STL KÖFTE GÜNÜ

Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinin köfte günü her yıl mayıs ayının son pazarı yapılır. Ne güzeldir köfte gününde öğretmenlerin öğrencileriyle, öğretmen arkadaşlarıyla, Sutilev üyeleriyle; öğrencilerin sınıf arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle  birkaç saat geçirip geçmiş günleri anmaları, özlem gidermeleri. Sultanahmetli öğrenciler, öğretmenler, memurlar, hizmetliler birbirlerini görüp özlemle, sevgiyle kucaklaşınca adeta çocuklaşır, gençleşir, neşe içinde söyleşirler. Yaşamlarını yitirmiş olan arkadaşlarını ve öğretmenlerini sevgi ve saygıyla anarlar.

Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi Bahçesi Köfte Günü

Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi Bahçesi- Bir Köfte Günü

DSC03214-eski öğrenciler-Avni Karaşıklı-g

DSC03242

DSC03270.köfte günü g

DSC03240-aOn beş on altı yaşlarında Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinde okuyan öğrenciler artık iş güç sahibi yetişkinlerdir. Kimi yalnız, kimi eşiyle kimisi de çocuğuyla gelmiştir köfte gününe, hatta torunuyla gelen öğrenciler bile olur.

Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinin ‘Köfte Günü’ne gelenler ne kadar yetişkin olsalar da yıllar önce okuduğu sınıfa giren her öğrenci bir anda geçmişe yolculuk yapar kendini lisede okuduğu yaşta buluverir. Untitled-22

Untitled-16

Untitled-32

Untitled-21

Untitled-12

Untitled-37

İstanbul Devlet Tiyatrosu

İstanbul Devlet Tiyatrosu

Konferans salonuna girenler oynadıkları ya da izledikleri tiyatroları,

Untitled-23

IMAGE0077 M.Ş.E a

IMAGE0079

Untitled-41

Untitled-13

Untitled-15hazırladıkları dersleri, özel günler için yaptıkları çalışmaları, Untitled-7

Untitled-5

IMAGE0078 siyah inci cemil şiir ab

STL agkkütüphaneyi ziyaret edenler okudukları kitapları, kendi yazılarından ve şiirlerinden derleyerek oluşturdukları fotokopi kitapçıkları, kütüphaneyi nasıl düzenlediklerini anımsarlar. Büyük bir heyecan yaşanır köfte günlerinde. Yoğun bir enerji oluşur, bu enerji Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinin öğrencilerini, öğretmenlerini, memur ve hizmetlilerini sarar, herkes çok mutludur.

Köfte bahanedir, önemli olan sohbettir. Bugünden, gelecekten en çok da geçmişten konuşulur. Öğrenciler yaptıkları yaramazlıkları ve öğretmenlerinin o yaramazlıklar karşısındaki tutumlarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Unutulan pek çok olay anımsanır; anılar Sultanahmetlileri kimi zaman güldürür kimi zaman kederlendirir; herkese insan olmanın güzelliğini hissettirir, Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinin bir üyesi olmanın kıvancını yaşatır.

SULTANAHMET’TE ÖĞRETMEN OLMAK

sultanahmet'te öğretmen olmak

Okul; sadece öğrenciyi değil, öğretmeni de eğiten, onu pek çok konuda deneyim sahibi yapan, öğretmenin kendisini geliştirmesine olanak sağlayan kurumdur. Öğretmenin öğretmeni var mıdır?

1995 Köfte Günü STL Öğretmenleri

1995 Köfte Günü STL Öğretmenleri

Öğretmenin öğretmeni, birlikte çalıştığı öğretmen arkadaşları ve öğrencileridir. Her öğretmen ayrı bir dünyadır. Dikkatli bir gözlemci; her öğretmenin farklı yönlerini keşfedip onlardan yararlanabilir, kendisini geliştirebilir. Öğretmenlerin öğrencileriyle olan ilişkilerini, öğrencilerine nasıl davrandıklarını, ders dışı yaptıkları çalışmaları, öğrencilerin psikolojik sorunlarını nasıl çözdüklerini, derslerini nasıl işlediklerini, eğitimle ilgili düşüncelerini öğretmen arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerle ve gözlem yaparak öğrenebilir, öğrendiklerimizi yaşamımıza geçirebiliriz.

