ŞİİR- ŞAİR NİETZCHE

Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki “söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım.    Friedrich NİETZSCHE

IMG_20190920_170613

 

 

 

 

ŞİİR- ŞAİR WİLLİAM SHAKESPEARE-1

SEVMEK

Yağmuru seviyorum diyorsun

Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun

Güneşi seviyorum diyorsun
Güneş çıkınca güneşten kaçıyorsun

Rüzgârı seviyorum diyorsun

Rüzgâr çıkınca pencereni kapıyorsun

Çok korkuyorum

Beni de sevdiğini söylüyorsun

William Shakespeare

IMG_20191003_121844-3 ekim 2019 loryma'dan dönerken

ŞİİR-ŞAİR PABLO NERUDA

KEDİ GÜZELLEMESİ

İnsanoğlu ya balık olmak ister ya da kuş

Yılan “Ah keşke kanatlarım olsaydı”der

Köpekse aslında yolunu şaşırmış bir aslandır

Mühendisin en büyük düşü şair olmaksa sinek

Sabah akşam bülbül olmayı dener.

Ama kedi varsa yoksa,

Kedi olmaktan başka yoktur derdi

Ve her kedi kedidir

Bıyıktan kuyruğa.

Hissiyattan fare yakalamaya kadar

Sarı gözleri kedinin

Bir tek yarık bırakmıştır

Gecenin jetonunu atmak için       Pablo Neruda/Çeviren: Ragıp Duran

SAMSUNG

Zeytin Adlı Kedimiz

ŞİİR-ŞAİR ALTAY ÖKTEM-1

EMANET CEKET

portmantoya asılı eski bir ceketin iç cebine sırnaşan buruşuk mendilin ortasında yara gibi duran kuru balgamın tanrısı: deli gibi inanıyorum sana!

masallara karıştı babam

ceket emanet duruyor artık omzumda

mendil de sanırım epey yampiri

tanrım, bir gececik olsun ateşler içinde yan

sabahlara kadar sayıkla beni

 

bak bambaşka çocuklara öptürürüm elimi

 

eski bir cadillac gibi hurdalığa park ederdi

farları yanmasa da aydınlanırdı vadim

bir tek bana gösterirdi patlak tekerini

ey eski ceketlerin makul tanrısı

mendilin uzayan mesaisi, yeşilin tonu

kurumuş bir balgamın özündeki zerafet

hangi ayet tersinden anlatabilir sizi

 

vakitsiz ölen kızlar

okşanmamış memelerini de götürür yanlarında

yazık değil mi baba?

ceket emanet duruyor artık omzumda

onlar emanet sana.           Altay Öktem

çiçek-kölnIMG_20190708_171319

ŞİİR-ŞAİR SUNAY AKIN

REÇEL

Gülemedim ki hiç
hasta yatağının başucunda
haberi bu yüzden
yoktur annemin
sol yanağımdaki
gamzeden

Komodinin üstündeki
ilaçların sayısı arttıkça
kutularından yaptığım
gökdelenin uzamasına
sevinirdim

Ve bilmezdim
annemin yaşantısındaki
renkliliğin yalnızca
raflarda dizili
kavonozların içindeki
reçeller olduğunu.        Sunay Akın / Antik Acılar

ŞİİR-ŞAİR GÜLSÜM CENGİZ (2)

 BİR DOST İÇİN DEYİŞLER

Hiçbir şey bilmiyorum hakkında

ardında kocaman bir kavgayı

onurlu bir yaşamı bıraktığından başka.

Yüreğinin sevgi dolu olduğunu

yaşama çocuk gözleriyle baktığını

öfkelendiğini biliyorum bir de,

kötü şeyler karşısında.

Klasik müzik sevdiğini,

takma adla yazılar yazdığını

kitaplar ürettiğini insanlara

dostluğunu,

alçakgönüllü gülüşünü

özverisini bir de…

İşte yalnız bunları biliyorum hakkında.

 

Hiç aklımdan çıkmıyor

çocuklarını anlatırken

yüzüne yayılan gülüş.

Unutamıyorum

gözlerindeki ışıklanmayı

tutarken ellerinde

henüz mürekkep kokan bir kitabı.

