NİKOLA TESLA İLE RÖPORTAJ

Nikola Tesla  Fot. İnternet

Nikola Tesla
Fot. İnternet

“Evrenin ortasındaki dişlilerden başka bir şey değiliz. Şu kaçınılmaz bir sonuçtur ki kendi zamanının ötesinde olan yol gösterici anlaşılamayacak ve hayal kırıklığına uğrayacak, acı çekecektir; gelecek nesillerin daha yüksek takdiri ile memnun olacaktır.”  Nikola Tesla

Nicola Tesla hakkında pek çok bilgi edindim; ama ben onunla konuşmak, ona sorular sormak istiyorum. Acaba sorularımı yanıtlar mı? Bunu denemeden bilemem.

Aaa, Tesla da gözlerini dikmiş bana bakıyor, sanki haydi ne duruyorsun sorsana sorularını der gibi… O gözleri doğru mu okuyorum?

Tüm cesaretimi toplayıp Tesla’ya sorularımı sordum, o da tüm sorularımı yanıtladı.

Sayın Nicola Tesla yaşam öykünüz nasıl başlıyor, nerede doğdunuz?

1856 yılının 10 Temmuzunda Hırvatistan’ın Lika bölgesindeki

Tesla'nın doğduğu ev fot. Tomislav Vukovic

Tesla’nın doğduğu ev
fot. Tomislav Vukovic

Smiljan köyünde doğdum. Etnik geleneklerini güçlü bir biçimde devam ettiren Sırp bir ailenin çocuğuydum. Yaşamımızda Sırp masalları, şiirleri, marşları, dansları önemli yer tutuyordu. Babam din adamı olduğu için dini günleri mutlaka kutlardık. Köyümüzde okuma yazma bilmeyenler çoktu; ancak insanlar hafızalarını olağanüstü bir ustalıkla kullanıyorlardı. Annem de inanılmaz bir hafızaya sahipti.

Siz pek çok kere, yaratıcı dehanızın ve fotoğrafik hafızanızın annenizden miras kaldığını söylemişsiniz, bize annenizden bahseder misiniz?

Annem birinci sınıf bir mucitti, ihtiyaç duyduğu her türlü aleti kendisi tasarlayabiliyor, üretebiliyordu. Kadınların yeteneklerinin adil bir şekilde değerlendirildiği bir ülkede ve zamanda yaşamadığından dolayı hep üzüntü duymuşumdur. Şayet modern yaşamdan ve onun geniş olanaklarından bu denli uzak yaşamasaydı birçok başarının altında onun da imzası bulunurdu.

On iki yaşında ölen ağabeyiniz Daniel çok zeki bir çocukmuş, heyecanlandığında gözünde ışıklar patlarmış, siz de buna benzer bir durumu yaşamınız boyunca yaşamışsınız, bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Evet, bende de ışık patlamaları oluyordu, örneğin bir sözcük duyduğumda bunun bana ifade ettiği nesne gözlerimin önünde bütün canlılığı ile ortaya çıkıyordu, elimi uzattığım takdirde ona dokunup dokunamayacağımdan bir türlü emin olamıyordum. Bu bende büyük bir huzursuzluk ve kaygı yaratıyordu. Gittiğim psikoloji ve fizyoloji uzmanları bu durumu tam anlamıyla açıklayamıyorlardı.

Ancak yaşadığım bu durumlar beni “Bir insanın tasavvur ettiği bir nesnenin imgesini bir perdeye yansıtmak böylece onu görünür kılmak mümkün olabilir” diye düşündürdü. Düşünce gücümün büyük bir oranının bu problemin çözülmesine adadım.

Eğitiminizle ilgili neler anlatacaksınız?

Mühendislik eğitimime Avusturya Graz Teknik Üniversitesinde başladım, Prag Üniversitesinde devam ettim. Gratz’daki Bilim Enstitüsünde dört yıl fizik, matematik, mekanik okudum; ancak benim ilgim elektrikte yoğunlaştı. Elektrik o zamanlar bebekti, yeni bir bilim dalıydı. Elektrikle yakından ilgileniyordum, alternatif akım motorlarının ortaya konulmasını sağlayan dönen manyetik alanı keşfettim.

Sizin için tasarımlarını bir modele, çizime ya da deneye ihtiyaç duymadan zihninde sanki gerçekmiş gibi canlandırabiliyordu,diyorlar; siz bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Aklıma bir fikir geldiğinde bunu ilk önce kafamda şekillendirmeye başlarım. Yapıyı değiştiririm, eklemeler yapar ve aygıtı zihnimde çalıştırırım. Yaptığım bir türbini düşüncelerimde işletmemle atölyemde test etmem arasında benim için fark yoktur.

Yaşamınızı Avrupa’da mı sürdürdünüz? Keşiflerinizi nasıl değerlendirdiniz?

27-28 yıl yaşadığım Avrupa’ya 1884 yılında veda etmek zorunda kaldım, Amerika’ya iltica ettim.

1885’te alternatif akım dinamolarının patent haklarını NİKOLA TESLA İLE RÖPORTAJGeorge Westinghouse’a sattım. Tesla bobinini de 1891 yılında icat ettim.

Sizin alternatif akım dinamolarını George Westinghouse’a sattığınız zamanlarda Thomas Edison’un da doğru akım dinamoları ile elektrik ürettiğini biliyorsunuz, hatta sizin Thomas Edison’la çalıştığınız da söyleniyor, bununla ilgili bizlere neler anlatacaksınız?

Thomas Edison’la kısa bir süre de olsa çalıştım, onun üzerinde çalıştığı doğru akım üreteçleriyle ilgili birtakım sorunları vardı. Edison bana: “Bu işin ucunda elli bin dolar var sana, tabii eğer altından kalkabilirsen,” dedi.

Patenti alınacak orijinal bir sistem geliştirdim. Aylarca her gün sabah 10.30’dan 05.00’a kadar çalıştım. Ben onun sorunlarını çözmesine yardımcı oldum, bazı önemli buluşlarda bulundum. İşimi başarıyla tamamladıktan sonra Edison’a yaptığım işin karşılığı olan 50.000 doları ne zaman alacağımı sordum. Edison’dan şu yanıtı aldım: “Tesla, senin biz Amerikalıların espri anlayışından haberin yok anlaşılan.”