Biz, Sultanahmet Ticaret Lisesi öğretmenleri, kimi zaman üzüntülerimizi, kimi zaman da sevinçlerimizi paylaştık uzun yıllar. Sorunlara birlikte çare bulmaya çalıştık, onları aşmak için çok çabaladık. Zorlukları aşmak bizleri, birbirimize yaklaştırdı. Öğretmenler odasında eski, deri koltuklarda oturup yaptığımız sohbetleri nasıl özlüyorum. Zaman zaman buluşup yine söyleşiyoruz; ama aynı iş yerinde çalışıp birlikte bir şeyler üretmek çok farklı bir tat, insana verdiği keyif bambaşka.

1995 Köfte Günü

1995 Köfte Günü

Ben Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinde öğretmen arkadaşlarımdan, öğrencilerimden, Sultanahmet Ticaret Liseliler (Sutilev) Eğitim ve Dayanışma Vakfı’nda  STL ve STL’de okuyan öğrenciler için canla başla çalışan uzun yıllar önce mezun olmuş öğrencilerden,  STL’de görevli memur ve hizmetli arkadaşlarımdan ne çok şey öğrendim hem öğretmenlik hem dostluk hem de yaşam adına…

Söylediklerim üzerine şöyle düşünebilirsiniz: “Aman ne iyi! Birbirleriyle çok iyi anlaşan, aralarında sorun çıkmayan, düşünceleri paralellik gösteren kişiler aynı okulda görev yapıyorlarmış.”

Hayır, böyle bir durum söz konusu değildi! Hem de hiç değildi! Nasıl olabilirdi ki? Türkiye’nin yedi bölgesinden gelmiş, kişilikleri, düşünceleri, davranışları, olaylara ve kişilere bakış açıları farklı öğretmenlerden oluşuyordu Sultanahmet’in kadrosu, Türkiye’nin diğer okullarında olduğu gibi. Değişik kültürlerin, değişik düşüncelerin olduğu yerde doğal olarak anlaşmazlıklar, farklılıklar da olacaktır; bütün bu farklılıklar çeşitli güzellikleri ortaya çıkarıyor ve değişik kültürleri, uygarlıkları bir arada barındıran Sultanahmet’e de çok yakışıyordu.

İdareyle veya arkadaşlarımızla anlaşamadığımız birçok konu olabiliyordu. Bu konuları konuşuyor, tartışıyor -bu tartışmalar kimi zaman çok sert geçiyordu- sonunda bir şekilde uzlaşıyorduk. Güzel olan, birbirimizi eleştirebiliyor olmamız ve bu eleştirilerden kendimize pay çıkarabilmemizdi.

Bütün farklılıklarımıza rağmen bizler birbirimizi seviyor ve sayıyorduk. Aradan çeyrek yüzyıldan fazla zaman geçti, kurduğumuz dostluklar devam ediyor, zaman zaman görüşüyor, birbirimizi özlemle kucaklıyor, kaldığımız yerden devam ediyoruz konuşmaya, tartışmaya.

Tüm öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerime sevgilerimi gönderiyorum. İyi ki Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinde bir araya geldik, dostluğu ve yaşamımızın önemli bir bölümünü paylaştık. İyi ki…

Lemis Uysaler (Coğrafya Öğretmeni)

Lemis Uysaler’i sevgi ve özlemle anıyoruz. (Coğrafya Öğretmeni-Mayıs 2008 Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesinin Köfte Günü’nde)

Kayhan Derman

Kayhan Derman’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz.  (Rehber Öğretmen-Mayıs 2008 STL Köfte Günü)

Zehra Tatar, Nihal Derman, Kayhan Derman

Zehra Tatar (Almanca Öğr.), Nihal Derman (Fizik Öğr.), Kayhan Derman

Münevver Üler

Münevver Üler (Meslek Dersleri Öğr.)

Ünsal Özdemir-Cengiz Saygın-Zehra Tatar

Ünsal Özdemir (Tarih Öğr.)-Cengiz Saygın (Meslek Dersleri Öğr.)-Zehra Tatar

Soldan Sağa: İki öğrencimiz, İsmail Amca, Ahmet Cura, Turan Gerede

Soldan Sağa: Mezun iki öğrencimiz, STL’nin çalışkan hizmetlisi İsmail Ambarlı, Matematik Öğr. Ahmet Cura, Meslek Dersleri Öğr. Turan Gerede

Ahmet Cura ve Tuncay Ersoy mezun öğrencilerimizle

Ahmet Cura ve Tuncay Ersoy (Fen Bilgisi Öğr.) mezun öğrencileriyle

Sara Uğur (Edebiyat Öğretmeni)

Sara Uğur (Edebiyat Öğretmeni-1965 yılında STL’de göreve başlamış.)

