TURGUT KALESİ (Turgutköy 9)

Biz Turgut’ta her gün farklı bir parkuru denedik. Bir gün de aşağı yukarı üç yüz metre yüksekliğinde bir tepede Antik Bybassos Krallığı’na ya da Hydas’a ait olduğu söylenen Turgut Kalesi’ne çıktık. Kalenin iki yüz elli-üç yüz metre yakınına kadar toprak bir yoldan istenirse araçla da çıkılabiliyor, oldukça dik olan geri kalan bölümü yürümek gerekiyor. Bizler yürümeyi tercih ettik, yürürken türlü güzellikler gördük.

SAMSUNG

Turgut’un Kırmızı Damlı Evleri ve Eren Dağı

Rengarenk çiçekler, granit heykeller, karabaş otları, ada çayı, kekikler, ağaçlar ve türlü kayalar…

SAMSUNG

Kaleye Giderken Karşımıza Çıkan Kaya Heykeller

SAMSUNG

Kaleye Giderken Gördüğümüz Ağaçlar ve Kayalar

SAMSUNG

Kaleye Giden Toprak Yol, Ağaçlar ve Eren Dağı

Kaleye çıkarken önce patika gibi yol bile olmayan bir yerden tırmandık. Bizden önceki ayak izlerini takip ederek yürüdük. Halil İbrahim Uçurumu’ndan geçerken kırk yıl önce hayvanlarını otlatırken uçuruma yuvarlanıp yaşamını yitiren on üç yaşındaki talihsiz Halil İbrahim’in kaderine isyan ettik. Rehberimizin anlattığına göre -rehberimiz de Turgutlu Erol Kaya idi, aynı zamanda da Halil İbrahim’in kardeşiymiş- otuz yıl(2009 yılına göre) önce bu ormanlık alanlar orman değil, Turgutluların tarlalarıymış. Çamlar yayılarak Turgut’un tepelerini ormanlık bir alana dönüştürmüş. Erol Kaya, annesinin her zaman sorduğu ‘keçi boynuzu ağacı’nı gösterdi bizlere, o tepeler eskiden onların tarlalarıymış. Sonra nasıl olmuşsa her yer çam ormanı olmuş. Araziler orman haline gelince devlet oraları kamulaştırmış….

kamil dürüst 047

Kaleye Giderken Keçilerin Su İçtiği Yalak

Patikadan sonra kırmızı toprak bir yola çıktık, 10 dakika kadar toprak yolda yürüdük yolun kenarında bir kuyu ve kuyunun yanında keçilerin su içmesi için yapılmış bir yalak gördük, orada durduk. Biraz daha ilerleyince sağ tarafta çok büyük kayaların üst üste, yan yana gelmesiyle oluşmuş, çobanların sürülerini barındırdıkları yarı kapalı yarı açık doğal bir ağıl gördük, kayaların üstüne tırmanıp yukardan ağılın içine baktık, içini çeşitli otlar bürümüştü.

Aslında Alman arkeolog Mathias Benter’in söylediğine, Şahin Gümüş’ün Yüksek Lisans Tezi’ne göre kalenin olduğu yere Hydas Akropolü deniyormuş. Öyle diyorlar da burada yüzey araştırmalarının dışında bir inceleme yapılmadığından buranın Hydas Akropolü olduğu kesinlik kazanmamış.

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Hydas Akropol Planı- Şahin Gümüş’ün Yüksek Lisans Tezi’nden alınmıştır.

Geniş toprak yolda yürürken yokuş çıkıyorduk, ayak seslerimizden ürken keklikler toplu halde aniden havalanıp bizleri ürkütüyorlardı. Yani ürkmemiz karşılıklıydı. On-on beş dakika inişli çıkışlı yolda ilerledikten sonra küçük bir meydana vardık. Kaleye sağdan mı soldan mı çıkacağız diye düşünmedik bile çünkü…

kaleyi gösteren ok a 099

Turgut Kalesi’ni Gösteren Ok İşareti

Meydanın orta yerinde taşlarla yapılmış kocaman bir ok işareti vardı, tahminen eni bir, boyu altı-yedi metre. Ok kalenin yolunu işaret ediyordu.

kamil dürüst 050

Eski Zamanlardan Kalmış Kaç Ton Olduğu Bilinmeyen Kocaman Bir Taş

Yol lafın gelişi söylenen bir söz, yol yok aslında. Kimi zaman taşlı topraklı bir patikada kimi zaman kayalık alanlarda yürüyerek yukarıya tırmanıyorduk. Yukarılara çıktıkça çevremizi daha iyi görüyorduk.

kamil dürüst 057

Turgut-Hisarönü Körfezi-Çubucak Orman Kampı

kamil dürüst 074

Rehberimiz Erol Kaya ve Kızı Eda

Çam ağaçlarıyla kaplı kaya duvarların gerisinde Turgut Vadisi, sahili, yarımadası, Hisarönü Körfezi’nin bir bölümü, İnbükü ve Çubucak ayaklarımızın altına serildi. Manzaranın güzelliği başımızı döndürdü, başımızın döngüsüyle kafamızı arka tarafa çevirdik ve Selimiye’nin girişindeki ada ve adacıkları gördük.

kamil dürüst 073

Selimiye-Sığ Liman-Yarım ada -Kameriye Adası-Koca Ada

kamil dürüst 090

Selimiye ve Adalar

Adacıklar, yarımadalar turkuaz denizin üzerindeki mücevherler gibiydi.

kamil dürüst 088

Turgut Kalesi’ndeki Taş Duvarlar

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Turgut Kalesi’ndeki Bazı Taş Duvarlar

Yolumuz gittikçe dikleşiyordu, kimi zaman taş basamaklardan çıktık, kimi zaman yığıntı halindeki taş ve toprak üzerinden tırmandık. Bu yığıntılar içinde yığınla kırık amfora parçaları vardı. Bu parçaların oldukça kalın olmasından amforaların çok büyük olduğu anlaşılıyor. Bazı duvarların sapasağlam durmasına karşın pek çok duvar yıkılmış, taş taş üstüne yığılmış. Depremler mi yoksa kaçak kazılar mı kaleyi bu hale getirmiş? Yukarı çıktıkça ayakta kalmayı başarmış duvarları daha iyi görebiliyoruz.

kamil dürüst 067

Turgut Kalesi’nde Küçük Bir Kapı veya Büyük Bir Pencere

Küçük bir kapıdan geçtik, belki de büyükçe bir pencereydi!

kamil dürüst 095

Halkın Kırk Merdivenler dediği yere gelince hayal kırıklığına uğradık, çünkü kırk basamaklı bir merdiven yerine eni elli santim olan on üç basamaklı bir merdiven çıktı karşımıza.

kamil dürüst 094

On Üç Basamaklı Merdivenin İndiği Alan

On-on iki metre derinliğinde yirmi-yirmi beş metre karelik içi taş toprak dolu bir çukura iniyordu on üç basamaklı merdiven. Tahminimize göre duvarlarda freskler varmış, üzerleri sıvanmış. Kırk merdiven gerçekten kırk merdivenken sanırım denize kadar iniyormuş. Acaba kimler, hangi amaçlarla o merdivenleri kullandı? Ancak yüz yıllar denize inen merdivenleri azaltmış ve yolu kapamış.

