TANRIÇA KİBELE ve FRİGLER(Kibele’nin Gözleri 2)

Ormanlarla kaplı Frigya, hayal gibi! Albay Leake’in kitabından etkilenip Frigya Bölgesi’ne gelen arkeologlar, tarihçiler, gezginler; vadileri sınırlayan sarp kayalıklarda Friglere ait birçok kale ve kaya anıtı saptamışlar. Bunların gravür ve çizimlerini yapmışlar. Bu belgeler sayesinde unutulmuş bir uygarlık olan Frigler ana hatlarıyla da olsa tanınmaya başlamış.

Yazılıkaya Anıtı-Frig Vadisi

Yazılıkaya Anıtı-Frig Vadisi

Kendimi gözleniyormuş gibi hissediyorum, bu duygu anıtın önünde tek başıma durduğumdan beri var. Acaba eşim Orhan geldi de bir köşeden beni izleyip sesli düşüncelerimi mi dinliyor?

Raziye Arslan

Raziye Arslan

Orhan’ı göreceğinden emin olarak çevresine dikkatlice bakar kimseyi göremez. Ama birinin bakışlarının hâlâ üzerinde olduğunu duyumsamaktadır.

Frig Vadisi Kayalıkları

Frig Vadisi Kayalıkları

Peri bacalarına benzeyen kayalıklara ilişir gözü, bunlar da Frig peri bacaları olmalı diye düşünür. Kayalar çok ilginçtir! Birden onu görür… Büyükçe bir kayanın üstünde oturan yaşlı kadını… Kadın gözlerini kırpmadan ona bakmaktadır. Genç öğretmen ne yapacağını bilemeden başını başka yöne çevirdi. Şaşkındı. Daha önce bu kadar yaşlı birini görmemişti. Kadın, 295 yıl yaşadığı söylenen Dede Korkut’tan bile yaşlı olmalıydı. Binlerce yıldır yaşıyormuş izlenimini veriyordu. Yaşlı kadını bir daha görmek için başını kaldırdı, kadın az önce durduğu yerde yoktu. Merakla sağa sola bakındı, onu göremedi. Yanı başında bir soluk duydu. Yoksa yaşlı kadının soluğu muydu bu?

Genç kadın, büyük bir içtenlikle gülümsedi bin belki de üç bin yaşındaki kadına, kadın da ona… O gülümseyişlerle gözleri çakıştı, birbirlerinin gözlerinde kendilerini gördüler. Yirmili yaşlardaki kadınla binlerce yaşındaki kadının pırıl pırıl gözleri, heyecanla, umutla parlıyordu. Gencecik, ışıl ışıl gözlerle birbirine bakan iki kadın. İkisi de Frigyalı… Birbirlerine geçtiler, tek ruh oldular sanki.

Yaşlı kadının büyük bir coşkuyla parlayan gözleri, genç öğretmeni şaşırttı, o gözler öğretmen okulundaki edebiyat öğretmeni Meral (Garan) Hanım’ı anımsattı. Bir edebiyat dersinde, tiyatro konusunu işliyorlardı. Meral Hanım önceki yıllarda sahneye koyduğu bir oyunu anlatıyordu. Öğrencilerinden biri yaşlı bir hanımı oynayacakmış, öğrencinin makyajı, kostümü o kadar başarılı yapılmış ki, gencecik kız yaşlı bir kadına dönüştürülmüş. Görenler 16 yaşındaki kızı tanıyamıyorlarmış. Yalnız bir sorun varmış. Genç kızın gözlerini bir türlü yaşlandıramamışlar. O yaşlı yüzdeki gözler capcanlı, ışıl ışılmış.
Öğretmenimin dedikleri dün gibi hatırımda. Ne demişti?

“Bazı insanların gözleri öylesine canlı, coşkulu, pırıl pırıl, ışıl ışıldır ki o kişiler yetmiş-seksen yaşına da gelseler gözlerindeki pırıltı yok olmaz, o gözler hiç yaşlanmaz.”