Öğrenciler, öğretmenleri Ayhan Zor ve Cengiz Saygın ile

Öğrenciler, öğretmenleri Ayhan Zor (Meslek Dersleri Öğr.) ve Cengiz Saygın ile

Zehra Tatar ve Nihal Derman bir öğrencimizle

Zehra Tatar ve Nihal Derman bir mezun öğrencimizle

Galip Bey mezun öğrencilerimizle

Galip Bey (Meslek Dersleri Öğr.) mezun öğrencilerimizle

Füsun Durna-Saadet Karadağ

Füsun Durna (Matematik Öğr.)-Saadet Karadağ (Tarih Öğr.)

Filiz Öter-Zehra Tatar

Filiz Öter (Fen Bilgisi Öğr.)-Zehra Tatar

Jale Erdem-Sevil Okay

Jale Erdem (Meslek Dersleri Öğr.)-Sevil Okay (Türk Dili ve Edb. Öğr.)

Mualla Varlıoğlu-Avni Karaşıklı (Sutilev Kurucu Üyesi -STL 1950-51 mezunu)

Mualla Varlıoğlu (Meslek Dersleri Öğr.)-Avni Karaşıklı (Sutilev Kurucu Üyesi -STL 1950-51 mezunu)

Sinan Erbay (Sutilev Mütevelli Heyet Üyesi-STL 1963-64 mezunu)

Sinan Erbay (Sutilev Mütevelli Heyet Üyesi-STL 1963-64 mezunu)

Aysel Kıvrıkoğlu (Sutilev Mütevelli Heyet Üyesi-STL 1963-64 mezunu)

Aysel Kıvrıkoğlu (Sutilev Mütevelli Heyet Üyesi-STL 1963-64 mezunu)

Öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun Öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Çocuklarıyla gelen mezun öğrencilerimiz

Çocuğu ve eşiyle STL Köfte Günü’ne gelen mezun öğrencimiz ve sınıf arkadaşı

Mezun öğrencilerimiz okulun merdivenlerinde

Mezun öğrencilerimiz okulun merdivenlerinde

Mezun Öğrencilerimiz

Mezun Öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun öğrencilerimiz

Mezun öğrenciler, Mualla Varlıoğlu, Sevil Okay Arkada: Rıza Yeşilırmak

Mezun öğrenciler ve Sevil Okay-Mualla Varlıoğlu
Arkada: Rıza Yeşilırmak

90’lı yıllar… öğrencilerimiz… yaptıkları etkinliklerden birkaç örnek…

Öğrencilerimiz Necati Cumalı ile

Öğrencilerimiz Necati Cumalı ile (Röportaj)

Necati Cumalı ve bir öğrencimiz

Necati Cumalı ve bir öğrencimiz (Röportaj)

Öğrencilerimiz Memduh Şevket Esendal'ın kızı ve oğluyla

Öğrencilerimiz Memduh Şevket Esendal’ın kızı ve oğluyla (Röportaj)

Fazıl Hüsnü Dağlarca ve onunla röportaj yapan öğrencilerimizden biri

Fazıl Hüsnü Dağlarca ve onunla röportaj yapan öğrencilerimizden biri

Öğrencilerimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca ile

Öğrencilerimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca ile

İbrahim Paşa Sarayı'nda  Öğrencilerimiz, Matematik öğretmeni Füsun Durna ve bir turist

İbrahim Paşa Sarayı’nda (Müze Gezisi)
Öğrencilerimiz, Matematik öğretmeni Füsun Durna ve bir turist

İpek Ongun öğrencilerimizle

İpek Ongun öğrencilerimizle (Söyleşi)

Zeynep Oral ve öğrencilerimiz

Zeynep Oral ve öğrencilerimiz (Röportaj)

Cumhuriyet Güneşi

Cumhuriyet Güneşi(Oyun)

Cumhuriyet Güneşi

Cumhuriyet Güneşi

Mustafa Kemal ve Mazhar Müfit Kansu

Mustafa Kemal ve Mazhar Müfit Kansu (Oyun)

Mustafa Kemal ve Arkadaşları

Mustafa Kemal ve Arkadaşları (Oyun)

Karyalı Prenses

Karyalı Prenses (Oyun)

Pazarlık

Pazarlık (Oyun)

Pazarlık

Pazarlık

Kadınlık Bizde Kalsın

Kadınlık Bizde Kalsın (Oyun)

