VALENCİA

Gemimiz Valencia’ya girdi, hava kapalıydı, gemiden inince yağmur yağdığını fark , ettik, yağmurda şehri dolaşmak zor olacaktı. valencia 046-aÇıkışta bir otobüs vardı, ama biz ona binmedik.Biraz yürüyünce aslında üstü açık olan ama yağmurluk giymiş bir otobüse bindik, otobüsün yağmurluğu bizi de ıslanmaktan koruyacaktı, adam başı 14 euro verdik, şehri otobüsle dolaşmak için.

valencia 049-a

valencia 050-a

Valencia

valencia 053-a

Valencia

valencia 052-a

Valencia

Valencia M.Ö. 138 yılında Romalılar tarafından kurulmuş. Valencia güç, kuvvet anlamına geliyormuş.

Yedinci yüzyılda Araplar Valencia’ya yerleşmiş. Ve uzun süre (beş yüz yıl) müslümanların yaşadığı bir yer olmuş burası. Aragon kralı 12. yüzyılda Valencia’yı yüzyıllar sonra hristiyanlaştırmış ve Valencia Krallığı kurulmuş.

20 yy.da Valencia İspanya’nın en önemli kentlerinden biri haline gelmiş. Nüfus kalabalıklığı yönünden İspanyanın üçüncü kentiymiş. Burada kullanılan dilin İspanyolca olduğunu düşünürüz, birden buranın Katalan Bölgesi olduğunu anımsarız o zaman Valencia’da mutlaka Katalanca konuşuluyor deriz, ama yine yanılıyoruzdur.   Valencia’da konuşulan dil Valenciaca’ymış. Valenciacaya Katalancanın güney aksanı dense de  Valencialılar  bunu kabul etmiyor, Valenciacanın farklı bir dil olduğunu söylüyorlarmış,  gerçi resmi dili İspanyolca olsa da ikinci resmi dilleri  olarak Valenciacayı kullanıyorlar.

.Otobüsle gezerken kentte tarihi binaların ve modern binaların bir arada olduğunu, Valencia’da Old Town denilen Eski Kent’te tarihi binalara dokunulmadığını gördük; bu eski kentte oteller, kafeler ve gece kulüpleri bulunuyormuş. Ayrıca otobüsle ıslanmadan kenti dolaşırken şemsiyeleriyle yağmur altında yürüyenleri gördük arkalarında tarihi binalar bizim gibi onları izliyordu…

DSC04557-a

Valencia

valencia 067-a

Valencia

valencia 159-a

Valencia

valencia 069-a

Valencia

DSC04511-a valencia

Valencia

valencia 073a

Valencia

C

DSC04561--a valencia

Valencia

valencia 061 a

Valencia

Modern yapılardan ve Old Town’daki eski yapılardan da çok etkilendik. Modern mimarinin en güzel örnekleri sayılan modern binalar  Bilim ve Sanat Kenti’ni oluşturuyor. City of Arts and Sciences denilen bu kent çok büyük ,fütüristik yapılardan oluşmuş. Bu bilim ve sanat kenti 1996 yılında Valencialı mimar Santiago Calatrava tarafından planlanmış. Neler yok ki bilim ve sanat kentinde Palau De Les Arts Reina Sofia denilen opera binası, Hemisferic( IMAX Sinema Salonu), Pek çok değişik etkinliğin yapıldığı AGORA, Umbracle(Botanik Park) ve Oceanografic(Akvaryum)

Geleceğe yönelik binaları hayranlıkla izledik. Yağmur durmayınca Avrupa’nın en büyük akvaryumu olan Oceanografic’e girelim dedik ve girdik. Çok büyük bir akvaryumdu, akvaryumda 500 farklı türden 45.000 deniz canlısı bulunmaktaymış. Bizler akvaryumların geri planlarını hiç düşünmeyiz. Bu kadar canlı nasıl doyar, ne yer, bu kadar büyük akvaryum nasıl temizlenir. Tüm bunlar hiç aklımıza gelmez.

DSC04530-a

Valencia

valencia 092aBir balık adamın akvaryumu temizlediğini görünce aslında büyük bir fabrikada bulunuyormuşuz duygusuna kapıldım.