Ne çok yanıyorum, ah ne çok

şafak vakti

gökyüzünden bir yıldız gibi kaydığını,

göremeyeceğimizi bir daha gözlerini

düşündükçe…

Çiçek IMG_20180705_085437-g

 

ŞİİR-ŞAİR ATAOL BEHRAMOĞLU

BEBEKLERİN ULUSU YOK 

 İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
   Bebeklerin ulusu yok
   Başlarını tutuşları aynı
   Bakarken gözlerinde aynı merak
   Ağlarken aynı seslerin tonu
   

   Bebekler çiçeği insanlığımızın
   Güllerin en hası, en goncası
   Sarışın bir ışık parçası kimi
   Kimi kapkara üzüm tanesi
   
   Babalar çıkarmayın onları akıldan
   Analar koruyun bebeklerinizi
   Susturun susturun söyletmeyin 
   Savaştan yıkımdan söz ederse biri

   Bırakalım sevdayla büyüsünler
   Serpilip gelişsinler fidan gibi
   Senin benim hiç kimsenin değil
   Bütün bir yeryüzünündür onlar
   Bütün insanlığın gözbebeği
   
   İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
   Bebeklerin ulusu yok
   Bebekler, çiçeği insanlığımızın
   Ve geleceğimizin biricik umudu..

DSC_0851

DSC_0885

ŞİİR-ŞAİR CEVAT ÇAPAN

SEPYA

Sonra sonundan başlardı hikâyesine,

O mutlu ya da acıklı sonu açıklar,

Asıl iş anlatılanda değil, anlatanda derdi.

Biz de bakakalırdık onun sesinin büyüsüne

kapılıp

Kimdi, nereden gelmişti, neden öyle parlıyordu

gözleri?

O söze başlayınca saatler durur,

yapraklar titremezdi ağaçlarda.

Bir yolculuğa çıkarırdı bizi peşine takıp

gece gündüz, dere tepe

belli belirsiz zaman birimleri, yer adları-

karartma geceleri, üç aylar, sevdalı bulut,

köşede yanık kokulu tahmis,

karpuzlarını mumlarla aydınlatan manav,

Cibali’den Küçükmustafa’ya götüren

arnavut kaldırımı sokaklar,

tek kollu Gazi Eniştem fırında

ekmek karnelerini kareli bir kağıda yapıştıran.

Sonra Hayalet Oğuz belirirdi.

Mandreke ve Maskeli Süvari’yle kol kola.

cebinde açık saçık resimler.

Ve Ali Nizami Bey, Eyüp-Keresteciler otobüsünden

iner,

Terzinevin’le Kuzguncuk’a geçerdi.

Mevsim yaz, aylardan Temmuz’du.

sonu mutlu mu acıklı mı,

belli olmayan bir masal.

(Milliyet Sanat 341, 1 Ağustos 1994)

My captured picture

ŞİİR-ŞAİR RONİ MARGULİES

MUHASARA

Gökçeada’nın terk edilmiş bir Rum köyü

Nüfus kırk sekiz, en genci yetmiş yaşında.

Oturmuş bir kahvede masalar etrafında,

Çay içip tavla oynarlar takır takır,

Herkes buradaymış, her şey aynıymış gibi.

 

Köşede balkonu çökmüş o büyük ev

Boş değilmiş, yemek pişiyormuş gibi;

Oğullar Atina’da, kızlar Almanya’da,

Avustralya’da değilmiş gibi yeğenler,

Oyun oynuyormuş gibi çocuklar meydanda.

 

Bir balkon daha da çökse, biri daha gitse,

Çay içip tavla oynayacaklar takır takır.

Direnecekler.Elden başka ne gelir ki.

Erkekler her an dönebilirmiş gibi tarladan,

Herkes buradaymış, her şey aynıymış gibi.

 

Bir garip karanlık var ama gözlerinin ardında,

Her an düşebilirmiş gibi tüm savundukları,

Çok uzak değilmiş gibi artık son yenilgi.

Dört bir yanına ulak yollamışlar da dünyanın.

Umutsuzca yıllardır haber bekliyorlar sanki.

(Adam Sanat 100, Mart 1994)

My captured picture

Gökçeada’da Bir Köy

My captured picture

Gökçeada’da Bir Köy

Fotoğraflar: Sevil Okay