Yaprak Dökümü

Yaprak Dökümü (Oyun)

Aşık Veysel

Aşık Veysel (Ders Sunumu)

Orhan Veli

Orhan Veli (Ders Sunumu)

Türk Dili ve Edebiyatı Sınıfı

Türk Dili ve Edebiyatı Sınıfı

ÖĞRETMEN

ÖĞRETMEN
Öğretmen seven, sayandır; öğrencileriyle bildiklerini, yaşadıklarını, yaşamdan çıkardıklarını paylaşandır. İnsan, yaptıklarını paylaşmak ihtiyacında olan bir varlıktır. Bu paylaşımcılık bizi biz yapan, insan yapan en önemli özelliktir.

ÖĞRETMENHer öğrenci farklı bir kitaptır. Öğretmen onları iyi okuyandır. Öğrencisinin gözünde öğrenme isteğini görmek öğretmene çektiği tüm zorlukları unutturur. ÖĞRETMENOnların gülüşleri, gelişmeleri, kendi ayaklarının üzerinde durmaları, öğretmene en büyük mutluluğu yaşatır. En kızdığı zamanlarda bile öğrencisini sever öğretmen, koşulsuz sevgidir bu.

Her toplumda kurtarıcı bekleyen insanlar vardır, bunlar birinin gelip toplumdaki bütün sorunları kökünden halledeceğine inanırlar. Aslında “kurtarıcı” kişinin kendisidir.

Herkes kendi sorumluluğunu bilip işini iyi yaparsa, diğer insanların haklarına saygı gösterir, başkalarını rahatsız etmezse her şey yolunda gider ve sağlıklı bir toplum olma yoluna girmiş oluruz.

Ülkemizde işine önem veren, insanlarını önemseyen, onların mutlu olmalarını isteyen binlerce öğretmen geçmişte olduğu gibi bugün de köylerde, kasabalarda ve şehirlerde öğrencilerine yol gösteriyor, onlara örnek oluyor.

Bu öğretmenler köyün, kasabanın, şehrin her türlü olumsuzluklarıyla savaşarak umutsuzluğa kapılmadan, kurtarıcı beklemeden kendileri çözüm üreterek öğrencilerini eğitiyorlar. Eğittikleri öğrenciler, daha sonra yurdun dört bir yanına dağılarak öğrendiklerini başkalarıyla paylaşıyorlar. Bu bir eğitim yarışı elden ele geçiyor ve hep ileriyi, iyiyi, aydınlığı, doğruyu hedefliyor.


Ben şuna yürekten inanıyorum, sınıf hem öğretmenin hem de öğrencinin kendini çok iyi ve mutlu hissettiği bir yerdir. Sınıf, halkı öğrenci ve öğretmen olan bir ülkedir, sınıfa girdikten sonra dışarıyla olan tüm bağınız kesilir. Orada siz, öğrencileriniz ve öğretecekleriniz vardır. Düşünün birinci dereceden bir yakınınızı kaybediyorsunuz; beş gün sonra belki de ertesi gün derse girmek zorundasınız. Bu olay pek çok öğretmenin başına gelmiştir. İçiniz acıyla yanarken, gözünüzden yaşlar akarken sınıfa girersiniz, ilk bir iki dakika size bir asır gibi gelir, karşınızda kıpır kıpır canlılar vardır, onlara hakim olup dersinizi anlatmanız gerekmektedir. Sonra kendinizi toparlayıp konunuzu anlatmaya başlarsınız, anlattıkça değil dışarıyla, beyninizin diğer bölümleriyle bile bağlantınız kesilir, kendinizi yalnız yaptığınız işe verirsiniz. Öğrencilerle konuyla ilgili konuşur, tartışırsınız; onların dersi iyi öğrenebilmeleri için ne gerekiyorsa yaparsınız, kırk dakika göz açıp kapayıncaya kadar geçer, zil çalar. Ağlayarak girdiğiniz sınıftan gülerek çıkarken gülümsemeniz, kapının dışında sizi bekleyen acıyla dudaklarınızda donup kalır. Yüreğinizi yakıp kavuran acınız gelir baş köşeye oturur…

Tiyatrocuların en acılı günlerinde perde kapatmadığı, oyunlarını oynadıkları gibi biz öğretmenler de sınıflarımızda oynarız oyunlarımızı…

‘Düşten Gerçeğe Bir Yol: Eğitim’den alınmıştır.

Epsilon Yayınları