Kırk merdivenin on üç basamağını geçmişte yaşadıklarıyla baş başa bırakıp tepedeki kaleye bir an önce ulaşmak üzere tırmanışımıza devam ettik.Kaleye tırmanırken yolumuza taştan yapılmış bazı yıkık binalar, ağaç ve taşlarla kaplı yerler çıkıyordu.

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Kaleye Çıkarken Yolumuzun Üzerinde Olan Yıkık Bir Yapı

Bu ağaçların bazıları sandal ağaçlarıydı, sandal ağacının gövdesi çok hoş! Ağacın gövdesini okşayıp yolumuza devam ettik. Sandal ağacının gövdesi üzerinde elimiz kayar gibiydi, onun gövdesinde elini dolaştırmak insana büyük bir haz veriyor.

DSC05874 Sandal ağacı a

Sandal Ağacı

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Kaleye Tırmanırken Yolumuza Çıkan Ağaçlar ve Kayalar

DSC03471turgut kalesi a

Yıkıntı Halindeki Kalenin Uzaktan Görünümü

DSC03477Turgut Kalesi Hisarönü Körfezi a

Kaleden Turgut, Orhaniye Martı Marina, Hisarönü Körfezi

Antik Bybassos kentine ya da Hydas’a ait olduğu zannedilen kaleye nefes nefese vardık. Nefesimiz normale dönünce aşağılara bakabildik, bu sefer de gördüğümüz manzara karşısında nefesimiz kesildi.

Bizim Turgut Kale’sine ilk çıkışımız Turgutlu Erol Kaya ve kızı Eda ile oldu, sonra defalarca arkadaşlarımızla kaleye çıktık, onlar da kalenin manzarasını çok beğendiler.

DSC03467Kaleden orhaniye martı marina ve hisarönü kör. a

Orhaniye Martı Marina ve Hisarönü Körfezi

DSC03513kaleden delikli yol a

Kale’den Delikyol’a Bakış

DSC05875delikliyol a

Delikyol ve Selimiye’ye Giden Sahil Yolu

DSC03504kaleden selimiyeye bakış a

Kale’den Selimiye

DSC03516kaleden selimiyeye bakış a

Kaleden Selimiye

Hisarönü Körfezi’nin bir bölümü, Orhaniye Martı Marina’daki tekneler, Delik Yol, Selimiye, adalar,savaşçı Diagoras’ın ve karısı Aristomakha’nın anıt mezarı ya da Turgutluların dediği gibi Çağba Baba Türbesi… tüm Turgut ayaklarımızın altında. Kimi yerde mavi kimi yerde lacivert deniz… Deniz kenarındaki karavanımız ve komşu karavanlar doğru dürüst seçilemiyordu. Yeşilin her tonu Turgut Köy’ü sarıp sarmalamış, yeşil örtünün arasından köyün evlerinin kırmızı damları görülüyordu.

kamil dürüst 057okaliptüslü yol ab

Denize Yürüyen Okaliptüs Ağaçları

Okaliptüs ağaçlarının oluşturduğu upuzun ağaç yol Turgut Vadisi’ni ortadan ikiye bölerek denize kadar ulaşıyor. Gökyüzündeki bulutlar gölgelerini yeşil denizin üzerine düşürmüşler, bulutlar hareket ettikçe gölgelerin vadideki yerleri de değişiyordu. Turgut’a tepeden bakmak ne hoş! Turgut Köy, güneşin parlak ışıkları altında tatlı tatlı geriniyordu doğaya sevdalı kişilere güzelliğini göstermek istercesine.

Turgut Kalesi’nin duvarları üzerine oturup seyrettik tüm bu güzellikleri. Şu oturduğumuz taşlarda bizden başka kimbilir hangi uygarlıkların insanları oturdu. Onlar da bizim aldığımız hazzı aldılar mı ki? Yoksa burada korku içinde mi yaşadılar? Sürekli aşağılardan gelecek düşmanları mı gözlediler? Neler yaşadılar, neler gördüler, neler düşündüler? Bir yandan geçmişte yaşamış Hydaslıların veya Bybassosluların nasıl yaşadıklarını düşünüyor, diğer yandan muhteşem manzaradan gözlerimizi alamıyor, kaleden ayrılmak istemiyorduk.

Turgut Köy harika doğası, binlerce yıldır çeşitli uygarlıklarla oluşturduğu tarihi; güler yüzlü, canayakın, konuşkan, konuksever halkı; akıllı, sosyal, güzel çocukları, çalışkan gençleri; kışın yağışlı, yazın sıcak, oksijeni bol havası; vadide klima etkisi yapan kuzey ve güney rüzgârlarıyla bambaşka bir dünya!

SAMSUNG

Yeşillikler İçinde Çiçek Açmış Karabaş Otu

Turgut Kalesi’ni binlerce yıllık yalnızlığıyla baş başa bırakarak inişe geçtik, kayalık alanı bitirip toprak yolu bulduk. Kulaklarımızda kuş cıvıltıları, burnumuzda kekik, karabaş, adaçayı kokuları yürüyüşün tadını çıkararak karavanımızın durduğu deniz kenarına indik.

DSC06486turgut koyu a

Turgut Sahili

Karavanımızın önünde duran koltuklarımızda bir müddet dinlenip gördüklerimizi, yaşadıklarımızı içselleştirdik. Yürüyüşümüzün yorgunluğunu Hisarönü Körfezi’nin parlak sularında yüzerek attık.

DSC08173-turgut a

Turgut’ta Gün Batımını Göremezsiniz, ama Doğanın Kızıllığını Yaşarsınız

Güneş Datça Yarımadası’nın arkasında batmış kızıllığını tüm koya yaymıştı.

DSC06491turgutta okaliptüsler arasından parlayan ay a

Ay ise okaliptüs ağaçlarının arasından yükseliyordu, gündüz kırk dereceyi geçen sıcaktan eser yoktu, en sıcak günün gecesinde bile Marmaris akşamlarının tatlı bir serinliği vardı. Sessiz, dingin, ılık; çam ve deniz kokan Marmaris akşamları…

Fotoğraflar: Sevil Okay-Mithat Okay

TURGUT (Turgutköy5)

Selimiye, Bozburun, Söğüt’ü dolaştıktan sonra Marmaris’e dönmeyi düşünürken Turgut Şelalesi ve tam karşısında da Turgut levhasını gördük. Gündüz şelaleye gittiğimiz yolu hatırladık, sola sapıp dört buçuk kilometrelik dar yola girdik. Hava neredeyse kararacaktı.

Turgut’a varınca Afrodit Restoran’ın karşısına park ettik karavanımızı, tüm gün o köy senin bu köy benim dolaşmaktan yorulmuşuz, hemen yemek hazırlığına giriştik, yemeğimizi yedik, sonra da -köy ve çevresini yarın dolaşırız deyip- uykunun kollarına bıraktık kendimizi.

Sabah erkenden uyandık, köyü dolaşmaya çıktık. O gün bayramdı, yollarda gördüğümüz herkes birbiriyle bayramlaşıyordu, bu arada bize de selâm verip bayramımızı kutluyorlardı.

turgut-istanbul-martı 013a


turgut 2 057

Turgut’un Güzel Kızları,Yakışıklı Erkek Çocukları 

Bu çok hoşumuza gitti. Hele çocuklar! Tertemiz giyinmiş, evlerin kapılarını çalıp el öpüyorlardı.