Sonra öğretmenimiz sınıftaki herkese dikkatlice baktı, ben ikinci sırada oturuyordum; tüm sınıfı taramayı bitirmişti ki gözlerimiz karşılaştı. Meral Hanım heyecanla,

“İşte, anlatmaya çalıştığım gözler arkadaşınızın gözleri gibiydi. Hiçbir zaman yaşlanmayacak gözler,” dedi. Öğretmenimizin heyecanı hepimizi sarmıştı, tuhaf duygular içindeydim, sanırım utanmıştım! Tüm sınıf ‘Raziye! Raziye! Raziyeeee bana bak! Bize bak!’ diye sesleniyordu. Gözlerimi nereye saklayacağımı bilememiştim!

-Ne oldu kızım? Nerelere daldın gittin öyle?

-Şeyyy! Sizin gözleriniz… Sizin gözleriniz bana öğretmen okulundaki bir anımı hatırlattı.

-Ne var gözlerimde? Seni etkileyen ne?

-Öylesine parlak ki gözleriniz! O parlaklıkta kendimi yitireceğim sanki!

-Seninkiler de pırıl pırıl, ben de gözlerinde kendimi buldum.

-Daha önce karşılaştık mı? Ben sizi tanıyor gibiyim.

Ana Tanrıça Kibele/Matar Kübele Heykeli

Ana Tanrıça Kibele/Matar Kübele Heykeli-Kibele’nin yanında flüt ve kithara çalan müzisyenler

Raziye Öğretmen, gözlerini Frigyalı kadının elbisesinden ayıramaz. Değişik bir kumaş… Herhangi bir kumaşçıda rastlanan türden değil. Elbiseyi bir kemer süslemekte… Ayrıca kumaşın iki ucu at nalı şeklinde altın bir iğneyle, daha doğrusu çengel iğneyle birleştirilmiş… Çengel iğne, çengelli iğne…

Ben böyle bir şeyi daha önce nerede gördüm diye düşünür Raziye Öğretmen. Onun altın iğneye dikkatle baktığını gören yaşlı kadın:

-Bak, buna fibula denir. Sizin çengelli iğnenizin atasıdır fibula, hem iki parça kumaşı birbirine tutturur, hem de bir çeşit süstür.

Fibulalar, çengelli iğnenin ataları

Fibulalar

-Tamam, şimdi buldum. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görmüştüm buna benzer iğneleri; onlar çoğunlukla tunçtan yapılmıştı. Sizinki altından…

-Haklısın, tunçtan fibulalar çoğunluktadır; pirinç, gümüş, altından yapılmış olanları da vardır. Benimkinin altın olması çok doğal…

-Neden?

-Çünkü ben Matar Kubele’yim. Yani Friglerin Ana Tanrıçası Kübele ya da Kibele…

Başsız Ana Tanrıça Kibele Heykeli

Başsız Ana Tanrıça Kibele Heykeli

Kibele Heykelcikleri

Kibele Heykelcikleri

-Demek… demek siz Kibele’siniz!.. Sizi nereden tanıdığımı buldum! Pek çok betiminizi gördüm doğanın ortasındaki kayalara oyulmuş. O betimlerden birinde başınızda süslü bir başlık, üzerinizde şu anda giymiş olduğunuz giysiye benzer bir giysi, bir elinizde yırtıcı bir kuş, diğerinde ise bir kâse vardı. Giysinizin kumaşı bana çok değişik geldi.

dsc00135-frigya-har-b

-Frigya, sizin Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeriniz arasında kalan bölgede kurulmuştu. O zamanlar her taraf ormanlarla kaplıydı, hayvanları besleyen otlaklar çoktu. Toprak ürünleri ve hayvan sürüleri bakımından çok zengindi. Hayvancılığa bağlı olarak dokumacılık da çok gelişmişti Frigya’da. Dokumacılık, önemli bir iş koluydu. İşte sana değişik gelen elbisemin kumaşı da Frig Vadisi’nde dokunmuştur. Friglerin yakın ilişkiler kurduğu Helenler, bu dokumaları öylesine beğenirlerdi ki neredeyse tüm Helenli kadınların bedenlerini Frig kumaşları sarardı.

-Bu, Yunan Uygarlığı’nın Frigya’dan etkilendiği anlamına mı geliyor?

-Aslında etkilenme çift taraflı olmuş, Frigyalılar, hem Helen (Yunan) hem de Hitit etkisinde kalmış; ancaaak özgün ve Anadolu ağırlıklı bir kültür oluşturup Yunan Uygarlığı’nı çok etkilemişler.

