YENİDEN NAPOLİ

Daha önce Napoli’ye gitmiştik, Napoli ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bir daha yazmama gerek yok diye düşünüyorum, ama fotoğraf paylaşacağım. Daha önce yazdığım yazının adı: Napoli’de Günlük Yaşam, Tarih ve Kültür... İkinci kez gittiğimizde Napoli’de yağmur vardı-daha önce Temmuz ayında Napoli’deydik- yağmuru yememek için birer şemsiye aldık. Halen o şemsiyeyi kullanıyorum. Sabahtan turla Pompei Antik Kenti’ne gittik, öğleden sonra da yağmurda Napoli’yi dolaştık, daha önce buraya geldiğimiz için  kendimizi rahat hissediyorduk. Sanki kent bizimdi.

 

napoli 010-abkastel Nuovo-a

Napoli-Kastel Nuovo ve Galeria Umberto’nun Cam Çatısı

-napoli 015 gemiden napolinin fotoğrafını çekenler a

Aida Bella’dan Napoli’yi Fotoığraflamak

napoli 026-agNapoli a

Napoli

napoli 028-abg

Napoli

napoli 170 castel nuovo a

Napoli-Castel Nuovo

napoli 174castel nuovo üst tarafı a

Napoli- Nuovo Kalesi

napoli 175castel nuovo a orta bölümü

Napoli-Nuovo Kalesi

napoli 176 castel Nuovo a alt kısmı

Napoli-  Nuovo Kalesinin Girişi

napoli 196-a

Napoli-Galeria Umberto

napoli 204 umberto galleria a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

napoli 210-galleria umberto 1 a

Napoli-Galleria Umberto’nun İçi

Galeria Umberto’da bir yabancı nereli olduğumuzu sordu, bizler hiçbir şey demedik, o habire pek çok Avrupa ülkesini saydı, onun her yeni ülke adı söylemesinde biz ‘no’ diyorduk, adam bir türlü bulamadı,  hangi ülkeden olduğumuzu sonunda yoruldu ve canı sıkıldı ama mutlaka bulması gerekliymiş gibi hissetti; sonunda Galatasaray dedi. Biz de ona  gülerek evet buldun, biz Türkiye’den geliyoruz dedik. Adam Türkiye’yi biliyor muydu, bilmiyor muydu onu bilemedik, ama o futbol takımımızın adını biliyordu. Galatasarayla aramızda bir bağ kurmuştu. Türkiye’nin İtalyanlarca bilinmemesine üzüldük; ama bir futbol takımımızın tanınması bizi sevindirdi.

napoli 214 köpek ve koç burcu a

Galeria Umberto’nun İçinde Burçlar (Mozaik)-Koç Burcu ve Dinlenen Bir Köpek

 

napoli 211terazi burcu a

Terazi Burcu

 

-napoli 263 a

Napoli’nin  meydanlarından Piazza del Plebiscito (Plebiscito Meydanı) ve San Francesco di Paola Bazilikası

napoli 270 eski binalar a

Napoli’deki Binalar

napoli 282tiyatro binası bilet gişesi a

Napoli’de San Carlo Tiyatrosu’nun Bilet Gişesi

napoli 276-a

Palazzo Reale-Royal Palace(Royal Sarayı)

napoli 254 binalar a

Napoli’deki Binalar

pompei-napoli 261.-aJPG

Royal Sarayı

Napoli tarihi bir kent, müzeleri, alışveriş merkezleri, geniş meydanları var; ama kentte  öyle evler vardı ki, buralarda insanlar nasıl yaşıyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Bir de araçların çoğu ya başka bir araca çarpmış ya da ona çarpmışlardı. Sağlam, vuruk olmayan bir araç görmek zor. Ama denizi olan her kent gibi güzeldi Napoli. Bir kent; bana hep deniz kenarında olmalıymış gibi geliyor. İtalya’da insanlar çok sıcak, dil bilmeseler bile vücut diliyle her istediklerini anlatabiliyorlar, biz de onları rahatça anlayabiliyoruz. Buranın insanları bize benzedikleri için belki de buraları daha çok seviyoruz. Akşam olmak üzere gemiye dönme vakti geldi, bu geceyi yolda geçireceğiz, yarın Sicilya’da olacağız.