Bir gün önce görüp üzerinde düşündüğümüz ‘Denize gider’ levhasının işaret ettiği yolu takip ederek deniz kıyısına vardık. Turgut’un meğer denize kıyısı varmış.

kamil dürüst 019-turgut koy sular altında a

Turgut Sahili Yağan Yağmurlardan Sular Altında

Turgut koyu bakımlı bir koy değildi; o bakımsızlığına karşın doğası harikaydı!

kamil dürüst 026-turgut koy dere ile denizin karıştığı yer a

Turgut’ta Dere ve Denizin Birleşme Noktası

Hisarönü Körfezi’nin en doğal, en bakir koylarından birinde olduğumuzu anladık. Koyu, çepeçevre kuşatan tepeler denize kadar çam ormanlarıyla bezeliydi.

DSC06009turgut koy a

Turgut Koy

Denizin rengi kıyılarda ormanların yeşil rengini almış, açıklarsa turkuazdı.

Turgutköy 069koyu ve tekneler a

Turgut’ta Denizdeki Guletler

Bulutlar dingin suya vurmuştu, denizde üç-dört gulet kırık dökük bir iskeleye bağlıydı.

Turgut 061koyu ve tekneler a

Turgut Koy’da Karaya Çekilen Tekneler

Dört-beş gulet de karaya çekilmişti. Guletlerin hemen arkasında kiliseye benzer, tavanı

Turgutköy kilise 062 a

Turgut Koy’daki Küçük Kilise Kalıntısı

olmayan, içini otlar bürümüş tarihi bir yapı ve koyun sol tarafında da kalıntılar vardı.

DSC06468turgut kümes hayvanları ella a

Turgut Koy’daki Kümes Hayvanları Özgürce Dolaşıyorlar

 

DSC06471 turgut a

Turgut Koy’un Sol Tarafı

turgut 3 006a

Turgut Sahili

DSC06456turgut sahili a

Turgut Sahili

Sahildeki restoranın sahibinden kilisenin Bizans Dönemi’nden kaldığını, diğer tarihi alanınsa üç odalı bir hamam kalıntısı olduğunu öğrendik. Koyun sağında uzanan yarımadayla ana karanın tam ortasında sekiz-on katlı yarım kalmış bir hayalet otel inşaatı duruyordu.

Turgut 129 a

Turgut’ta Denizle Birleşen Dere

Çok çirkindi! Tam on sekiz yıldır o haldeymiş. Turgut yolu deniz kenarından geçmediği için Turgut’un sahili pek bilinmiyormuş. Sahilin sağ tarafı deniz börülcelerinin yetiştiği yarı sulu yarı kuru bir alandı.

Turgut 038a

Pembe Renkli Deniz Börülceleri

Turgut 106a

Deniz Börülceleri

Turgut 108 agPembe deniz börülceleri bu alanı bir halı gibi kaplamıştı. Börülcelerin pembesiyle denizin mavisi muhteşem bir ikili oluşturmuşlardı. Baharda ve yazın yeşil olan börülcelerin rengi sonbaharda önce pembeye sonra kırmızıya, kışın da kahveye dönermiş.

Denize sırtımızı döndük, karşımızda çamlık yüksek tepelerle çevrilmiş zümrüt gibi bir vadi sere serpe uzanıyordu. Daha sonra köyün doğusundaki tepenin Mermerlik, batısındakinin Ağnak, güneyindekinin de Kuman Tepesi olduğunu öğrendik. Ve vadinin sol tarafında, köye doğru uzanan ağaçlıklı yolu görünce oraya yöneldik.

SAMSUNG

İki  Tarafında Okaliptüs Ağaçları Olan Dere

Yolun kenarına geldiğimizde bir dereyle karşılaştık. Dere denize mi akıyordu, yoksa deniz mi dereye girmişti? Derenin iki yanı toprak yoldu ve derenin iki tarafında ağaçlar yükseliyordu. Okaliptüsler! Yirmi, otuz metre boyundaki okaliptüsler derenin üstünde birleşiyorlardı. Burası, burası…

SAMSUNG

Gökova’ya Yukarıdan Bakınca İki Tarafında Okaliptüs Olan Yol Akçapınar’a Doğru Uzanıyor

Gökova’daki okaliptüs ağaçlı yola benziyordu. Muğla’dan Gökova’ya gelirken Sakar Geçidi’nin en yüksek yerinde aracımızı park edip Gökova’nın muhteşem manzarasını seyrederiz her zaman: ekili araziler, denizi döven dalgalar, ve okaliptüs ağaçlarının oluşturduğu upuzun ağaç yol. Gökova’ya inince de iki tarafında okaliptüslerin sıralandığı yolda yürümekten hoşlanırdık. Yıllardır hayran olduğumuz yolun bir benzeri buradaydı.Turgut-Bozburun yolundan farklı zamanlarda en az üç-dört kez geçmiş ve bu okaliptüsleri fark etmemiştik!

Okaliptüslü Toprak Yol A

Turgut Okaliptüslü Yol

 

20160104_134436-a.jpg

Turgut Sahilinde Karavanlar

Derenin iki yanında uzanan toprak yollardan denize giderken en sıcak günde bile okaliptüsler sayesinde sıcağı hissetmez insan diye düşündük. Biraz ileride bir köprü vardı, iki yakayı birleştiren.

Derenin sağındaki toprak yolu takip ederek köye doğru yürüdük, derede kurbağalar, su kaplumbağaları yaşıyordu; derenin suyu iki yüz metre sonra kurudu. Artık içi, irili ufaklı taşlarla dolu kuru bir dere uzanıyordu önümüzde. Kuru derenin sağı solu ekili tarlalarla çevriliydi, her yer yemyeşildi. Ağaçlar meyve doluydu. Ne kadar güzel bir köydü burası!

SAMSUNG

Turgut’un Yemyeşil Tarlaları

Burası bizim aradığımız köy müydü yoksa? Tertemiz havası, dinginliği, yeşilliği, turkuaz denizi, yüksek tepeleri, güler yüzlü insanları bizi kendine çekti, oldukça etkilendik.

Turgut Vadisi çoook eski çağlarda denizmiş, zamanla alüvyonlarla dolmuş. Günümüzde, denizden üç kilometre içeride açılan kuyulardan deniz kabukları çıkıyormuş. Turgut Köy denizden iki kilometre içeriye kurulmuş, köye dönünce önce köyle ilgili bilgi aldık, sonra da küçük bir arsa. Derenin yanıbaşında, okaliptüslerin gölgesinde, içinde kocamaaan bir incir ağacı olan bir arsa. Karavanımızı incir ağacının yanına çektik. Masamızı koltuklarımızı karavanımızın önüne attık, hamağımızı kurduk. Köylüler her sabah ineklerini, keçilerini, koyunlarını otlatmak için tarlalarına götürüyorlardı. Karavanımızın önünden geçenler, mutlaka selam verip halimizi hatırımızı soruyorlardı.

