CARTAGENA

Malaga Gibraltar’da yaşadığımız kötü olay bizi çok etkiledi, kafamıza takmamaya çalıştık, konusunu etmedik zira sürekli o konuyu konuşursak gezimizi etkileyebilir diye düşündük, gemimiz bütün gece yol aldı, biz sabahın erken saatinde Cartagena’ya girdik. Adından da anlaşıldığı gibi Kartacalılar tarafından kurulmuş kente quart hadas adı verilmiş. Quart hadas yeni şehir demekmiş.cartegena 002-aBurası küçük bir sanayi kenti, sabah kente girdiğimizde bacalardan çıkan dumanları da gördük. cartegena 009-aCartagena denizle iç içe, doğal limanı olan bir kent . Kartacalılardan sonra kent Romalılar tarafından fethedilmiş, Romalılar kente Yeni Kartaca( Carthago Nova) adını vermişler. cartegena 015-a subCartagena’da -rıhtımda- bir denizaltı sergileniyor. Bu denizaltı İsaac Peral tarafından 1888 yılında dünyada tasarlanan ilk denizaltıymış. Denizaltı’yı gördükten sonra cartegena 020-aCartagena’nın içine doğru giderken rastladık bu ağaca, ne yazık ki bu ağaç da üzerine yazılar kazınmasından kurtulamamıştı. Hemen ülkemizdeki buna benzer ağaçları anımsadık.  

cartegena 021cartagena 068-acartagena 064-acartegena 045cartegena 085-a arka tarafCartagena’nın denize yakın caddelerini dolaştıktan sonra arka taraflarını da gezdik, oralarda şehrin gerçek öyküsünü daha iyi hissedebiliyor insan. Halk araçlarını gelişi güzel park etmiş,arka tarafları dolaştıktan sonra cartegena 097acartegena 090acartegena 094acartegena 098a kale

Ücretli asansörle Castillo de la Concepcion’a çıktık. Bu asansöre panoromik asansör de deniyor.Asansörle yukarı çıkarken aşağıda araçlar küçüçük görünüyordu,hele dönüşlü yollara ve Cartagena manzarasına doyamadık, zaten kalenin olduğu yer Cartagena’yı rahatlıkla seyredeceğimiz bir yerdi. IMGP8455-a-cartegena 115aTavus kuşları özgürce dolaşıyorlardı, kimisi yüksekçe bir yerdeydi, kimileri ağaçlar altında dolanıyorlardı.

 

IMGP8468-aOldukça geniş bir meydana çıktık. Meydanın kenarına geldik ve tüm Cartagena’nın ayaklarımızın altına serildiğini gördük. IMGP8466-aOrada şehre bakan toplar vardı. cartegena 121-aAyrıca öğretmenler öğrencilerini getirmişlerdi, bu çok hoşumuza gitti. cartegena 128-a aidabella ve marinaCartagena limanında onlarca yelkenli ve motorlu tekne aheste aheste salınıyordu. cartegena 123-a aidabellaBizi buraya getiren Aidabella’da limandaydı.

IMGP8459cartegena 139aAntik zamanlardan kalan Roma tiyatrosu ve kenti Cartagena’ya olağanüstü bir güzellik veriyordu, onlar aşağılardan bize bakıyor ve sanki bizleri selamlıyorlardı. cartegena 138a roma tiyatrosu-evlerGünümüz evleri ve antik kentin sütunları iç içeydi.

IMGP8457-aBurada konser verilen başka bir anfi-tiyatro vardı. Onun yeni yapıldığı meydandaydı. Bizler yine de antik Roma Tiyatrosunu çok beğendik, asansörle çıktığımız tepeyi yürüyerek indik, hem Roma Tiyatrosu’nun hem de kentin içinden geçip aşağıya indik. IMGP8477-a evin camlarıYola çıkmıştık ki bir binanın camlarına yansımış bulutlara çarptı gözümüz, “Nasıl oluyor böyle bir şey derken” binanın gerçek bina olmadığını, pencerelerde cam olmadığını farkettik,IMGP8478 -a-evin sadece ön yüzü var cama yansımış dediğimiz bulutlar gerçekti, hepsi gökyüzündeydi. Sonra biz binanın yalnızca duvar ve camsız pencerelerden oluştuğunu anladık, üstelik biz yukarıdan bu duvarları görmüştük. IMGP8431-aCartagena’yı dolaşırken bir binanın ön yüzünün korumaya alındığı dikkatimizi çekmişti. Demek tarihi binaların yüzlerini böyle koruyorlardı.