İşten ayrılacağımı söylediğimde 18 dolar olan maaşıma, 10 dolar zam yapmayı teklif etti.

Ne yazık ki Edison benim çalışmalarıma gereken önemi vermedi. O, ürettiği doğru akımı ticari olarak değerlendirmek istiyordu. Bunda da başarılı oldu, çalışmalarının karşılığını fazlasıyla aldı. Düşüncelerimiz paralellik göstermediği için ondan ayrıldım ve çalışmalarımı yalnız sürdürdüm.

Peki, siz Edison’dan ayrıldıktan sonra Edison’un size karşı tutumu ne oldu?

Tesla-Edison  fot. internet

Tesla-Edison
fot. internet

O elektriğin doğru akımla yürütülmesinden yanaydı, çalışmaları da bunun üzerineydi. Oysa ben alternatif akımla elektrik üretmekten yanaydım. Buluşlarım da bu yöndeydi. Edison bana karşı daha doğrusu ‘alternatif akımın tehlikelerine karşı’ kampanyalar düzenledi. Patent hakkını sattığım Westinghouse Electric Company’de üretilen elektriğin zararlarını anlattı. Bütün bunları anlatmakla da kalmadı işi bir gösteriye dönüştürdü.

Gösteri mi? Edison gibi büyük bir mucidin sizinle uğraşması çok şaşırtıcı doğrusu! Kendinden başka bilim adamları olmasına katlanamıyor muydu Edison?

Tesla-Edison  fot. internet

Tesla-Edison
fot. internet

Evet Edison değişik gösteriler düzenledi. New Jersey’de çocuklara para vererek başı boş dolaşan sokak hayvanlarını toplattı. Çocuklara hayvan başına 25 sent veriyormuş. Özel hazırladığı bir sisteme hayvanları koyup alternatif akım verdi, elektrikli infazları gerçekleştirdi. Bütün bunları da halkın ve bürokratların önünde yaptı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi gerçekleştirdiği infazların ve alternatif akımdan ölen kişilerin adlarının yazdığı posterleri her yana astırdı.

Amacı alternatif akımın tehlikelerini herkese anlatmaktı. Tüm bunları kendisinden başka bilim adamlarına katlanamıyor olmasında aramamalı, onun için ticaret yani para çok önemliydi.

Edison ancak yirmi yıl sonra yaptığının büyük bir hata olduğunu kabul etti.

Şu anda kullandığımız elektrik doğru akımla mı alternatif akımla mı üretilmekte? Thomas Edison yaptığı karalama kampanyalarından kazançlı çıktı mı?

Şayet Edison kazançlı çıkmış olsaydı elektriğimiz doğru akım ve çok daha pahalı olacaktı. Bunun nedeni de doğru akım iletiminin kalın çaplı kablolarla iletilebilmesiydi. Ayrıca doğru akımı uzak yerlere iletirken gerilim düşmesi oluyordu. Bu da doğru akımla elektrik iletilmesini güçleştiriyordu.

Ben farklı bir sistem oluşturmuştum. Kaynakta üretilen voltajı bobinler aracılığıyla yükselterek bunları çok ince kablolarla uzak yerlere taşıyan sonra da transformatörlerle gerilim seviyelerini düşüren bir sistemdi bu. Bu sistem alternatif akımın kullanılmasını sağladı.

Siz Thomas Edison’a kızdınız mı? Onu karalayıcı gösteriler yaptınız mı?

Kızmaz mıyım, tabii ki çok kızdım; ama onunla ilgili kötü gösteriler yapmadım. Bazı kötü cümleler de kullandım, bunlar yalnız sözde kaldı.

Benimle ve anlaşma yaptığım Westinghouse şirketiyle uğraşan, karalamalar yapan, hakkımızda onlarca dava açan yalnız Edison değildi, pek çok kişi ve şirket de vardı. Gerek General Elektric gerek diğer şirketler benim patentlerimi saf dışı bırakabilmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Gerçi pek çok bilim adamı ve mühendis benim AC sahasındaki üstünlüğümü kabul ediyordu. Tüm bunlar beni bir ölçüde ilgilendiriyordu; ancak benim dünyam elektrikti, Nikola Tesla ile Röportajlaboratuvarımda elektrikle ilgilenmek, yeni buluşlarda bulunmak beni çok mutlu ediyordu.

Benimle ilgili davalar için Connecticut Çevre Mahkemesi Hakimi Towsend 1900 yılında verdiği kararda şöyle demişti: “Doğa ve bilim sahalarının dizginlenemeyen, sınır tanımayan ve bugüne değin denetim altına alınamama unsurlarına egemen olmak ve bunlara insanın kullanacağı makineler haline dönüştürecek surette gem vurmak Tesla’nın dehasına nasip olmuştur. Başkalarının yıkılmaz duvarlar, aşılmaz akımlar, çelişik güçler olarak algıladıklarını o avucuna almış ve Niagara’nın gücünü uzak şehirlerde kullanışlı motorlar şeklinde değerlendirmiştir.”

Ben Edison’la ilgili değil de kendi çalışmalarımla ilgili pek çok

Elektrik ve Tesla

Elektrik ve Tesla

gösteri yaptım. Kendi laboratuvarımı kurdum, pek çok deney yaptım aydınlatmayla ilgili. Yaptığım gösterilerde kendi bedenimi iletken olarak kullandım, bedenimden yayılan alternatif akım sayesinde bir yere bağlı olmayan lâmbaları yaktım. Bu gösterim Edison’un alternatif akımı karalamasına bir yanıttı. Beni izleyenler çok şaştılar bu duruma.

Sizin gösterileriniz çok ünlüymüş, hem yakın dostlarınıza hem de Amerika ve Avrupa’da kamuoyuna tehlikeli gösteriler, etkileyici konuşmalar yapıp sizi izleyenleri çok etkiliyormuşsunuz, insanların transa girdikleri bile olurmuş.