SAMSUNG

Tarlaya Giderken Turgutlu Havva Hanımı Taşıyan MERSEDES

SAMSUNG

Tarladan Toplanan Fıstıkları Taşıyan Eşek

Motorsiklete bindirilmiş bir keçi, bisikletle, eşekle ya da modern bir araçla tarlasına giden köylüleri görmek olasıydı. Tavuskuşu 2Bir tavuskuşu kuyruğunu açmış tüm haşmetiyle toprak yolda salınarak yürüyor, dış görünümünün muhteşemliğiyle tezat olan kötü sesiyle şarkılar söylüyordu. .Aralık ayının ortalarında olmamıza rağmen hava günlük güneşlikti.

Kışları ılıman geçen Turgut’un toprakları da çok verimliymiş, Turgutlular yılda üç defa ürün alırlarmış.

SAMSUNG

Dalında Yer Fıstığı

Turgut’ta yetişen yer fıstığı Türkiye’nin en kaliteli fıstığıymış; iç ve dış piyasada fıstığın istenilen fiyata satılamaması fıstık ekimini bitirmiş. Son yıllarda Turgutlular kendilerinin yiyeceği kadar fıstık yetiştiriyorlarmış. Sonbaharda ve kışın Turgut çok yağış alırmış. Yağmur, tropik ülkelerde olduğu gibi günlerce yağarmış. Üç gün, dört gün aralıksız yağan yağmurun ardından bir güneş açarmış, kendinizi ilkbaharda zannedermişsiniz.

ev-dere 079

Yağmur Fazla Yağınca Sonradan Açılan Kanal(Dere) Denize Doğru Hızla Akıyor

Aşırı yağan yağmurlar, altmışlı yılların sonuna kadar çiftçiye çok zarar vermiş. Dağlardan, tepelerden, şelaleden inen sular tüm vadiyi sular altında bırakır, mahsulü mahvedermiş.

DSC06413 kuru dere a

Turgut’ta açılan kanal ve okaliptüs ağaçları

Turgutköy 017a

Turgut’ta açılan kanalın iki yakasını birbirine bağlayan köprülerden biri

1970’te köy halkı, muhtar ve devlet el ele vermiş, şelaleden gelen derenin devamı olarak vadinin ortasından denize kadar bir kanal açılmış, kanalın her iki tarafına okaliptüs ağaçları dikilmiş. Köylüler kanalın açılabilmesi için topraklarından feragat etmişler, bu kanal sayesinde topraklarını selden kurtarmışlar. Kışın şiddetli yağışlarda kanal bir buçuk-iki metreye kadar su doluyor; gürül gürül akan su, önüne çıkanı da denize sürüklüyormuş. Turgut koyunun sağ tarafı, su altında derenin getirdiği pek çok atıkla doluymuş.

İki gündür Turgut’tayız, bu zamanlarda şiddetli yağışlar olduğu söyleniyor; ama ortalıkta yağmur falan yok, sanki yaz mevsimindeyiz.

DSC08526 karavan arsada a

Karavanımız Yeşillikler İçinde

Karavanda oturduğumuz yok, sürekli dışardayız. Yeşilin her tonuyla gözlerimiz şenleniyor, hava mis gibi, uzun yürüyüşler yapıyor, Turgut halkıyla söyleşiyor; köyü, köylüyü tanımaya çalışıyoruz. Bütün gün dolaşmaktan yorulmuş olmalıyız ki erkenden yattık, uyumuşuz. Gece yarısı büyük bir sarsıntıyla uyandık, ne olduğunu anlayamadık. Büyük bir güç karavanımızı şiddetli bir şekilde sallıyordu, dışarda ne olduğunu anlamak için karavanın kapısını açtık, kapıyı açmamızla o büyük gücün karavanı doldurması bir oldu. O anda karavanımızın uçtuğunu zannettim, o ne şiddetli rüzgârdı! Böylesine rüzgâr denmezdi, büyük bir fırtınaydı. Kaldığımız yer köyün bir kilometre dışındaydı, çevremizde bizden başka kimse yoktu. Okaliptüsler ve biz…

Turgutköy-Köprü ve Okaliptüsler 011a

Okaliptüsler ve Köprü

Okaliptüsler, bataklıkları kurutan, tonlarca suyu çeken nazlılar. İki gündür hafif esen yelde nazlı nazlı salınıp usul usul ezgiler söylüyorlardı. Şimdi fırtınanın uğultusuna okaliptüslerin ince ince haykırışları da karışıyor. İncecik bir ağlama sesi duyuyorum sanki! Bu; bir ağacın dallarının, yapraklarının birbirine sürtünmesinden çıkan bir ses değil de iç çeken, derdini anlatmaya çalışan, hoşnutsuzluğunu belirten bir insanın sesine benziyor; okaliptüslerin adeta rüzgâra direnişi bu. Nazlıların konuştuğunu, dertlerini, kızgınlıklarını dile getirebildiklerini fırtına sayesinde öğrendik.

Yağmur başladı, karavanın üstüne önce ağır aksak sonra hızlı hızlı vurdu. Karavanda yağmurun tıkırtısını dinlemek çok hoştur! Ancak fırtınanın karavanı uçuracak gibi sallaması, her geçen dakika hızını arttıran yağmur, yirmi-otuz metrelik okaliptüslerin üzerimize devrileceği düşüncesi bizi tedirgin etti, geceyi yarı uyur yarı uyanık geçirdik. Sabah olduğunda bütün gece hiç durmadan esen rüzgâr ve aralıksız yağan yağmur hâlâ devam ediyordu. Radyodan öğrendiğimize göre son yılların en büyük fırtınasıymış, saatte 60-70 kilometreyi bulmuş rüzgârın hızı. Bozburun’da, Datça’da şiddetli lodos onlarca tekneyi batırmış. Karavanımızın uçma noktasına gelmesi boşuna değilmiş.

Karavanın penceresinden dışarı bakınca bir kilometre uzaklıktaki yüksek tepeleri göremedim. Gördüğüm gri, oynak bir sis perdesiydi. Aslında sis gibi görünen yağmurdu, öyle şiddetli yağıyordu ki yoğun bir tabaka oluşturmuştu. Şiddetli rüzgâr o yoğun tabakayı denize doğru itiyordu. Yağmurun dalga dalga denize koşturmasını izlemek ilginçti! Yüzlerce metre yükseklikteki dalgalar hızla yol alıyordu. Önümüzdeki derenin iki yanında bulunan okaliptüslerin dalları da bu koşuya katılıyorlardı. Güneyden kuzeye doğru gitmeye çalışsalar da fazla uzağa gidemiyorlardı. Bulundukları yerde delicesine devinip ses çıkarıyorlardı. Yol boyunca uzanan tepeler ortalıkta yok… Sadece dalgalar görünüyor…

Günlerdir yağıyor yağmur. Zaman zaman ara verse de inatla sürdürüyor yağmayı, kimi zaman şiddetli kimi zaman yavaş. Bazen de bir iki atıp geçiyor, ardından güneş yüzünü gösteriyor. Sanki yağmur hiç yağmamış gibi ortalık ışıklar içinde kalıyor. Deniz bir başka parlıyor, ormanlar daha yeşil, gök daha mavi görünüyor. O zaman kendimizi güneşin ve mis gibi toprak kokan ılık havanın şefkatli kollarına bırakıyoruz. Bu arada şiddetli fırtınaya direnemeyen okaliptüslerin kalın dalları kırılmış, kuru derenin içi devrilen ağaçlar, kırılan dallarla dolmuş.