VOLKANIN YUTTUĞU KENT POMPEİ

Pozzuoli Kenti

Pozzuoli Kenti

Pozzuoli’de Solfatara Kamping’e yerleştik, geceyi kampingde geçirdik, sabah erkenden kalktık, karavanımızı kampingde bırakıp Pompei’ye gitmek için metroya yürüdük. Pozzuoli’den metroya binip  Napoli’ye gittik, Napoli’de aktarma yapmamız gerekiyordu, en yakın gişeden Pompei’ye gitmek için bilet istedik. Gişedeki hanım Pompei’ye giden trenin farklı bir perondan kalktığını, acele etmemiz gerektiğini, on dakikaya kadar trenin kalkacağını söyledi. Koşmaya başladık, koştuğumuzu gören görevlilerden biri, trene yetişebilmemiz için yürüme bandını çalıştırdı. Pompei’ye giden trene yetiştik. Napoli-Pompei arasında yirmi-yirmi beş durak vardı.

Pompei’de metrodan indikten sonra ilk gözümüze çarpan karavan kampları oldu.

Camping Pompei

Camping Pompei

Kampingler sıra sıra dizilmiş kampçıları ve karavancıları bekliyordu.pompei-napoli 165-abKamping Pompei’yi, Kamping Zeus’u, Spartacus Kamping’i dolaştık. Ağaçların altı karavan ve çadırlarla doluydu. Düzenli, temiz, yemyeşil kampinglerdi. Kamping Zeus’ta yüzme havuzu bile vardı. Pompei Antik Kenti’ni görmeye gelen kampçılar ve karavancılar bu kamplarda kalıp çevreyi dolaşıyorlardı.

Spartaküs Kamping (Camping Spartaküs)

Spartaküs Kamping (Camping Spartaküs)

Kampçılığa ve karavancılığa çok önem veriliyor buralarda, turizmin en önemli ayağından biri bu sektör.

Pompei Kazı Alanı

Pompei Antik Kenti’nin Planı

Pompei

Pompei

Pompei’ye girmek için önce bilet alacağız, amaan ne var bunda alın bileti girin kente diyebilirsiniz. İşte bu iş o kadar kolay değil! Bilet almak için gişelerin önünde uzayan kuyruklara girmek gerekiyor. İtalya’da hangi müzeye, tarihi alana giderseniz gidin bu kuyruklarla karşılaşırsınız. Bizde elektrik, su, doğalgaz, banka kuyrukları uzun mu uzundur, İtalya’da ise müze kuyrukları. Bir müzeye girmek, bir kuleye çıkmak için saatlerce bekliyor turistler İtalya’da. Hem de bizdeki kuyruklarda olan şikayetler, kavgalar, tartışmalar yok müze kuyruklarında. İnsanlar ayakta dikilmekten yorulsalar bile şikayet etmiyorlar.

İtalyanlar, turizmin ülkelerine sağladığı kazancın farkındalar; tarihlerinden, sanat eserlerinden nasıl para kazanacaklarını çok iyi öğrenmişler. Her şeyi paraya dönüştürmüşler. Öyle ki kiliselere giriş genellikle ücretsiz; ancak kiliselerin içindeki bazı bölümlere sanat eserleri yerleştirmişler. O eserleri görmek için para ödemeniz gerekiyor.

Pompei gişeleri önünde uzayan kuyruklardan birinde sıraya girdik, kente giriş ücretinin öğretmenlere yüzde elli indirimli olduğunu öğrendik. Sıra bize geldiğinde bir tam, üç öğretmen bileti istedik. Görevli pasaportlarımızı istedi, pasaportları verdik. Görevli kişi pasaportlarımıza baktıktan sonra:

“Size öğretmen indirimi yapamam, tam ücret ödeyeceksiniz.” dedi.

Hepimiz: “Neden?” diye sorduk. O:

“Sizin ülkeniz AB’ye üye değil, AB’ye üye olan ülkelerin öğretmenleri bu indirimden yararlanabilirler.” demesin mi?

Buna çok bozulduk, çok canımız sıkıldı. Böyle bir şey nasıl olur? AB’ye üye olmayan ülkelerin öğretmenleri, nasıl öğretmen sayılmaz? Nerede insan hakları? Bunların uygarlıkları sadece kendilerine mi? diye söyleniyorduk ki yan taraftaki kuyruktan bizi destekleyen cümleler duyduk hem de Türkçe. Kırk yaşlarında bir adam:

‘Bunlar çifte standart uyguluyorlar, her şeyi kendi çıkarları için kullanıyorlar’ ve buna benzer şeyler söyledi.

Adam Türk değildi. Ona nereli olduğunu sorduk.

“İranlıyım, üniversiteyi Türkiye’de okudum.” dedi. Türkçeyi güzel konuşmasının nedenini de anlamış olduk. Onunla biraz sohbet ettikten sonra Pompei’ye girdik.