Bir akşam Pearson’s Magazine’den Chauncey Mc Govern’e, aktör Joseph Jefferson’a ve yakın dostunuz yazar Mark Twain’e yaptığınız gösteriyle ilgili İngiliz gazeteci Mc Govern şunları söylemiş:

“İnsanın Nicola Tesla’nın laboratuarı karşısında afallamaması için sıra dışı bir zihin yapısına sahip olması gerekirdi.

Kendinizi geniş, iyi aydınlatılmış bir odada çevrenizde makinelerin meydana getirdiği sıradağlar arasında otururken hayal edin. Uzun boylu, zayıf bir gen adam size doğru yürüyor, parmağını bir kere şıklatmasıyla aniden parlayan kırmızı bir alev topu yaratıyor ve bunu korkusuzca avuçlarının içerisinde tutuyor. Bunu seyrederken ellerinin nasıl olup da alev almadığına şaşıyorsunuz. Alevi elbiselerinin üzerinde, saçlarında dolaştırıyor, kucağınıza ve en sonunda da tahta bir kutunun içerisine koyuyor. Bu alev topunun hiçbir yerde en ufak bir iz dahi bırakmaması insanı şaşkına çeviriyor ve insan rüya görmediğine emin olmak için gözlerini ovuşturuyor.

Tesla

Tesla

Bu gösterinin ardından yaptığı bir başka gösteride ise bir platformun üzerinde eli cebinde olan Tesla’nın bedeninin içinden iki milyon voltluk bir elektrik akımı geçmeye başladı. Silueti, bedeninin her noktasından fırlayan binlerce alevin yaladığı bir elektrik halesi olarak görünüyordu. Bana elini uzattı,elini sıktığımda güçlü elektrik pillerinin dile değdirildiğinde hissedilen o duyguyu hissettim. O, açık bir elektrik teli gibiydi.”

Arkadaşlarınız yüksek voltaj platformunda size neden elektrik çarpmadığını büyük bir merakla öğrenmek istiyorlardı, açıkçası bunu ben de çok merak ediyorum, bu olayı açıklayabilir misiniz?

Açıklamaz olur muyum? Ben elektriğin, buluşlarımın iyi anlaşılması için her türlü açıklamayı yaparım. Frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar, derinin yüzeyinde herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar; ancak bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. Sinir dokularına nüfuz edebilecek mili amperler öldürücü etki yaratabilir; ama deri üzerindeki amperler kısa süreler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme yol açabilir.

Siz 1892 yılı boyunca 40 patent için başvurdunuz, icatlarınız çok orijinal ve çok iyiydi, hiçbir beklemeyle karşılaşmadan hepsinin patentini aldınız. Bu kadar üretken bir mucidi en fazla üzen şey nedir?

Birçok fikir, insanın zihninde birbirini kovalar; kişi ancak bunların pek azını uçup gitmeden yakalayabilir. Bunların içinden de pek azını en mükemmel seviyeye getirecek gücü ve zamanı bulabilir yaşamında. Sonra bir bakarsınız sizin çıkaramadığınız fikirleri, bir başka mucit sizden önce doğuruvermiş. Ah, işte bu durum insanın kalbini gerçekten sızlatır!

Westinhouse’un size 40 patent karşılığı bir milyon dolar ve icatlarınızın telif haklarını teklif ettiği söylentileri yayılmış; ancak siz Westinghouse’dan 40 patent karşılığında 60.000 dolar almışsınız. Üstelik 5.000 doları nakit, kalanı hisse senediymiş. Daha sonra da şirketin batma tehlikesi karşısında tüm telif haklarınızdan vazgeçip yaptığınız anlaşmayı yırtmışsınız. Mahkemeye gidip şirketinizi dava etseydiniz, davayı kazanabilir, dünyanın en zengin adamlarından biri olabilirdiniz, bunu neden yapmadınız?

Westinghouse, her zaman benim dostum oldu, kimsenin bana inanmadığı zamanlarda o bana inandı, benim çalışmalarıma destek verdi, onları uyguladı. Aslında Westinghouse da bir mucitti ve telif haklarına inanıyordu. Ona kalsa benim telif haklarımdan vazgeçmemi istemezdi; ama şirket zor durumdaydı, şirkete yatırım yapan bankerler ona baskı yaptılar.

Ben dediğiniz gibi dava açabilirdim; fakat dava açmam demek onun şirketinin batması demekti. Onun şirketinin batması benim işime gelmezdi. Anlaşmadan vazgeçtim, o şirketini kurtardı. Şirketin kurtulması benim çok fazlı sistemimin dünyaya yayılmasını sağladı. Westinghouse: “Senin çok fazlı sisteminin elektrik alanında dünyanın gelmiş geçmiş en büyük buluşu olduğuna inanıyorum. Şu anki zor duruma neden olan da benim bu sistemi tüm dünyaya yaymak istememdir. Ama her ne olursa olsun, ülkeyi alternatif akımın temelleri üzerinde yükseltmek plânımdan vazgeçmeyeceğim,” dedi ve dediğini yaptı, tüm dünyaya benim çok fazlı sistemimi yayma plânlarını uyguladı.

Benim tüm yaşamım araştırmalarımdı, parayla ilişkim pek sıcak değildi. Para benim için bir araçtı, fazla bir önemi yoktu. Elime geçen paranın miktarını bile tam olarak bilen biri değildim. Para benim için yaradığı iş kadar değerliydi, kendi başına bir değeri yoktu.

Ben de sizinle ilgili okuduğum kitaptan ve yazılardan parayla işinizin olmadığını çıkardım. Keşke yaptığınız icatların karşılığını tam olarak alabilseydiniz de kafanızdaki tüm projeleri hayata geçirebilseydiniz. Pek çok icadınızın mali destek bulamamaktan geliştirilmediğini yazıyor bir sürü kaynak.

13 Mart 1895’te 33-35 South Fifth Avenue’daki laboratuvarınız bir yangınla yerle bir olmuş, hasarınız çok büyükmüş. Yaşamınız boyunca yaptığınız çalışmalar bir anda yok olmuş. Asistanınız Kolman Czita’yla büyük emekler sonucu yaptığınız deney aletleriniz erimiş, bir hurda yığını haline gelmiş.