Güneşli, ılık havaya fazla güvenmiyoruz, az sonra yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayabilir. Çok geçmedi dediğim oldu, güneş ışıl ışıl parlarken deli gibi bir yağmur başladı. Eh, yağmur ormanlarında yaşamak böyle olsa gerek! İçimizde bir neşe bir neşe açtık şemsiyelerimizi, yürümeye başladık deli yağmurun altında.

DSC02589turgut köy kahvesi a

Turgut Meydanı’ndaki açık hava kahvesi

Turgut’un meydanına geldik, köyün kalbi bu meydan ve buradaki kahveler. Her şey burada konuşuluyor, kararlar burada alınıyor.

Turgut’un M.Ö. 2000’lerde kurulmuş Antik Hygassos kenti olduğunu, Roma ve Bizans dönemlerinde adının Ella olduğunu öğreniyoruz.

Turgut’ta bir hafta kaldıktan sonra İstanbul’a döndük, döndük de aklımız Turgut’taydı. Sonraki yıl (2009) Turgut’un dört mevsimini de yaşadık, halen de yaşıyoruz.

TURGUTKÖY ŞELALESİ (Turgutköy 4)

Piramidal yapıyı, daha sonra gitmek ve incelemek üzere yol üzerinde bırakıp Turgut Şelalesi’ne gittik. Ve doğaya merhaba dedik. Şelalede dev günlük ağaçları başlarını göğe değdirmek istercesine uzatmış, dev sarmaşıklar da bu ağaçlara sarılarak zirveyi bulmuş.

SAMSUNG

Günlük Ağaçları

Günlük ağaçları, dünyanın en fazla oksijen üreten ağacı olarak biliniyor, yaprakları çınar ağacının yapraklarına çok benziyor; yalnız daha küçük. Günlük ağacından çıkarılan sığla yağı ilaç, kozmetik ve gıda sanayiinde kullanılıyormuş. SAMSUNGEski çağlarda yaşamış olan Mısır Kraliçesi Kleopatra sığla yağını ‘aşk iksiri ve parfüm’ olarak kullanırmış. Kleopatra’nın gitmediği yer, kullanmadığı herhangi bir şey de yok gibi görünüyor. Belki de onun hakkında söylenenler, yazılanlar efsaneden öteye geçmiyordur. Ayrıca bu yağdan Hipokrat döneminden beri ilaç olarak yararlanılmaktaymış.

Halk arasında sığla yağının mide ülserine, on iki parmak bağırsağı rahatsızlıklarına, uyuz, mantar gibi deri hastalıklarına, nefes darlığına, yaralara iyi geldiği söyleniyor. Bu yağı kullananlarla da konuştuk, genellikle çok yararlandıklarını, hastalıklarına iyi geldiğini söylediler.

SAMSUNG

Günlük Ağaçları

Anadolu günlük ağacı Türkiye’de sadece Marmaris-Dalaman arasında yetişmekte olup dünyada sığla yağı üreten iki ülkeden biri Türkiye diğeri de Honduras’mış. Muğla’da yakın geçmişe kadar yirmi ton sığla yağı üretilirken son yıllarda üretim üç tona düşmüş. Bunun nedeni de ormanlık alanların azalmasıymış. Tütsü ve yakı olarak da kullanılan günlük ağacına akamber, günnük ve sığla ağacı da deniyor.

halikarnas balıkçısı bHalikarnas Balıkçısı’nın yıllar önce okuduğum sığla yağının parfümü çoğalttığı ile ilgili bir yazısı geliyor aklıma; ama yazının adını, hangi kitapta olduğunu bir türlü anımsayamadım. Tütsü olarak kullanılır deyince yazıyı anımsadım. Halikarnas Balıkçısı, önce sığla ağacını tanıtıyor, ne yazık ki eskisi kadar sığla(günlük) ağaçlarının olmadığı sığla yağının üretiminin azaldığını sonra da sığla yağının bir hoparlöre benzediğini hoparlör, sesi nasıl duyulur hale getirip çoğaltıyorsa sığlanın da kokuyu o denli büyüttüğünü, çoğalttığını yazıyordu o yazısında.

Şelale-ağaç 2IMG_20180712_181634-EFFECTS

Günlük Ağacı

Günlük ağacı kışın yapraklarını dökmediği ve yirmi metreye kadar boylandığı için

IMG_20180712_183022

Turgut Şelalesi Ağaçlar

 

IMG_20180712_18252şelale

Turgut Şelalesi

Turgut Şelalesi her mevsim yemyeşil. Şelalede göğe bakan gözler, mavi gökyüzünü değil, yemyeşil orman denizini görüyor. Mavi gökyüzü ve gün ışıkları günlük ağaçlarının yıldız şeklindeki yapraklarının arasından göz kırparak merhaba diyorlar.

Turgut Şelalesi a

Turgut Şelalesi

Sular şırıl şırıl akarak tertemiz turkuaz renkli göletler oluşturmuş. Minik şelalecikler tatlı ezgiler mırıldanıyor, ağaç kökleri toprağın üzerini kalın saç örgüleriyle kaplamış. Saç örgülerine basarak dört-beş metreden çağıldayarak bir gölete düşen şelaleye gelince kendimizi suya atmak istedik Aralık ayında olduğumuzu anımsayınca bundan vazgeçtik.

Yaz aylarında safari yapan jipler buraya her gün yüzlerce turist getirir. Rahatça suya girebilmek için safaricilerden önce şelalede olmak gerekir.

Turgut Şelalesi'nde Kayalardan Akan Sular

Turgut Şelalesi’nde Kayadan Akan Sular

Yoksa değil suya girmek çevreyi bile aşırı kalabalıktan yeteri kadar göremez insan. Burada gölete girmek harika bir şeydir! Su önce buz gibi gelir, yüzdükçe alışır kendinizi iyi hissedersiniz. Şelalenin altına kadar yüzüp suyun gücünü duyumsarsınız, akan suyun altında fazla kalamazsınız, yukardan düşen suyun gücü sizi göletin diğer tarafına iter. Göletten çıkıp sol taraftaki merdivenleri takip ederek bir başka gölete çıkar, onu da geçerek bir diğerine ulaşırsınız. Yeni vardığınız gölete on- on beş metre yüksekliğindeki kayalıkların üzerinden şarıl şarıl kayarak akmaktadır sular. Akan sulara meydan okurcasına kayalıkların en üstüne tırmanabilirsiniz. Yok, tırmanmak istemiyorsanız gölete girin kayalıkların üstüne çıkıp oturun, arkanıza yaslanın, yukardan buz gibi, oldukça sert inen sular bırakın bedeninize masaj yapsın, içinizi coştursun. Suyun sesine kendi sesinizi katın, sesiniz çıktığı kadar bağırın, içinizdeki tüm stresi atın. Nefis bir şeydir gürül gürül akan suyun altında durmaya çalışmak!..