DSC04519-a

Avrupa’nın en büyük akvaryumu Oceanografic’deki Sübye ve üstte  ve altta değişik balıklar

valencia 091-a

valencia 144a-ay balığı

Oceanografic’teki Ay Balığı

Akvaryumda gördüğüm bir balık çok ilgimi çekti, daha önce o balığı görmemiştim, bu balığın adı ‘Ay balığı’ imiş. Ondan başka çok sevimli hareketler yapan fokbalığı vardı herkesin gönlünü kazandı ve izleyenler sevgi gösterilerinde bulundu.

valencia 108-a

Valencia’daki Akvaryumdaki Oyunbaz Fokbalığı.

valencia 138-a

Valencia Akvaryumu

valencia 106-a

Akvaryumdaki Bir Deniz Atı

Daha sonra Yunus Balıkları’nın ve eğitmenlerinin gösteri yaptığı Yunus Parkı’na gittik, gösterileri güzeldi; ancak Yunusların o gösteriyi yapabilmeleri için ne büyük acılar çektiğini hepimiz biliyoruz. İnsanların dostu olan Yunusların, saatte 40 kilometre yüzebildikleri, 300 metreye daldıkları, günde 130 kilometre yol yapabildikleri biliniyor, özgür olan Yunuslar ne kadar büyük olursa olsun bir havuzda ne kadar mutlu olabilirler. Biz doğada Avşa Adası civarında Yunuslara çok rastladık, hele bir keresinde Ekinlik Adası’nın arkasında bizlere çok özel şovlar yaptılar izlendiklerinin farkında olmadan, kaç kişi onları doğal ortamında oyun oynarken görebilir ki… Onların havalara fırlayıp suya büyük bir gürültüyle atlamaları olağanüstüydü. Öylesine özgür ve mutluydular ki…

valencia 128

Yunus Parkı’ndaki Gösteri

Biz Valencia’da Yunus Parkı’na gittik; ama sizler gitmeyin! Çünkü Yunus Parkları’nda Yunusları ölü balıklarla besliyorlarmış. Hareket etmeye alışık olan Yunuslar, az hareket ediyorlarmış. Hem zihinsel hem de bedensel olarak az hareket eden Yunuslar çok sıkıntılı ve sinirli olabiliyor, sonuçta intihar edebiliyor, birbirlerine zarar verebiliyorlarmış. Yaptıkları hareketler dişi Yunusların bebeklerini kaybetmelerine neden oluyormuş. İnsanlar terapi için çocuklarını Yunus Parklarına götürüyorlarmış; bebeğini kaybetmiş veya dişisinden ayrı kalmış, özgürlüğü elinden alınmış bir Yunus sizin çocuğunuza nasıl yardımcı olabilir? Yunusların her zaman gülümsedikleri söylenir, evet öldükleri zaman da gülümsüyorlar ne yazık ki!

Fotoğraflar: Mithat Okay, Detlef Bringmann

 

Reklamlar

AİDABELLA GEMİSİ İLE AKDENİZ SEYAHATİ

Denizde olmayı, deniz araçlarıyla gezip dolaşmayı çok severim. Kuzenim Mine ile eşi Detlef, Köln’den bize konuk olarak gelmişlerdi. Dünyanın pek çok yerine gemiyle seyahat eden çifte, gemiyle seyahati çok sevdiğimizi söyleyince onlar ‘uygun ve güzel bir gemi turu bulursak hep birlikte gider miyiz?’ diye sordular. Biz onların sorularına olumlu yanıt verdik. Misafirlerimiz birkaç gün kalıp evlerine döndüler. Günlük yaşamımıza devam ederken onlarla konuştuğumuz gemi seyahatini unutup gittik. Biz bunu unuttuk da Mine ile Detlef unutmamışlar. malta-valetta-mdina 022-AİDABELLA AGTam tarihi hatırlayamayacağım da aşağı yukarı aradan üç-dört ay geçti, Mine telefon etti, Aida bella gemisi ile Akdeniz’e bir seyahate ne diyeceğimizi sordu, olumlu yanıt verirsek gezi biletlerini alacağını söyledi. Bu gezinin altı ay sonra olacağını söyleyip gezi haritasını gönderdi. Türkiye’de değil altı ay sonranın planını yapmak, ertesi günün planını yapmanın bile zor olduğunu bile bile tamam dedik. O gemi biletlerini aldı, biz de Köln’e gidecek uçak biletlerini aldık. Köln’e vardığımızda seyahatin ücretini onlara verecektik.