cartegena 149a c.sokaklarıcartegena 152aCartagena’nın Sokaklarında eski evler arasında dolaşmak bizleri mutlandırdı. Gemimizin kalkış saati yaklaşıyordu, aklımız Cartagena’nın gidemediğimiz müzelerinde kalarak Aidabella’nın yolunu tuttuk.cartegena 035-a bronz heykelBronz adam heykelinin önünden geçerken ona bir selam verdik ve denizdeki balina kuyruğunu da dikkatlice inceledik, tabii suya girmeden . Sabahleyin Bronz Adam heykeli daha çok dikkatimizi çekmişti. Bu heykellerden başka heykeller de vardı; ama her ne kadar onların yanına oturup fotoğraf çektirdiysek de bunlar her zaman görebileceğimiz cinstendi. Şimdilerde bizim sahil kasabalarımıza da bunlara benzer heykeller yapıyorlar. Örneğin kitap okuyan yaşlı bir adam ve el işi yapan yaşlı bir kadın; ayrıca genç kadın, genç adam, adamın sırtında bir çocuk vb. cartegena 006Sahil yolunu takip ederek gemimizi bulduk. Hemen pizza yapılan restorana çıktık, gemide yemekler o kadar lezzetliydi ki Cartagena’da herhangi bir şey yemeği düşünmedik… Deniz ürünlü pizzaları yemeye doyamadık, pizza hamurunu incecik yapıyorlar, üstüne öylesine bol malzeme koyuyorlardı ki…cartegena 014-acartagena'dan ayrılış-a.jpgcartagena- 007-acartagena 010- acartagena 002.JPGYemeğimizi yedikten sonra güverteye çıktık, Cartagena’dan ayrılma zamanı gelmişti, limandan ayrılırken her zamanki müzik çalıyordu, bir an hüzünlensek de bu hüzün çok sürmedi. Ertesi sabah Valencia’da olacaktık, bakalım Valencia bizi nasıl karşılayacaktı.

 

Fotoğraflar: Mithat Okay, Detlef Bringmann, Sevil Okay

MARMARA ADASI’NDAN NEOS MARMARAS’A

Halkidiki Yarımada’sının ikinci ayağı Sithonia Yarımada’sında karavanımızla neredeyse adım adım dolaştık. Porto Koufo’dan sonra pek çok yer gördük, istediğimiz yerde kaldık, tertemiz denizlerde yüzdük, altın kumsallarda güneşlendik, en son Porto Carras’taydık, oradan Neos Marmaras’a geldik.

Neos Marmaras Plajı

Neos Marmaras Plajı

Neos Marmaras canlı, cıvıl cıvıl bir kasaba; uzun kumsalları yerli ve yabancı turistlerle şenlenmiş. Neos Marmaras’ta temmuzun aşırı sıcağından rahatsız olmuyorsunuz; zira tüm kasaba yemyeşil.

Neos Marmaras

Neos Marmaras (Yunanistan)

Marmara Adası (Türkiye)

Marmara Adası (Türkiye)

Neos Marmaras’a Marmara Adası’ndan göç eden Rumlar yerleşmiş ve doğdukları, büyüdükleri Marmara Adası’nın adını yeni yerleştikleri yere vermişler. Neos Marmaras’ı da Marmara Adası gibi yeşillendirmişler. Burada yaşayanlar

Marmara Adası'nda bir ev

Marmara Adası’nda eski bir ev

göç ettikleri toprakları hiç unutmamışlar, çocuklarına da anlatmışlar adalarını. Adadan göç edenlerin çocuklarından bazıları Marmara Adası’nı görmeye gitmişler. Konuştuğumuz kişilere Marmara Adası’nı çok iyi bildiğimizi söyleyince çok heyecanlandılar. Biz de onlara Marmara Adası’nın çok özel bir ada olduğunu anlattık.

Marmara Adası’yla Neos Marmaras’ın benzer yönleri çok: denizleri, kumsalları, alabildiğine yükselen ve yayılan ağaçları, nefis deniz ürünleri, içten insanları…

Neos Marmaras

Neos Marmaras

Neos Marmaras’la Marmara Adası’nın benzerlikleri olduğu kadar benzemeyen yönleri de bulunuyor. Örneğin; Marmara Adası sakin bir yer olmasıyla ünlüdür, adaya gelenler onun sakinliğine, huzuruna sevdalıdır. Neos Marmaras ise eğlence yerleriyle, gece hayatıyla herkesin gönlünde taht kurmuş bir yer.

Ege’den, Marmara’dan, Trakya’dan Yunanistan’a gelen Rumlar en fazla Halkidiki yarımadasına yerleşmişler ve nereden gelmişlerse oraların adlarının önüne ‘yeni-nea, neos’ sözcüğünü getirerek yerleştikleri yerlere bu adları vermişler. Neos Marmaras, Nea Efessos, Nea Mudania, Nea Fokea, Nea Triglia…

Anadolu’dan Yunanistan’a göç edenlerin doğdukları toprakları unutmamaları, yaşadıkları yerlerin adını yeni ülkelerinde yaşatmaları bizi çok duygulandırdı. Aynı duruma Türkiye’de de çokça rastlanıyor, Yunanistan’dan, Makedonya’dan, Yugoslavya’dan, Arnavutluk’tan, Bosna’dan, Bulgaristan’dan, Orta Asya’dan… göç edip Türkiye’ye gelenler de yaşadıkları yerlere, kurdukları firmalara, oturdukları apartmanlara doğdukları yerlerin adlarını vermişlerdir: Üsküp köyü, Belgrat köyü, Selanik Apartmanı, Kayı köyü, Kazan köyü vb.