SAMSUNG

Delikyol

Şelaleden istemeden ayrılıp Delikyol, Selimiye, Bozburun ve Söğüt’e gittik. Hepsi birbirinden güzel yerler.

SAMSUNG

Selimiye

IMG_20180705_120542temmuz18 söğüt

Söğüt

Dura kalka, gülüşe konuşa güzel yerleri dolaştık. Turistik bir gezi yapmıyoruz, bir amacımız var. Bir köy arıyoruz, yılın yedi-sekiz ayı orada kalıp yaşayabileceğimiz bir köy. O köyü bulabilmiş değiliz henüz. Yıllardır ülkemizin değişik yörelerinde gezdik, gezip dolaştığımız pek çok yeri çok beğendik; ‘tamam burası aradığımız yer’ diyemedik.

IMG_20180507_143451BOZBURUN

Bozburun

Yıllar önce köyden kente göçler oldu, beş-on yıldan beri de kentten köylere göç var. Büyük şehirlerin kalabalığından, kargaşasından, trafiğinden yorulanlar köylere, kasabalara yerleşmeye başladılar. Yazlık evi olanların pek çoğu artık yazlık evlerinde yaşıyor.

Ne Selimiye ne Bozburun ne de Söğüt yerleşebileceğimiz yerler olarak gelmedi bize. Hepsini çok beğenmemize karşın adını tam olarak koyamadığımız eksik bir şeyler vardı. Marmaris’e dönmeye karar verdik, bu arada akşam olmuş hava kararmış, biz de oldukça yorulmuştuk. Yirmi kilometre yol almıştık ki karşımıza Turgut Şelalesi’nin levhası çıktı. Levhayı görünce geceyi Turgut’ta geçirmeye karar verdik. Ne de olsa karavanımız bizim evimizdi, nerede istersek orada kalabilirdik.

076orhaniye-kızkumu a

Orhaniye-Kızkumu

Bir gece önce Marmaris-Kızkumu’nda deniz kenarında konuşlanmış, akşam yemeğimizi deniz kenarında yemiş, sabahleyin kahvaltımızı denize karşı yapmıştık. Orhaniye pazarı arkamızdaydı.Karavanın güzelliği bu işte! İster deniz kenarında ister dağ başında ister ormanlık bir alanda kal. Her yer senin!..

BOZBURUN YARIMADASI- ORHANİYE’DEN TURGUT’A (Turgutköy2)

Eski çağlarda antik kentlerin bulunduğu koylar ve köyler günümüzde olağanüstü güzellikleriyle görenlerin aklını başından alıyor. Bu güzellikleri görmek ve yaşamak için Marmaris-Datça yolunun 18. kilometresinde gördüğümüz Bozburun-Selimiye-Turgut Şelalesi levhalarının işaret ettiği yöne, sola döndük karavanımızla. Böylelikle Marmaris’in en nadide koylarının bulunduğu Bozburun Yarımadası’nı keşfe çıktık. Tabii günümüzde buraları artık mahalle oldu. Selimiye Mahallesi, Turgut Mahallesi, Hisarönü Mahallesi, Bayır Mahallesi, Söğüt Mahallesi vb.

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Hisarönü Körfezi

Hisarönü’nü geçtikten sonra art arda iki üç nefis koyun sıralandığını gördük. Yeşillikler içindeki mavi koylar…

SAMSUNG

Hisarönü Körfezi-Ucba

Döne kıvrıla virajları geçtik, her viraj bizi bir başka güzellikle karşılaştırıyordu. Maviyle yeşilin buluştuğu, diz dize, göz göze, koyun koyuna, sarmaş dolaş olduğu; büyük aşk yaşadığı koylar.

IMG_20180822_075429-a

Hisarönü Körfezi-İnbükü

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Bozburun Yolu

Sağ tarafımız deniz, sol tarafımız ormanlarla kaplı yükseltilerle çevrili. Keskin bir virajı döner dönmez oldukça aşağıda ışıltılı turkuazın üzerine sıralanmış yüzlerce beyaz tekne karşıladı bizleri, martılar misali salınmaktaydılar Martı Marina’da.

DSC06493-orhaniye a

Orhaniye-Kızkumu

DSC05897orhaniye bük a

Orhaniye-Bük

DSC05899orhaniye bük a

Orhaniye-Bük

DSC05243orhaniye bybasos adası a

Orhaniye-Bybassos Adası, Kızkumu

DSC06009orhaniye bük a

Orhaniye-Bük

Koyun ortasındaki adacıkta antik Bybassos Krallığı’nı anımsatan kale kalıntısı, zamana meydan okurcasına yıkık dökük yükseliyordu. Yola devam edip Orhaniye’nin ünlü Kızkumu’nu geçiyor, denize sıfır yolu bitirip bir yokuşu tırmanıyoruz. Orhaniye bitti. Ancaaak yokuşun en üst noktasında Orhaniye-Kızkumu’nu seyretmek için durduk. Denizin ortasında uzayıp giden ‘kızıl yol’ üzerinde karıncalar gibi yürüyen insanlar; Kızkumu’nu çevreleyen üstü çam ormanlarıyla kaplı yüksek tepeler, yüksek tepelerin her yandan kol kanat gerdiği yemyeşil vadi.

DSC08296orhaniye-kızkumu-deve a

Orhaniye-Kızkumu ve Deve

Orhaniye-Kızkumu 056A

Orhaniye-Kızkumu-Martı Marina

SAMSUNG

Orhaniye

IMG_20180509_123043orhaniye deresi a

Orhaniye Deresi

Vadinin ortalarından kıvrıla kıvrıla denize yürüyen dere, derenin iki yanında boy atmış sazlıklar, denizle derenin birleşim yerinde yaşam alanlarını oluşturmuş deniz börülceleri…

DSC05878

Hisarönü Körfezi

Güneş, ışıklarını denizin üstüne yaymış; denizin üstü pırıl pırıl, şıkır şıkır ışığa kesmiş. Doğa tüm renkleri ve ışıltısıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Denizin rengine, sakinliğine, çevrenin güzelliğine bakmaya doyamıyoruz.

Kızkumu’nun enfes manzarasını bırakmaya gönlümüz razı olmuyor da sonraki köylerde de pek çok güzellik olduğunu düşünerek yola devam ediyoruz.

IMG_20181213_173203

Orhaniye-Turgut Yolu

Tepeden inerken yolun sağ tarafında kayalar, sol tarafındaysa çam ağaçları duvar oluşturmuş, ağaç-duvar aşağıda neler olduğunu bize göstermiyor. Yokuş keskin bir virajla noktalanıyor, sola dönüyoruz.

Orhaniye-Kızkumu 051a

Orhaniye-Kızkumu-Bük

Keskin virajı dönerken, kısa bir an, bir deniz görüntüsü mü çarptı gözümüze? Pek de oralı olmadık, aklımız hâlâ Kızkumu’nun görsel şölenindeydi, bir iki kilometre sonra yol ikiye ayrıldı. Sağ tarafı işaret eden tabelada Turgut, soldakinde Bozburun yazıyordu.