Hele havayı yeni bir yöntemle sıvılaştırmak için geliştirdiğiniz aleti yitirmeniz sizi çok üzmüş: “Başarının eşiğindeydim…” diye üzüntünüzü belirtmişsiniz.

Tüm birikiminizi araştırma gereçlerine yatırmış olduğunuzdan iflasın eşiğine gelmişsiniz. Amerika’daki alternatif akım patentlerinden telif hakkı almıyordunuz, Westinghouse’dan aldığınız maaş da kesilmişti. Tek gelir kaynağınız Almanya’dan gelen çok fazlı motor ve dinamolar için olan telif hakkınızdı. Bu parayla yeni bir laboratuvar kurmanız olanaksızdı.

Bu kadar büyük üzüntünün ve sorun’un üstesinden nasıl gelebildiniz?

O günlerde o denli kederli ve umutsuzdum ki bir milyon dolar bile deneylerimin sonuçlarını geri getiremezdi, sizin de yukarıda anlattığınız gibi zaten param da yoktu. Gazetelerin yazdığı gibi tam bir trajediydi durumum. Kendi kendime uyguladığım beni yeniden yaşama döndüren elektrik tedavisi olmasaydı bir daha asla ayağa kalkamazdım. Gördüğünüz gibi elektrik yorgun bir bedene tam da gereksinim duyduğu şeyi veriyor; yaşama gücü, dayanma gücü. O büyük bir hekim, belki de hekimlerin en büyüğü.

Nikola Tesla’nın laboratuvarının yangınla kül olması, basında bir sürü haber çıkmasına neden oldu. Gazeteler onun için ‘çok üzgündü, çökmüştü! Bir yaşam boyu süren çalışmalarının meyveleri yok oldu! Dahinin alın teri silindi gitti! Bu bir trajedi! gibi cümlelerle vermişler Tesla’nın haberini.

New York Sun’dan Charles A. Dara, Nikola Tesla için şunları yazmış:

“Nikola Tesla’nın laboratuvarının içindeki harikalarla birlikte meydana gelen yıkımı, kişisel bir felaket olmaktan çok uzaktır. Bu, bütün dünyanın talihsizliğidir. Bu dünya üzerinde yaşayanlar arasında bu genç beyefendi kadar insanlık için önemli olan kişilerin sayısı bir elin parmakları, belki de tek bir parmağı kadar azdır.”

Tesla, sadece yangından dolayı değil her zaman gazetecilerin ilgi odağı olmuştu gerek icatlarıyla gerekse özel yaşamıyla… O her zaman icatlarıyla ilgili çalışmalarla kamuoyunun gözü önündeydi, özel yaşamıyla ilgili kimsenin bilgisi yoktu. Herkes onun yalnız yaşamasına, evlenmemesine bir anlam veremiyor, türlü dedikodular yapıyordu. Ona çok sık sorulan sorulardan biri keyifsiz olup olmadığıyla ilgiliydi, biz de bu soruyu ona sormuş olduğumuzu varsayalım, bakalım neler diyecek Tesla:

Sanata eğilimli insanların şevkleri onları çoğunlukla bir gökyüzüne fırlatır, bir yerin dibine geçirir. Ama özünde çok mutlu bir hayatım olduğunu söyleyebilirim; düşündüğüm ve hayal ettiğim hayatların en mutlusu. Bir mucidin beynindeki bir varlığın bir başarıyı ortaya çıkarmak üzere olduğu sırada hissettiklerini gölgede bırakabilecek boyutlarda bir esrimenin daha olabileceğine inanmıyorum insanın yüreğinde. Böylesi bir duygu insana yemeyi, içmeyi, uyumayı, dostları, aşkı, her şeyi ama her şeyi unutturur.

Nikola Tesla’ya, sanatçı yaradılışına sahip insanlar için evliliğin uygun olup olmadığını sorduğumda sorumu şöyle yanıtladı:

Bir ressam, bir müzisyen, bir yazar için evliliğe evet denebilir; ama bir mucit için hayır! Çünkü bu ilk üçünün ancak bir kadının verebileceği ilhama ihtiyaçları var, aşkları onları daha büyük yapıtlara yöneltir; oysa bir mucidin vahşi arzulu nitelikteki doğası çok yoğundur ve aşkını bir kadına yönelttiği takdirde bilime verebileceği hiçbir şeyi kalmaz. Anabileceğiniz çok sayıda evli barklı mucit olduğunu da sanmıyorum. Bir yandan da üzücü bir durum bu; çünkü zaman zaman kendinizi çok yalnız hissediyorsunuz.

Sayın Tesla, ilk hidroelektrik jeneratörü de Niagara Şelalesi’ne sanırım sizin adınızla kurulmuş, daha sonra da ilginç bir buluşunuz olmuş, bunlarla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Niagara Şelalesi  fot. internet

Niagara Şelalesi
fot. internet

Çocukluğumda Hırvatistan’da Niagara Çağlayanı hakkında bir yazı okumuştum, bu yazı beni adeta büyülemişti. Hayalimde çağlayan sularının döndürdüğü devasa bir tekerlek canlandı. Bunu amcama anlatıp bir gün Amerika’ya gideceğim ve bu hayalimi gerçekleştireceğim, dedim. Aradan otuz yıl geçti ve benim çocukluk düşlerim gerçek oldu. İlk hidroelektrik jeneratörünü 1896’da Niagara Şelalesi üzerinde Tesla adıyla kurdum ve bu sistemle Buffalo’ya enerji götürdük.

En ilgi çekici buluşlarımdan biri de yeryüzünü iletken olarak kullanabildiğim ve yerin bir diyapazon gibi farklı frekanslarda verilen elektrik akımlarına farklı tepkiler verebildiğini gösteren Karasal Durağan Dalga’dır. Bu buluşumdan yararlanarak 40 km. uzaklıktan teller olmadan 200 elektrik ampulünü yaktım. Yalnız yaptığım bazı denemelerde tatsız olaylar da yaşadım. Büyük hasarlara neden oldu bu denemeler, onun için denemeleri bıraktım.

