğuk, nasıl soğuktu! Buzzz, buzzzzz, buzzzzzzzzzz!

Yeşillikler içinde, parlağın ötesinde, güzel mi güzel bu su; kendinden emin, bizlerle dalga geçer gibi göz kırpıyordu bize. Onun pırıl pırıl göz kırpışlarına uzun süre dayanamayıp kendimizi tekrar o parlak, buzzz gibi sulara bıraktık. Suya girdiğimiz anda bütün tenimiz uyuşuyor, soğuğa alışamadan kendimizi dışarı atıyor, dışarıda fazla kalmadan yine suya dalıyorduk.

Antik çağlarda adı Eurymedon olan Toros dağlarından doğup deriiin ve dar kanyonlardan geçerek uzun bir yol kat edip Akdeniz’e dökülen soğuk mu soğuk Köprüçay’ın göletine girmek harikaydı!

Geceleyin Köprüçay bir başka güzeldi… Etraf öyle sessizdi ki sadece doğanın sesini duyuyorduk. Karavanlarımızda sıcağı hiç hissetmeden püfür püfür esen yelin tatlı serinliğinde rahat bir uyku çektik.