Frig Eseri Ahşap Tabure

Maden, ağaç, taş işçiliğinde ve dokumacılıkta ortaya çıkardıkları eserler Helenli ustalar tarafından beğenilmiş ve taklit edilmişti. Frig halkı pek çok ilke imza atmıştır.

a

dsc00183-a

dsc00212-frigya-a

Büyük Tümülüs, Gordion/Yassıhöyük

Büyük Tümülüs, Gordion/Yassıhöyük

Süzgeçli kap

Süzgeçli kap

Bir Oyuncak

Bir Oyuncak

Dünyada ilk mozaik yapan ve mimaride kullanan Friglerdir. Fibulalar, altın sim işlemeciliği, flüt ve tümülüsler (yığma mezar) de ilk olarak Frigyalılar tarafından kullanılmıştır.

-Frigya ve Friglerle ilgili araştırma yapmıştım buraya gelmeden önce. Frigler, M.Ö. 1200’lerde Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu’ya gelen Balkan kökenli boylarmış. Ancak tarih sahnesinde yerlerini almaları M.Ö. 750’lere rastlıyormuş. Friglerin ilk kralı Gordias’mış, ülkenin başkenti Gordion’a adını veren. Yine ansiklopedilerin yazdığına göre Gordias, Thelmessoslu (Fethiyeli) bir kadınla evlenmiş ve Midas adını verdikleri bir oğulları olmuş. Midas Dönemi’nde (M.Ö. 725-695/675) Frigler bütün Orta ve Güneydoğu Anadolu’ya egemen olmuşlar, Frigya güçlü bir krallık olmuş.

-Anlattıkların doğru!.. Frigler çok çalışkan bir halktı. Topraklarını ekip biçer, hayvancılığa önem verirlerdi. Hayvanlarına, topraklarına, ekinlerine zarar vereni cezalandırırlardı. Topraklarını korumak için acımasız kanunlar yapmışlardı. Örneğin bir öküzü öldürmenin cezası ölümdü… Frigya’da doğayı katleden katledilirdi. Onlar doğaya zarar verirlerse kendilerinin zararlı çıkacaklarının, yaşam kaynaklarının yok olacağının bilincindeydiler. Ben Matar Kubileya, onların tanrıçasıydım. Benden hiçbir zaman kuru kuruya bolluk bereket istememişlerdir. Her zaman çalışmış, emek harcamışlardır. Ben de onlara fazlasıyla zenginlik vermişimdir.

 

Frigya ve Friglerle ilgili fotoğraflar; Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’ndeki Friglerin Gizemli Uygarlığı adlı sergide çekilmiştir.

Kaynakça:

Friglerin Gizemli Uygarlığı Sergisi-Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi

Frigler-Vikipedi

Frigyalılar- Anadolu Uygarlıkları

Midas-Vikipedi

Kibele-kübele: Vikipedi

William Martin Leake- Wikipedia

National Geographic

Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi

Kübele(oyun)-İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçıları- Günışığı Dergisi(Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi Dergisi S: 4)

 

 

YAZILIKAYA ANITI-FRİG VADİSİ (Kibele’nin Gözleri1)

-Çocuklar şu anda bulunduğumuz yer neresi?

Raziye Arslan'ın öğrencileri

Raziye Arslan’ın öğrencileri  (Raziye Arslan’ın fotoğraf albümünden)

-Frig Vadisi öğretmenim!!!

-M.Ö. 750 yılında hangi devlet kurulmuş burada?

raziye-arslan-ogrenciler-b

Raziye Öğretmen’in Öğrencileri(Raziye Arslan fotoğraf albümünden)

-Frigya Krallığı öğretmeniiiiim!

-Aferin size çocuklar! Frigya’nın önemli şehirlerinden Midas’tayız.

-Midas, kral değil miydi öğretmenim? Hani eşek kulakları olan! Kulaklarını herkesten gizleyen eşek kulaklı, dokunduğu her şeyi altına çeviren Kral Midas!!!

Raziye Arslan

Öğretmen Raziye Arslan (Raziye Arslan’ın fotoğraf albümünden)

-Midas, Frigya’nın en meşhur kralıydı. Onun zamanında Frigya en güçlü dönemini yaşamıştır. Frigler, başlangıçta köy düzeyinde bir yaşam biçimini benimsemişler, köy düzeyindeki yaşam biçiminden siyasal örgütlü bir devlet düzenine nasıl geçtikleriyse bugün dahi bilinmiyor, Gordion, krallığın başkenti ve en güçlü politik merkezidir. Frigler için en önemli dini merkez de Midas Kenti’dir.