1885’te Westinghouse ile yaptığınız sözleşmenizi 1900 yılında bozup J.P.Morgan’ın desteğiyle birtakım çalışmalar yapmışsınız, yalnız onunla olan birlikteliğiniz de kısa bir zaman sonra sona ermiş. Size başta 150.000 dolar maddi destek sağlayan yatırımcı Morgan sizi neden yarı yolda bıraktı?

J.P.Morgan  fot.internet

J.P.Morgan
fot.internet

Ben elektrik enerjisinin bedava olmasını istiyordum. Morgan’ın 150.000 dolarıyla Long Island’da “Kablosuz Yayın Sistemi”ni kurdum.


Bu öyle bir tasarımdı ki oluşturduğum yayın kulesi telefon, telgraf hizmeti verecek, dünyaya hava durumu, borsa haberleri vb. yayını yapacaktı.

Bir yatırımcı olan Morgan’ın amacı ise tüm bunlardan maddi kazanç elde etmekti, yaptığı destek katlanarak kendisine dönecekti onun hesaplarına göre.

Morgan, yaptıklarımın bedava enerji olduğunu anlayınca mali desteğini çekti. Sizin anlayacağınız onun istekleriyle benimkiler örtüşmedi. Ben parasal olarak çok zor durumlara düştüm. Bedava enerji üretecek yayın kulem alacaklılara çok ucuz fiata satıldı. Herkes, bana deli gözüyle bakmaya başladı. Eee haksız da değiller!!! Dünyanın parasının kazanılabileceği elektrik enerjisinin bedava olmasını isteyen ve bunu da gerçekleştiren biri deli değildi de neydi onların gözünde?

Siz Marconi’den daha önce radyo dalgaları ile ses iletimini gerçekleştirmiş bir bilim adamısınız; ama Marconi radyonun mucidi olarak biliniyor, bununla ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

Nikola Tesla ile RöportajÇok doğru! Benden yıllarca sonra Marconi

Marconi

Marconi

radyoyu icat etti, benim ondan önce yaptığım radyo dalgaları ile ses iletimini gerçekleştirmiş olmam göz ardı edildi. Sen misin paraya önem vermeyen, insanların bedava elektrik kullanmaları için çalışan, yaptıkların hiçbir şekilde ortaya çıkarılmaz işte! Ben bilim adamıyım! Hiçbir zaman ticaret adamı olamadım! Yaşlılığımda çok parasızlık çektim, yoksul bir yaşam sürdüm. Neyse sizin sorunuza döneyim.

Mr. Marconi’ye on yedi patentli aletimi ve çizimlerimi kullanmasından dolayı dava açtım. Mr. Pupin bu davada benim lehime tanıklık yapacağını söylemişti; ama sözünden döndü Marconi’nin tarafına geçti. Uzak mesafelere enerji naklinin benim icadım olduğunun kabul edilmesi üç yılımı aldı.

Ben genelde kırıcı konuşmayan, nazik bir adamım; ancak Marconi’ye öyle kızmıştım ki “Mr. Marconi hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?” diye bir soru sorulunca nezaketi falan bir yana bırakıp “Mr. Marconi… bir eşektir,” dedim. Daha önceleri böyle soruları “aman boş verin, önemsiz” diye yanıtlardım. Şunu inanarak söylüyorum: Bırakın gerçekleri gelecek ortaya koysun, Marconi’yi ve Pupin’i kendi çalışmaları ve başarıları ile değerlendirsin. Şu an onların zamanı; ama gelecek, gerçekte gelecek için çalışmış olanın, benim olacaktır.”

            Nikola Tesla’nın ölümünden sekiz ay sonra ABD Yüksek Mahkemesi “Radyo”nun mucidinin Tesla olduğu yönünde karar vermiştir.

Westinhouse, General Electrik, Marconi ve yüzlerce küçük şirket sizin patentleriniz ile servetlerini büyütürken siz pek çok kişinin ve kurumun saldırısına uğradınız. 1916 yılında kişisel vergilerinizi ödeyemediğiniz için mahkemeye çağrıldınız, bunlarla ilgili neler söyleyeceksiniz?

            Benim icatlarıma hiçbir zaman hak ettikleri değer verilmedi. Bunu pek çok kere dile getirdim ve yazdım. Ben çağımın ötesinde çalışmalar gerçekleştirdim, sanırım insanlık benim açtığım yolda ilerleyecek kadar gelişmemişti. İnsanlar kimi zaman ticari kaygılarla, bencillikle, ahmaklıkla benim icatlarımı aşağıladılar, hor gördüler.

Özellikle Akademi’deki profesörler benim hiçbir keşifte bulunmadığımı öne sürdüler. Bunlar çok saçmaydı, bana büyük haksızlık yapıldı. Benim kendi adıma icadım olmadığını iddia eden Profesör Ames, 1900 yılından önceki icatlarıma kendisi patent vermişti.

Çok uğraşmama rağmen ne yazık ki çoğu zaman icatlarımı uygulayacak mali desteği bulamadım. Yeni projelerimi büyük gösterilerle tanıtmaya çalıştım; amacım çalışmaları finanse edecek kişiyi ya da kurumu bulmaktı.

Waldorf Astoria Oteli

Waldorf Astoria Oteli

Paraya önem vermiyordum; ama iyi bir yaşam sürmeyi de seviyordum. Waldorf-Astoria gibi lüks bir otelde kalıyordum, çok şık giyiniyordum. Tüm bunlardan da vazgeçmek istemiyordum.

935 dolar olan kişisel borcumu ödeyemediğim için mahkemeye çağrılmıştım. Mahkemede hiç param olmadığını Waldorf-Astor’un açtığı kredilerle yaşamımı sürdürebildiğimi söylemek zorunda kaldım. Herkes benim vergi borcumdan dolayı hapse gireceğimi konuşuyordu. Wardenclyffe’in inşa edildiği arazi elimden alınıp satıldı.