İnsanların doğdukları toprakları değiş-tokuş etmeleri iç acıtıcı bir şey; geride bırakılanlar sürekli özlenen, kavuşulmak istenen yerler olarak kalıyor belleklerde.

Neos Marmaras’ı ve halkını kendimize çok yakın hissettik;çünkü

Marmara Adası

Marmara Adası

Marmara Adası’nın hemen hemen her köyünü ve koyunu çok iyi biliyorduk, yıllarca denizinde yıkanmış, su altına dalmış, zeytinyağını, her türlü baharatını, otunu kullanmış; balığını, tuzlu balığını, midyesini, ahtapotunu, pavuryasını, karidesini yemiştik. Marmara Adası’nın kardeş kenti Neos Marmaras’ta kalmadan Neos Marmaras’ın balığını, ahtapotunu yemeden gitmek olmazdı. Yunanlılar deniz ürünlerini nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Özellikle ahtapotu!

Güneşte Kurutulan Bir Ahtapot

Güneşte Kurutulan Bir Ahtapot

Yunanistan’ın pek çok yerinde ahtapotların, tele gerilerek güneşe karşı asılmış olduklarını gördük. Güneşte kuruyan ahtapotların tadı da bir başka güzel oluyor.

Önce bir restorana uğrayıp nefis deniz ürünlerinin tadına baktık, arkadan kamping arayışına girdik.

Camping Castello-Neos Marmaras

Kamping Castello-Neos Marmaras

Fazla aramamıza gerek kalmadan ikinci ayağın en güzel kampinglerinden birini bulduk: Camping Castello.

Kamping Castello (Camping Castello)

Kamping Castello (Camping Castello)

Camping Castello’nun ilk dikkatimizi çeken yeri; deniz kenarındaki, çevresi palmiye ağaçlarıyla donatılmış basket sahası oldu. Daha sonra tüm kampın çamlık olduğunu, karavanların çamların altına saklanmış olduğunu fark ettik.

Kamping Castello

Kamping Castello

Çamlar, öyle yayılmış öyle yayılmışlar ki karavanlar çamlarla bütünleşmiş. Camping Castello’ya bayıldık! Kampın yönetim binasına gidip kampta kalmak istediğimizi söyledik. Kamp yöneticisi kampta boş yer olmadığını söyledi.

Nasıl olur? Mutlaka karavanımızı yerleştirebileceğimiz bir yer vardır, dedik. Yönetici, kampta çoğunluğun Yunanlı karavancılar olduğunu, onların tüm sezon kampta kaldıklarını; iki gün içinde kamptan ayrılacak turist karavanı olmadığını, bizi kampında konuk edemediği için üzgün olduğunu söyledi. O ne kadar üzgündü bilmiyorum da biz Camping Castello’da kalamadığımıza çok üzüldük. Üzüntümüzü hafifletmek için de kampın kumsalına indik, biraz

Kamping Castello-Neos Marmaras

Kamping Castello-Neos Marmaras

güneşlendikten sonra Ege’nin maviliklerine bıraktık kendimizi. Hafif hafif esen rüzgârda palmiyeler ve çamlar dans ediyorlardı.

Neos Marmaras’tan sonra Parthenonas’ı, Paradissos’u Tripotamos’u Elia’yı, Akti Kalogrias’ı Agios Ioanis’i geze dolaşa geçtik, yine güzel plajlar, yeşil bitki örtüsüyle kaplı düzlükler, tepeler; özenli, temiz, şirin oteller, pansiyonlar ve kampingler gördük. İkinci ayağın tüm kıyılarını dolaşıp büyük bir yerleşim yeri ve tarihi alanı olan Nikitas’a

Nikitas Uluslararası Çocuk Kampı

Nikitas Uluslararası Çocuk Kampı

geldik. Ayrıca Nikitas’ta Uluslararası Çocuk Kampı vardı. Nikitas’ı gezip dolaştıktan sonra Metamorfossi’deki bir kampingde geceledik.

Halkidiki yarımadasının ikinci ayağının çevresi aşağı yukarı yüz elli kilometreydi, bu yüz elli kilometrede onlarca yerleşim yeri, yazlık kent, plaj ve kampingler; her plajı, kenti, köyü, kampingi işaret eden levhalar vardı. Halkidiki yarımadası ve Triapodi bizim Ege ve Akdeniz kıyılarına çok benziyor. Halkidiki’nin ikinci ayağı Sithonia Yarımadası’nda yeşil alanların taşlaşmamış olması ve olağanüstü güzellikte kampinglerin bulunması; halkın doğaya, kampçılığa, karavancılığa verdiği önem, kamp yaşamını bu kadar özümsemeleri biz doğaseverleri nasıl hoşnut etti anlatamam!