Önünde durduğumuz kaya-anıta Midas Anıtı ya da üzerindeki yazılardan dolayı Yazılıkaya Anıtı deniyor. Friglerin esrarengiz bir yönü de dilleri ve yazıları! Bilim adamları Frigcenin Makedonların atalarının diline benzediğini, Yunanca ile de benzerlik gösterdiğini söylemektelerse de Frig yazısını hâlâ tam olarak çözebilmiş değiller.

Kral Midas ile uygarlıklarının ve sanatın zirvesine ulaşan Frigler kendilerine özgü ahşap mimari işçiliğini kayalara taşımış; bölgede ve dünyada eşi benzeri olmayan anıtlar, açık hava tapınakları, sunaklar, kaleler, sarnıçlar inşa etmişlerdir.dsc00139-yazilikaya-aniti-abg Bu yapıtların en görkemlisi de Tanrıça Kibele için yapılmış Midas Anıtı’dır.

Genç öğretmen, gözlerini anıttan ayırmadan arkasında duran öğrencilerine sorar:

-Anıtı nasıl buldunuz çocuklar?

-…………..

-Neden susuyorsunuz? Soruma cevap versenize.

-………….

Genç kadın gözlerini zorlukla anıttan ayırarak geriye döner, bir de ne görsün! Hiçbir şey!!!. Çocuklar, çocuklar nerede? diye kendi kendine konuşurken çevresine bakınır. Öğrencileri yoktur, telaşlanır, kaygılanır, ne yöne gideceğini kestiremez. İleride hem de oldukça ileride eşi Orhan Öğretmeni ve öğrencilerini görür. Çocuklar biraz önce etrafımda duruyorlardı. Hangi ara oraya gittiler? Friglerle ilgili fazla bilgi verdim, canları sıkıldı, çareyi kaçmakta buldular diye düşünür, çocukların emin ellerde olduğunu bilmek onu rahatlatmıştır.

Tüf-kaya üzerine oyulmuş, yüksekliği 17, genişliği 16.5 metre olan dikdörtgen şeklindeki anıta döner yüzünü, anıtın yüzeyi bir tapınağın cephesi nasıl işlenirse öyle işlenmiştir bin yıllar önce. Tam 400 metre kare olan bu yüzeyin çekim alanına girmiştir, onun görkemini tüm duyularıyla hisseder. Güneş ışıkları, kayayı pembe bir renge boyamış; genç öğretmenin yüzü, kaya-anıtın ihtişamından duyduğu heyecan ve kayadan yansıyan güneş ışıklarıyla pembeleşmiştir. Öğretmen kendi kendine konuşur:

dsc03646-gunes-a

-Ne güzel! Kaya-anıt güneşin doğduğu yere bakıyor, her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanıyor, harika gün doğumunu seyrediyor, herkesten önce güneşi o selamlıyor, gün boyu onun bakırdan altına, altından gümüşe dönüşen tüm renklerini giyiyor… William M. Leake, acaba günün hangi saatinde buldu bu anıtı?

William Martin Leake

William Martin Leake(1777-1860) Mermer Büst/Heykeltraş William Behnes/Fitzwilliam Museum Cambridge

Ne ilginç! Leake bir İngiliz askeri, bir albay. 1800 yılında İstanbul’dan Mısır’a askeri bir görevle gidiyormuş; tabii yalnız değilmiş, o askeri bir birliğin üyesiymiş. Birlik, Eskişehir Seyitgazi’den geçerken yöre sakinlerinden yakınlarda anıtlar ve tarihi eserler olduğunu öğrenmiş.