Tesla’nın yaşadığı zorluklar onun çalışmalarına sekte vurmadı, o parasızlık, itibar kaygıları içinde bile ellinci yaşında harika türbininin ilk modelini yaptı. Bu türbin ne çeşit kaynak olursa olsun otuz beygirgücü enerji üretiyordu ve üç kilo kadardı. Ondan sonra da iki yüz beygirgücü olan büyük modeller yaptı. Ve şöyle dedi: “Yaptığım, buharın önünde sağlam bir duvar olması gerektiği fikrini çürütmek ve fizikçilerin her zaman bildikleri; fakat yararlanamadıkları iki ilkenin pratik bir uygulamasını gerçekleştirmektir. Bunlar yapışma ve akışmazlık ilkeleridir. Ayrıca yaptığım türbinin kullanım alanları sınırsızdır.”

Tesla, farklı bir aygıt ve bu aygıtın temel prensiplerini keşfetmiş ve yayımlatmıştı. Tesla’nın buluşundan 30 yıl sonra bu aygıta radar adı verilecekti. Tesla, bu aygıtla ilgili şöyle der:

“Durağan dalgalar, telsiz telgrafın ifade ettiğinin ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bunların uygun kullanımı sayesinde, verici istasyonundan yayımlanan dalgalar aracılığı ile dünyanın herhangi bir yerindeki bir nesnenin, örneğin bir geminin, görece konumunu veya seyrini, uzaklığını, hızını tespit etmek mümkün olacaktır.”

Tesla’nın aygıtı 2. Dünya Savaşı’ndan bir iki yıl önce geliştirilen atmosferik atışlı radarın özelliklerini taşıyordu.

Daha sonraları sonar geliştirildiğinde Tesla’nın aygıtının prensiplerine benzer nitelikler taşıdığı görüldü.

Tesla’nın geleceğin radarıyla ilgili fikirlerini hiç kimse önemsemedi. O sıralarda Fransız ve Amerikalı bilim adamlarının birlikte yürüttükleri bir denizaltı dinleme cihazı üzerine yapılan çalışmalar gündemdeydi. Tesla öyle küçük işlerle uğraşmıyordu. Güdümlü füzeler ve kıyamet makineleri üzerine ilgisini yoğunlaştırmıştı.

Tüm dünyaya radar konusunda ilham veren isim Nikola Tesla’ydı; ama genellikle radarla adı anılan İngiliz bilim adamı Robert A.Watson-Watt oldu.

Yaşadığı acı olaylar, her geçen gün parasızlığın yapmak istediklerine engel olması, kendisine yapılan haksız davranışlar onun kişiliğinin zayıf yönlerini ortaya çıkarmıştı. Eskiden çağdaşlarının başarılarını överken artık onları küçük görmeye başlamıştı. Aldatılmalarından dolayı patentleriyle ilgili hiçbir bilgi vermez olmuştu. Ruhen çok büyük ve derin yaralar almıştı.

Gerçek dostlarından ise sevgisini ve yardımını hiçbir zaman esirgemedi, en parasız olduğu zamanlarda bile dostlarına manen ve madden yardımlarda bulundu.

Mark Twain

Mark Twain

1910 yılında en yakın dostu yazar Mark Twain’in, arkadan Morgan’ın ölümü onu çok üzdü, onlarsız yaşam onun için katlanılmaz oldu.

Nikola Tesla’nın yaşamında güvercinler önemli yer tutar. Yıllarca Bryant Parkı’nda güvercinleri besledi. Yaralı ve hasta güvercinleri evine götürüp onları iyileştirmek için uğraştı. Kendisi güvercinleri beslemeye gidemediği zamanlarda mutlaka yardımcılarını gönderirdi. Ona güvercinleri beslemesiyle ilgili soru sorulduğunda şöyle dermiş: “Evet, yıllar boyunca güvercinleri besledim, binlercesini… ve beslemeye de devam edeceğim. KİM BİLİR NE DİYE?”

Ben de Tesla’ya yeni bir soru yöneltiyorum:

Sayın Tesla, siz Edisonla yaşamınız boyunca rakiptiniz, tatsız durumlar yaşadınız. AIEE Edison Madalyası’nın size verilmesini nasıl karşıladınız?

Bu olay, beni her zaman acı acı güldürmüştür. Edison’la ömür boyu çekiştik ve yaşamımın son dönemlerinde bana başarılı çalışmalarımdan dolayı Edison Madalyası verildi. Trajikomik değil mi? Ben bu madalya için seçilmek istemedim; ama kendisi de Edison Madalyası’na aday gösterilen, başarılı bir mühendis olan dostum B.A.Behrend benim bu madalyayı almamı çok istedi.

Ona:”Beni onurlandırdığınızı düşünerek görünümüme bir değişiklik katmış olacaksınız; ama enstitünüzün büyük bir kısmını besleyen yaratıcılığımı hayata geçirebilmek için ihtiyaç duyduğum desteği bulabilmek için çabalamaya, sürünmeye eskisi gibi devam edeceğim,” dedim. Bu kadarla da kalmayıp Edison hakkında o zamana kadar kişisel duygularımı açıklayan hiçbir şey söylememiştim; ancak kendimi tutamayıp: “Bu madalyayı bana vermekle Nikola Tesla’yı onurlandırmış olmayacaksınız, bilakis kendisine ait olmayan zaferler üzerinde yükselen Thomas Edison’u onurlandırmış olacaksınız, diye devam ettim sözlerime. Ancak Behrend beni sürekli ziyarete geldi, madalyayı kabul etmemi rica etti. O benim iyi dostlarımdan biriydi, sonunda madalyayı kabul ettim.

Behrend, Tesla’ya yapılan haksızlıkları biliyor ve bundan büyük üzüntü duyuyordu.

Paraya önem vermeyen Tesla ne yazık ki ömrü boyunca icatlarını, hayata geçirmek için mali destek aramış, lüks yaşamı sevdiği halde yaşlılığını kötü otel odalarında geçirmiş, parasızlıktan son dönemlerinde laboratuar kuramamış, yaşamının anlamı olan deneylerinden uzak kalmış.

Dikey kalkış ve iniş yapabilen hafif uçağının patentleri için 1921 ve 1927 yıllarında başvurmuş. 1928’de 72 yaşındayken bir prototip üretmeden uçağın patent haklarını almış. Tesla’nın dikey kalkış fikri ancak ölümünden on yıl sonra işlerlik kazanmaya başlamış.