DSC01501-kar a

İstanbul’da Kar

İstanbul’da 2010 yılının Ocak ayı karlıydı; Köln’e gideceğimiz uçağın kalkıp kalkmayacağı şüpheliydi. Neyse kar yağışı yağmura döndü de uçaklar normal seferlerine çıkabilecek duruma geldi. Bir cuma akşamı Bakırköy’den Sabiha Gökçen Havaalanı’na gitmek tam dört saatimizi aldı. Yeğenimiz bizi arabasıyla havaalanına götürüyordu. Cuma akşamı hava yağışlı ve işten çıkanlarla trafik öylesine kötüydü ki… Üstelik Bakırköy’den saat beşte yola çıkmıştık. Saat erken en geç saat yedide orada oluruz diye düşündük. Uçağımız dokuzdaydı. Ama ne mümkün biz ancak dokuzda havaalanında olabildik. Uçağı kaçırdığımızı düşünüyorduk ki Havaş’ın aracının da trafiğe takıldığını uçağın kalkmadığını; ancak on birde kalkabileceğini öğrenip rahatladık.

köln-mayorka 006köln-bonn havaalanı a

Köln-Bonn Havaalanı

Neyse üç saatte Köln’e vardık. Bakırköy’den havaalanına dört saatte, Köln’e ise üç saatte gittik. Köln’de de her yer karla kaplıydı.

köln-mayorka 017 a

Köln’den Mayorka’ya giderken

köln-mayorka 049a

Mayorka Adası’nın Uçaktan Görünüşü

Ama biz ertesi günü uçakla Mayorka’ya gidecektik. Gemimiz Aidabella bizi orada bekliyordu, on beş gün sürecek bir yolculuğa çıkacaktık.

köln-mayorka 054 a

Mayorka’nın Palma Limanı’nda Aida Bella Gemisi

Mayorka Adası’nın Palma şehrinden yola çıkıp önce İspanya’nın Malaga, Cartegena, Valencia ve Barselona Limanlarına uğrayacak oradan Fransa’nın Marsilya şehrine, daha sonra İtalya’nın Napoli Limanı ve Civitaveccia’ya gidecek, Civitaveccia’dan Sicilya’ya, Sicilya’dan Malta’ya, Malta’dan Tunus’a, Tunus’tan Mayorka’ya, Mayorka’dan da Köln’e uçakla geri dönecektik.

Uçağımız Mayorka(Mallorca) hava alanına indi, uçaktan bineceğimiz gemiyi limanda görmüştük. Bir otobüs bizi gemiye götürecekti, otobüse bindik; ancak saat erken olduğu için bizi Palma’da gezdirdiler, önce yeni çiçek açmış badem ağaçlarını gösterdiler. Ağaçlar küçüktü; ama onlar badem yetiştirmekten  ve badem ağaçlarını bizlere göstermekten çok mutluydular. Biz İstanbul’a Marmaris’ten gelmiştik ve Mayorka’yla Marmaris’in hava sıcaklığı aşağı yukarı aynıydı. Marmaris’in köylerinde bütün badem ağaçları çiçek içindeydi, köyler sanki beyaz gelinlik giymiş gibiydiler. Üstelik bademler alabildiğine boyluydu, bu yüzden Palma’daki badem ağaçları bizi pek etkilemedi..

Badem ağaçlarını gördükten sonra, Palma’ya yakın bir Orta Çağ  köyü olan Vallde Mossa(Musa’nın Vadisi)ne gittik. Burası hoş bir yerleşim yeriydi; daracık taş sokaklar, pencereleri yeşil boyalı taş evler, evlerin duvarlarına yerleştirilmiş saksılar içindeki çiçekler çok çok güzeldi.  İnsan, yüzyıllar öncesinden kalan evleri, sokakları görünce kendini Orta Çağ’da gibi hissediyor. Orada epey dolaştıktan sonra Palma’ya döndük.

DSC04187-Palma a

Bellver Kalesi/ Palma-Mayorka Adası

Gemimiz hâlâ hazır değildi, bizi gezdiren tur şirketi bu sefer Palma’da çok eskilerde yapılmış Bellver Kalesi’ne götürdü bizi.

DSC04181-Palma a

Palma Katedrali ve Marina/ Mayorka Adası-İspanya

Yapının manzarası harikuladeydi. Tam karşımızda Katedral ve marina kendilerini olanca güzellikleriyle gösteriyorlardı. İyi ki gemi hazır değildi de bu güzelliği gördük diye düşünmeden edemedik. Güneş katedrale vurmuş sarı olan binayı neredeyse kızıla boyamıştı.

DSC04179

Aidabella Palma Limanı’nda

Neyse hava kararmadan AidaBella’nın hazır olduğunu öğrendik, otobüsümüz bizleri gemiye bıraktı.

Fotoğraflar: Mithat Okay-Detlef Bringmann