Hangi dilde anlaştı W. M. Leake ve arkadaşları, Seyitgazi halkıyla? Osmanlı Devleti adına Mısır’a gidiyorlarsa belki de Türkçe biliyorlardı ya da Seyitgazililer arasında İngilizce bilen vardı. Tarifle anıtın bulunduğu yere gidebildiklerine göre İngilizce veya Türkçe anlaşabilmişler demek ki. İşin güzel yanı Albay Leake’in tarihi coğrafya ve eski çağ tarihi tutkunu olması. Kim bilir nasıl heyecanlandı anıtı bulduğunda Albay Leake!

dsc00134-frigya-haritasi-a

Frigyalıların Yaşadıkları Bölge     (Fotoğraf İnternet’ten Alınmıştır-Bilgibirikimi.net’ten)

Frigyalılar Tanrıça Kibele adına yaptıkları anıtları, çoğunlukla yerleşim alanlarının dışına, ormanlık, ıssız ve gizemli doğanın ortasındaki kayalık alanlara yaparlarmış. Aslında onlara göre gökyüzünün altındaki uçsuz bucaksız doğa bütünüyle tanrıçanın tapınağıymış.

Tanrıça Kibele başı/Kum taşı/ Yük. 38 cm.-Gen. 32.5 cm.-Kal. 32.5 cm./Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Tanrıça Kibele başı/Kum taşı/ Yük. 38 cm.-Gen. 32.5 cm.-Kal. 32.5 cm./Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Tanrıça Kibele’ye ait birçok betim doğanın ortasındaki kayalara oyulmuş. Bu kabartmaların büyük bölümünde tanrıça dikdörtgen bir yapının kısa kenarındaki kapı eşiğini anımsatan mimari bir yapı içinde görülüyor, sembolik kapının yapılma amacı, her an tanrıçanın varlığını hissettirmekmiş. Friglere göre kapı bir gün açılacak ve tanrıça kayaların derinliklerinden görünecekmiş…

Böyle bir şey olabilir mi? Bilmiyorum! Bu Frigyalıların inancıymış! Belki Tanrıça Kibele ile karşılaşan olmuştur. Kim bilebilir ki?..

journal-of-a-tour-in-asia-minor1800’lü yıllarda bu yöre ormanlıkmış, bundan W. M. Leake 1824 yılında yazdığı gezi anılarını anlattığı “Journal of a Tour in Asia Minor” adlı kitabında da bahsetmiş. Yazılıkaya’nın yoğun ormanın içinde olduğunu yazmış. Gerçi o, bu anıtı Kral Midas’ın mezarı sanmış ilk gördüğünde, çünkü anıt üzerindeki eski Frig dilinde ve Yunan alfabesine benzeyen harflerle yazılmış yazıtta Midas adını okumuş, daha o zaman bu anıtın Friglere ait olduğunu saptamış. M.Ö. 750’lerde ortaya çıkan bir uygarlık iki bin beş yüz yıl göz önünde nasıl da saklanabilmiş! Yörede yaşayanların binlerce yıl hiç ilgisini çekmemiş mi buradaki yapıtlar? Neyse ki tarihe meraklı Albay Leake’le Midas Anıtı’nın yolları çakışmış! Albay Leake’in kitabı birçok Avrupalı arkeoloğu, bilim adamını, araştırmacıyı 20. yüzyılın ortalarına kadar Dağlık Frigya Bölgesi’ne çekmiş.

Bazı araştırmacılar; buradaki yoğun ormanlardan Midas Anıtı’nın zorlukla bulunabildiğini hatta bazı bilim adamlarının, anıtı bulamadıklarını yazmışlar 1880’li yıllarda. 19. yüzyılın sonlarında 20. yüzyılın başlarındaysa anıtın çevresinde ormanın lâfı edilmez olmuş.

 

untitled-55

Fotoğraf Sevil Okay

Ne oldu o yoğun ormanlara? Durup dururken yok olmadılar herhalde! Ne üzücüdür ki Türkiye her geçen gün çölleşiyor, sularımız azalıyor, denizlerimiz kirleniyor, topraklarımızın verimi azalıyor.

Frigya ve Friglerle ilgili fotoğraflar; Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’ndeki Friglerin Gizemli Uygarlığı adlı sergide çekilmiştir.

Kaynakça:

Friglerin Gizemli Uygarlığı Sergisi-Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi

Frigler-Vikipedi

Frigyalılar- Anadolu Uygarlıkları

Midas-Vikipedi

Kibele-kübele: Vikipedi

William Martin Leake- Wikipedia

National Geographic

Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi

Kübele(oyun)-İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçıları- Günışığı Dergisi(Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi Dergisi S: 4)