Tasarımları arasında jet itişli, dört tekerlekli hem havada hem karada gidecek tarzda bir aeromobil ve gezegenler arası gidebilecek bir gemi de bulunmakta olup bunlar Belgrat’taki Nikola Tesla Müzesi’nde sergilenmekteymiş.

Yıllarca onun ölüm ışınını bulduğu söylenmiş; ancak Tesla bu konuda hiçbir açıklamada bulunmamış. Yine onun ışınlanmayı bulduğu da konuşulan ve yazılan konulardan biriymiş.

Acaba ışınlanmayı bulmuş muydu? Kendisi diğer yıldızlarda da yaşam olduğuna inanıyor ve onlarla iyi komşuluk ilişkileri kurmayı hayal ediyordu. Bugünün teknolojisini oluşturanlardan biri olan Tesla, keşfetmediklerini de hayalinde canlandıran biri…

Yeterli mali desteği ve uygulama alanlarını bulabilseydi bugün belki de gerçekten diğer yıldızlardaki canlılarla dostluğumuzu ilerletebilirdik. Ya da tam tersi olurdu, dünyanın her yerinde savaşları başlatan, dünyayı kan gölüne çeviren kötü güçler diğer gezegenlere de dostluk yerine savaş götürürlerdi.

Tesla, Amerikan vatandaşıydı ve 60 yıl Amerika’da yaşadı; ancak Amerika ona gereken değeri verdi mi?

Okuduklarımdan çıkardığım kadarıyla Amerika’nın ona ne yaşarken ne de ölümünden sonra değer verdiğini düşünüyorum.

Nikola Tesla’ya yaşamının son yıllarında Yugoslav Hükümeti’nin desteği ve soydaşlarının bağışlarıyla bağlanan yıllık 7.200 dolarlık maaş olmasaydı, Tesla o yılları sefalet içinde geçirecekti.

Tesla, Amerika’nın çeşitli yerlerinde ve birçok Avrupa ülkesinde seminerler vermiş. Hem Amerikan üniversitelerinden hem de yabancı üniversitelerden, pek çok akademiden, Avrupa Devletlerinden sayısız ödüller almış.Liberty gemisine Nikola Tesla adı verilmiş, gemi 1943’te denize indirilmiş. Sayısız uluslar arası ödülü olan Nikola Tesla adı 1975 yılına kadar Ulusal Mucitler Onur Salonu’nda yer almamış.

Bilim editörü Hugo Gernsback, Tesla’nın yetmiş beşinci yaşında şunları söylemiş: “Eğer bir mucitten, yani sadece kurulu düzeni geliştiren bir kimseden değil de bir yaratıcıdan ve bir kâşiften söz etmek gerekirse şuna hiç şüphe yok ki sadece içinde bulunduğumuz zamanın değil, tarih boyunca gelmiş geçmiş tüm dönemlerin en büyük mucidi eşsiz dehası ile Nikola Tesla’dır. Onun devrimci olduğu kadar temel nitelikteki keşiflerinin entelektüel dünyada bir eşine daha rastlanamaz.”

            Tesla’nın ölümünden sonra Tesla’nın çalışmalarına FBI tarafından el konulmuş ve Nikola Tesla’nın kayda değer bir çalışması olmadığı açıklanmış dünyaya(!)

Tesla’nın 1943’te biyografisini yazıp yayımlayan John O’Neill ve Tesla’nın yakınları böyle bir şeyin doğru olmadığını ve Tesla’nın birçok çalışmasının yok olduğunu söylemiş ve yazmışlar.

Nikola Tesla’nın eşyaları Yugoslavya’ya gönderilmiş, Yugoslavya’nın Belgrat şehrinde Nikola Tesla Müzesi kurulmuş.

Nikola Tesla insanla ilgili düşüncelerini şöyle belirtmiş: “İnsan genel anlamıyla bir gücün harekete geçirdiği bir kitledir. Bu nedenle mekaniğe hükmeden kanunlar insan için de geçerlidir.

            İnsanın ilerlemesini kontrol eden enerji üç şekilde arttırılabilir.

Birincisi, yaşam şartlarının, sağlık koşullarının ve insan genetiğinin iyileştirilmesi,

İkincisi cehalet, delilik ve dinsel köktendincilik gibi ilerlemeye engel olan etkilerin ortadan kaldırılması,

üçüncüsü ise güneş, okyanus, rüzgâr, gelgit gibi doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmaya başlanması.”  

Nikola Tesla Müzesi Belgrat-Sırbistan  fot. internet

Nikola Tesla Müzesi
Belgrat-Sırbistan
fot. internet

19. yüzyılın ortasında doğan Tesla, 21. yüzyıl insanının reçetesini ne güzel vermiş! Biz 21. yüzyıl insanları tüm bunları yaşama geçirebilme gücünü kendimizde bulabilecek miyiz? Ben umutluyum…

 

 

 

 

 
 

 

NİKOLA TESLA’YI TANIMAK

“Para insanların kendine biçtiği kıymete haiz değildir. Benim bütün param deneylere yatırılmıştır. Bunlarla yeni keşiflerde bulunup insanoğlunun yaşamını biraz daha kolaylaştırmasını sağlıyorum.” Nikola Tesla 
My Inventions- Nikola TeslaNikola Tesla/1879 Fot. İnternet

Nikola Tesla'yı Tanımak

“Sanayiden Nikola Tesla’nın icatlarını söküp çıkarsaydık çarklar dönmez olur, elektrikli trenler ve tramvaylar durur, şehirlerimiz karanlığa gömülür, atölyelerimiz işsiz kalırdı. Evet onun çalışmaları endüstrinin kolu bacağı olmuştur… Adı elektrik biliminin gelişiminde bir çağa damgasını vurmuştur. Çalışmaları devrimler yaratmıştır…” bu sözleri önemli bir bilim adamı ve mühendis, aynı zamanda Tesla’nın dostu olan B.A. Behrend söylemiş.

1856-1943 yılları arasında yaşamış olan Nikola Tesla’nın adını geç duyanlardan biriyim. Daha önce bu adı duyup duymadığımı sordum kendime. Ortaokulda veya lisede fen derslerinde onun buluşlarından söz edilip edilmediğini düşündüm; ama bu adı hiç anımsayamadım. Daha önce onunla ilgili bir bilgi edinmiş olsaydım unutmazdım.