My captured picture

pompei-napoli 041-abgtPompei kentinin geniş caddeleri, agoraları, pompei-napoli 143-agcaddelerin iki yanında sıralanmış dükkânları, zenginlerin evleri, evlerin My captured pictureduvarlarındaki ve yerlerdeki mozaikler, tiyatrosu, arenası, My captured pictureatların hazırlandığı, bakımlarının yapıldığı geniş My captured picturemekânlar, heykeller, resimler, güzel ve pahalı eşyalardan arta kalanlar…

pompei-napoli 062-ab

DSC05191Pompei ab-

My captured picture

My captured picture

My captured picture

pompei-napoli 040-a

pompei-napoli 061-a

My captured picturepompei-napoli 122-ag

pompei-napoli 124-ag

İki bin yıl önce yaşayan bir kentmiş Pompei, zengin bir kent. Ve bu kentte zevk ve sefaya düşkün, zengin bir halk yaşarmış. Tarihi kayıtlar, Pompei kentini cinsel sapkınlık merkezi olarak gösteriyor, Tanrı tarafından lanetlendiğini söylüyor. Pompei’de yaşayan binlerce zenginin yanı sıra onlara hizmet eden köleler de varmış. Köleler! Sahipleri onları satın alır, satar, her türlü aşağılık işlerde kullanır; onlara eziyet edermiş.

Kölelik hiçbir zaman kabul etmediğim ve edemeyeceğim, canımı çok acıtan bir şey! İnsan, bir başka insanı nasıl kullanır, onun haklarını gasp eder, ona acı çektirir. Onu herhangi bir nesne gibi nasıl satar ya da satın alır? Bu çok kötü bir durum!

Yüzlerce yıl önceymiş kölelik sistemi. Artık kölelik yok!

Yok mu???

Kendilerini uygar, gelişmiş, çağdaş sayan zengin ülkelere şöyle bir bakın bakalım; az gelişmiş ülkelere barış, demokrasi götüreceğiz diye neler yapıyorlar?

Efendim!!! Kölelik???

İnsanın bencilliği, her şeye egemen olma tutkusu, insanın insana kulluğunu sürekli gündemde tutacaktır. İlk çağın köleliğiyle yirmi birinci yüzyılın köleliği şüphesiz aynı değil, yöntem ve biçim değişikliği var. Ama sonuç olarak kölelik biçim de değiştirse köleliktir!

İşte Pompei’de kimileri varsıllık, ihtişam içinde yüzüp kimileri yoksulluk içinde boğulurken için için kaynayan, kızan

pompei-napoli 007-aVezüv Yanardağı’na bulunduğu yer dar gelmiş; kabarmış kabarmış Pompei’yi kaplamış. Şehir ve şehirde yaşayan zenginler, fakirler kızgın lavlar altında kalmışlar. Volkan eşitlikçi davranmış; zengin, fakir ayrımı yapmamış. Ölüm herkesi eşit kılmış. Eşitliğin bedeli bu kadar mı ağır olur!!!

Her ne kadar tarihi kayıtlar, buradaki yaşam biçimini eleştirse de, Pompei’ye lanetli kent dense de bir yanardağın lavları, kızgın külleri altında kalmak hiç kimsenin hak ettiği bir şey olamaz.

DSC05118-Pompei-ab

Taşlaşmış İnsanlar

My captured picture

My captured picture

My captured pictureAşırı sıcak insanları bulundukları şekilde taşlaştırmış. Toprak altından çıkarılan taşlaşmış insanların kimi iki büklüm, kimi sırt üstü, kimi cenin şeklinde, kimi yüzükoyun kalakalmış..Taşlaşmış insanların yüzündeki acıyı, korkuyu, yalvarışı; dudaklarındaki sessiz çığlığı, gözlerindeki çaresizliği gördüğümde yüreğime binlerce iğne battı, beynim ve yüreğim onların çektiği acıları çağırdı, beni o acıların içine bıraktı. İki bin yıllık acı, sanki bugün yaşanıyordu.

Yüzlerce, yüzlerce yıl küller altında kalmış Pompei. Ancak 1790’lı yıllarda ortaya çıkarılabilmiş, çıkarılanlar kentin yarısı bile değilmiş! Pompei gibi zengin bir kentte pek çok değerli sanat eseri varmış. Buradan çıkarılan ya da kurtarılabilen eserler Napoli’deki Ulusal Müze’de sergilenmekte.

Pompei’ye gişedeki olaydan dolayı kızgın olarak girdik, oradan üzgün hem de çok üzgün ayrıldık. Hepimiz Pompei’de yaşananlardan etkilenmiştik. Herkes kendi düşünce dünyasına çekilmişti; birlikte metroya binip Napoli’ye gittik; her birimiz kendi yalnızlığımızda düşüncelerimizle savaşıyorduk.