DSC06515 turgut a

Turgutköy

DSC06534turgut a

Turgutköy

Turgutköy’e ilk kez 1995’te gelmiştik, ünlü halı mağazalarını ve şelalesini görmek üzere. Turgut’a girdikten iki yüz metre sonra solda taştan yapılmış eski ahırlar silsilesindeydi halıcılar. halı 1halıBurada Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde dokunmuş halılar satılıyor, dışarıya ihraç ediliyor, aynı zamanda imalat da yapılıyordu. Amacımız halı mağazalarını gezmek, değişik yörelerin halılarını görmekti. Halı almak gibi bir niyetimiz yoktu! Ama burada görev yapan satış elemanları hiç düşünmediğimiz halde bize halı sattılar. O mağaza senin bu mağaza benim diyerek restore edilmiş ahırlara girdik çıktık, çeşit çeşit halı gösterdiler… Biz:

“Halı almayı düşünmüyoruz,” dedikçe onlar:

“Hiç önemi yok, siz şunları da görün,” diyorlar, halıları ayağımızın dibine atıveriyorlardı. Ahırdan ahıra dolaştıkça onlarca halı ayağımızın altına seriliyordu. Öyle böyle derken bir de baktık bir halı almışız.

KAMERİYE (KAMELYA) ADASI

Marmaris’in Selimiye Köyü’nden bir mil uzaklıkta, Hisarönü Körfezi’nde bulunan Kameriye Adası’na Selimiye’den tekneyle gidiyoruz. Kameriye Adası’nın güney tarafı Selimiye’nin kaya duvarlarına bakar, bu kaya duvarlar ve Kameriye Adası Bozburun’a doğru denizde bir koridor oluşturur. Bu koridordaki kayalıkların şekillerini belleğinize ve fotoğraf makinenize kaydeder, ışıl ışıl sulara kendinizi atıp tuzlu denizin tadını çıkarırsınız.

Selimiye

Selimiye

Selimiye Köyü diyorum hâlâ, aslında yakın zamanlarda mahalle oldu Türkiye’nin pek çok köyü gibi. Selimiye’ye köy demeyi seviyorum.

Kameriye Adası Manastırı

Kameriye Adası Manastırı

Selimiye’den her gün gezi tekneleri kalkar ve ilk durakları Kameriye Adasıdır, genellikle de Kameriye’nin güney tarafı; çünkü kesin olarak ne zaman yapıldığı belli olmasa da birinci veya ikinci yüzyıla tarihlenen bir manastır kalıntısı bulunur burada.

Kamelya Adası'ndaki Küçük Kilise (Şapel)

Kamelya Adası’ndaki Küçük Kilise (Şapel)

Kameriye (Kamelya) Adası

Kameriye (Kamelya) Adası-Şapeldeki İsa Freski

Gerçi manastır yıkılmış; manastırdan geriye küçük bir şapel kalmıştır, içinde İsa’nın bir freskinin olduğu.

Kameriye Adası Kilise İçi

Kameriye Adası Kilise İçi

Kameriye Adası Kilise İçi

Kameriye Adası Kilise İçi

Bir de buraya gelenler şapelin duvarlarına kendi adlarını kazımadan gitmemişler. Bunu yapmasalar şaşardım!

Kameriye Adası-Manastır Mozaikleri

Kameriye Adası-Manastır Mozaikleri

Bezemeler

Bezemeler

Minik kilisenin çevresinde ve önündeki avluda siyah-beyaz renkli, yuvarlak taşlarla yapılmış mozaikler buraya gelen turistlerin ilgisini çeker.Bu mozaikler üzerinde zik zak çizgiler, keskin kıvrımlar, bitki dalları, rüzgar gülü bezemeleri bulunur.

Mozaikler

Mozaikleri oluşturan çakıl taşları

Kameriye Adası

Kameriye Adası-Dilek Ağacı-Manastırın Yıkık Duvarları-Keçiler

Manastırın yıkılmış duvar taşları arasında keçiler dolaşır durur, turistler olsun olmasın. Manastırın etrafı çok kalabalık olduğunda keçiler kaçışırlar insanlara bırakırlar şapeli ve mozaik döşeli yerleri.Kimi zaman da eşekler bulunur burada. Bir keresinde kilisenin içinde bir eşeğe rastladım, orada bir eşek olacağını düşünmediğimden ürktüm. Başka bir zaman da bir eşek yiyeceklerimizin bulunduğu buzluğa musallat oldu, onu teknenin yanından nasıl uzaklaştıracağımızı bilemedik.

Dilek Ağacı

Dilek Ağacı

Kameriye Adası-Dilek Ağacı

Kameriye Adası-Dilek Ağacı-Detay

Adanın her tarafı zeytin ağaçlarıyla kaplı, kilisenin girişinde de yüzlerce belki de binlerce yıllık bir zeytin ağacı durup duruyor;ama artık o bir dilek ağacı…Dilek adamaya meraklılar ağaca ne buldularsa bağlamışlar; tuvalet kağıtları, peçeteler, kurdeleler, değişik kumaşlar…

Kameriye Adası-Kilise-Dilek Ağacı-Deniz-Kaya Duvar

Kameriye Adası-Kilise-Dilek Ağacı-Deniz-Karşı Kıyıdaki Kaya Duvar

Gövdesi oyuk olan zeytin ağacının nefes alacak hali kalmamışsa da zeytin zamanı mini minnacık, simsiyah zeytinler ağacın dallarından size göz kırpar…. Sadece zeytin ağaçları yok burada, keçi boynuzu ağaçları ve çamlar da adaya başka bir güzellik katıyor.

Kameriye'den Denize Bakış

Kameriye’den Denize Bakış

Kameriye Manastırı

Kameriye Manastırının Yıkık Duvarları ve Deniz

Kameriye'den Denize Bakış

Kameriye’den Denize Bakış

esprili

Kameriye Manastırını Bekleyen Nöbetçi

Denizden kırk-elli metre yükseklikteki kilisenin avlusundan Selimiye’nin kaya duvarlarına ve mavi mi mavi, ışıl ışıl, pırıl pırıl denize bakmak çok hoş!

Kameriye Adası Suları

Kameriye Adası Suları

Kameriye Adası Su altı

Kameriye Adası Su altı

Kameriye Adası Su altı

Kameriye Adası Su altı

foto 9abKameriye Adası’na gelenler mutlaka denize girerler. Hele gözlük-şinorkel-palet üçlüsüyle denize girerseniz deniz altının gizemiyle ve güzellikleriyle karşılaşırsınız. Deniz altı bambaşka bir güzelliktir, insan kendini farklı bir dünyada bulur. Deniz altındaki kayalar, bitkiler, süngerler, pinalar, kestaneler, balıklar, deniz yıldızları, ahtapotlar size tüm yorgunluğunuzu unutturur.

Kameriye Adası-Duvarlar ve Çam Ağaçları

Kameriye Adası-Taş Duvarlar ve Çam Ağaçları

Sanırım mübadeleden önce burada yaşam varmış, adanın güney tarafının bir ucundan diğer ucuna kadar kesik kesik de olsa taş duvarlar, kırık dökük yapılar burada yaşanmışlığın izleri. Manastırın çevresinde de -manastır diye bir şey kalmamış da-harap durumda kalıntılar mevcut.