Nikola Tesla 9 Ekim 2014 / Fot. Sarony

Nikola Tesla
9 Ekim 2014 / Fot. Sarony

Thomas Edison’u, Marconi’yi, Einstein’ı nasıl biliyorsam Tesla’yı da bilmem gerekirdi. Kafamı bir sürü soru kurcaladı. Behrend’in dediği gibi bir bilim adamıysa Tesla; o zaman neden fen kitapları, fen öğretmenleri, radyolar, daha sonra da televizyonlar bizlere onu tanıtmadı. Bu durumun Tesla’ya yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Onun hakkında bilgi edinmek için internette onun hakkında yazılmış olan yazıları okudum. Bu yazılar beni bilgilendirdi ve bir o kadar da meraklandırdı. Tesla’yla ilgili bir kitap okumak için müthiş bir arzu duydum.

Margaret Cheney’in Tesla’yı anlatan, Okhan Gündüz tarafından dilimize çevrilmiş, 2002 yılında Aykırı Yayıncılık tarafından ülkemizde yayımlanmış olan Anlaşılamamış Dahi” adlı kitabı okudum.

Onu araştırıp yaptıklarını öğrenince çok heyecanlandım, ben daha önce onunla niye tanışmadım diye hayıflandım. Hayıflanmanın bana bir yararı olmayacağını anlayıp Tesla’nın yaptığı çalışmaları düşünmeye başladım. Uzun zamandır düşünüyorum onu. Onun yaptıklarını ve yapmak istediklerini yazmak ve herkese anlatmak istiyorum.

Büyük bir bilim adamı olan Tesla’yı nasıl anlatacağımı açıkçası bilmiyorum. Dağ gibi bir adam ona yaklaştıkça onu göremez oluyorum.

Onunla röportaj yapmayı düşünüyorum. Onunla konuşmak, onun düşüncelerini, yaptıklarını kendi ağzından dinlemek heyecan verici olacak. Çoğu kişi, Tesla’nın 1943 yılında 87 yaşında öldüğünü, bu röportajın yapılamayacağını düşünebilir; ancak bir bilim adamı, bir sanatçı, bir yazar, bir şair gerçekten ölümlü müdür? Yoksa yapıtları o kişileri ölümsüz mü kılar?

Bana göre geleceğe çalışmalarıyla, yazılarıyla, eserleriyle ışık tutanlar hiçbir zaman ölmezler, onlar ölümsüzlük denizinde yerlerini alırlar. Bu kişiler, zaman zaman unutulsalar ya da unutturulsalar da hiçbir zaman yok edilemezler. Birileri çıkar onları gelecek kuşakların yaşamlarına katar, onları yeniden canlandırır.

İşte Tesla da son yıllarda ülkemizde ve başka ülkelerde pek çok kişinin ilgisini çeken bir dahi, zamanının çok ötesinde olan, yaşadığı dönemde tam anlamıyla anlaşılamamış, olağanüstü bir beyne sahip mucit, fizikçi, elektrofizik uzmanı. Elektrik üzerine yaptığı sayısız deneyleri ve buluşları var. 26 ülkede kendisine ait 300’e yakın patenti bulunmakta.

Bir kaza sonucu 12 yaşında ölen ağabeyi Daniel’in ölümü o zamanlar 5 yaşında olan Tesla’yı derinden sarsmış ve tüm yaşamında  Daniel’in ölümünün etkileri görülmüş, takıntılı bir kişiliği oluşmuş. Özel yaşamıyla ilgili kimsenin doğru dürüst bildiği bir şey yok. Yaşadığı dönemde onun yaşamı hep merak konusu olmuş.   Bence önemli olan onun özel hayatı değil bilim alanında yaptıkları.

Bir bilim adamını, bir yazarı, bir şairi, bir ressamı özel yaşamıyla mı değerlendiririz yoksa yapıtlarıyla mı? Sanatçının yapıtları bize doğrudan kendisini anlatmaz mı? Nikola Tesla’nın yaşamı, bilime adanmış bir yaşam! Hayatında bilimden daha önemli bir şey yok! Elektrik onun ömrü boyunca taptığı büyük aşkı!

Nikola Tesla Elektrik onun büyük aşkı... Fot. İnternetten

Nikola Tesla
Elektrik onun büyük aşkı…
Fot. İnternetten

Beyni bilimle yatıp bilimle kalkıyor. Sürekli icatlara gebe olan ve doğuran; doğurduklarını büyüten, geliştiren; yeniliklere aç, doymak bilmeyen, yeni buluşlarının daha yenilerini getirdiği olağanüstü bir beyin sahibi Tesla. Keşiflere sonsuz bir açlık duyan, dur durak bilmeyen, sınır tanımayan, sonsuzluğa, geleceğe yolculuk yapan bir beyin.

Zamanında hak ettiği değeri bulamamış; daha doğrusu çağdaşları, iş adamları, kamuoyu tarafından anlaşılamamış bir deha Tesla. Anlaşılamayan düşüncelerden, kişilerden genellikle korkulur, çekinilir. O düşünceler ve düşünce sahibi kişiler çılgın olarak nitelendirilir ve dışlanırlar. Anladığım kadarıyla Tesla da dışlanmış, çoğu icadı göz ardı edilmiş; ama pek çok buluşu da başkaları tarafından kullanılmış ve Tesla’nın buluşları kendisinden çok o kişilere servetler kazandırmış.

Nikola Tesla'yı Tanımak

Zamanının çok ilerisinde olan Tesla 87 yaşında ölmüş, o 140 yıl yaşayacağını düşünürmüş. O düşündüğünden çok daha fazla yaşayacak; zira buluşlarıyla, düşünceleriyle, hayalleriyle sonsuzluğu yakalamış durumda.

Nikola Tesla’yı tanımaya, icatlarını anlamaya çalıştıkça hem çok şaşırıyor hem de büyük bir saygı duyuyor, günümüz teknolojisinin bu derece ilerlemesinde onun büyük emeği olduğunu anlıyor; ancak ona gereken değerin verilmediğini görüp üzülüyor insan.