1995 yılında 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen Kameriye Adası’ndaki manastırdan kalanlar korumaya alınmışsa da doğa ne yazık ki buradaki binaları tahrip etmiş. Yerdeki mozaikler, şapel ne zamana kadar ayakta kalır? Gerekli bakım yapılmazsa pek uzun süreceğini sanmıyorum.

Kameriye Adası’na aşağı yukarı dört mil uzaklıkta olan Simi Adası’ndan Kameriye’ye gelenler çok, bizler Simi’ye gitmek için bir sürü formaliteyi yerine getirmek zorundayız; ancak Simi’den teknesine atlayan bizim sularımıza rahatça giriyor, özellikle Selimiye’nin ünlü balık restoranı Sardunya’da balığını yiyor, istediği koyda gönlünce denize girebiliyor.

DSC03199-kayalıklar abKameriye’nin kayalık olan kuzey tarafı Dişlice Adası’na bakar, batı tarafı ise üzerinde kimsenin yaşamadığı tavşanların, keçilerin bol olduğu Koca Ada’yla milyon yıldır bakışır durur.

Turgut köy-Ağnak Tepe(488m)den Görünen Kameriye Adası

Turgutköy-Ağnak Tepe(488m)den Görünen Kameriye Adası

Kameriye’nin Doğu tarafında ise doğal plajlar bulunur; adanın bu tarafının görünüşü başını suya gömmüş bir deveyi anımsatır. Sağ taraf yumuşak formludur, boyun tarafında teknelerin rahatlıkla yanaşacağı bir plaj bulunur, karaya çıkınca sizi zeytin ağaçları ve çiçekler karşılar, buradan Hisarönü Körfezi’ni seyredebilirsiniz. Kameriye’nin doğu tarafının solu ise oldukça dik bir tepedir. DSC03552-a kameriye adası-bBu tepenin eteklerine tekneler yanaşır ve maviden turkuaza, turkuazdan laciverde dönen pırıl pırıl sularda yüzer teknelerin misafirleri. Suda an be an değişen renkler yüzenleri ve denizi seyredenleri kendine hayran bırakır.

Su altı fotoğrafları: Kubilay Mayadağlı

Diğer fotoğraflar: Sevil Okay-Mithat Okay

 

DİŞLİCE ADASI

Datça ile Bozburun Yarımadaları’nın arasındadır Hisarönü Körfezi. Koyları, köyleri, adaları; turkuaz renkli, tertemiz denizi, pasifikten gelen yatların getirdiği şeffaf kanatlı uçan balıkları, denizle öpüşen ormanlarıyla görenleri kendine hayran bırakır.

Hisarönü Körfezi

Hisarönü Körfezi

Dişlice ise Hisarönü Körfezi’nin volkanik kayalardan oluşmuş bir adasıdır. Denizden göğe doğru diş diş yükseldiği, her bir kaya dişe benzediği için Dişlice adını almış.

Dişlice Adası-Hisarönü Körfezi

Dişlice Adası-Hisarönü Körfezi

Dişlice Adası’na karşıdan baktığınızda bir adadan çok, büyük bir kayalığa benzetirsiniz. Bu kayaların her biri size bir canlıyı veya bir objeyi anımsatır.

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice Adası Kayaları

Denize henüz girmiş, saçını topuz yapmış bir kadının bedeni ya da hortumunu suya daldırmış bir fil hemen gözünüze çarpar.

Pek çok broşürde, kitapçıkta Dişlice Adası’na Aşk Adası da dendiğini yazar, Dişlice’de kayalar öylesine girintili çıkıntılıdır ki kitapçıklarda yazdığına göre gözlerden uzak kalmak isteyen aşıklar bu girintili çıkıntılı kayaların arasında buluşurmuş, onlarca kez gittim Dişlice Adası’na; ama o bahsedilen aşıklara hiç rastlamadım. Kayaların üzerine yazılmış yazıları gördüm ne yazık ki…

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice Adası Kayaları

Dişlice’ye bir kere giden defalarca gitmek ister; adanın dişe ve onlarca nesneye, canlıya benzeyen kayaları, pırıl pırıl turkuaz renkli denizi sizi bir anda kendine bağlar; adaya sevdalanıverirsiniz hiç anlamadan. Hele denize gözlük-şinorkel-palet üçlüsüyle girmişseniz su altındaki güzellikleri seyretmeye doyamazsınız.

Dişlice Adası Su altı

Dişlice Adası Su altı

Dişlice Adası-Su altı

Dişlice Adası-Su altı

Minik Balıklar

Minik Balıklar

Dışarıdaki kayalar su altında da devam eder, güneş denizin üstünde ve altında ışınlarını saçarak oynaşır, pek fazla balık olmasa da minik, minicik balıkları izleyebilirsiniz.

Dişlice Adası-Su altındaki Süngerler

Dişlice Adası-Su altındaki Süngerler

Eski zamanlarda Marmaris ve çevresinin geçim kaynağı olan süngerler sizi “merhaba” diye karşılar.

Cevat Şakir Kabaağaçlı

Cevat Şakir Kabaağaçlı

Onların merhabası bana Mavi Yolculuğun fikir babası ve ilk yolcularından Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’i hatırlattı. Merhabaaa büyük usta!

Dişlice Su altı Bitkisi

Dişlice Su altı Bitkisi

Dişlice Adası-Su altı

Dişlice Adası-Su altı Bitkileri

Süngerlerin dışında çeşitli deniz bitkisiyle karşılaşırsınız.

Hisarönü Körfezi(Marmaris) Deniz Kirpisi

Hisarönü Körfezi(Marmaris) Deniz Kirpisi

Daha önce herhangi bir yerde görmediğim deniz kestanesinin akrabası olan deniz kirpisiyle burada tanıştım.

Dişlice Adası-Tekneler

Dişlice Adası-Tekneler

Dişlice Adası- Özel Yatlar

Dişlice Adası- Özel Yatlar

Selimiye’den, Ucba’dan, Orhaniye’den kalkan günü birlik tur teknelerinin, özel teknelerin, mavi tur yapan teknelerin uğrak yeridir Dişlice Adası. Tekneler Dişlice’nin rüzgâr almayan, denizin kıpırdamadığı tarafına yanaşır. Günü birlik tekneler burada öğle yemeği molası verir; yemekten önce veya sonra tekne turuna çıkanlar kendilerini turkuaz sulara atıp yorgunluklarını ve havanın sıcağını üstlerinden atarlar. Özel yatlar ve mavi tur gezisi yapanlar Dişlice’de geceyi geçirebilirler.

Dişlice Adası'nın Plajlarından Biri

Dişlice Adası’nın Plajlarından Biri

Minik plajları vardır Dişlice’nin, bir de kayaların arasından adanın rüzgârlı ve dalgalı diğer tarafına geçilebilir.

Dişlice Adası'nda Kayalıkların Arasından Diğer Tarafa Geçiş

Dişlice Adası’nda Kayalıkların Arasından Diğer Tarafa Geçiş

Turkuaz renkli, sakin denizde yüzmek istemezseniz, çığlıklar atarak yükselen dalgaların bulunduğu tarafa kayalıkların arasından on adımda geçebilirsiniz. Dişlice’nin turkuaz sularında serinlemeniz, su altındaki güzellikleri seyretmeniz dileğiyle…

Fotoğraflar: Kubilay Mayadağlı